Bundan birkaç gün önce Pelin Buzluk’un Hasan Ali Toptaş tarafından cinsel tacize uğradığını açıklaması ardından cesareti birbirine bulaştıran kadınlar kadın dayanışmasından aldıkları güçle yaşadıkları cinsel taciz suçlularını bir bir ihbar ederek ifşa hareketi başlattılar. Sosyal medya üzerinden yaygınlaşan ifşa hareketi sayesinde Türkiye’de cinsel tacizin boyutları bir kez daha görülmüş oldu. Ve pek çok tartışmanın da yapılmasına olanak sağladı. Son olarak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde taşınan “Uykuların kaçsın, ben ne zaman ifşa edileceğim” dövizi ile de bu hareket simgeleşti.

Edebiyat ve yazın alanında yapılan ifşalar ardından başka sektörlerde yaşanan cinsel taciz vakalarının da duyurulma sırası geldi tespitlerini yaptırdı. 

Üzerinde durulan en önemli meselelerden birisi de ifşa edilen bir tacizcinin intiharıyla cinsel taciz yaşadığını ilk duyuran kadına dönük linçe dönen saldırılar oldu. Özellikle uykuları kaçanların ifşa hakkına dönük “adaletin terazisi kaçtı” türünden saldırıya geçmeleri tam da eril zihniyete yakışır cinsten bir savunma mekanizmasıyla gerçekleşti. Ve faillerle kurdukları empati sonucu erkekler irkildi. Üstelik cinsel taciz faali intiharı cinsel taciz suçu işlemiş olmasından duyduğu acıyla değil duyulmasıyla birlikte uğradığı itibar kaybı karşısında seçmiş görünmesine rağmen Leyla’ya ve ifşa hakkına dönük saldırılar yapıldı. Aslında yaşadıklarımız bir şeyi daha doğruluyor. Kadınlar konuştukça cerahat çıkıyor, yaralar görülüyor. Muhalefet eden kadınlar, itiraz eden kadınlar, mücadele eden kadınlar yaşadıkları sorunların büyüklüğü sebebiyle parmaklarını bile kıpırdatsalar fırtınaya yol açıyor! Ve seslerini aynı anda tüm kadınlar duyuyor.

İnternetten ifşa olur mu? Deyip duruyorlar. Kadın isterse her yerde olur. İster mahkemeye gider, istemezse gitmez, isterse bir kişiye söyler, isterse içinde gizler, isterse kız kardeşleriyle hemhal olur, isterse Türkiye kamuoyuyla paylaşır. İfşa etmek yeteri kadar zorken üstelik bir kadın sosyal medya mecralarını tercih ediyorsa siber tacizcilerle, zorbalarla, trollerle de mücadele etmenin zorluklarını göze alıyor demektir. Bu gücü kendinde bulan kadınlar uykuları kaçıran kadınlardır. 

En çok kazandığımız konulardan birisi de her yaptıkları tacizin, adına/sanına, ününe, cakasına, mesleğinin prestijine güvenerek sonsuza kadar yanlarına kar kalacağını düşünen erkeklerin erkek egemen konforlarının bozulması olmuştur. 

Sevindiğimiz konulardan birisi de tacizci yazarlarla ilişiğini kestiğini açıklayan yayınevlerinin oluşu oldu. Artık mücadelemizin yaptırımlarının olduğunu görmek sevindirici. Moral verici. Cesaretlendirici. 

Pelin Buzluk bir demecinde şöyle demişti: “Saldırıya uğramamızla ifşa edememe nedenleri de aynı” Tacize uğramışken bu zorlukları da aşarak ifşaya karar vermek bir kadının hayatında ne kadar önemli bir karardır, bunu erkeklere anlatmaya çalışmayacağız. İtibar adını verdikleri şeyin işledikleri suç karşısında nasıl da hiçbir şeye yaramadığını gördükçe daha fazla uykuları kaçacak. 

Kanıt istiyorlar. Şaşkınlığını kanıtlayabilir misin, korktuğunu mesela? Taciz eden bir bakışı, gözü, nefesi kanıtlamamızı beklemesin kimse. Çünkü kadın beyanı esastır!

Kadınlar konuştukça adalet de, eşitlik de, erkek egemenliği de, emek sömürüsü de, şiddet de daha fazla konuşulacak. Daha çok tartışılacak. Daha çok uykularınız kaçacak. Evet, intiharı konuşacağız dedi kadınlar: İntihara zorlanan kadınlar, LGBTİ+’lar, çocuklar varken, kadın cinayetleri önlenemezken, şiddet evde, sokakta, işyerinde nefes alabildiğimiz her yerdeyken biz elbette kadınları konuşacağız. Elbette kadınlar olarak konuşacağız. Rahatınız bozulsun. Uykularınız kaçsın. 

İfşa konusunda duymaya tahammül edemedikleriniz erkek egemen düzenin harcını oluşturuyor. Kopardığınız tüm gürültünün sebebi tam olarak da bu. Erkek egemen konfor ve korunaklı alanlarınızda işlediğiniz suçlara kimsenin ses etmediği, her ne yaptıysanız yanınıza kar kaldığı günler geride kalıyor. Üzgünüz. Uykularınız kaçmaya devam edecek. Uykuları kaçıran kadınlara minnetle…