Türkiye’nin en büyük çevre ve yaşam hakkı davası olan Cerattepe’nin karar duruşması, eylem yasağı ve polis ablukası altında görüldü. Avukatlar ise reddi hâkim talebinde bulunarak duruşma salonundan ayrılmak zorunda kaldı.

Dava, Cerattepe’de “ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) Olumlu Raporunun İptali” istemiyle 751 gerçek ve tüzel kişi ve 61 avukat ile Cengiz Holdinge bağlı ETİ Bakır A.Ş. tarafından işletilecek madene karşı açılmıştı. Bu anlamda, en geniş katılımlı ve emsal teşkil edecek bir çevre davasıydı.

Ancak, duruşma öncesinde “OHAL” gerekçesiyle getirilen eylem yasağı ve müdahalelerle katılımcılar, savunucular ve avukatlara yıldırma politikası izlendi. Gece saatlerinden itibaren Rize İdare Mahkemesi’ne gelmeye çalışan dava müdahilleri yolda birçok engellemeye, çevirmeye maruz kaldı. Yılmayan hak savunucuları, yine ancak binbir türlü aramalardan geçerek duruşma salonuna girebildi.

Sabah saatlerinde başlayan duruşmada, Avukat Mehmet Horuş, polisin yolda uyguladıklarına değinerek, “Avukatlar dahi yolda 3 kez arandı. Gelemeyenler var. Davanın ertelenmesini ve uygun fiziksel koşullarda tekrar yapılmasını talep ediyoruz. Bu baskı altında karar verilmesinin adil yargılamayı zedeleyeceğini düşünüyoruz” dedi. Avukat Bedrettin Kalın da, Artvin halkına yönelik tehditler altında duruşmanın yapıldığını savundu. Mahkeme heyeti ise bu itirazı reddederek davanın görülmesine karar verdi.

Söz alan Avukat Bedrettin Kalın, projenin baştan savma ve tutarsız olduğunu böyle açıkladı: “ÇED raporunda “taşıma”en önemli problem gibi görünüyordu. Firma bu sorunu teleferik hattıyla çözdüğünü iddia etti. Oysaki teleferik hattı ruhsat alanının dışında. Bu proje için ayrıca ÇED raporu hazırlanmalıdır. Kaldı ki bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi teleferik 12 yıl boyunca yılda 365 gün 24 saat kesintisiz çalışsa bile toplam 292bin ton taşıma kapasitesine sahip. Oysaki raporlanan toplam rezerv 500 bin ton. Yani telefetik taşıma sorununu çözmüyor” dedi ve ekledi: “Bilirkişi raporunu 10 bilim insanı hazırlamış; 8’i KATÜ’den. ÇED raporunu hazırlayanlar arasında da KATÜ’den olanlar var. Bu kanuna aykırı çünkü ÇED raporunu düzenleyenlerle bilirkişi raporunu hazırlayanlar aynı üniversiteden olamaz diye danıştay kararı var.

cerattepe-2016-19-eylul-davaTMMOB Yönetim Kurulu üyesi Cemalettin Küçük de, teleferik projesinin çevreye verilen zararı azaltacağını belirten bilirkişi raporuna yönelik eleştirileri sundu. Bilirkişi raporunun bilimle ve mühendislikle alakası olmadığını ifade eden Cemalettin Küçük, “Bilirkişi raporu alıntı metinlerden oluşturulmuştur. Dolayısıyla önceki bilirkişi raporları dikkate alınmalıdır. Bu raporu ben hoca olarak değerlendirsem notum ’sıfır’ olur ve ders tekrarı yapması gerekir” dedi.

Ayrıca Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 12 sayfalık hukuki görüşünü sundu ve “2009/7 genelgesi anayasanın 138. maddesine aykırıdır. Kaldı ki bu genelge Cerrattepe davasına uygulanamaz. Yargıyı da araç haline dönüştürerek anayasasızlaştırma süreci işletiliyor” diyerek yaşanan hukuksuzluğa dikkat çekti.

Prof. Dr. Doğan Kantarcıoğlu ise ÇED raporunda kendisine ait bir bilimsel çalışmadan kaynasız bilgi alındığını şöyle belirtti: “Raporda bana ait, ‘Toprak’ kitabından aynen kaynak göstermeden alıntı yapmışlar. Benim tarifleri yürütmüşler. Tembellik yapmışlar. Benim yaptığım toprak tanımlamalarını almışlar. Kısa zamanda bir raporu yazmak, daha doğrusu ‘kopyala yapıştır’ yöntemi ile parayı cebe indirmek istiyorsanız böyle şeyler yaparsınız. Bunlar uygun işler değil. ÇED raporlarını düzenleyenler bilimsel bakımdan ahlak dışı işler yapıyor. Bu ÇED raporuna güvenilmez.”

Avukatlar, duruşma öncesinde ve esnasında yaşanan gelişmeleri gerekçe göstererek reddi hakim talebinde bulundu ve salonu terk etti. Böylece talep, yaklaşık bir ay sürecek ve üst mahkeme olan Samsun Bölge İdare Mahkemesi’ne gidecek ve gerekçeler burada incelenip temyiz yolu açık bir karar verilecek. Şayet, talep kabul edilirse yeni bir mahkeme heyeti davaya bakacak. Kabul edilmezse, aynı mahkeme heyeti kararı verecek.

Tehditlerle, eylem yasağıyla, adil yargılama koşullarının yerine getirilmemesiyle, mahkeme aleniyetliği ilkesinin engellenmesiyle, bilimsellikten uzak raporlarıyla başından sonuna kadar hukuksuzluklarla dolu bir süreç yaşandı. Ancak tüm engellemelere rağmen Artvin için, doğa ve yaşam hakkı için verilen mücadele devam ediyor!

Kaynak: Evrensel, Sendika, Twitter, Cumhuriyet