Hiç kimse Verona’yı İtalya’nın en önemli turizm kentlerinden biri olacağını varsayamazdı. Bu 300 bin nüfuslu kenti önemli kılan sadece tarihi ve mimarisi değil, her sene yaz ayında düzenlenen opera ve tiyatro festivalidir. Verona; UNESCO Dünya Miras Listesine girmiş bir kenttir. Romanesk mimarinin en güzel örneklerinin sergilendiği açık hava müzesidir. Ölümsüz âşıkların Romeo ve Juliet’in öyküsüdür.

Verona’ya İstanbul üzerinden direk uçuş yoktur. Buraya Milano veya Venedik üzerinden ulaşabilirsiniz. Porta Nuova Tren Garı, Venedik veya Milano üzerinden gelenler için bir durak noktasıdır. 

Görmeden Gelmeyin:

Arena Di Verona: MS 1. yüzyılda Roma imparatorluğu tarafından Romanesk tarzda inşa edilmiş yapı İtalya’nın üçüncü en büyük amfi tiyatrosudur. 22 bin kapasiteli arena her yaz dünyanın en tanınmış opera festivallerine ev sahipliği yapar. Aida ve Carmen en çok gösterime girenler arasındadır. 1700 ortasında çıkan yangın sonucu tahribata uğrayan arena, restore edilerek Mozart, Donizetti ve Rossini gibi ünlü sanatçıları ağırlamıştır. En önemli operaları yerinde izlemek için Haziran-Eylül aylarında rezervasyonunuzu yaptırın.

Giriş Ücreti: 10 Euro

Casa Di Giullietta (Juliet’in Evi): Via Cappello üzerinde bulunan turistik ve romantik mekân bir zamanlar Cappelletti ailesinin ikamet ettiği yerdi. Ama bu aile ile Shakespeare’nin hikâyesindeki aile aynı değil. Kuşkusuz hikâyenin kahramanları Romeo ve Juliet’in ölümsüz aşklarını bilmeyen yoktur. 14. yüzyıldan kalma bu gotik mekânın Juliet’in evi olduğuna inanılıyor. Hatta bir balkonun binlerce turistleri çekmesi de müthiş bir pazarlama taktiği gibi gözüküyor. Evin avlusuna uzanan koridor âşıkların notları ile dolu. Romeo’nun sevgilisine serenat yaptığı balkona çıkmak da ayrı bir duygusal inanç. Avludaki yoğun kalabalığı gördüğünüzde şaşırmayın çünkü burada bronzdan yapılmış Juliet heykeli konumlandırılmıştır. Heykelin sağ göğsüne dokunmak şans getiriyormuş. Dokunmadan dönmeyin!

Giriş Ücreti: 6 Euro

Piazza Della Erbe: Via Capello istikametinden yürüyerek Erbe meydanına ulaşabilirsiniz. Burası en merkezi ve hareketli noktalardan biri. Eskiden Pazar yeri olan meydanda sizi sokak sanatçıları, heykeller, küçük mağazalar ve restoranlar karşılamaktadır. Meydandan açılan dar sokakları turlayarak Orta Çağ havasını soluyabilirsiniz.

Meydan çevresinde Torre Dei Lamberti yapısı, fresklerle kaplı Mazzanti Evleri, Belediye binası ve beyaz bir mermer sütun üzerinde St. Mark aslanı konumlandırılmıştır.

Meydanı turladıktan sonra Gelateria Amorino’da 3-5 Euro karşılığında İtalyan dondurmasını tadabilir ya da Teta de Giulieta’da lezzetli makarnalarını deneyebilirsiniz.

Torre Dei Lamberti: Eski roma forumu olan Erbe meydanında yer alan kule,  84 metre yüksekliği ile Verona’nın en uzun yapısıdır. Lamberti ailesinin talebi üzerine 1172 yılında inşaatına başlandı.1295 yılında Rengo ve Marangona adlı 2 çan eklendi. 1400’lerde yıldırım düşmesi ile tahrip olan yapı son görünümüne 1700’lerde kavuşmuştur. Muhteşem şehir manzarasını görmek için 368 basamaklı merdivene tırmanabilir ya da asansör kullanabilirsiniz.

Giriş Ücreti:8 Euro ( Modern Sanat Galerisi de dâhil)

San Zeno Maggiore Bazilikası: Romanesk mimarinin en güzel örneklerinden oluşan yapı 1135 yılında tamamlanmıştır. Ününü kısmen kendine has mimarisine ve Romeo ile Juliet’in evlilik merasimine borçludur. Binadan bağımsız duran 62 metre yüksekliğindeki çan kulesi 1178 yılında tamamlanmıştır. 6 adet çanı bulunan yapıda sadece 4 tanesi halen çalmaya devam etmektedir. 12. yüzyıldan kalma freskleri, rölyeflerle kaplı bronz kapıları ve bazı Azizlerin mezarları ile bazilika mutlaka görülmesi gereken listenin içerisinde yer almaktadır.

Giriş Ücreti: 2,5 Euro

Castelvecchio: Ortaçağ da şehri yöneten Scaliger ailesinin askeri yapısıdır. Adige nehri üzerine kurulu köprülerle çevrilmiş ve kırmızı tuğlalarla örülmüş kale, 7 kuleden oluşmaktadır. İnşaatına 1350’lerde başladığı sanılıyor. Venedik egemenliğine geçtiğinde kale birçok kez güçlendirilmiştir. Almanlar tarafından tahribata uğradıysa da 1949 yılında tekrardan restore edildi. İçerisinde ayrıca Romanesk mimarinin en güzel örneklerini sergileyen Castelvecchio müzesi de yer almaktadır.

Giriş Ücreti:6 Euro

Pietra Köprüsü: Romalılar döneminden kalma tuğla köprü ADIGE nehri üzerine kuruludur. Şehrin kalbine girmek için bu köprü üzerinden giriş yapmanız gerekmektedir. 

Piazza Bra: Verona’nın en büyük meydanı olan Bra hemen yanında konumlanmış Arena ile ilgi çekici noktalardan biri. Bu meydanı kullanarak MAZZINI sokağına ulaşın. Burası ünlü İtalyan markalarına ev sahipliği yapmaktadır. Sokak boydan boya pembe mermer ile döşenerek rengârenk evlerin ve mağazaların adresi olmuştur. Bu yolun sonu ise Juliet’in evinin olduğu sokağa ve ERBE meydanına ulaşmaktadır.

Bu Ortaçağ hikâyesinden fırlamış kenti mutlaka programınıza dâhil edin. Zaten konum olarak Milano’dan 2 saat ve Venedik’ten 1.5 saat uzaklıktadır. Metro ve tramvay yok bu kentte. Toplu ulaşım aracı olarak otobüs ve bisiklet kullanıyorsunuz. Şehir o kadar küçük ki yayan olarak 1 günde rahatlıkla bitirirsiniz. Özellikle ızgara planı mimarisi ile her sokak birbirine bağlanarak ulaşımda kolaylık sağlıyor. Eğer bir alışveriş çılgınıysanız Mazzini ve Capello sokaklarında cirit atabilirsiniz. Tarih ve sanat merakınız var ise yukarıda belirttiğim yapıları Verona Card ile doyasıya turlayabilirsiniz.

Yapmadan Dönmeyin:

  • Mutlaka Arena’da bir yaz operasına denk gelin.
  • Juliet’in evine asma kilit takın.
  • Lamberti kulesinde şehri gözetleyin.
  • Adige nehri kenarında yürüyüşe çıkın.
  • Dar ve renkli sokaklarda alışveriş yapın.
  • İtalyan mutfağını deneyimleyin.