Kopenhag, Stockholm’e kıyasla daha canlı bir şehir; daha kalabalık, daha aydınlık, bisiklet ile yolda giden sayısı şaşılacak kadar fazla…

Kopenhag için bir gün yeterli mi? Kesinlikle değil, en az 4 gün geçirilmesi gerektiği görüşündeyim. Sadece Danimarka şatolarını gezmek bile bir tam günü alacaktır.

Peki denesek bir günde Kopenhag gezilir mi? Çoğu önemli yer görülerek şehir hakkında az da olsa bilgi edinilebilir ancak şatolar gibi pek çok yer kalacaktır.

Danimarka’da İsveç Kronu’nu Danimarka Kronu’na çevirmek isterseniz önce Euro’ya çevriliyor daha sonra krona, böylelikle biraz zarar edebiliyorsunuz. İsveç’te de Danimarka kronunu çevirmek isteseniz aynı durum söz konusu.

Yanınızda Euro bulundurarak yerel para birimini almak bana daha sağlıklı geliyor. Türkiye’de Danimarka Kronu’nu bulmak çok güç. Ben Teşvikiye’de Delta Döviz’de sadece 1000 Danimarka kronu bulabilmiştim, aldığım dönem 380 TL‘ye tekabül ediyordu tam. Bankanızla görüşerek, internet bankacılığından döviz alışı yapıp, çekeceğiniz gün şubeye 2 gün önceden bilgi verip getirtebiliyorsunuz.

Kopenhag‘da gezilecek yerler arasında öncelikle Stroget geliyor, dünyanın en uzun trafiğe kapalı caddelerinden biri. 3 km boyunca uzanmaktadır.

Nyhavn kanalı ve renkli tarihi evlerin bulunduğu alan ise küçük deniz kızı heykelinden sonra Kopenhag tanıtım resimlerinde oldukça sık rastlayacağınız, Kopenhag’a gidip de olmazsa olmaz görülecek yerlerden biridir. Deniz ile şehiri birleştirmek için 1673’de yapılmış. Kanaldaki 20 numaralı ev Andersen’in masallarını yazdığı ev olması sebebiyle şu an müze konumunda.

Benim en çok sevdiğim yerlerden biri oldu, vaktiniz varsa mutlaka kanala karşı oturup bir kahve içebilirsiniz. Oldukça huzur verici, dünyanın başka bir ucunda olduğunuzu hissettiriyor.

Christiania Bölgesi, burayı gitmeden önce internetten okuduğumda oldukça ilgili çekici, görmeye değer anlatmışlardı ancak benim için tam bir hayal kırıklığı…

Bu bölge 1960’lı yıllarda hippiler tarafından kurulmuş özerk bir bölgeymiş, illegal pek çok şey sokaklarda satılıyor, dolaşırken insanlardan yana herhangi bir rahatsızlık yaşamıyorsunuz ancak o bakımsızlık, kirlilik, etraftaki kötü koku insanı hayattan bezdirir cinsten. Oldukça sevimli minyatür köy evleri halinde anlatımlara rastlayacağınız internette gezen makaleleri hiç yansıtmıyor.

Bu bölgede fotograf çekmenin yasak olduğu doğru, bölgenin pek çok yerinde buna dair uyarı görselleri resmedilmiş, ancak çekenler de vardı. Biz çekmeye gereksinim duymadık.

Kopenhag ana tren istasyonundan bu bölgeye ulaşım 2,5 km mesafede, biz gezerek ve yürüyerek ulaştık ama yorucu olduğundan tavsiye etmiyorum. Christiania adında bir metro durağı mevcut bu bölgeye çıkan, rahatlıkla erişim sağlayabilirsiniz.

Ayrıca Danimarkalılar oldukça yardımsever insanlar, metroda durup haritaya baktığınızda hemen yanınıza yaklaşıp yardıma ihtiyacınız olup olmadığını soruyorlar.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, sanılanın aksine iskandinav insanı hiç soğuk değil.

Kopenhag’ın bir diğer gezilmesi gerektiği yerlerden biri olarak belirtilen Kopehag’ın sembolü Den Lille Havfrue, The Little Mermaid heykeline Nyhavn’ın solundan dönüp sahil boyunda düz devam edip uzun bir yürüyüş yaptıktan sonra ulaşabilirsiniz.

Hans Christian Andersen masalından ilham alınarak yapılmış bu heykelin kafa kısmı çalındığı, şu an mevcut olan orjinalini yansıtmadığına dair bir bilgi söz konusu.

Görmeye değer mi? Kesinlikle değil, ancak şehrin simgesi ile resim çektirmek isteyenler için olmazsa olmaz diyebiliriz.

Tivoli bahçeleri, Avrupa’nın en eski lunaparkı ancak biz gittiğimizde kapalıydı, bahçesinden dolaştık, detaylı gezme imkânı bulamadık.

Statens Museum for Kunst, kraliyet müzesini vakti olanlar detaylı gezebilir, zamanımız kısıtlı olduğu için burayı geçmek durumunda kaldık, tam güne yakın bir zaman gerekebilir.

Christiansborg parlamento sarayı, Amalienborg kraliyet ailesi evleri de gezilecek yerler arasındadır.

Rundetaarn, şehri tepeden görmek isteyenler için ideal. Özellikle fotograf çekimi için ideal bir nokta.

Gammeltorv meydanı şehrin en güzel meydanlarından birisidir, dinlenmek, bir şeyler içmek, tarihi binaları ve Danimarka insanını izlemek için ideal bir nokta.

Grabrodretorv, Nyhavn ‘dan sadece 1,5 km uzaklıkta. Diğer ünlü meydanlardan biridir.

Sakin ve kalabalıktan uzak bir bölge olarak bilinir. Yine oldukça fazla kafe ve restoranlara ev sahipliği yapar.

Rosenborg Castle, mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisi, zamanımız kalmadığı için buraya hiç gitmemeyi tercih ettik ancak notlarım arasında yer alıyor. Danimarka için kapsamlı bir gezi planladığımda görmeyi planlıyorum. Vaktiniz varsa görülmeye değer.

Gefion Fountain, Küçük denizkızı heykeline sadece 450 m mesafede kalıyor. Eğer Nyhavn üzerinden sahilden devam ederek heykele varmayı planlıyorsanız yol üzerinden mutlaka Gefion çeşmesini de göreceksinizdir. Sol tarafınızda ise büyüleyici Kastelskirken kalıyor. Burda kartpostallık muazzam fotograflar çekebilirsiniz.

Ne yenir?

Dünyanın en ünlü Michelin yıldızlı restoranlarından biri olan Noma, Kopenhag’da bulunuyor.

Ancak insanların  en az 3 ay öncesinden rezervasyon yaptırdığı, çok uğraştığını duymuştum.

Şansınız varsa deneyebilirsiniz.

Noma

Strandgade 93

1401 København K

Denmark / noma.dk

İtalyan restoranı arayanlar, La Vita e Bella‘yı tercih edebilir. Oldukça başarılı ve tam puan almış bir restoran.

Falkoner Alle 49, 2000 Frederiksberg, Denmark

Bir diğer alternatif Da Salvo, fiyatları makul, lezzetli bir italyan restoranı.

Gammel Kongevej 41, 1610 København V, Danimarka / dasalvo.dk

Geranium, klasik iskandinav mutfağı tatmak isteyenler için içlerinde en iyisi. Fiyatları biraz pahalı, vegan ve vejetaryen menüleri de mevcut.

Per Henrik Lings Allé 4, 2100 København Ø, Danimarka / geranium.dk

Alışveriş için:

Danimarka ‘ya özgü markalar; Lego, Royal Dansk, Georg Jensen, Fritz Hansen, Stelton, Royal Copenhagen Porcelain, Pandora, Hans Christian Andersen, Ecco, Tuborg, Carlsberg, Jack & Jones, Vero Moda, Only, Pieces.