Geride bıraktığımız 2018 yılı, yerli ve yabancı sinemada geçtiğimiz yılları oldukça aratır cinstendi. Ama içlerinde kalplere ve ruhlara işleyen öyle yapımlar vardı ki, demeyin gitsin. Gaia Dergi yazarlarından Deniz Ali Tatar, Avni Onur Sevinç ve Birkan Bayındır, 2018’de kendileri için en etkileyici filmleri yazdılar. 

Deniz Ali Tatar, 2018 yılında kendisi için sinema açısından en başarılı yerli ve yabancı yapımları bir araya getirip listeledi. Yerli yapımlardan Kelebekler, Daha, Ölümlü Dünya, Sofra Sırları ve Güvercin; yabancı yapımlardan In The Fade, Three Billboards Outside Ebbing Missouri, Cold War ve Call Me By Your Name gibi başarılı filmler öne çıkıyor.

Avni Onur Sevinç ise, bilim-kurgu filmleri açısından kendisine en yakın filmleri sıraladı. I Think We’re Alone Now, Mute ve Anon’u merak edenler bu değerlendirmeye göz atmadan geçmemeli…

Birkan Bayındır ise, bu yıl kendisini oldukça etkileyen The Bookshop, Mary Shelley ve Ahlat Ağacı filmleri hakkında fikirlerini sundu.

AVNİ ONUR SEVİNÇ

Bu yıl bilim-kurgu severler için çok iç açıcı bir yıl değildi, yinede ilk 3 filmi belirlemekte biraz zorlandığımI söylemek isterim. İlk sırada Reed Morano’nun yönetmenliğindeki distopik “ I Think We’re Alone Now ” film var. Filmle ilgili detaylı bilgiyi için daha önceki yazıya göz atmak isteyebilirsiniz. Fragmanı da ekliyorum, daha hızlı izlenim almakta fayda olabilir. 

İkinci sırada dualitenin uyumlu gelişimini konu alan “Mute” Sessiz Kahraman filmini bulabilirsiniz. Filmle ilgili detaylı bilgiyi için daha önce hazırladığımız yazıya göz atmak isteyebilirsiniz. Baş kahramanımız gelenekleri gereğince ameliyat olmadığı için dilsiz kalmış bir Amish. Konu duygusal bir ilişkiden başlayıp kurtuluşa kadar gidiyor. Fragmanı izlemekte fayda var. 

İlk üçteki son filmimiz de Baş rollerde Clive Owen’i gördüğümüz ve yönetmenliğini Andrew Niccol’ün yaptığı Anon. Filmde Owen’den başka Rosalba Martinni, Doug Murray dikkat çekiyor. Bir dizi çözülmemiş cinayeti çözmeye çalışan dedektif Sal Frieland (Clive Owen), sistemi altüst eden ve ortadan kaybolan bir kadına (Amanda Seyfried) rastladığında filmin kurgusu da başlıyor. Çünkü daha önce kimse sistemi böylesine kullanamamıştı. Kadının hiçbir kimliği, geçmişi veya kaydı olmaması dedektif açısından “şok” bir olaydır. Uzun zamandır. En son The Knick dizisinde Dr. John W. Thackery olarak gördüğüm Owen’i izlemek bana iyi gelmişti. Sizlere de öneririm yıl bitmeden yapacağınız iş çok…

BİRKAN BAYINDIR

The Bookshop, Mary Shelley ve Ahlat Ağacı bu yıl benim için oldukça başarılı filmlerdiler….

Mary Shelley, vizyona gireceği haberleriyle bile edebiyat severlerde heyecan uyandıran bir filmdi. Beyaz perdeye aktarılan gerçek hikaye, izleyenlere ata ekilin evrimini göstermesinin yanında, bir kadının bilimkurguyu var etme serüvenini de sunar.

The Bookshop, kendisine miras kalan bir evı sahaf yapma hayaline hayat veren bir kadının verdiği yaşam dolu mücadeleyi beyaz perdeye taşır.

Ahlat Ağacı, taşra edebiyatı tartışmalarıyla ve aldığı, alamadığı ödülleriyle çok konuşulan, Nuri Bilge Ceylan filmidir. 

DENİZ ALİ TATAR

Her yıl olduğu gibi ben 2018 yılında da, yine sinemaya tutundum ve ondan güç alarak muhabbetlerimizi devam ettirdim. Bu yıl birkaç film festivali de takip ettim, oralarda da güçlü filmler izledim. Yerli yapımlarda iddialı filmler bir aradaydı. İlk 4 filmimi değerlendirsem de, listenin geri kalanında da oldukça kalite kokusu geliyor. Güvercin filmi dikkat çekici, Kemal Burak Alper’e dikkat! Son Çıkış ‘ın senaryosunda kendini görebileceğinize eminim. Şampiyon filmi, ‘Bold Pilot’ ve ‘Halis Karataş’ gerçeklikleriyle göz doldurdu. Anons, yılı damgasını vura vura selamladı. Kar filmi ise kendine gençlik filmleri arasına özgün bir dille yer açtı diyebiliriz.

Tolga Karaçelik’in Kelebekler’i yılın tartışmasız en iyi yerli filmiydi. Her bir karakterinin ve olayının; doğru ve sistematik bir şekilde ortaya çıktığı kusursuz bir hikaye izliyoruz. Birbirilerinden farklı hayatları olan 3 kardeşin köylerine ve babalarına ziyaretinden ilerleyen hikaye, izleyeni dram ve kara komedi sarmalına göndermeleriyle sokuyor. Tolga Tekin, Bartu Küçükçağlayan ve Tuğçe Altuğ başarılı performanslarla karşımızdayken; Tolga Karaçelik’in dehasına selam vermeden geçmemek lazım…

Onur Saylak’ın ilk uzun metrajlı filmi “Daha” ise sinematografik başarısıyla, geçen yıla ve bu yıla damgasını vurmuştu. İnsan kaçakçılığı yapan Ahad ile oğlu Gaza’nın iletişimine odaklanırken, mülteci yaşamına da gerçekçi izlerle tanık oluyoruz. Umut dolu performansıyla kendini sevdiren genç oyuncu Hayat Van Eck ve usta oyuncu Ahmet Mümtaz Taylan’ın performanslar ise hala unutulmadı…

Ali Atay’ın “Ölümlü Dünya” sı ise, yılın aksiyon ve komedi karışımı ihtiyacını besledi ve güzel bir taze kan sağladı sinemaya… Restoran işleten Mermer ailesinin, aslında kiralık katillerden oluşan bir suç şebekesi olduğunu öğrenmemizle ani bir şok yaşatan film, bunu komediye bağlayarak özgün bir dil inşa ediyor aslında. Alkışlar, tüm ekibe…

Ümit Ünal’ın “Sofra Sırları” film hakkında detaylı bir yazı kaleme almıştım. (https://gaiadergi.com/sofra-sirlari-sahane-bir-asci-iken-bir-katile-donusseydiniz-ne-olurdu/) Durağanlık ve hakaretliğin güzel bir ahenle buluştuğu senaryoda, “Neslihan” karakterini tüm çıplaklığıyla canlandıran Demet Evgar’ın oyunculuk dersini nutkunuz tutularak izliyorsunuz…

EN İYİ 12 YERLİ FİLM

Kelebekler “Tolga Karaçelik”

Daha “Onur Saylak”

Ölümlü Dünya “Ali Atay”

Sofra Sırları “Ümit Ünal”

Ahlat Ağacı “Nuri Bilge Ceylan”

Güvercin “Banu Sıvacı”

Anons “Mahmut Fazıl Coşkun”

Kar “Emre Erdoğdu”

Son Çıkış “Ramin Matin”

Bizim İçin Şampiyon “Ahmet Katıksız”

Martı “Erkan Tunç”

Cebimdeki Yabancı “Serra Yılmaz”

Yabancı filmlerde ise liste oldukça kabarık. Yılın başından sonuna kadar vizyona giren her bir filmin ayrı bir parçası ruhumuzda yer aldı. Bohemian Rhapsody ile Queen efsanesini yeniden hatıradık ve bilinmeyen yönleri belki de ilk defa keşfettik… Terminal ‘böyle intikam olur mu?’ dedirtti ve Margot Robbie’ye yeni bir şans açtı. Isle of Dogs gerçekliği, naifliğe yaklaştırdı ve animasyonla tüm izleyenleri beyazperde etrafına toparladı…

Fatih Akın, “In The Fade-Paramparça” ile yıla sağlam bir damga yerleştirdi. Adalet ve intikam temalarını sinir bozucu ve psikolojik yönden ele aldı. Kimi zaman şoke etti, kimi zaman da hıçkıra hıçkıra ağlattı. Diane Kruger performansını da unutmamak gerek…

“Three Billboards Outside Ebbing, Missouri” bir annenin, kimi zaman bir babanın evladına yapılan katliam karşısında çaresiz kalışını, ama yılmadan yola devam etmesi gerektiğini ve adalet arayışını sürdürmesi gerektiğini çarpıcı bir dille izletti. Frances McDormand ve Sam Rockwell’in efsane performanslarına hayran olduk, Oscar aldıklarında sanki kendimiz almışçasına sevindik…

Birkaç gün önce izlediğim “Soğuk Savaş-Cold War” ise izler izlemez benim için hemen üst sıralara çıktı. Polonya yapımı film, aralarındaki hoca – öğrenci ilişkisini, birbirlerinden tamamen farklı oluşlarını ve  farklı kültürlere sahip oluşlarını tamamen aşan Zula ve Wiktor’un aşkını, arka fonuna müzik tutkusunu ve soğuk savaşı ele alarak güzel bir dille anlatıyor. 1960’yı yılların Polonya’sından Berlin’ine, Yugoslavya’sından Paris’ine şiirsel bir yolculuk yaptıran filmde yaşanmışlıklar, hırslar, istekler, siyasi ortam ve kader hep bir şekilde aşkın önüne çıkıyor ve bir şekilde Zula ve Wiktor zorlukları aşabiliyor. Polonyalı oyuncular Joanna Kulig ve Tomasz Kot’un göz doldurucu performansları, filmin havasına apayrı bir hava katarak izleyeni mutluluğa götürüyor…

Yıla damgasını vuran bir diğer yapım ise, kuşkusuz “Beni Adınla Çağır-Call Me By Your Name” … 1983 yazında genç Elio’nun hikayesine odaklandığımız filmde sanatı, arkadaşlığı ve flörtü tadımlıyoruz. Elio’nun sıradan gibi görünen hayatına Oliver’ın dahil olmasıyla, aslında yeni keşiflere tanık oluyoruz. İkili arasındaki hislerin yoğunluğu, perdeden izleyene her açıdan yüksek bir tonda yansıyor ve hayat akıp giderken o bir yana bırakılıyor, sadece duygular baş başa kalıyor… Armie Hammer’ın renkli performansına selam edeken, Timothée Chalamet gibi genç bir yeteneği keşfettik ve performansıyla kimi zaman kendimizi Elio’nun yerine koydurdu ve yaşadıklarını hissettirdi…

EN İYİ 15 YABANCI FİLM

In The Fade “Fatih Akın”

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri “Martin McDonagh”

Cold War “Pawel Pawlikowski”

Call Me By Your Name “Luca Guadagnino”

Transit “Christian Petzold”

Blackkklansman “Spike Lee”

Terminal “Vaughn Stein”

Roma “Alfonso Cuarón”

Red Sparrow “Francis Lawrence”

Climax “Gaspar Noé”

Isle Of Dogs “Wes Anderson”

Bohemian Rhapsody “Bryan Singer”

How To Talk To Girls At Parties “John Cameron Mitchell”

Eva “Benoît Jacquot”

Coco “Lee Unkrich, Adrian Molina”