Bilim insanları annelerin sık sık sezaryen doğum yapmayı tercih etmelerinin insan evrimini etkilemeye başladığını duyurdu.

Bebekler, normal doğum yolu için fazlasıyla büyük olduğunda ya da diğer sağlık problemleri söz konusuysa sezaryen doğumları (ya da C-doğumları) hayat kurtarıcı olabilir. Fakat Proceedings of the National Academy of Sciences‘da yayımlanan yeni bir araştırmaya göre; sezaryen doğumları aynı zamanda da insanın nasıl evrimleştiğini etkileyebilir.

Geçmişte, büyük vücutlu bebekler ve dar pelvis büyüklüğüne sahip annelerin her ikisi de doğum sancısından ölebiliyorlardı. Sezaryen doğumuyla, artık bu sancıdan kaynaklı ölüm oranı da azalmış durumda. Sezaryen doğumla birlikte; bu durum, dar pelvis kemiği yapısına sahip annelerin “risk” altındaki genlerinin de gelecek nesillere taşınması anlamına geliyor.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre ABD’de C-kesimleri artık tüm doğumların yüzde 30’unu oluşturuyor. Ancak 1970 yılında bu rakam yüzde 5 civarındaydı. C-kesitleri sadece birkaç nesildir annelere yaygın şekilde erişilebilir durumdaysa da, bilim adamları prosedürün insan evrimini etkilediğini düşünüyorlar.

İnsanın evrimi büyük başları ve küçük kalçaları tercih etti. Bu, koşmak ve düşünmek için mükemmeldir. Doğum için daha az idealdir.

University of Vienna’dan araştırmacılara göre, bebeğin doğum kanalına sığmadığı vaka sayısı; 1960’lı yıllarda 1000 doğumda 30 iken, bu sayı bugün sezaryen doğumundan kaynaklı 1000 doğumda 36’ya ulaşmış durumda.

Ekip, tahminlerine ulaşabilmek adına pelvis kemiğinden kaynaklı sorunlu doğum verilerine dayalı bir matematiksel model kullandı. Yapılan araştırmada leğen kemiğinin dar olması nedeniyle sezaryen doğumu tercih eden kadınların sayısının arttığı görülüyor.

Eskiden dar doğum kanalına neden olan genler anneden çocuğa geçemiyordu. Çünkü çoğu vakada anne de bebek de doğum sırasında hayatını kaybediyordu. Avusturya’daki araştırmacılar annelerin sezaryen doğumu tercih etmeye devam edeceğine inanıyorlar. Ancak bunun normal doğumu tamamen ortadan kaldıracağını düşünmüyorlar.

Credit: Wellcome Library, London. Wellcome Images

Viyana Üniversitesi Biyoloji Kuramı Bölümü’nden Doktor Philipp Mitteroecker, “Neden bebeğin doğum kanalından sığamadığı bu kadar çok vaka var?” diye soruyor.

Dr. Mitteroecker’a göre, tıbbın dar doğum kanalı sorunlarına çözüm bulmadığı durumlarda sonuç ölümcül olabiliyor ve bu da evrim kuramı kapsamında doğal seleksiyon olarak kabul ediliyor. Mitteroecker, “Leğen kemiği dar olan kadınlar 100 yıl önce doğumdan sağ çıkamazlardı. Artık rahatça doğum yapabiliyorlar ve dar leğen kemiği genini kızlarına geçiriyorlar” diyor.

Araştırmacılar, dünya çapında bebeğin doğum kanalına sığamaması durumuna bin doğumda 30 defa rastlandığını söylüyor. Son 50-60 yılda bu oranın yüzde 3’ten yüzde 3,3-3,6 gibi bir orana yükseldiğini belirtiyorlar.

Gelecekte ne olacak?

Dr. Mitteroecker, “Sürekli sorduğumuz soru, gelecekte ne olacağı. Ben evrimsel sürecin devam edeceğini düşünüyorum ama belki biraz daha yavaş bir şekilde. Bunun da bir sınırı olacaktır. Bir gün bütün çocukların Sezaryenle doğması gerekeceğine inanmıyorum” diyor.

Smithsonian Paleoantropolog Dr. Briana Pobiner, Gelişmekte olan dünyada çok değişen sezaryen bölüm oranını etkileyen biyolojik ve kültürel birçok konu” bulunduğunu söyledi.

Bir doğum uzmanı ve Kraliyet Koleji sözcüsü olan Daghni Rajasingam diyabet ve obezite gibi faktörlerin sezaryen sayısını etkilediğini söyledi. Sanırım evrim sorununun içine almak için önemli olan şey, diyabet gibi şeylerin daha genç yaşlarda görülmesi çünkü diyabet hastası olan daha çok üreme çağındaki kadın görüyoruz” ve Bu, sezaryen alanına ihtiyaç duyulup uyulmamasına bağlı olarak sonuç doğuruyor. Ayrıca, obezite oranları giderek artmakta ve üreme çağındaki kadınların vücut kitle indeksleri daha fazla ve bu da sezaryen oranları üzerinde etkili olmaktadır ” diyor

Kaynak: BBC, Vox

Başlık görseli kaynağı