Veganlık, vejetaryen beslenmenin alt sınıflarından biri olarak gösterilse de işin aslı bu değildir. Vejetaryenlik ağırlıklı olarak bitkisel kaynaklı besinlerin tüketildiği beslenme tarzı/biçimiyken, veganlık başlı başına bir felsefeye sahip olup bir yaşam biçimidir. Vejetaryenliğin aksine, veganlık safi “etyemezlik” değil, sistemin hayvanları barbarca kullanmasına karşı çıkan bir direniş felsefesidir.

Bu felsefe, sadece hayvansal ürün tüketmemekle, giysiyi dolabında bulundurmamakla sınırlı değildir. Veganlık, hayvanlara eziyet olarak değerlendirilen her türlü avcılıktan, sirklerden, hayvanat bahçesi ziyaretlerinden, kısacası hayvanların kullanıldığı her türlü eğlence ve etkinliklerinden de uzak durmayı ifade eder.

Tam da burada Pisagor’un (MÖ 530) bir sözünü paylaşmak ve hatırlatmak gerektiğini düşünüyorum. “İnsan diğer varlıkların acımasız yok edicisi olduğu sürece sağlık ya da barış nedir bilmeyecektir. İnsanlar hayvanları katlettiği sürece birbirlerini öldürecekler. Cinayet ve acı tohumları eken sevinç ve sevgi biçemez.” Matematikçi ve filozof olarak modern toplumda da kabul gören bu değerin beslenme konusunda bir tespit mi yaptığı yoksa insan davranışları üzerine bir öngörüde mi bulunduğuna varın siz karar verin.

Son dönemde dünyada vegan beslenmeye artan ilgi ile bu beslenme biçimini derinlemesine inceleyen bilimsel araştırmalar da hız kazanmaya başladı.

Bilim insanları, Ulusal Bilimler Akademisi Bildirisi’nde yayınlanan bir çalışma ile, diyetimizden sadece hayvansal kökenli besinleri çıkartarak 2050 yılına kadar 8,1 milyon insanın hayatını kurtarabilmemizin mümkün olduğunu gösterdiler.

Veganlar, dünyanın pek çok yerinde çeşitli organizasyonlarla birbirlerine destek olmakta, hayvansal besinlerin insan sağlığına zararlı olduğunu savunmaktadırlar. Bu savunulan görüşün tam olarak doğru olduğu kanıtlanamasa da, sadece bitkilerle beslenen hayvanların, etçil hayvanlara göre ömrünün daha uzun olduğu bilinen bir gerçektir.

Daha fazla dikkatinizi dağıtmadan vegan beslenmeye, sağlıklı beslenme protokolleri çerçevesinde yakından bakalım.

Veganlığın beslenme değerlendirmesi:

Vegan diyetler, karma diyetlere göre genellikle, kolesterol seviyesi daha düşük olduğundan kalp hastalığı riskini azaltır ve tansiyonun düşük seyretmesine yardımcı olur.

Bitkisel ağırlıklı bu beslenmede, doymuş yağ ve kolesterol içeriği karma beslenmeye göre daha düşüktür. Posa, magnezyum ve potasyum, C ve E vitaminleri, folik asit, karoten, flavonoid ve diğer bitkisel kimyasalların oranı ise daha yüksektir. Bu da çok yönlü olarak iyi dengelenmiş vegan diyetin sağlık faydalarını gözler önüne serer.
Amerikan Beslenme Derneği 2009 yılında bir Vegan Beslenme raporu yayınlayarak; doğru (besin çeşitlilikleri iyi ayarlanmış) planlanmış vegan diyetlerin sağlıklı besin ögeleri açısından yeterli olduğu ve bazı hastalıkların önlenmesinde fayda sağlayabileceğini vurgulamıştır.

Vegan bireylerin besin çeşitliliklerini iyi ayarlaması son derece önemlidir. İyi ayarlanmamış vegan diyetlerin, Demir, Çinko ve Kalsiyum mineralleri, B12 ve D vitaminleri ve omega 3 (n-3) yağ asitleri açısından yetersiz olabileceği unutulmamalıdır.

Veganlık ve kanser ilişkisi

• Veganlar, vegan olmayan bireylere göre kanser açısından daha düşük risk taşımaktalar. Güncel veriler, hayvansal kökenli gıdalara beslenmelerinde ağırlık veren bireylerin, veganlara göre oldukça yüksek oranda kalın bağırsak ve prostat kanseri riski ile karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

• Kabul gören bir sağlık verisi haline gelmiş olan obezitenin kanser riskini arttırdığı bilgisi değerlendirildiğinde ise yeşil insanlar daha şanslı. Veganların beden kitle indeksi, karışık beslenenlere göre daha düşük olduğundan kansere yakalanma riski de düşüktür.

• Vegan diyeti, ceviz, fındık gibi sert kabuklu meyveler, kurubaklagil, taze sebze ve meyveler ile saflaştırılmamış tahıl ürünlerinden karışık beslenmeye göre zengindir. Bu besinler de kansere karşı koruyucu olarak bilinen antioksidan ögelerin (E vitamini, C vitamini, karotenoidler, bioflavonoid ve diğer biyoaktif bileşikler) alımını arttırarak vücut savunmasını güçlendirir.

• Düzenli meyve-sebze tüketimi bazı kanser türlerinin oluşumunu engellemektedir. Sebze meyveler antioksidan (yağların oksidasyonunu yavaşlatarak hücrelere zarar vermelerini önleyen madde), antiproliferatif (çoğalım önleyici anlamında tıbbi bir terim)ve antikanser fitokimyasallar (kansere karşı koruyucu bitkisel kimyasallar) içermektedir. Bu bitkisel kimyasallar kanser oluşumu ve ilerleyişine sebep olan bazı hücresel süreçleri engellerler.

• Taze sebze meyve tüketiminin düzenli olması, çeşitli kanser türleri için koruyucu etkilidir. Vegan beslenmesinin önemli bir kısmını oluşturan taze sebze meyvelerin ağız kanseri, akciğer kanseri, mide kanseri ve yemek borusu kanseri için önemli ölçüde koruyucu olduğu, diğer kanser türleri için daha az olmakla birlikte koruyucu etkili olduğu görülmektedir.

• Kırmızı et tüketimi ve işlenmiş et ürünleri tüketiminin artışı ile kalın barsak kanseri artışı arasında doğrudan ilişki olduğu kabul edilmiştir. Kalın barsak kanserinden korunmada önemli etkiye sahip olan diyet lifi (posa) açısından yine veganlar daha şanslı. Vegan bireylerin günlük posa alımı, kırmızı et ve işlenmiş et ürünleri ile beslenenlere göre daha yüksektir. Düzenli olarak posa yönünden zengin beslendiklerinden veganlar kalın barsak kanseri yönünden daha düşük risk atındalar.

• Herhangi bir et grubu tüketmeyen kadınların, genel olarak kansere (özellikle meme kanseri) yakalanma oranının et tüketen kadınlara göre daha düşük risk taşıdıkları bilim insanlarınca öngörülmektedir.

Son sözler;

Oxford Üniversitesi’nden Dr. Marco Springmann liderliğindeki araştırmacılara göre; dünyadaki herkes vegan olsaydı, her yıl, koroner kalp hastalıkları kanser ve tip 2 diyabete bağlı ölümlerin sayısı yüzde 19 oranında daha az gerçekleşecekti.

Sadece et tüketiminden vazgeçilerek şişmanlık kaynaklı diyabet riskini yarıya indirmenin mümkün olduğunu bilim insanları söylüyor. Ancak doğru ve dengeli planlanmışsa.

Bilinçli beslenen veganların, et yiyenlere göre ortalama yaşam sürelerinin daha uzun ve daha sağlıklı olduğu ABD’de 50 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bir araştırmada tespit edilmiştir.

Doğru planlanmayan, besin çeşitliliği iyi ayarlanmamış vegan diyetlerinin sağlığa zararlı olabileceği unutulmamalıdır. Vegan bireylerin yeterli protein, B12 vitamini, D vitamini, n-3, kalsiyum, demir ve çinko gibi besin öğelerinin alımına dikkat edilmeli, yeterli düzeyde olup olmadığı 6 ayda 1 kontrol edilmelidir. Yetersiz bir tablo varsa uzman yardımı almak için geç kalınmamalıdır.

Sağlık, hoşgörü ve umut dolu yarınlarda görüşmek üzere!

Kaynaklar:

• Donald Watson, Interview with ‘Vegetarians in Paradise’,11th August 2004
• Amerikan Beslenme Derneği / 2009 Temmuz
• http://ajcn.nutrition.org/content/89/5/1627S.full.pdf+html
• British Journal of Cancer (2009) 101, 192–197. doi:10.1038/sj.bjc.6605098 www.bjcancer.com.Published online 16 June 2009
• Lifelong vegetarianism and breast cancer risk: a large multicentre case control study in India , BMC Women’s HealthBMC series – open, inclusive and
• http://www.ivu.org/history/greece_rome/pythagoras.html
• http://ozgurdiyet.com/veganlik-nedir/
• https://goo.gl/8VWMGr

Editör notu: Bu yazı veganlığın sadece sağlık açısından faydalarını anlatmaktadır. Ancak veganlık sadece sağlık için değildir. Veganlığın etik sebepleri ile ilgili şu yazılara da göz atabilirsiniz:

Topyekûn ve bütünsel bir özgürlük talebi: Veganlığın felsefesi
Ortak bir mücadele: “Hayvan ve kadın bedeninin özgürlüğünü savunmak”
Veganlık ile ilgili kafa karıştıran birkaç nokta
Vegan olmak için 12 önemli neden