Ana Sayfa Blog Sayfa 145

Bitkiler herhangi bir tehdit sırasında nasıl savunmaya geçiyor?

Bilim insanları, bitkilerin saldırı tehdidi karşısında nasıl savunmaya geçtiğini ortaya çıkardı. Bitkilerin uyarı sinyalini yaprak damarlarından diğer kısımlara ilettiği anlar görselleştirilince, göz alıcı bir ışık şöleni ortaya çıktı.

Bitki dünyasıyla ilgili yapılan bütün bu deneyler bize canlı denilen şeyin ne olduğuna dair ilham olucu fikirler vermeye devam ediyor. Örneğin bir tırtıl yapraklarına dişlerini geçirdiğinde bitkilerin stres ve savunma hormonu salgıladığı, uyarı mesajını da yaprak damarlarına pompaladığı kalsiyum dalgaları ile diğer kısımlarına ilettiği gözlemlendi.

Science dergisinde yayımlanan araştırma için Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden Profesör Simon Gilroy ve ekibi, Yeşil Florasan Proteini ile genetiği değiştirilmiş bitkileri kullandı.

Bu parlak kimyasal sayesinde bitkilerin iç iletişim yöntemini görselleştirdiler. Yapraklar arasında yayılan uyarı mesajı, bir ışık şölenine dönüştü. YouTube’da videosunu da izleyebilirsiniz.

Saldırı anı sırasında bitki, yara aldığı noktadan elektrik yükünü ateşliyor ve saldırı tehdidi mesajını diğer yapraklara yayıyordu. Düşünmeden ve hareket etmeden…Daha önce bu iç iletim sisteminin nasıl çalıştığını görmek mümkün olmamıştı. Bazı bitkiler saldırı anında hücre duvarlarını sertleştiriyor, böceklerin hoşuna gitmeyen zehir ve kimyasallar salgılıyor.

Kapak Görseli | Haberdeki diğer alıntı yapılan kaynak

Erişilebilir festivallerle kültürel hayata eşit katilim konulu panel 6.Engelsiz Filmler Festivali’nde

Her sene programına bir yenilik katarak kapsamını daha da genişleten Engelsiz Filmler Festivali altıncı yılında yeni bir film seçkisiyle beraber ilk kez bir panele ev sahipliği yapacak.

Bu yıl altıncı kez sinemaseverle buluşacak Engelsiz Filmler Festivali’nin programında; iki erişilebilir festival; Klappe Auf! Kısa Film Festivali ve Oska Bright Film Festivali’nin hazırladığı, yedi kısa filmden oluşan “Zebra” seçkisi yer alıyor. Benden Başka Herşey, Celeste, Denizin Hatırlattıkları, Ev Ödevi, Küvet, Suskun ve Klappe Auf! 2017 Ekip Filmi adlı kısa filmlerin yer aldığı seçkinin Ankara’daki gösterimi ardından, her iki festivalin temsilcilerinin de katılımıyla Türkiye, İngiltere ve Almanya’daki film festivallerinde erişimin nasıl tanımlandığı üzerinden kültürel hayata katılım konusunu tartışmaya açacak bir panel gerçekleşecek.

19 Ekim Cuma günü Goethe-Institut Ankara’da gerçekleşecek panelde, üç ülkenin festivalleri tarafından uygulanan erişilebilirlik uygulamaları, festival temsilcilerinin ve seyircilerinin karşılaştıkları problemler, bu problemlere karşı birlikte ortak bir strateji geliştirilip geliştirilemeyeceği ve uzun vadede Avrupa’da benzer şekilde faaliyet gösteren festivaller arasında bir ağ kurulup kurulamayacağı tartışılacak.

Panel, Engelsiz Filmler Festivali program koordinatörü Ezgi Yalınalp’in moderatörlüğünde,  İngiltere’den Oska Bright Film Festivali yönetmeni Becky Bruzas, Oska Bright Film Festivali yapımcısı Lizzie Banks, Oska Bright Film Festivali yaratıcı yapımcısı David Parker, Hamburg’dan KLAPPE AUF! Kısa Film Festivali yönetmeni Andreas Grützner ve KLAPPE AUF! Kısa Film Festivali yardımcı yönetmeni Katrin Mersmann’in katılımıyla gerçekleşecek.

İzleyicileri farklılıklar, erişilebilirlik, kültür ve sanata toplumsal katılım gibi konularda düşünmeye çağıran panele, Ankara’da konuyla ilgili faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları ve organizasyonları da katılacak.

Etkinlik, British Council iş birliğiyle, Kültür ve Sanat Alanında Kadın ve Liderlik Programı kapsamında düzenleniyor.

Etkinlik Detayı:

Tarih: 19 Ekim 2018, Cuma

Mekan: Goethe-Institut Ankara

Saat: 16:30 ZEBRA seçkisi gösterimi (55’)
17:30 Panel

55. Ulusal Yarışma ikinci kez sinemaseverlerle buluşuyor

Bu yıl 30 Eylül – 4 Ekim tarihleri arasında Beyoğlu Sineması’nda düzenlenecek 55. Ulusal Yarışma, ikinci yılında yine aşkla, umutla, dayanışmayla, cesaretle yoluna devam ediyor.

Geçtiğimiz yıl Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ulusal yarışma kategorisinin iptal edilmesinin ardından bir araya gelen bir grup sinemacının emekleriyle İstanbul’da düzenlenen Ulusal Yarışma’da bu yıl Türkiye sinemasında farklı yönelimleri temsil eden 7 yapım bulunuyor. Genç yönetmenlerin, dünya prömiyerlerini uluslararası festivallerde yapan filmleri ve usta isimlerin merakla beklenen son işlerinden toplam 7 film, Ulusal Yarışma’nın seçkisini oluşturuyor.

Ulusal Yarışma’nın bu yılki jürisinde usta yönetmen Duygu Sağıroğlu, sinemamızın en büyük yıldızlarından Fatma Girik, Türkiye edebiyatının öncü isimlerinden Murathan Mungan, çağdaş sanatçı Gülsün Karamustafa ve sinema yazarı Uğur Vardan’ın yanında geçen sene Ulusal Yarışma’dan ödülle dönen iki isim de yer alıyor: En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazanan Daha filminin yönetmeni Onur Saylak ve Kar ile En İyi Kadın Oyuncu seçilen Hazar Ergüçlü.

55. Ulusal Yarışma’da; Hüseyin Karabey’in Melih Cevdet Anday’ın aynı adlı tiyatro oyunundan uyarladığı ‘İçerdekiler’, Tayfun Pirselimoğlu’nun alegorik distopya hikâyesi ‘Yol Kenarı’, geçtiğimiz yıl Gênco filmiyle programda yer alan Ali Kemal Çınar’ın ne Kürtçe’yi ne de Türkçe’yi konuşup anlayabilen Osman’ın öyküsünü anlattığı ‘Di Navberê De / Arada’, Mehmet Ali Konar’ın 90’lı yılların karanlık politik atmosferinde büyüyen Mirza’nın hikâyesini takip ettiği ‘Hewno Bêreng / Renksiz Rüya’, çocuk yaşta bulduğu ölü atı hatırlayan Hay’ın, adım adım madde ile canlının uyumuna, ruhun doğadaki yerine tanık olduğu yolculuğunu anlatan, Tarık Aktaş’ın ilk filmi ‘Nebula’, Rojda Akbayır’ın ailesi ile yüzleşmek ve babasıyla hesaplaşmak için çıktığı yolculuğu ele alan belgeseli ‘Parçalar’, yaşadığı köyün yakınlarında bir ormanda saklanmakta olan Ali’yle karşılaşan 25 yaşındaki dilsiz Sibel’in öyküsünü anlatan Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti imzalıyer alıyor. 

Yıldız Çoksesli Korosu

0

Yıldız Çoksesli Korosu 2015 yılının Mayıs ayında Özgür Can Dursun tarafından İstanbul’da kuruldu.

En başta “Haydi beraber bir şeyler söyleyelim” gibi bir düşünceyle bu yola çıkan koro 2015 Eylül ayında yeni bir kadro ile çalışmalarına başladı. Korist sayısı çok az olmasına rağmen yılmadan seçmeler yapıldı ve 2016 yılında koro ideal denilebilecek bir sayıya ulaştı. Kimsenin hiçbir kazanç elde etmek için gelmediği, tamamen insanların samimiyet çerçevesinde kendilerini geliştirdiği, sosyalleştiği bir oluşum haline geldi.

Aslında tüm korolar ufak bir toplum prototipidir. Yıldız Çoksesli Korosu’nun diğer korolardan en büyük farkı yeni korist adaylarını seçmeye aldığında sadece müzikal birikimine göre koroya almıyor. Seçmenin müzikal kısmı bittikten sonra yapılan mülakatta, başvuran adayların bu “toplum prototipinde” saygı ve sevgi çerçevesi içerisinde insanları ötekileştirmeden, kendilerini yarıştırmadan, herkesin eşit haklara sahip olduğu bu düzene uyum sağlayıp sağlayamayacağına dair sorular soruluyor. Mülakata giren kişiler verdiği cevaplarla farklı etnik kökenlere, cinsel kimliklere, dini inançlara, ideolojik görüşlere saygı duyabileceğini ve onları kucaklayacağını kanıtlarlarsa koroya alınıyorlar ve koronun birleştirici gücüne katkıda bulunmaya başlıyorlar.

Tabii koronun bu duruşu sadece seçmelerle kendini yansıtmıyor. Aktif olarak  çeşitli festivallerde, etkinliklerde, konserlerinde farklı kültürlerden, farklı mesajlar içeren zengin  repertuvarıyla herkese hitap etmeye çalışıyor. Afrikalı kölelerin birbirine verdiği umut dolu sözcüklerden tutun da kadının toplumsal cinsiyet rollerine isyanına kadar uzanan çeşitli bir repertuvarla performanslar yapılıyor.

Yıldız Çoksesli Korosu, ailenin daha da kalabalık olup daha fazla ses çıkarabilmesi, daha çok kişiye ulaşıp farkındalık yaratması adına yeni koristlerini bekliyor. Onlara katılmak isterseniz başvuru linkleri aşağıda:

https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSf3U4x45z78zjKwGnsT4FJtQeunLpH3aNVuX53Agc-zKaBjWQ/viewform?usp=send_form

Hiçbir kuruluşa bağlı olmadan, kar amacı gütmeden yurt içi ve yurt dışı festivallerde sesini duyurabilmek adına destek arıyor.

BİR.ONE. teşvik bursu başvuruları başladı

Burs, 5 adet ön lisans/lisans/yüksek lisans/doktora öğrencisine, aylık 200 TL olarak, sömestr ve yaz tatilleri de dahil olmak üzere 12 ay boyunca, 16 Kasım 2018’de başlamak üzere, her ayın 16’sında ödenecektir. Burs her dönem sonunda öğrencinin akademik ortalaması (yarıyıl not ortalaması) 2.50 olduğu sürece, öğrenim süresi boyunca devam edecektir. Her yaş, bölüm ve sınıftan öğrenci başvurabilir. Vatandaşlık sınırlaması yoktur.

Başvuru Koşulları:

-Hayvan hakları/özgürlüğü, insan hakları, ekoaktivizm ya da genel anlamda sosyal sorumluluk, sivil toplum, aktivizm alanlarının birinde veya birden fazlasında farkındalık sahibi olmak ve aktif çalışmalar yürütüyor olmak,

-Üniversite öğrenimi boyunca genel not ortalaması 2.50’nin altına düşmemiş olmak.

Öğrencinin hayvan sömürüsüne karşı olması, aynı zamanda bu sömürünün ekolojik dengede yarattığı hasarın farkında olması ve vegan olması tercih sebebidir. Bunun takibini yapamayacağımız için, bu bir şart değildir.

Başvuru şekli:

Facebook sayfamızdan mesaj şeklinde fotoğraflanmış ya da taranmış şekilde gönderilecek belgeler:

-Öğrenci belgesi (üniversiteyi yeni kazanan adaylar için ÖSYM sonuç belgesi)

-Güz 2018 dönemine kadarki transkriptleriniz,

-Belirtilen alanlardaki çalışmalarınızı özetleyen ve bursun neden size verilmesini düşündüğünüzü anlatan başvuru/niyet mektubu. Dileyen çalışmalarına dair link/fotoğraf/belge ekleyebilir.

-Kontenjan sınırlı ve başvuru sayısı çok (ortalama 400) olduğu için öğrencilerden sadece başvuru şartlarına uyuyorlarsa başvurmalarını rica ediyoruz.

Son Başvuru tarihi 15 Ekim 2018’dir.

Not: Özetle, kendinden başkasına (hayvan, insan, doğa, vb.) faydası olması gerektiğine inanan ve bunu somut projeler üreterek ya da mevcut projelere destek vererek hayata geçiren, hepimiz için daha özgür ve adil bir dünya isteyen öğrencileri teşvik etmek ve onları desteklemek istiyoruz. Bu, imece usulü, 60 kişinin bir araya gelmesiyle ve destekçilerin bursu direk öğrenciye aktarmasıyla verilen bir burstur. Şu anda 17 kişiye burs sağlıyoruz. Fakat daha fazla destekçi gönüllü olursa bu sayı artabilir. Siz de bir öğrencinin teşvik bursunun bir kısmını (ayda 50 TL’den başlamak üzere) karşılamak isterseniz bize yazın.

Öğrencinin ailesinin ekonomik durumunu kontrol edecek bir mekanizmamız yok. Tabii ki öncelikli olarak ihtiyaç sahibi aktivist öğrencilerin başvurmasını teşvik ediyoruz.

Bursun bir karşılığı, geri ödemesi yoktur. Öğrenciden tek beklenen, dönem sonunda bizimle transkriptini ve dönem içinde yaptıklarını anlatan kısa bir mektubu paylaşması. Senede bir kere de BİR.ONE. yemek buluşmamıza katılmak isterse, onunla tanışmaktan da memnun oluruz.

Lütfen tanıdığınız aktivist öğrencilerle paylaşın.

 

Aşkın köklerinden kaynaklanan farklılıklar | Etken ve edilgen çatılı aşklar

Sevmenin iki hali

Sevmek fiilinin çekimlerinde bir farklılık var mıdır acaba? İnsan severken mi yoksa sevilirken mi daha çok mutlu olur? Sanki ikisi de aynıymış gibi görünmekte. İkisinin de sözlüklerdeki anlamı çok yakın. Fakat gerçekler bambaşka. İkisi de acı çekmeye o kadar elverişli ki insan ayırt edemiyor sevmek ile sevilmek arasındaki farkı. Bir zamanlar, sevmek ya da sevilmek tarafında bulunmazken, her şeyin tozpembe olduğunu düşünürdüm. Ne olacak ikisi de aşkın en güzel tarafı şeklinde fikir yürütürdüm. Fikirlerim fiilin taraflarından birisi olunca değişti. Aydınlanma yaşadım.

Sevmek ve sevilmek aynı değildi. Her ne kadar kökleri bakımından aynı olsalar da anlam ve verdikleri acı bakımından birbirinden çokça farklıdır. Bunun böyle olması neden kaynaklanıyordu? Üzerinde düşündükçe fiili köklerine ayırdıkça, uzaktan bakınca işlere bakış açım ferahladı. Fiil aldığı ekler ve özne nesne ilişkisi bakımından farklılaşıyordu. İnsan sevmek fiiline bulaştığı zaman özne bilfiil kendiniz oluyordunuz. Yüklem doğrudan size sirayet etmekteydi. Fiilden kaynaklanan acıyı en çok siz çekerdiniz. Gözleri en çok hülyalanan yine siz olurdunuz. Ve maalesef mecnunluk mertebesine de siz ulaşırdınız. Sevmek içinde yoğun acı, acının kenarında gözyaşı, gözyaşının içinde de garip bir huzur barındırırdı.

Sevilmekte ise işler bir anda değişmeye başlardı. Özne durumunda olan siz, nasıl olduğunu anlamadan nesne durumuna düşerdi. Artık sorumluluk ve özgürlük denilen illet sizin omuzlarınızda değildi. Oyunun içinde figüran olmaktan başka bir işleviniz kalmazdı sevilirken. Acı çeken başkası olurken gönlü hoş edilen yine siz olurdu. Buna bir türlü aklım ermiyor. Fakat düşünüce ve fiili köklerine ayırınca durumun farkına daha çok varabildim.

Farklı Ekler Farklı Anlamlar

Sevmek fiilinde, insan severken yüklem etken halde bulunur. Sevilirken ise durum bir anda edilgen hale gelir. Severken işler öznenin elinde olurken sevilirken elden çıkar. Sevmek daha zordur bu yüzden, sevmek acıdır. Sevmek her şeye rağmen mutludur. Ve sevmek aynı zamanda yüktür, iplere asılmaktır. İki kişiyi sırtında, tek kalpte taşımaktır. Sevilmek bu yüzden nankörce görünüyor gözüme. Bu yazıda karşılık aramaktan vazgeçtim. Sevmek ve sevilmek karşılıksızdır. Zaten işler karşılıklı olduğu zaman ortaya başkalaşma çıkar. Başkalaşır her şey. Kendiliklerinden ayrılırlar. Bambaşka bir hale bürünürler. Bu yüzden değinmem karşılıksız fiiller üzerine…

Sevilmek en kolayı sevmek arasında. Hiçbir taşın altına konmaz eliniz sevilirken. Sadece ve sadece var olmanız kâfidir. Sevilmeye… Acı çekmezsiniz, yorulmazsınız; koşmazsınız, ağlamazsınız sevilirken. Bütün gece nesneyi düşünmezsiniz cümlenin ögeleri arasında. Siz zaten düşünülensinizdir. Sevilmek ne hoş…

Acı Biberli Sevmek

Bu dünyada mutlu olan çiftler nasıl mutlu oldu? Fiilin karşılıksız halini nasıl yendiler? Nasıl birlikte özne olabildiler? Yüklemi nasıl işteş hale getirdiler? Bilmiyorum hiç karşılıklı sevmek olmadı hayatımda. Ama fikrim şu ki sevmek sevilmekten daha güzel. Çok daha… Fazla duygu var içinde. Aşk bu zaten. Tek taraflı. Fakat magazin programlarında bahsi geçen ve aşkın tanımına uymayan aşklardan değil bu. Bu Kafka’nın ölüm döşeğinde Milena’ya duyduğu aşktan. Bu Kolera Günlerinde kulaklarda uğuldayan aşktan. Genç Werther’e acı çektiren aşktan. Lütfen bu ayırımı iyi yapalım.

Zararlı bir şey bu aşk. Düşünce sistemini zehirliyor. İnsanı alıkoyuyor. Aşk zararlı bir fiil. Akli melekeleri yitirtiyor insanda. Mantıklı düşünemez hale getiriyor. Bile bile lades olmak deyimi açıklığa kavuşuyor. Uçurumdan hür iradeyle atlamak meşru görünüyor. Ve hala ‘seni seviyorum’ Tıpkı celladına âşık bir mahkûm gibi. Yaşama âşık ölüm gibi. Hep seni seviyorum…

Engelsiz Filmler Festivali’nde yarışacak filmler belli oldu

0

23

2017 yılının ses getiren yerli yapımlarından derlenen Engelsiz Yarışma’da bu yıl Pelin Esmer’in yönettiği ve Şair Leyla’nın istemeden de olsa çıktığı yolculuğu farklı ve gizemli bir hale getirme çabasını anlatan “İşe Yarar Bir Şey”, Emre Erdoğdu’nun iki kardeşin dramatik hayatını anlatan “Kar”, Tolga Karaçelik’in  babalarının vasiyetiyle bir araya gelen 3 kardeşin babalarını ve birbirlerini tanıma süreci anlatan “Kelebekler”, Ümit Ünal’ın katil olduğunu hünerli elleriyle kimseye belli etmeyen Neslihan’ın hikayesini anlatan “Sofra Sırları” ve Tayfun Pirselimoğlu’nun bir kıyı kasabasında yaşanan gizemli olayları kıyametin habercisi olarak gören ahalinin yaşadıklarını anlatan  “Yol Kenarı” filmleri jüri ve sinemaseverlerin beğenisine sunulacak.

İlk kez görme ve işitme engelli sinemaseverlerin erişimine uygun olarak seyirciyle buluşacak olan filmlerin gösterimi sonrasında söyleşiler de gerçekleşecek. Film ekiplerinin katılımıyla gerçekleşecek söyleşilere işaret dili çevirmenleri eşlik edecek.

Beyazperde’nin 3 Önemli İsmi Jüri’de

Engelsiz Yarışma’nın bu yılki jürisinde ise oyuncu Nursel Köse, yönetmen Ramin Matin ve sinema yazarı Murat Özer bulunuyor.

Beyazperde’nin önemli isimlerinin belirleyeceği En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödülleri ve Braille alfabesi ile de basılan pusulalarla seyirciler tarafından oylanarak belirlenen Seyirci Özel Ödülü, 20 Ekim Cumartesi akşamı Goethe-Institut Ankara’da düzenlenecek Ödül Töreni’nde sahiplerini bulacak.

Engelsiz Filmler Festivali bu yıl, 8-10 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu (SineBu), 12 – 14 Ekim tarihleri arasında Eskişehir’de Taşbaşı Kültür ve Sanat Merkezi (Kırmızı Salon), 17 – 21 Ekim tarihleri arasında ise Ankara’da Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Goethe-Institut’te gerçekleşecek.

m Gösterim ve Etkinlikler Ücretsiz 

Engelsiz Filmler Festivali her sene olduğu gibi bu sene de tüm gösterimlerini ve yan etkinliklerini ücretsiz olarak seyircilere sunuyor.

Puruli Kültür Sanat tarafından düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali’nin ana destekçisi Açık Toplum Vakfı.

Engelsiz Filmler Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye www.engelsizfestival.com adresinden ulaşabilir; Festival’in Facebook, Instagram, Twitter hesaplarından duyuruları takip edebilirsiniz.

Trabezunta Film’den “Çocuklar için Gezen Sinema”

Trabezunta Film, sinemaya erişimi kısıtlı olan çocuklara ulaşmak adına, Ekim ayından itibaren 3 ay sürecek harika bir proje hazırladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteği ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın işbirliği ile hayata geçirilen projede 4 farklı film beyaz perdeye yansıtılacak ve 101 çocuk aynı anda, mobil bir tırın içerisine kurulan sinema salonunda film izleyecek.

(Fotoğraf : AA)

“Çocuklar için Gezen Sinema” tırı,  Eylül ayı sonu itibariyle turuna Sivas’tan başlayacak olup; Erzincan, Erzurum, Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan, Artvin, Bayburt, Gümüşhane, Trabzon, Rize, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Kastamonu, Karabük, Bartın, Zonguldak, Düzce illerinde sinema salonu olmayan ilçe ve köylerde yapılacaktır.

Gösterimi yapılacak 4 film şöyledir;

Ertuğrul 1890 (https://www.imdb.com/title/tt3512072/)

120 (https://www.imdb.com/title/tt1166085/)

Son Mektup (https://www.imdb.com/title/tt4342506/)

Kırmızı Balık (Çocuklar için Animasyon Filmi)

Gezen Sinema
(Fotoğraf : AA)

Bildiğimiz gibi sinema, toplumun genel kültürünü artırmada önemli bir araçtır. İzlediğimiz filmlerde, filmin ait olduğu toplumun yansımasını görürüz. Toplumlar, değerlerini, acılarını, sevinçlerini, bireylerin düşüncelerini, yaşam döngülerini sinema ile anlatırlar. Çocukların sinema ile tanışması, genel kültürlerini artıracağı gibi hayal güçlerini de geliştirir çünkü sanat ön yargıları zihinden atarak yaratıcı düşünceyi ortaya çıkarır. Sinema ile çocuklar dünya kültürleri ile tanışıp, birçok görüş ve bakış açısı olduğunun bilincine varırlar.

Muhammet Çakıral’ın sorumluluğunu, Erol Gözen’in genel koordinatörlüğünü yürüttüğü, 6 ile 17 yaş arası 500 bin çocuğa ulaşması hedeflenen bu projenin önemli katkı sağlayacağı aşikardır.

Senarist-Yönetmen Trabezunta Film kurucusu Muhammet Çakıral’ın sanat hayatı ile ilgili bilgiyi linkten görebilirsiniz;

Ayrıca Muhammet Çakıral’ın senarist ve yönetmenliğini yaptığı, Karadeniz’in HES’e karşı mücadelesini anlatan “Kırlangıçlar Susamışsa” filmini mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Film, 27. Tokyo Film Festivali’nde “Asya’nın En İyi Filmi Ödülü” ve “Asya Ruhu” ödülleri kapsamında 10 film arasında yarışmıştır. Film ile ilgili bilgileri linkten bulabilirsiniz.

Tüm çocukların ön yargılardan bağımsız bir eğitim ile, sanat ile iç içe büyümesi, hoşgörülü, bedenen ve zihnen sağlıklı bireyler olarak yetişmesi dileklerim ile…

ODTÜ MD yeni öğretim yılını Güz Şenliği ile karşılıyor

ODTÜ Mezunları Derneği Vişnelik Tesisleri 2018-2019 öğretim yılını 5 Ekim 2018 tarihinde Vişnelik Tesislerinde başlayacak Güz Şenliği ile kutlayacak.

Bandista, Padme, Emongas, Terra, Ağaçkakan ve Beton Orman Sound System’in sahne alacağı şenliğe giriş herkese açık ve ücretsiz.

ODTÜ Mezunları Derneği Güz Şenliği’ni şu metinle duyurdu:

Değerli mezunlarımız,

Mavi Otobüsümüz geldi. Tüm ODTÜ bileşenleri ile birlikte binelim ve yerlerimizi alalım.

Geçmişten bugüne uzanarak, bilimselliğin, özgürlüğün ve devrimci mücadelenin vazgeçilmez değerlerini bugüne taşıyarak geliyor Mavi Otobüsümüz.

ODTÜ Mezunları Derneği; 2018/2019 öğretim yılının açılışını Güz Şenliği ile kutluyor.

Tüm ODTÜ bileşenleri özellikle öğrenci arkadaşlarımız 5 Ekim 2018 Cuma günü saat 15.00’den itibaren derneğimizin çim amfisinde sadece şarkı dinlemek için değil; hem şarkılarımızı söylemek hem de bir arada olmanın tüm coşkusunu yaşamak üzere bir araya geliyoruz.

Bir bütün olduğumuzu, özgür güzel bir gelecek için hep “var “olacağımızı vurgulamak için bir araya geliyoruz.

ÖĞRENCİLER, ÖĞRETİM ÜYELERİ, MEZUNLAR, ÇALIŞANLAR, AİLELER, ARKADAŞLAR 5 EKİM CUMA SAAT 15.00’DE MAVİ OTOBÜSLE ÇİM AMFİYE…

Şenlikte Sahne Alacak Gruplar:

PADME

EMONGAS

TERRA

AĞAÇKAKAN

BANDİSTA

BETON ORMAN SOUND SYSTEM

*Girişler herkese açık ve ücretsizdir.

Engelsiz Filmler Festivali’nde sanal gerçeklik ile farklı bedenlerde var olun!

0

Bu yıl altıncı kez düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali’nde sanal gerçeklik (VR) ile engelli bireylerin hayatları yakından deneyimlenebilecek.

Kültürel hayata eşit katılımın yaygınlaşması amacıyla hayata geçen Engelsiz Filmler Festivali, yan etkinlik programında yer alan 3 farklı sanal gerçeklik deneyimini  sinemaseverlerle buluşturuyor.

Her sene daha kapsayıcı olmaya yönelik arayışlarını sürdürerek programına yenilikler katan Engelsiz Filmler Festivali, geçen yıl ilkini gerçekleştirdiği sanal gerçeklik deneyimiyle bu yıl da sinemaseverlere, sanal gözlük aracılığıyla interaktif bir deneyim yaşama ve toplumda yeterince temsil hakkı bulamayan hikayelere kapsayıcı bir biçimde tanık olma imkanı sunacak.

Festival’in bu yılki sanal gerçeklik programında 3 proje yer alıyor. Jennifer Brea ve Amaury La Burthe tarafından yaratılan ve 2017 Sheffield Doc/Fest’de, “Alternatif Gerçeklikler Sanal Gerçeklik Ödülü”ne layık görülen Altüst/Unrest VR izleyenleri, Jennifer Brea’nın görünmez hastalığı ME (kronik yorgunluk sendromu) hakkında bir yolculuğa çıkarıyor. Yönetmenliğini Anrick Bregman ve Shehani Fernando’nun üstlendiği Parti/The Party, 16 yaşındaki otizmli Layla’nın gözünden dünyayı algılamamıza izin vererek katılımcıları, bir doğum günü partisine katılan Layla’nın kişisel deneyimlerine ortak ediyor. Son olarak VRBecerisi: Maxim Kiselev/VRability: Maxim Kiselev adlı projede, tekerlekli sandalye ile buz pateni yapan dünyadaki tek sporcu Maxim Kiselev’in, yönetmen, Georgy Molodtsov tarafından sanal gerçekliğe aktarılan hikayesinde, tekerlekli sandalye ile buz pateni yapmanın nasıl bir tecrübe olduğunu öğreniyoruz.

Sinemaseverler, başka bedenlerin hikayelerine tanıklık ettikleri sanal gerçeklik projelerini; 8-10 Ekim tarihleri arasında İstanbul, Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu (SineBu), 12 – 14 Ekim tarihleri arasında Eskişehir, Taşbaşı Kültür ve Sanat Merkezi (Kırmızı Salon), 17 – 21 Ekim tarihleri arasında ise Ankara, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi, Goethe-Institut ve Fransız Kültür Merkezi fuayelerinde deneyimleyebilecekler.

m Gösterim ve Etkinlikler Ücretsiz 

Engelsiz Filmler Festivali her sene olduğu gibi bu sene de tüm gösterimlerini ve yan etkinliklerini ücretsiz olarak seyircilere sunuyor.

Puruli Kültür Sanat tarafından düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali’nin ana destekçisi Açık Toplum Vakfı.

Engelsiz Filmler Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye www.engelsizfestival.com adresinden ulaşabilir; Festival’in Facebook, Instagram, Twitter hesaplarından duyuruları takip edebilirsiniz.