Ana Sayfa Blog Sayfa 585

İşaret dilini konuşmaya ve yazıya çevirebilen akıllı eldiven

0

Londra Üniversitesi’nden tasarımcı Hadeel Ayoub, işaret dilini yazıya ve konuşmaya çeviren bir eldiven yaptı. Ayoub’un akademik raporuna göre, “çalışmada esas hedef; duyma, konuşma ve görme engelliler arasında iletişimi geliştirebilmek” olarak belirlendi.

Bu ay içinde açıklanan kablosuz işaret dili eldiveni, engellilerin kısmen de olsa engellerini aşabilmeleri için üç prototipte tasarlandı. Yaptığı üç farklı prototipten sonuncusu, yazıdan konuşmaya çeviren çiple çalışıyor ve işaretleri konuşmaya çeviriyor. Böylece görme engelliler, işaret diliyle konuşan duyma engellileri rahatlıkla anlayabiliyorlar.

İşaret dilini konuşma ve yazıya çevirebilen akıllı eldiven (1)

Eldivenin çalışma prensipleri

Eldiven beş parmağa bağlı, parmakların yerini belirleyen beş esnek sensörlerle çalışıyor. Accelerometer (statik ya da dinamik hızlanmayı ölçer) eldivenin ne yöne hareket ettiğini takip ediyor. Tüm bu veriler bir bilgisayar programını besliyor ve mimikler tanımlanıp doğru şekilde görsel hale dönüştürülüyor.

Kışlık geleneksel eldivenlere benzeyen ve üst kısmı kablolarla kaplı olan ilk prototip, biraz hantal ve kullanışsız şekilde; harfleri teker teker gösteriyor ve bolca kablo içeriyor.

İkinci prototipte daha az hantal olan tasarım sadeleştirilmiş; mikroişlemci daha küçük ve bu tasarımda tüm cihaz tamamen bir bilgisayara bağlı olmak zorunda değil. Değiştirilen yazılım da akan küçük bir ekranda yazıların çıkmasına izin veriyor.

Üçüncü prototipte ise cihaz epeyce geliştirildi; elektronik parçalarının büyük çoğunluğu, beyzbol eldivenine benzeyen eldivenin dolgu malzemesinin içine dikildi. Bu sayede hem daha yüksek teknoloji ürünü bir görüntü elde edildi, hem de basitlik sağlandı. Bu prototipte yazıyı konuşmaya çeviren bir çip mevcut ve işaret dilini konuşmaya çeviriyor.

İşaret dilini konuşma ve yazıya çevirebilen akıllı eldiven (1)

Planlanan bir sonraki prototipte ise Wi-Fi çipi ile eldivenin akıllı telefona bağlanması, bir hareket sensörü eklenmesi ve her dile tercüme özelliğinin eklenmesi tasarlanıyor. Bu prototiple eldiven dünyadaki herkesle iletişim kurabilme potansiyelini taşıyor. Ayrıca bu son prototipin daha küçük boylarda üretilmesiyle çocuklara uygun eldivenlerin sunulması da planlanıyor. Wi-Fi bağlantısından sonra eldiven kısa mesajlar ve email gönderebilecek. Eklenecek hareket kontrol sensörü de cihaza hassasiyet kazandıracak.

Cihazın gelişen her bir prototiple daha ileri özelliklere sahip olduğunu belirten Ayoub, “LED ışığı, hoparlör eklenmesi beni hedefe biraz daha yaklaştırdı” diyor. Benzer projelerde çalışan araştırmacılar olsa da Ayoub, “Kendi buluşunun en hafif ve en pratiği olduğunu” ifade ediyor.

Eldivenin piyasa sürülmesiyle ilgilenen şirketler Ayoub ile bağlantı kurdu. Dördüncü prototipin 385 dolara mâl olması bekleniyor. Ancak ürünün seri üretime geçmesi durumunda bu fiyatın çok daha aşağı çekileceği belirtiliyor.

Engellilerin iletişimini kolaylaştıracak bu ürün, üstlendiği misyon ve başarısı açısından takdirlik, darısı aynı dili konuşup anlaşamayanların birbirini anlayabilmesini sağlayabilecek barış eldivenlerine…

Kaynak: Popular Mechanics, ZD Net, Science Alert

 

Ezidi çocukların çizimleriyle Ortadoğu’da yaşanan IŞİD terörü

0

Ortadoğu’da dönem dönem yeni isimlerle ortaya çıkan terör örgütleri, bölge halklarına korku salarken bir taraftan da pek çok insanın ölmesine neden oluyor. IŞİD de onlardan bir tanesi. 29 Haziran 2014 tarihinde halifeliğini ilan eden Ebu Bekir el-Bağdadi ve kendilerinin artık bir İslam Devleti olduğunu iddia eden militanlar, özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde büyük etkiler bırakıyor.

Bölgede yaşayan Ezidiler, IŞİD teröründen etkilenen halklardan sadece biri. Tarihi boyunca hep şiddet altında kalmış Ezidi halkı, hem Suriye’deki savaş hem de merkezi Rakka’da bulunan IŞİD yüzünden büyük acılar çekiyor. Bir insan konvoyuna dönüşen kaçışları sonunda kamplara yerleştirilen Ezidiler, psikolojik açıdan oldukça yıkılmış bir görüntü çiziyor. 

(Fotoğraf: Safin Hamed/AFP/Getty Images)
(Fotoğraf: Safin Hamed/AFP/Getty Images)

Ezidi topluluklarıyla ilgilenen doktor ve psikologların belirttiğine göre, yaşları 10’u bulan Ezidi çocukları IŞİD militanları tarafından tecavüze uğramış, seks kölesi olarak satılmış ve öldürülmüş. IŞİD tarafından “kafir” olarak değerlendirilen bu dini azınlık topluluk, zorluklar ile uğraşırken kendilerine yeni bir hayat kurmanın da yollarını arıyor. 

Kamplarda yaşayan aileler günlerini çadırlarda geçiriyor ve yaşadıklarının kendilerinde bıraktığı bir etki olarak utanma psikolojisine bürünüyor. Bölgede ruh sağlığı konusunda çalışmalar yapan Jiyan isimli sivil toplum kuruluşunda çalışan Wahid Harmz çocukların yaşadığı durumu şöyle anlatıyor: “Ebeveynler, çocuklarının çadır dışında oyun oynamasına hatta dışarı çıkmasına bile izin vermiyor. Onları dövüyor ve konuşmalarına izin vermiyor.”

(Fotoğraf: Ayman Oghanna, Al Jazeera America)
(Fotoğraf: Ayman Oghanna, Al Jazeera America)

Irak’ta bulunan Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin kontrolü altında bulunan Duhok şehri, savaştan kaçan Ezidiler için bir sığınma kampına ev sahipliği yapıyor. Kampta bulunan çocuklara ruh sağlığı konusunda tedaviler uygulanmaya çalışılıyor. Onlardan biri de geçtiğimiz aylarda hepsinin bir arada resim çizmesine teşvik etmek olmuş, ancak çizilen resimler hiç de iç açıcı değil. Resim çizen grubun içinde 6 yaşında çocuklar bulunuyor ve bu yaştaki bir çocuğun kaleminden çıkan resimler durumun ne kadar da ciddi olduğunu tekrar tekrar vurguluyor.

IŞİD tehdidi yüzünden kaçan 17 yaşındaki Sarween Khero Qassim çizdiği resimde kafa kesme olaylarını betimlemiş.
IŞİD tehdidi yüzünden kaçan 17 yaşındaki Sarween Khero Qassim çizdiği resimde kafa kesme olaylarını betimlemiş.
Bir diğer çiziminde Ezidi kadınların IŞİD tarafından köleleştirilmesini anlatmış.
Bir diğer çiziminde Ezidi kadınların IŞİD tarafından köleleştirilmesini anlatmış.
Bu çizimde de bir Ezidi kadını IŞİD militanları tarafından tecavüze uğruyor.
Bu çizimde de bir Ezidi kadını IŞİD militanları tarafından tecavüze uğruyor.
IŞİD teröründen kaçan bir çocuğun bu çizimi ise oldukça ürkütücü. Resimdeki yazan yazı şöyle: "Annemi kardeşlerimden birinin etini yedirmeye zorladılar ve diğer kardeşim kayıp. Tanrım, yalnız başıma nasıl yaşayacağım?"
IŞİD teröründen kaçan bir çocuğun bu çizimi ise oldukça ürkütücü. Resimdeki yazan yazı şöyle: “Annemi kardeşlerimden birinin etini yedirmeye zorladılar ve diğer kardeşim kayıp. Tanrım, yalnız başıma nasıl yaşayacağım?”
Çizimlerde öne çıkan olgu ise kadına karşı yapılan baskı.
Çizimlerde öne çıkan vurgu, kadına karşı yapılan baskı.
IŞİD militanı tarafından öldürülen Ezidi erkekleri.
IŞİD militanı tarafından öldürülen Ezidi erkekleri.

Kaynak: Al Jazeera, World Mic 

Hazırlayan: Burak Avşar

Yetişkinler için benzersiz bir grup aktivitesi: Dev boyutlardaki renkli tuvaller

Yetişkinler için boyama çılgınlığı boyama kitaplarının ötesine geçti. Fancy Features sayesinde bu eğlenceli aktivite birçok insanın birlikte tamamlayabileceği çok daha büyük ölçeklere taşındı.

Ressam Maria Leyden ve Chris Mason, yetişkinlerin hep birlikte rengârenk bir keçeli kalem seti ile renklendirilebilecekleri dev resimler tasarlıyor. Tuval, bir kez büsbütün renklendirildi mi hayranlık uyandıran, benzersiz bir hatıraya dönüşüyor. Fancy Features’in illüstrasyon ürünleri, tamamen isteğe bağlı olarak tasarlanabiliyor. Ayrıca özel günler için de özel tasarımlar hazırlanabiliyor.

dev boyutlardaki renkli tuvaller 2

Firma hali hazırda; hayır kurumları, büyük şirketler, okullar ve düğünler için yüzden fazla eşsiz tuval hazırlamış.

dev boyutlardaki renkli tuvaller 3

Tüm bu tuvaller hazırlanırken kişi veya kuruluşla detaylar üzerine tartışılmış ve özgün çalışmalar elde edilmiş.

dev boyutlardaki renkli tuvaller 4
“Aklınızdan geçen ne varsa bunu tuvale eklememi isteyebilirsiniz” diyor Leyden.

dev boyutlardaki renkli tuvaller 5
Böylece taslak hazırlanıyor ve müşterinin onayı alındıktan sonra istenilen boyuta getiriliyor ve eğlence başlıyor.
Bu çalışmalara isteğe bağlı eklenebilen özel insanlar, mekânlar ve mimari yapılar, bu çok büyük resimleri boyamanın eğlencesinin yanı sıra onları kavramsal olarak da anlamlı hale getiriyor.

dev boyutlardaki renkli tuvaller 6 dev boyutlardaki renkli tuvaller 7 dev boyutlardaki renkli tuvaller 8 dev boyutlardaki renkli tuvaller 9 dev boyutlardaki renkli tuvaller 10 dev boyutlardaki renkli tuvaller 1

Kaynak: My Modern Met

Öğretmeninden Veysel’e mektup: “Barış diyerek bize verdiğin dersi aldık çocuğum”

0

Ankara’daki katliamın ardından pek çok hikâyeye şahit olduk. Onlardan biri de 9 yaşındaki Veysel. Yaşarken çekildiği bir videoda şöyle diyor Veysel: “Büyüyünce avukat olmak istiyorum. Annemden bisiklet istiyorum, bir tablet bir de bilgisayar istiyorum.” Hepsinin ötesinde barış istedi Veysel de. Babası İbrahim Atılgan ile el ele gittiler ve el ele veda ettiler yaşama.

Yaşasaydı, yeni haftanın ilk gününde arkadaşlarıyla birlikte eğitim görecek, yeşil gözleri ile bakacaktı tahtaya. Ancak 120’den fazla insanın yaşamını çalan bomba, onun da yaşamını aldı. Sınıf öğretmeni ise arkasından bir mektup yazdı. O ve arkadaşları gözyaşları ile andılar Veysel’i. Savaş çığırtkanlığı yapanlar, gazeteler aracılığıyla ellerinde kanlı kalem tutanlardır bunun sorumlusu. Biz de öğretmenin gibi seni unutmayacağız Veysel. 

Muhammed Veysel Atılgan 2

Ankara’daki katliamdan sonra öğretmeni Sabahat Yıldırım’dan Muhammed Veysel Atılgan’a mektup:

“Ankara’daki hain saldırıda öğrencimi kaybettim… Sevgili öğrencim Muhammed Veysel Atılgan, küçücük bedeninde taşıdığın kocaman yüreğinle barış dediğin için babanla el ele katillerin hedefi oldun. Başkentin göbeğinde faşist saldırıya maruz kaldın. 

Arkadaşlarınla daha dün mendil kapmaca oynarkenki coşkun gözlerimin önünden gitmiyor. Şimdi söyle güzel gözlü güzel yürekli çocuğum nasıl anlatayım arkadaşlarına barış sözcüğünün anlamını?

Ben bu dersi seni anmadan nasıl veririm? Seni, barış sözünü kullanmadan anlatırsam eksik olur, barış dersem peki arkadaşların sormaz mı ‘Barış ölüme eş mi öğretmenim?’ diye. Küçücük bedenin ağzı salyalı katillerin hangi egolarını tatmin etti acaba? Güzel gözlü, güzel yürekli oğlum sana söz, oturmaktan hoşlandığın o cam kenarındaki yerin hep senin olacak. Barışın güvercini sensin artık benim için…”

AJTVideo | Veysel, 9 yaşındaydı. Ankara’daki saldırıda babasıyla birlikte hayatını kaybetti. Okulunda düzenlenen törende öğretmeni Sebahat Yıldırım gözyaşları içinde öğrencisine seslendi: Barış diyerek verdiğin dersi aldık çocuğum http://ajtr.me/ce3p

Posted by Al Jazeera Turk on 12 Ekim 2015 Pazartesi  

Hazırlayan: Burak Avşar 

Adana’da 3,5 yaşındaki çocuk, başına isabet eden kurşun ile öldü

0

Adana’da dün akşam saatlerinde Ankara Katliamı’nı protesto etmek amacıyla düzenlenen yürüyüşe polis saldırdı. Havaya rastgele ateş açtığı belirtilen polisin kurşunu annesinin kucağındaki 3,5 yaşındaki Tevriz Dora’nın başına isabet etti. 

Kamile Dora’nın kucağında bebeğiyle evinin önünde oturduğu sırada polis kurşunu Tevriz Dora isimli 3,5 yaşındaki bebeğe isabet etti. Silah sesinin ardından bebeğinin kanlar içinde kaldığını gören anneye çevredekiler yardım etti. Hastaneye kaldırılan bebek müdahalelere rağmen kurtarılamadı. 

Anadolu Ajansı ve Doğan Haber Ajansı kurşunun nerden geldiğinin belli olmadığını savunuyor, ancak çocuğun ailesi küçük Tevriz’in polis kurşunu ile öldüğünü belirtiyorlar.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş konuya dair, “3,5 yaşındaki çocuk bahçede annesinin kucağında öldürüldü. Bunu polis yaptı. Daha acımız tazeyken, 128 cenaze illere gönderilirken, Türkiye büyük bir yangın yerine dönmüşken, o saatten bu yana güvenlik güçleri bir tek an durmadı. Ailelerin, demokrasi güçlerinin yaralarını sarmalarına izin vermeden her yerde halkı sivilleri çocukları taramaya devam etti. Tevriz bunlardan biri” ifadelerini kullandı.

 

Başına kurşun isabet eden 9 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti

0

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde valilik tarafından ilan edilen sokağa çıkma yasağının üçüncü gününde, bugün, 9 yaşında bir çocuk, “polislerin sokağı taraması esnasında” başına ve vücuduna isabet eden kurşunlar nedeniyle hayatını kaybetti.

helin-sen

Ekmek yapma hazırlığındaki Helin Şen, “polislerin ateş açması sonucu” evinin bahçesinde öldürüldü. Bölgede süren sıkıyönetim nedeniyle halk mağdur. Sokaklarında çatışma istemeyip direnen ilçe sakinleri polislerin hedefi hâline gelmiş durumda. 

Demokratik Bölgeler Partisi Diyarbakır İl Örgütü tarafından yapılan açıklamada katliam olabileceği endişesi vurgulandı: “Sur ilçemizde dün geceden beri devam eden saldırılar bu sabah itibariyle artarak devam etmektedir. Bu saldırılarda 9 yaşındaki sivil çocuk Helin Şen kafasına isabet eden üç kuşunla katledildi. Polisin Sur ilçesinde sivil yurttaşlarımıza karşı giriştiği saldırı dalgasının şiddeti her geçen saat artmaktadır. Sur’da her an büyük bir katliam yaşanabilir. Olası bir katliamın önüne geçmek için tüm halkımızı bu kirli saldırı dalgasına karşı acil ve hemen Sur ilçesine gitmeye çağırıyoruz.”

Kaynak: Diken, Kızıl Bayrak

Ankara Katliamı sonrası gerçekleşen açıklamalar ve olası IŞİD bağlantısı

0

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bugün NTV’ye yaptığı açıklamada 128 kişinin hayatını kaybetmesine ve yüzlerce kişinin yaralanmasına sebep olan Ankara Katliamı’nın soruşturmasının devam ettiğini ve intihar bombacılarından birinin kimliğinin teşhis edilmesine yaklaşıldığını belirtti. Başbakan yaptığı açıklamaya, bulunan ipuçlarının IŞİD’i gösterdiğini de ekledi.

NTV’de gerçekleşen programda, saldırının amacının 1 Kasım seçimlerinin itibarsızlaştırılması olduğunu sözlerine ekleyen Başbakan, bombalamanın gerçekleşmesine sebep olan bir güvenlik açığı söz konusu ise gerekli tedbirlerin alınacağını ve uygun işlemlerin yapılacağını belirtti.

Başbakan: “Bu olay kuşkusuz bir intihar saldırısıdır. DNA testleri yürütülüyor. İntihar bombacılarının olay yerine nasıl geldikleri saptandı ve bir isme yaklaştık. Ki bu isim de belirli bir grubu gösteriyor” dedi.

Türkiye ve PKK arasında devam eden ve bitmek bilmeyen çatışmalara bir son verilmesini isteyen birçok sendikadan, HDP ve CHP’den kişilerin bulunduğu Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi‘nde beş saniye arayla patlatılan iki parça tesirli bomba bazı kaynaklara göre 95 bazılarına göre ise 128 kişinin hayatını kaybetmesine ve 400‘ün üzerinde bireyin yaralanmasına sebebiyet verdi.

Başkent’in en işlek yerlerinden birinde meydana gelen ve birçok güvenlik açığının olduğu saldırı Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör eylemi durumunda. Ölen veya yaralananlarla ilgili bilgiler ise gelmeye devam ediyor. Birçok aile kayıp bildirilerimlerinde bulundu. Saldırının üzerinden iki gün geçmesine rağmen sadece 26 otopsi tamamlanabildi ve 60‘a yakın kişi teşhis edilebildi. “Seçim Hükûmeti”nden ise hâlâ bir istifa durumu gerçekleşmiş değil. Gazetecilerin “istifa edecek misiniz” sorusuna ise Adalet Bakanı Kenan İpek sırıtarak (!) karşılık verdi. Reyhanlı ve Suruç katliamlarında “ulusal yas ilan edilmesine gerek olmadığını” düşünen hükûmet bu katliam sonrasında 3 günlük yas ilan etti. İçişleri Bakanı Selami Altınok, basın toplantısında Cumartesi günü gerçekleşen patlama esnasında bir güvenlik açığının olmadığını aksine ek güvenlik eylemlerinin alındığını belirtti.

Birçok milletvekilinin ve parti genel başkanlarının patlama sonrası yaptıkları kınamalar ve açıklamaların yanında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan halen “yazılı” bir açıklamadan ileriye giden bir eylemde bulunmadı. Aksine tekerrür eder bir biçimde Suruç Katliamı sonrası olduğu gibi Cumhurbaşkanı televizyonda halen gözükmedi. 

Katliamın üzerinden geçen süre zarfında herhangi bir örgüt veya oluşum bombalama ile ilgili sorumluluk almadı. Suruç Katliamı’nı üstlenen IŞİD ise twitter hesaplarından yaptığı açıklamada sorumluluk almadığını ancak “eylemi gerçekleştirenleri tebrik ettiğini” belirtti. Hürriyet gazetesinde çıkan bir habere göre ise Ankara’daki patlamada kullanılan bomba Suruç’daki ile aynı tipte.

Bombalamanın ardından kolluk kuvvetleri Adana’da IŞİD ile bağlantısı olduğu düşünülen dört kişiyi gözaltına aldı. Şüpheli sayısının artması ile birlikte gözaltıların sayısı iki gün içerisinde 40’a yükseldi. Ancak halen bombalama ile IŞİD arasında bir bağ olduğuna dair bir kanıt bulunamadı.

Saldırı öncesinde eylemsizlik kararını açıklayan KCK, bugün de Murat Karayılan aracılığı ile eylemsizlik kararlarını sürdüreceklerini belirtti. Medyada dolaşan haberlere göre ise Erzurum’da haftasonu gerçekleşen TSK ve PKK arasındaki çatışmalarda iki asker hayatını kaybetti.

Saldırı sonrasında ise AKP içerisinde fikir ayrılıkları belirtileri gözüküyor. Halk arasında ise olaya ilişkin muhalefet partileri, AKP ve Erdoğan’ı destekleyenler arasında belirgin fikir ayrılıkları oluşmaya başladı.

Halkın belirli bir kesimi ise saldırıların sorumlularının bulunamamasından, istihbarat eksikliğinden ve seçim öncesi kaos ortamı oluşmasından ötürü seçim hükûmetini sorumlu tutuyor.

Kaynak: The Guardian, Reuters, soL Haber Portalı

Başlık Görseli:  Recep Yılmaz/Demotix/Corbis

Afrika’da 32 bin aile açlıkla savaşmak için ağaç dikecek

Afrika’nın ıssız ve kurak alanlarında her iki dakikada bir, bir çocuk açlık veya yetersiz beslenme sebebiyle hayatını kaybediyor. Tree Aid hayır kurumu ise ağaç dikimini bir araç olarak kullanarak yoksulluğu azaltmayı, açlıkla savaşmayı ve toplumu güçlendirmeyi hedefliyor.

İklim değişikliği ve ormanların yok edilmesi, birçok alanı yerliler için tarım yapılamayacak hale getirerek bölgede yaşayan çoğu insanı aç bıraktı. Her yıl kurak bölgelerde aylarca süren ”açlık zamanları” olarak bilinen aylarda, yiyecek bulmak o kadar zor ki insanlar ya günde tek öğün yiyebiliyor ya da hiç…

32 bin aile açıkla savaşmak için ağaç dikecek

Küresel açlık ve kötü beslenme; AIDS, sıtma ve veremin toplamından daha büyük bir sağlıksal risk taşıyor. Bu sebeplerden her iki dakikada bir kurak bölgelerde bir çocuk ölümü gerçekleşiyor.

Hayır kurumu, bölgede 32 bin aileyi ağaç dikme konusunda eğitmek için acil bir kampanya başlattı. Ağaçların ekinleri yerliler tarafından yemek veya ailelere ek gelir sağlamak için satılmak üzere toplanabilecek. Yerel ağaçlar diğer ekinlere kıyasla bölgede meydana gelen aşırı kurak hava koşullarına çok iyi adapte olabiliyor.

Kuzey Gana’dan altı çocuk annesi Jamilia Mustafa çocuklarını doyuramadığı için üzgün olduğunu ve kıtlık zamanları geldiğinde öğrendiği becerilerle para kazanmak ve açlıkla başa çıkmak istediğini anlattı.

Kurum, İngiltere civarından insanları 32 bin aileye destek olmak için bağış yapmaya teşvik ediyor.

Ghana, Upper Western Region, Nakori. Villagers carrying firewood in Northern Ghana.

Tree Aid Yönetim Kurulu Başkanı John Moffett “Ağaçlar, yerli halklar için tüm ailenin bel bağlayabileceği besleyici gıdalar sağlaması ve toprak verimliliğini arttırması açısından hayati önem taşır. Bunun yanında, aileleri açlık ve aşırı yoksulluğun pençesinden kurtarabilmek için sürdürülebilir çözüm yolları sunar” diyerek İngiltere’deki insanları ailelere umut olabilmek ve daha iyi bir gelecek yaratmak adına bağış yapmaya davet etti.

Bunun yanında yamaçlarını yeniden yeşillendiren Etiyopya’dan, otoyollarına 2 milyar ağaç diken Hindistan’a baktığımızda dünyada nihayet ormanlara gereken önemin verilmeye başlandığına tanık olmak umut verici.

Kaynak: Tree Hugger

Barışın özleminde olduğumuz yeryüzünde savaş karşıtı 12 söz

0

Barışa özlem duyduğumuz şu günlerde kimi asırlar öncesinden kimi isi günümüze yakın tarihlerde önemli filozof, sanatçı, ve aktivistler tarafından söylenmiş bu sözler, savaşın her çağda ve her koşulda aynı şiddette, barışın ise hep özlenen kavram olduğunu bizlere hatırlatıyor.

“Bütün savaşları dövüşemeyecek kadar korkak olan bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır.” – Emma Goldman

Emma Goldman 1

“Tüm savaşlar iç savaştır, çünkü tüm insanlar kardeştir.” – François Fenélon

François Fenelon

, savaşın yokluğu anlamına gelmez; o bir erdem, bir ruh hali, bir iyilik, itimat ve adalet duygusudur” –

Spinoza

“Göze göz, dişe diş düşüncesi bütün dünyayı kör edecek.” – Mahatma

Mahatma Gandhi 1

“Eğer herkes başka bir televizyon seti almak yerine barış isteseydi, o zaman barış olurdu.” – John Lennon

John Lennon

“Barış, savaşın olmama durumundan çok daha fazla şeyi ifade eder. Barış; uyumdur, harmonidir.” – Laini Taylor

Laini Taylor

“Barışı ve sevgiyi kendi içinde bulamıyorsan başka hiçbir yerde bulamazsın.” –

Marvin Gaye

“Şiddet, ahlak dışıdır. Çünkü sevgi yerine nefret üzerinde yol alır, toplumu yıkar ve kardeşliği olanaksızlaştırır.” – , Jr.

Martin Luther King Jr

“Eğer barış istiyorsanız dostlarınız değil düşmanlarınızla konuşun” –

Desmond Tutu

“Kötü bir barış her zaman haklı bir savaştan iyidir.” –

Cicero

“Barış tacı, saltanat tacıyla kıyaslanamayacak kadar güzeI ve değerIidir.” –

Epikür

“Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeş olarak yaşamayı.” Martin Luther King, Jr.

Martin Luther King Jr 2 

Hazırlayan: Burak Avşar

Uyumsuzluğun sesi: Yusuf Atılgan

20’inci yüzyılın ikinci yarısında, Türkiye edebiyatında âdeta bir devrim yaşandı. Kendilerine “İkinci Yeni” ismini veren Cemâl Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar, Ece Ayhan, Sezai Karakoç, Seyfettin Başçıllar gibi şairlerle roman ve öykü alanında kalıcı eserlere imza atan Oğuz Atay, Tezer Özlü, Yusuf Atılgan ve onlardan biraz daha önce Sabahattin Ali gibi yazarlar, Türkiye edebiyatının çehresini iyiden iyiye değiştirdiler. Türkiye edebiyatı milliyet ve din gibi nosyonlardan uzak, çağın felsefi ve edebi gelişmelerine ayak uydurabilen, yer yer realist, yer yer postmodernist ama bütünüyle özgürlükçü bir edebiyat ekolü oluvermişti. İşte bu edebi devrimin öncülerinden birisi olan Yusuf Atılgan, 26 sene önce bugün, 9 Ekim 1989’da aramızdan ayrıldı.

Yusuf_Atılgan_Aylak_Adam27 Haziran 1921’de Manisa’da doğan güzelimiz Yusuf Atılgan, ilk ve orta öğretimini Manisa’da, liseyi ise Balıkesir’de tamamladı. Daha sonra ise okumayı çok istediği Türk Dili ve Edebiyatı bölümü için İstanbul Üniversitesi’ne kaydoldu. Burada Türkiye edebiyatının önde gelen isimlerinden ders alan Yusuf Atılgan okuldan mezun olunca öğretmenlik mesleğini icra etmesi için bir liseye atandı. Fakat çok sevdiği bu meslek onun için uzun soluklu olmadı. Zirâ Yusuf Atılgan’a örgüt üyeliği suçlaması ile hapis cezâsı verildi. Aldığı bu cezâ, onun hayatından hem 10 ayını çaldı hem de çok sevdiği mesleğini. 1946 senesinde hapisten çıkan Atılgan, daha sonra Manisa’da bir köye yerleşti ve hayatının hatırı sayılır bir bölümünü burada çiftçilik yaparak geçirdi. Ama edebiyat sevgisi hiç azalmadı ve 1959 senesinde ilk romanı olan Aylak Adam, Varlık Yayınları tarafından yayımlandı. Bu kitap Yusuf Atılgan’ın edebi hayatında bir dönüm noktasıydı. Aynı zamanda Türkiye edebiyatı için de oldukça önemli bir mihenk taşı sayılabilirdi. Kitapta uyumsuz bir karakter yaratan Atılgan, yabancılaşma temasını da başarıyla işleyerek belki de 20’inci yüzyıl edebiyatının ensemize vuran “yabancı” nefesini daha doğrudan hissettirdi bize.

“Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaydaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kim zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine; sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutmağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi , pırıl pırıldı. Herkesin, ‘- Veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur, ‘ demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!” (Aylak Adam)

Aylak Adam romanıyla Türkiye edebiyatında derin bir etki yaratan Yusuf Atılgan, 1973’te yayımlanan Anayurt Oteli ile edebi kimliğini iyiden iyiye belirginleştirdi. Roman Bilgi Yayınevi tarafından basıldı. Bu romanın kahramanı Zebercet de yine “uyumsuz” ve “yabancı” bir karakterin izlerini taşıyordu. Tıpkı Aylak Adam’da olduğu gibi içsel çatışmalar ve yoğun duygudurum bu eserde de göze çarpıyordu. Bu iki önemli eserin ardından yazın çalışmalarına devam eden Yusuf Atılgan bir yandan da hastalıklarının verdiği acıyla boğuşuyordu. Çektiği acıya ancak 1989’a kadar dayanabildi. 9 Ekim günü kalp krizi geçiren Yusuf Atılgan hayata İstanbul’da veda etti.

“Dayanılacak gibi değildi bu özgürlük. Ayaklarıyla masayı itip aşağıya yuvarladı; bir boşluğa düşerken durdu. Gözleri ağzı açık, bacakları gerilerek, çırpınarak sallanırken kollarını kaldırıp başının üstünden ipi tutmaya uğraştı. (Ne oldu? Yapmayı unuttuğu bir şeyi mi anımsadı birden? Ya da yeryüzünde tek gerçek değerin kendisine verilmiş bu olağanüstü yaşam armağanını korumak, her şeye karşın sağ kalmak,direnmek olduğunu mu anladı giderayak? Yoksa bilinçsiz canlı etin ölüme kendiliğinden bir tepkisi miydi bu?)” (Anayurt Oteli)

Yusuf Atılgan’ın Türkiye edebiyatına kattığı şey şuydu: Edebiyatın, insanların hoşuna gidecek şeyleri veren, onları mutlu ve huzurlu kılacak, yer yer coşturacak ve heyecanaYusuf Atılgan 2 getirecek bir şeyden ibaret olmadığını, bazen onları rahatsız etmenin, huzursuz etmenin ve bunu olabildiğince sadeleştirerek ve yalın bir dille yapmanın edebiyat için cesur ve elzem olduğunu gösterdi bize. Huzursuzluk, yabancılık, içsel çatışma ve minvâli duygular, okuyucuyu her yönden rahatsız ediyor olsa bile, işlenmeliydi ve aktarılmalıydı. Yusuf Atılgan işte bunu yaptı. Çoğu zaman bir yazar edâsından çok bir öğretmen edâsıyla yaptı bunu Atılgan. Günümüze değin ulaşmış, geleceğe de muhtemeldir ki ulaşacak ve en az bizi etkilediği kadar geleceği de etkileyecek eserler bırakan Yusuf Atılgan’ı saygı ve sevgiyle anıyoruz.

Bazı Diğer Eserleri:

Canistan – Roman tarzında (2000)
Bodur Minareden Öte – Öykü tarzında (1960)
Çocuk Kitabı: Ekmek Elden Süt Memeden – Öykü tarzında (1981)