Ana Sayfa Blog Sayfa 15

Esat – Eryaman Davası 22 Şubat’ta: #ZamanaBırakmıyoruz

0

2007 yılından beri devam etmekte olan, saldırıya uğrayan ve yaşadıkları yerlerden göçe zorlanan trans kadınların adalet arayışı olan Eryaman-Esat davasında, 22 Şubat Çarşamba günü Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 14.00’da görülecek.

Nefret suçlarına karşı önemli bir duruş ve hak arayışı olan bu davadan çıkacak hakkaniyetli bir karar LGBTİ+ hareketi ve trans mücadelesi tarihi açısından önemli bir kazanım olacaktır. Çetelere ve erkek egemen düzenin öldüren normlarına karşı verilen bu mücadelede herkesi adliyeye davayı desteklemeye davet ediyoruz.

2006 yılında Ankara Eryaman’da yaşayan 30 seks işçisi travesti ve trans kadına yönelik çeteler tarafından başlatılan sistematik saldırılar mahallede yaşayan travesti ve transların başka semt ve illere taşınmaya zorlanmalarına, yerlerixnden edilmelerine neden oldu. Adalet arayışımız sürerken arkadaşımız Dilek İnce’yi aramızdan koparıp aldılar. İnsanları taşınmaya zorlayan, şiddet uygulayan, tehdit eden ve yerlerinden eden saldırgan çete üyelerinin kimlikleri trans kadınlar tarafından yaptıkları suç duyurusunda yer almasına rağmen yapılan şikâyetler sonuçsuz kaldı.

Bugün faillerin hak ettikleri cezayı alması, adaletin tesis edilmesi ve hakkın yerini bulması adına sizleri davayı takibe ve desteğe davet ediyoruz.

ZAMANA BIRAKMIYORUZ!

Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği

İş başa düştü: Binam Depreme karşı güvenli mi?

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası “Evim depreme karşı güvenli mi?” başlıklı bir rehber yayımladı. Rehber; konutumuz güvenli mi, hangi incelemeler yapılmalı ve hangi raporlar alınmalı, binanın durumuna göre nasıl uygulamalara gidilmeli gibi soruları cevaplıyor.

TMMOB’un yayımladığı rehber esasında inşaatçı, mimar, mühendis, yetkili ve hatta etkili olmayan bizlerin bilmemiz gereken bilgileri içeren bir rehber değil. Aslında bunları bilmek, binamızın güvenliğini araştırmak, kendi canımızı güvensiz binalardan kurtarmak bizim görevimiz değil. Riskli alan ilan edilen bölgelerin riskli alan olmaktan çıkarılması kararına, yani aslında Hatay’ın bir kısmının ölüm fermanına imza atanlar tabii ki oturduğumuz binaların güvenli olup olmadığı ile ilgili bir endişeye sahip değil. Gördüğümüz kadarıyla; ölmemiz, enkazda kalmamız, üşümemiz, haklarımıza erişememiz de pek umurlarında değil. Binalarımızı yapan müteahhitlerin de bir kaygısı olmaması nedeniyle kelimenin tam anlamıyla iş başa düştü, herkes evini kontrol etsin. Evin sorumsuz ve arsız bireyinin yapmadığı işler evin diğer bireylerine kalır ya hep; bu hesapla, hayatımıza sahip çıkmak, kendi can güvenliğimizi sağlamak da birincil görevlerimize eklendi. Teşekkürler TMMOB.

1-Önce hasar tespit çalışması

Bir şüpheniz varsa, yaşadığınız binanın güvenliğinden endişeli iseniz ilk yapmak gereken hasar tespit çalışması.

*Hasar tespit çalışması depremden hemen sonra yapılır.

-Resmi olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği müdürlüğü tarafından yapılır.

-Detaylı analiz ve testler yapılmadan gözlemsel olarak yapılır.

-Binanın depremden kaynaklı hasar alıp almadığı tespit edilir.

-Hasarsız, Hafif Hasarlı, Orta Hasarlı ya da Ağır Hasarlı olarak sınıflandırılır.

Hasar analizi sonuçları

Tespit sonucunuza hasartespit.csb.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Hasarsız veya hafif hasarlı: Gerekli tadilatlar yapılarak oturmaya devam edilebilir.

Orta hasarlı: Kullanıma uygun değil. Hemen boşaltılmalı. Güçlendirme yapılmalı.

Ağır hasarlı: Kesinlikle kullanılamaz. Hemen boşaltılmalı.

2-Bina durum tespit raporu

*Depremin öncesinde veya depremden sonra yapılabilir.

Yapısında gözlemlediği değişikliklere dair ve/veya şüphelerini gidermek isteyen kişiler, Bina Durum Tespiti Raporu hazırlanması için; ilgili belediyesinden binanın onaylı mimari ve betonarme projesini temin ederek YAPI alanında uzman SİM ve İTB belgesi* olan İnşaat Mühendisine başvurur.

İnşaat Mühendisi tarafından yapılacak olan gözlemsel incelemede;

•Yapının projesine uygun olarak yapılıp yapılmadığı tespit edilir. (Projesine uygun olmadığı tespit edilirse bkz. Bina Performans Analizi)

•Mevcut çatlakların yeri ve durumu incelenir.

•Beton kabuk bölgesinde oluşan çatlaklar belirlenerek, korozyona uğramış donatının durumu tespit edilir.

•Binada hareket olup olmadığı şüphesi değerlendirilir.

İncelemeyi yapan inşaat mühendisi taşıyıcı sistem düzensizlikleri, çatlaklar, korozyon, oturma vs durumlarını inceler bunun yanı sıra basit hesaplar yaparak ön izlenim ve değerlendirmelerini “ön izlenim” ayrıntısında ortaya koyar. Bina Durum Tespit Raporu hazırlanarak ileri düzey inceleme gerekip gerekmediğine karar verilir.

3-Bina performans analizi

*Depremin öncesinde veya depremden sonra yapılabilir.

İleri Düzey İnceleme gerekirse; Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (2018)’e göre;

•Taşıyıcı sistemden yeterli sayıda karot numunesi alınır.

•Taşıyıcı sistemde yeterli sayıda donatı tespiti yapılır.

•Detaylı rölöve çalışması yapılır.

•Zemin etüd raporu hazırlanır.

Tüm veriler kullanılarak, TBDY 2018 ilgili bölüm esaslarına uygun olarak analiz yapılır. Deprem esnasında taşıyıcı sistemin görebileceği hasarlar bilgisayar ortamında tahmin edilir ve binanın performansı ortaya konur.

4-Güçlendirme

*Depremin öncesinde veya depremden sonra yapılabilir.

Yapı güvenliğinin sağlanması için güçlendirme tercih edilirse;

•Taşıyıcı sistemin tümü dikkate alınarak, taşıyıcı sisteme perde eklemeye, taşıyıcı sistem elemanlarının güçlendirilmesi yöntemlerine karar verilir ve güçlendirme uygulama projesi hazırlanır. İlgili belediyesine güçlendirme ruhsatı başvurunda bulunulur.

•Güçlendirme maliyeti yapının durumuna göre değişiklik gösterebilir.

•Uygulama aşamasında iş sağlığı ve iş güvenliği açısından yapının boşaltılması tercih edilir.

•İnşaat aşamasında şantiye şefi olarak İnşaat Mühendisinin (tercihen tecrübeli) görevlendirilmesi gerekmektedir.

•Uygulamanın yapı denetim firmaları tarafından denetlenmesi zorunludur.

Güçlendirme Projeleri, SİM/ İTB sahibi İnşaat Mühendisleri tarafından hazırlanır

5-Riskli bina tespiti

*Depremin öncesinde veya depremden sonra yapılabilir.

•6306 Sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu Kapsamında yapılır. Bina sahipleri (kat malikleri) Kentsel Dönüşüm Kanunu kapsamında binalarını yıkıp yenilemeye karar verdikten ve bu doğrultuda hazırlıklarını yaptıktan sonra bu raporun çalışmasını başlatmaları daha uygun olur.

•Binanın riskli olup olmadığı tespiti için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sitesindeki lisanslı kuruluşlara başvurulması gerekir.

•Zemin katta bulunan taşıyıcı sistem üzerinden yeterli sayıda karot numunesi alınarak Beton kalitesi tespit edilir. Taşıyıcı sistemde yeterli sayıda donatı tespiti yapılır.

(6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğine göre analiz raporu hazırlanır).

•Binanın depreme karşı dayanıklı olup olmadığı bilgisini vermez. Kentsel dönüşüm yasası kapsamında binanın yıkılması gerekip gerekmediğini tespit eder.

•Yapının Riskli Yapı olarak tespit edilmesi halinde yıkım süreci başlar.

İlmek ilmek dayanışma: 2Yumak 4Bucak

6 Şubat’ta gerçekleşen Maraş merkezli deprem hepimizi sarstı. Göçük altında yitirdiğimiz onbinlerce canımız, yıkılan hayatlar, yeniden kurulması gereken hayatlar, kış günü zaten ihtiyaç olan her şeyin yıkım sonrası bir hayatta kalma meselesine dönmesi… Süreci hep birlikte yaşadık. Üzüldük, ağladık, yıkıldık. Hala enkazdayız. Toparlanmak evet biliyoruz yıllar alacak ama bir yerden başlanmalıydı! Türkiye’nin pek çok kentinden ve dünyanın her yerinden insanlar kocaman bir gönüllülük penceresi açtılar! Bu depremde bir kez daha gönüllülüğün aslında ne kadar elzem olduğunu, dayanışma ile sadaka arasındaki farkın neleri değiştirdiğini, hiçbir kurum yoksa bile biz varız demenin gerçekliğini kavradık. Bu kocaman dayanışma şemsiyesinin altında yüz binlerce insan binlerce grup hiçbir karşılık beklemeden çalışıp didiniyor. İşte bu koca yürekli gruplardan biri de 2Yumak 4Bucak. Dayanışmayı ilmek ilmek ören bu kadınlar depremden etkilenmiş herkes için bir şeyler örüyor ve hızla dağıtımını yapıyor. Grup kurucularından Aycan hanım ile gönüllü oluşumlarını, neler yaptıklarını konuştuk.

Aycan hanım merhaba, öncelikle ellerinize emeklerinize sağlık; dayanışma ağlarını kelimenin tam anlamıyla ilmek ilmek örüyorsunuz. Nasıl başladınız? Kaç kişisiniz? biraz ekibinizden bahseder misiniz?

Herkes gibi biz de 6 Şubat sabahına şok ve acı bir haberle uyandık. Durumu anlamamız, idrak etmemiz ve yetersizlik hissine kapılmamız 9 Şubat tarihine dek sürdü. İlk üç gün çaresizlik ve endişe içinde kavrularak geçti. 9 Şubat sabahı böyle devam edemeyeceğimize karar verip umuda tutunma isteği ile çok sevdiğim ve yakın iki arkadaşımla bu projeyi hayata geçirmeye karar verdik. Üçümüz de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı öğrencileriyiz, ikinci üniversite kapsamında okuyoruz. Dolayısıyla ders çalışmak için zaten sık sık bir araya geliyoruz. Benim moda perakendesi satınalma ve kategori yöneticiliği geçmişim, emekli olduğumdan bu yana hobi olarak örgü yapmam ana fikir oldu diyebiliriz.

Neler örüyorsunuz? Ve aslında neden örüyorsunuz?

Örgünün yapana ve giyene iyileştirici, sıcaklık ve şefkat veren bir durumu vardır. Ana fikri sarmalayan da bu duygu oldu. Yıllar sonra ablamın ısrarıyla tekrar örgüye başlamıştım ve bana çok iyi gelmişti. Bu tecrübe de projenin taşlarından biri oldu. Üşüyeni ilk önce kollarınızla sararsınız ya orada değilken bile örgülerimizle sararız diye düşündük. Özellikle bebekler, çocuklar ve kadınlar önceliğimiz oldu.Ardından en yakınlarımızı gruba aldık. Kimse sorgulamadan hadi yapalım dediler. Herkes projeyi bir yerde yetersizlik duygusundan çıkış olarak gördü denebilir.

Takip ettiğim kadarıyla şu an oldukça kalabalıksınız. Nasıl hızla büyüdünüz?

Yakınlarımızla beraber sadece 40 kişiyiz, 40 bere yapar böyle olmaz, deyip sosyal medyadan Hikmeti Tabiyeci’ye mesaj attım. Hemen cevap verdi detayları sordu, anlattım.

Dedik, sosyal medyadan sayımızı artırarak daha çok ürün yapabiliriz. İyileşiyoruz, iyileştiriyoruz mantığıyla yakaladığımız bu yaklaşımı Hikmet şahane bir posta dönüştürdü. Yağmur gibi takipçi gelmeye başladı ertesi gün sayımız 250 oldu. Örgüler devam ediyor, bir nevi sosyal kulüp de olduk. Ülkenin her yerinden gönüllü geliyor. Van’dan da var, Gelibolu’dan da var.

Gönüllülerimiz de sayfaya şevkle destek veriyorlar. Sayfayı paylaşıyorlar. Sayımız kırk sekiz saatin sonunda 470 kişiye ulaştı. Hareketin ilk çıkış olan şahsi sayfamda DM akışına yetişemedim desem yeri var. 

“Elimizden gelse 10 şehrin tamamını örgülerimizle sarsak, ısıtsak, acılarını hafifletsek”

Gönüllü işleri yürütmek zordur, nasıl kotarıyorsunuz, iş bölümünüz var mı mesela?

Son derece demokratik bir grubuz. Proje afet ile sınırlı mı kalsın yoksa iyilik hareketine aramızdaki tabirle örgü seferberliğine dönsün mü diye konuştuk ve karar uzun vadeli olsun diye çıkınca Instagram sayfamızı kurduk. Şule sayfayı açtı, Ecmel logoyu hazırladı. Grupça sayfaya isim önerileri yapıldı ve oylandı. Kazanan 2Yumak 4Bucak oldu.

Sayfanın yönetimi Şule’dedir, harika içerikler yazıyor. Ne hissediyorsa onu yazıyor ve bu konuda çok başarılı. 

Kısacası üç gün içinde;
•Oylama ile belirlediğimiz bir ismimiz,
•Bir logomuz,
•iki günde 500’e yakın takipçili bir instagram sayfamız,
•350 civarında bir whatsapp grubumuz,
•Sosyal medya ekibimiz
•Dayanışma kurulumuz oldu.

Organize olduk ama İstanbul içi hareket etmek zaten zor hem örüp hem teslimat nasıl yapılacak derken Nergiz depolama ve lojistik kısmını yetkililerle görüşerek hızlıca çözdü.  
Özellikle Anadolu yakasında patronsuz kurye ile kardeş ekip gibi çalışmaya başladık. Tek bir mesaj ile göreve hazır oldular. Ücret konuşulmadı bile söyleyin ulaştıralım dediler sayfalarında bizden söz ettiler. Samet ve Yunus Emre’ye börek yapma sözüm var. 

Kimler destekledi sizi en çok? Hiç engelle karşılaştınız mı?

Bize en çabuk gençler inandı ve destek verdi. Oğlum Kutay ve en yakın arkadaşı Aren depolarda çalışıp o pırıltıları söner gibi olunca onlara umut ve güç vermemiz gerektiğini zaten daha iyi anlamıştık. Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde lojistik manada ayrı ayrı organize olduk. Ankara’da sınıf arkadaşımız Zehra hocamız var zaten fırtına gibidir.
Yeri geliyor Yıldız hanım minibüsle gidiyor, yeri geliyor Dilek arkadaşa uğrayıp torbaları alıyor ve belirlenen adrese bırakıyor. Fatma otobüsle, Zehra hocam aracıyla ürün toplayıp deprem bölgesine gidecek arkadaşımıza yetiştiriyoruz. Kimse üşenmiyor, kimse şikayet etmiyor, sadece örüyor ve nereye bırakılacaksa oraya elleriyle teslim ediyor. İçine 2Yumak 4Bucak yazan not koyun diyoruz, onlar için çarpan yüreğimizi bilsinler istiyoruz. Elimizden gelse 10 şehrin tamamını örgülerimizle sarmak, ısıtmak, acılarını hafifletmek istiyoruz.

Azdan az, çoktan çok diyoruz, maddi destek almıyoruz sadece ipleri aramızda takas ediyoruz. Kimde biterse ötekine vermeye çalışıyor gibi düşünülebilir.

Yıkımdan doğan hazin bir öyküsü var 2Yumak 4Bucak grubunun.

Sanal sevgi fabrikamız o bizim.

Dayanışma yaşatır hiç de boş bir laf değil. İşte tam olarak böyle ilmek ilmek, tam da sizin yaptığınız gibi. İyi ki varsınız. Emeklerinize sağlık.

Ankara LGBTİ+ Deprem Dayanışması’nın dayanışma rehberi yayında

Ankara LGBTİ+ Deprem Dayanışması’nın hazırladığı Afet Sonrası Hak Temelli Dayanışma Rehberi yayında!

Afet Sonrası Hak Temelli Dayanışma

Deprem bölgesinden gelen kişilerle dayanışırken yardım temelli bir yaklaşım yerine hak temelli bir yaklaşım kişilerin ‘muhtaç ve güçsüz’ hissettirilmemesi noktasında önemlidir. Peki hak temelli dayanışmak nasıl mümkün kılınabilir?

1) Öncelikle kişilerin ihtiyaç duydukları temel ihtiyaçları sağlanırken acıma duygusu ile hareket edilmemeli ve kişilere bu yansıtılmamalıdır.

2) Kişiler hastane, muhtarlık, kaymakamlık gibi kurumlara giderken yalnızca eşlik ettiğimizi hissettirmeli, ‘yardıma muhtaç’ hissettirilmemelidir.

3) Dayanışmanın bir örneği olarak deprem bölgesinden gelen kişilerle ev paylaşılırken kişilerin özel ihtiyaçları ile özel alan ihtiyaçları gözetilmelidir.

4) Kıyafet gıda, maddi destek ya da bir kuruma giderken eşlik etmek ve/veya ev paylaşmak gibi dayanışma alanlarında kişileri güçsüzleştirmeyen aksine güçlendiren eşitlikçi bir dil kullanılmalıdır.

Güvende hissetmeleri için;

  1. Temel ve acil ihtiyaçlarını elinizden geldiğince karşılayabilir, güvenilir bilgileri basit ve anlaşılır bir dille aktarmaya çalışabilirsiniz.

Rahatlamaları için;

1) Afetzedeler kendi öykülerini paylaşmak istediklerinde onlara alan açabilir, paylaşmak istedikleri kadarını paylaşmalarına müsaade edebilirsiniz. Kişiler için duyduğunuz endişe, yakınlık vb. sebeplerle öykülerine dair sorular sormak isteyebilirsiniz, ancak kişileri konuşmaya zorlamamak, diyalogları onların hızına ve kontrolüne bırakmak daha iyileştirici olabilir.

2) Kişilerin yanında var olan hizmet ve çalışmaları eleştirmekten kaçınmak daha huzurlu bir ortam yaratabilir.

Bağ kurmaları için;

1)Sevdikleriyle ve yakınlarıyla bir araya gelmelerine ya da iletişim kurmalarına yardımcı olabilirsiniz.

Kendilerine güvenmelerini desteklemek için;

1)Afetzedelerin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir ortam hazırlayabilir, kendi ihtiyaçlarını karşılayabileceklerine dair cesaretlendirebilirsiniz.

2)Kişilere basit ve genel geçer telkinlerde bulunmaktan (örneğin; “en azından sen hayattasın” gibi) ya da onlara ne yapacaklarını, neye ihtiyacı olduğunu söylemekten ya da onların deneyimlerini onlara açıklamaya çalışmaktan imtina etmek kişilerin kendilerine güvenmelerini kolaylaştırabilir.

Umut hissini desteklemek için;

1) İhtiyaçlarını karşılayacak kurum, kuruluş, grup, kişi ve servislerin olduğunu hatırlatabilir, buralara başvurma konusunda cesaretlendirebilir ve destek olabilirsiniz.

2) Tutamayacağınız sözler vermemeye özen göstermek umut hissini sürdürmeye yardımcı olacaktır.

*Bunların haricinde unutmayın ki afetzedelere destek olmak kendi başına zorlu bir süreç olabilir ve çok olağan bir şekilde hatalar yapabilirsiniz. Hata yaptığınızı düşündüğünüzde özür dileyip ilişkiyi onarmaktan çekinmeyin ve kendinize karşı da şefkatli olmayı ihmal etmeyin.

* Türkiye Psikiyatri Derneği Ruhsal Travma ve Afet Çalışmaları Birimi’nin bilgi notlarından derlenerek hazırlanmıştır.

Ankara LGBTİ+ Deprem Dayanışması twitter hesabı
Ankara LGBTİ+ Deprem dayanışması instagram hesabı


Ayrıca:
*Ankara’ya gelen ya da deprem bölgesinde kalan lubunyalarla dayanışmak için ulaşabilirsiniz: [email protected]
*Ankara’ya gelen LGBTİ+’lara ve mülteci LGBTİ+’lara evinizi açabilirsiniz.
*Ev kurma aşamasında ev eşyası desteği sunabilirsiniz. (ev eşyası kapsamında verebileceğiniz eşyaların listesini de maille paylaşabilirsiniz.)
*Kıyafet desteği verebilirseniz Pembe Hayat Dilek İnce Giysi bankası ile iletişime geçebilirsiniz.
*Deprem bölgesinden gelen LGBTİ+’ların akıllı telefon, şarj aleti, kullanılabilir durumda laptop gibi ihtiyaçları olabiliyor.
*Deprem bölgesinden geldiniz veyahut deprem bölgesinde ihtiyaçlarınızı karşılamak konusunda zorlanıyorsanız bize mail atabilirsiniz: [email protected]

Ankara Deprem Dayanışma Platformu kuruldu: Ankara, dayanışmayı büyütüyor

Deprem sonrasında seferberliğe girişen kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlama, Ankara’ya gelen depremzedeler için adres olabilme, sağlıklı bilgi akışının merkezi olabilme amacıyla Mülkiyeliler Birliği’nde toplanan kurum temsilcileri Ankara Deprem Dayanışma Platformu’nu ilan etmişti. Bugün Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde yapılan toplantıda platform kuruluş deklarasyonunu açıkladı.

Dayanışma ağını kolektif akılla daha organize ve koordine bir biçimde yürütmek ve büyütmek amacıyla kurulan platform yapabilecek bir şeyi olan herkesi dayanışmayı büyütmeye davet etti.

Ankara Deprem Dayanışma Platformu’nu Twitter’dan takip edebilirsiniz: https://mobile.twitter.com/addpiletisim

Platformun kuruluş deklarasyonu şöyle:

Ankara Deprem Dayanışma Platformu Kuruldu! Dayanışmayı Gelin Birlikte Büyütelim!

Maraş ili sınırları içerisinde meydana gelen iki büyük deprem sonucunda ne yazık ki 10 ilde on binlerce insanımız hayatını kaybetmiş, yüz binlercesi yaralanmış ve milyonlarcası da barınma, gıda, giyecek, sağlık gibi temel ihtiyaçlardan mahrum kalmıştır. Deprem olduğu andan bu yana devlet ve kamu kurumlarının bu devasa yıkıma zamanında ve yeterli müdahaleleri yapamadığı aşikardır. Rantın ve denetimsizliğin getirdiği ölüme karşı dayanışma ve seferberliğin yaşatacağı bilincinde; Ankara yerelindeki birçok siyasi parti, kurum, oda, sendika, dernek ve sivil inisiyatifler insani yardım ağları kurmuş ve acil sorunlara çözüm aramak için çaba göstermiştir. Bu dayanışma ağını kolektif akılla daha koordine ve organize bir şekilde büyütmek üzere Ankara Deprem Dayanışma Platformu’nu kurmuş bulunuyoruz.

Bu denli geniş bir alanı ve büyük bir nüfusu etkileyen yıkımın etkilerinin ve sonuçlarının çok uzun erimli olacağı açıktır; bunun için de gerekli hazırlıkları, ekipleri ve altyapıyı kurmak önümüze bir ödev olarak çıkmıştır. Bir yandan acil sorunlara yönelik çözüm üretirken, bir yandan da uzun erimli dayanışma sürecini örgütleme, koordinasyonunu ve sürekliliğini sağlama konusunda bir araya gelme ihtiyacımıza platformun cevap olacağını umuyoruz. Yalnızca deprem bölgesindeki ihtiyaç ve sorunlara yönelik değil, bölgeden Ankara’ya gelecek yaralıların/hastaların, bebeklerin, çocukların, depremzedelerin ihtiyaçları ile sorunlarına yönelik gerek bizlerin kendi içinde gerekse de kamu kurumları ve belediyelerle koordinasyonuna ihtiyaç olduğu açıktır.  Platformun bu koordinasyonu hızlandırıcı ve kolaylaştırıcı olacağını düşünüyoruz.

Ankara Deprem Dayanışma Platformu sabit bir platform olarak kurulmamıştır, zaman içerisinde daha etkili bir platformu hep birlikte şekillendirebilir ve de genişletebiliriz. Platform şimdilik Barınma, Deprem Bölgesine Yardım-Ulaşım-Nakliye, Gıda-Beslenme, Eşya-Giysi, Sağlık, Psikolojik Yardım, İletişim ve Sosyal Medya, Hukuki Yardım, Çocuk, Engelli, Eğitim, Gençlik, Kadın ve Mülteci Çalışma grupları üzerine koordinasyonu amaçlamıştır. Bu alanlarda çalışan, bilgisi ve tecrübesi bulunan kişi veya kurum temsilcilerinin iletişim adreslerimize dahil olmasını umuyoruz.

İmkanları, kapasiteleri, dayanışmayı ortaklaştırma, organize ve koordine etme amacıyla Ankara yerelindeki tüm siyasi parti, kurum, oda, sendika, dernek ve sivil inisiyatifleri platformda bir araya gelmeye, yapabileceklerimizi birlikte konuşarak ve kolektif bir şekilde dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz.

Gelin birlikte dayanışmayı büyütelim. Dayanışma Yaşatır!

Ankara Deprem Dayanışma Platformu

Platform üyeleri:

10 Ekim Barış Derneği

17 Mayıs Derneği

2021 Tüm Emekliler Sendikası

29 Ekim Kadınları Derneği

Alevi Bektaşi Federasyonu

Alınteri Gazetesi

Anadolu Güç Birliği Konfederasyonu

Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği

Anarşist Kadınlar

Anıtpark Forumu

Anka Dil Kültür Sanat Derneği

Ankara 78’liler Girişimi

Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi

Ankara Dayanışma Akademisi

Ankara Dayanışma Derneği

Ankara Dersimliler Derneği

Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği

Ankara İşçi Meclisi

Ankara KHK Platformu

Ankara Tabip Odası

Avukat Dayanışması

Batıkent Yeni Yaşam Derneği

Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şube

CHP Ankara Kadın Kolları

Çorum Hitit Dernekleri Federasyonu

Cumhuriyet Halk Partisi Ankara

Demokrasi için Hukukçular

Demokrasi, Barış ve Alternatif Politikalar Araştırma Derneği

Demokratik Alevi Dernekleri

Demokratik Bölgeler Partisi

Demokratik Halk Derneği

Dev-Güç

Devrimci 78’liler Federasyonu

Devrimci Hareket

Devrimci İşçi Partisi

Devrimci Parti

Divriği Kültür Vakfı

Eğitim Sen Ankara 1 Nolu Şube

Emek Partisi

Emekçi Hareket Partisi

Engelsiz Erişim Derneği

Ezilenlerin Sosyalist Partisi

Göçmen Dayanışma Ağı Ankara

Halkevleri

Halkların Demokratik Kongresi

Halkların Demokratik Partisi

İlmek Kadın Dayanışması

İnsan Hakları Derneği Ankara Şube

İnsan Hakları Okulu

Kabahatler Atölyesi

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu

Kadın Dayanışma Vakfı

Kadın Savunma Ağı

Kaldıraç Hareketi

Kaos GL

Karala

Kars ve Çevre İller Demokrat Dernekler Federasyonu

KESK Ankara Şubeleri

KHK’lılar Platformu

Mamak Afet Yardımlaşma

Mimarlar Odası Ankara Şubesi

Mülkiyeliler Birliği

ODTÜ Mezunları Derneği

ODTÜ Mimarlık Topluluğu

Öğrenci Kolektifi

Ortak Yaşam Platformu

Ovacık Dayanışma ve Kültür Derneği

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası

Özgürlük için Hukukçular Derneği Ankara Şube

Partizan

Pembe Hayat

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

Rant Yoluna Hayır İnisiyatifi

Roof Coliving

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası

Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği

Solfasol Gazetesi

Sosyal Demokrasi Derneği

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Ankara Şube

Sosyalist Emekçiler Partisi

Sosyalist Kadın Hareketi

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Ankara İl Örgütü

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı

Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği

Toplumsal Hukuk

Toplumsal Özgürlük Partisi

Tüm Emeklilerin Sendikası

Tunceli Dayanışma ve Kültür Vakfı

Türk Psikologlar Derneği

Türkiye Gazeteciler Sendikası

Türkiye İnsan Hakları Vakfı

Türkiye İşçi Partisi

Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği

Umut Sen

Üniversiteli Feminist Kolektif

Yenimahalle Kent Konseyi

Yeşil Sol Parti

Yurttaşlık Derneği

Yavuz hırsız ev sahibini bastırdı: Ekonomistlerden bağış yorumları

Türkiye’de yaşadığımız her gün bizlere yeni bir şaşırma sebebi verirken dün yeni bir skandala pek çok kanalın katıldığı ortak canlı yayında şahit olduk. Ulusal kanalların günlerdir duyurduğu Türkiye Tek Yürek isimli programda kamu bankaları, rant odaklı patronlar ve bir noktada kendine pay çıkarmak isteyen yandaşların sözde “bağış” yarışını izledik. Krizi fırsata çevirmek isteyen rantçıların bağış yarışı klişe bir kara komedinin ötesine geçemezken vatandaş bizden çalınanları bize bağışlamak da nedir ortak temasında tivitler attı. 

Halkın konuya bakış açısı bağışların tamamen göstermelik, sağ cepten sol cebe olduğu yönünde. Dün akşam izlediğimiz adeta eski moda bir sirk gibiydi. İşkence edilen hayvanlar yoktu ama bizzat işkence gören halk ve işkenceci erk karşı karşıyaydı. Konuşmak isteyen susturuldu. Malzemeden çalan gönüller avutuldu. Vicdan muhasebeleri vergiden düşülecek miktarlar sayesinde bir kez daha süresiz ve faizsiz ertelenmiş oldu. Bizden çalınan paraların yanından bile geçemeyecek bir mebla dün akşam toplanan para. Öte yandan deprem bölgesine gününde gitse binlerce hayatı da kurtarabilecek bir mebla. Kamu bankaları ve yandaş zenginler neden 10 gün beklediler, açıkçası anlamak pek mümkün değil.

Sağ cepten sol cebe etkinliğine ekonomistler de tepki gösterdi. Twitter hesaplarından tepki gösteren ekonomistler de aynı fikirde: Kimin parasını kime bağışlıyorlar?

Özgür Orhangazi:

Dünkü ortak yayını izlemedim, bugünkü haberlerden anladığım kadarıyla iş tam bir sadaka törenine dönmekle kalmamış kamu kurumları diğer kamu kurumlarına bağış yarışına da girmişler. Peki nereden geliyor bu paralar? Ya da kimin parasını kime veriyorlar? Merkez Bankası 30 milyar: MB bu miktarı ya yeni para yaratarak ya da karlarından verebilir. Her ikisi de saçma çünkü MB zaten ihtiyaç duyulan miktarı parasal genişlemeyle yaratabilirdi. Eğer karlarından yapacaksa da bu karların önemli bir bölümü zaten Hazine’ye aktarılacaktı. Ziraat, Vakıfbank, Halkbank toplam 39 milyar. Kamu bankaları daha geçenlerde 60 milyar sermaye desteği almışlardı. Devlet aynı parayı bir cepten diğerine aktarmış durumda sadece. Özel şirket ve kişilerin bağışlarının vergiden düşülebileceği dolandı Twitter’da. Bu anladığım kadarıyla vergi matrahından düşme olarak gerçekleşecek. Nihayetinde ödeyecekleri vergiler düşeceği için bu da esasında yine bir cepten diğer cebe koymak anlamına geliyor. Esas soru şu: Bu kadar yüksek miktarlar nereden geliyor. Bu paranın 3 ana kaynağı var: 1. Şimdiye kadar kaçırılan, ödenmeyen, affedilen vergiler. 2. İmar, arsa, ihale, kent vs. rantları 3. Düşük ücret yüksek sömürüye dayanan birikim rejiminin yarattığı karlar. Yani yine ya bir cepten diğer cebe aktarımlarla geçinmek için bin bir türlü sıkıntı içerisinde olanların alın teriyle yarattıkları değer.. Peki izleyenler neyi izlediler? Gerçek ve saf neoliberalizmi izlediler. Bir yandan kamunun tüm gücü ve kapasitesi zayıflatılırken bir yandan da her şeyin “zengin hayırseverler”in insafına bırakıldığı bir aklanma şovunu .. Ha bir de şu var: Bu söz verilen miktarların ne kadarı gerçekten bağışlanacak? Bağışlanırsa ne kadarı gerçekten depremzedelerin ihtiyaçlarına gidecek? Ve bu bağışların karşılığında devletten ne gibi ihaleler beklenecek, alınacak? Ve madem milyonlarca TL bir telefon aramasıyla bu kadar kolay verilebiliyordu, depremin ilk anlarında, ilk günlerinde insanlar yardım toplamak için kendilerini paralarken bu neden yapılmadı? Halbuki düzgün bir sistemde Meclis toplanıp gerekli bütçeyi çıkarabilir, bu bütçe de gerekirse vergilerle gerekirse de MB’nin parasal genişlemesiyle çok hızlı bir biçimde devreye sokulabilirdi. Tercih edilen ise esasında halkın parasıyla halka şov yapmak oldu..  Özet: MB canlı yayında parasal genişleme yaptı, parası olanlar canlı yayında vergilerinin bir kısmını ödedi, devlet de kendi cepleri arasında para dolaştırdı.. İzleyenler de gerçek yardımlaşma ve dayanışmayla sadaka şovunun farkını görmüş oldular.

Hayri Kozanoğlu:

Sağ elin verdiğini değil sol el cümle alem duyuyor!

Ümit Akçay:

Türk usulü miktarsal genişleme

Emin Çapa

Erdoğan, ortak bağış yayınına bağlandı: “Her kuruş, depremzedelerimiz için kullanılacak” 2003’den beri toplanan 37 milyar dolarlık Deprem Vergisi’nin yarısı harcansa şu anda acımız çok daha az olurdu. (“Deprem Vergisi yok” diyerek beni delirtmeyin.)

Ozan Gündoğdu:

Merkez Bankası’nın ulusal krizlere karşı garanti olarak tutulan “ihtiyat akçesi” 41 milyar TL 2019’da Hazine’ye transfer edilmişti. Biraz önce Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu 30 milyar TL’yi afetzedeler için bağışladıklarını açıkladı. Tam bir freak show yaşıyoruz. 2022’de son “İmar Affı” teklifini TBMM’ye sunan BBP Lideri Mustafa Destici 500 bin TL bağışladı. Acaba İmar Affı kanun teklifini de geri çekecek mi? Freak Show… Kolu olmayan bir insanın önüne kola koyup, içemeyince gülmek gibi… Zihni bu denli körelmiş insanlar, özgüveni bu kadar azalmış insanlar, hissizleşmiş insanlar şu gösteriyi görünce her şeyin normal olduğunu düşünür. Tam bir Freak Show’un içindeyiz…

Refet Gürkaynak:

PPK üyelerinin maaşlarını kesmiş olsanız isabet olur ama 30 milyar etmez (umarım). MB varlığından veriyorsanız zaten halkın olanı veriyorsunuz, övünmekten utanın. (Karşılığında varlık uydurup yeni yükümlülük yaratıyorsanız iyice yatacak yeriniz yok.)

Ciddiyetle: MB “bağışının” ne olduğunu muhasebeleştirmesini görünce, gösterirlerse anlayacağız. Ya MB’de gerçekten bağış karşılığı azaltılabilecek bir varlık var, fiilen yedek akçe ya da sermaye olacak yerden veriyor ki bizim paramızdır, ya da bilanço büyüyecek, uydurma kaynak.

Şenol Babuşcu:

Yardımın şovu olur mu? Kamu kurumları ve kamu bankaları neden bağış yapar? Bağış rakamlarında, kamu kurumları dışında vergi borcu silinenler en önde….

Atilla Yeşilada:

Depremi para basarak finanse etmek

Mustafa Sönmez:

Onbinlerce insanın yok oluşunda, yüzbinlercesinin evsiz barksız, işsiz, geleceksiz kalmalarında baş sorumlu iken devleti hokkabaza çevirdiler. Halkın vergisinden devlet bankalarına pompaladıkları milyarları, bağış toplama hokus pokusuna çevirdiler Bu sefillik bitecek. 18 Haziran! Bağışmış! Bağışçılara bak! Erdoğan’ın Varlık Fonu şirketleri, Erdoğan’ın Cengiz’i, damadı, Erdoğan’ın emrindeki Merkez Bankası, kamu bankaları. Bunun adı da bağış! Tam bir müsamere. Ölülere saygınız olsun Hiç olmasa; kalan 4 ayda bir şeye yarayın, enkazı doğru dürüst kaldırın. Eksi 10 derecede çadırda ya da enkaz dibinde geceyi geçirmenin, molozların altında can çekişmenin, travmanın derdi unutulmuş, bağış hokkabazlığı konuşuluyor. Kendinize gelin! Ahbap, Babala gibi sivil organizasyonlara yapılan yardımların, biriken paraların bugün Erdoğan şemsiyesi altındaki kuruluşlara AFAD Kızılay hesabına aktarıldığını duyarsanız hiç şaşırmayın. Tahammülü yok! Tehditi çok! 18 Haziran’a kadar hava dönsün diye çırpınıyor, ama boşuna Bir tarafta kar altında çadırlar, kederli, kaygılı çocuklar, yaşlılar, hastalar, enkaz altında ölüler, kefensiz gömülenler… öte tarafta panayırda bağış topluyor gibi yapan palyaçolar, tahta bacaklılar, jonklörler, ip üstünde cambazlar, hokkabazlar. Tahammül diliyorum hepimize

Cem Başlevent:

2 saatte 100+ milyar lira toplanabiliyorsa neden 10 gündür uçaklar, helikopterler vızır vızır uçup kırsal kesime çadır, gıda, battaniye, ilaç ulaştırmıyor?

Uğur Gürses:

Ahlaki çöküntünün kilometre taşları; vergini ödeme vergi affı, kaçak yapı inşa et imar affı, borsada hissen çöker kamu ve emeklilik fonları batığını kurtarır… Merkez Bankası da 30 milyar TL’yi karşılıksız basacak. Kamu kurum ve bankalarının Hazine kesesinden bağış yapmaları tuhaf değil mi? Aralık ayında Hazine’den 20’şer milyar, toplam 60 milyar TL sermaye konan kamu bankaları, 7, 12 ve 20 milyar TL, toplam 39 milyar TL bağış yapıyor. Bütçeden yapılmasının ne sakıncası var? TBMM’de ek bütçe çıkararak yapılacak işler yan yollarla yapılıyor, usulsüz yapılıyor… Meclis’i hemen toplayıp ek bütçeyle depremin hasarlarını karşılayacak harcamalar için tüm toplumun vergileriyle karşılayın. Yan yollarla değil. Saat 1.15 itibariyle 114.7 milyar bağış toplanmış. Bunun 89 milyar TL’si kamu kurumu, kamu çoğunluk hisseli şirket, kamu bankalarından.

Depremzede çocuklar için gönüllü çağrısı

Halkevleri, “Çocuklar için buradayız!” diyerek deprem bölgesinde bulunan ve farklı şehirlere göç eden depremzede çocuklarla birlikte çalışmalara başlıyor. Depremzede çocuklar için oyun alanları, destek mekanizmaları ve veliler için rehberlik hizmeti sunmayı planlayan Halkevleri, “Çocuklar için buradayız!” diyerek gönüllü çağrısı yaptı.

Depremzede çocuklarla yapılacak çalışmaya her türlü katkı, deneyim ve olanağın sağlanması için gönüllülerle buluşma çağrısı yapan Halkevleri; oyun, boyama, müzik, resim, masal atölyesi, tiyatro, drama, sinema, karikatür, fotoğraf, felsefe, seramik, spor ve benzeri birçok alandan gönüllüleri çağırıyor.

Çocuk çalışmalarına başlamadan önce gönüllü olanlara eğitim de vereceğini açıklayan Halkevleri şu açıklamayı yaptı:

Çocuklar için hepimizin yapabileceği bir şey var ve sağlıktan sanata, edebiyattan spora, oyundan rehberliğe her alandan gönüllüleri dayanışmaya çağırıyoruz. Çünkü çocukların oyuna ihtiyacı var. Çünkü çocukların birarada olmaya ve sosyalleşmeye ihtiyacı var. Çünkü çocukların da yaralarını sarmaya, zaman geçirmeye ve iyileşmeye ihtiyacı var.

Gönüllü başvuru formu için tıklayın.

Kaynak: Sendika.org

Dar Banyolar İçin Kullanışlı Lavabo Alternatifleri

0

Bazı lavabolar dar banyolar için daha uygundur. Bu alternatifler, daha küçük banyoların işlevselliğini artırmak ve daha fazla depolama alanı sağlamak için öne çıkar. Geleneksel lavabolar yerine dar banyolarda kullanılabilecek birçok farklı lavabo türü vardır. Bu yazımızı okuduktan sonra kullanışlı lavaboları öğrenerek siz de dar banyonuza uygun bir lavabo seçimi yapabilirsiniz.

Köşe Lavaboları

Köşe lavaboları dar banyolar için mükemmel bir seçenektir. Yerden tasarruf etmenize ve banyonuzdaki alanı en iyi şekilde kullanmanıza yardımcı olurlar. Ayrıca çoğu köşe lavabosu, ek depolama alanı sağlamak için köşe dolaplarına monte edilebilir.

Oval Lavabolar

Oval lavabolar, dar banyolarda kullanmak için idealdir. Geleneksel kare veya dikdörtgen lavabolarla karşılaştırıldığında, oval lavabolar daha az yer kaplar. Aynı zamanda oval lavaboların yuvarlatılmış köşeleri vardır, bu da çarpışmaların neden olduğu hasar riskini azaltır.

Küçük Lavabolar

Küçük lavabolar, dar banyolar için özel olarak tasarlanmıştır. Bu lavabolar, geleneksel lavaboların yarısından daha küçüktür ve yerden tasarruf etmenizi sağlar. Bazı küçük lavaboların altında ek depolama alanı bulunur.

Duvar Monteli Lavabolar

Duvar monteli lavabolar, dar banyoların bir diğer popüler seçeneği olarak öne çıkar. Duvara monte edebileceğiniz lavabolar yerden tasarruf etmenizi sağlar. Ek depolama alanlarının yer alması en büyük avantajları arasındadır.

Üst Lavabolar

Üst lavabolar, dar banyolarda öne çıkar. Çünkü yerden tasarruf etmenizi sağlar. Bu lavabolar, tezgahın üstüne monte edilir ve depolama alanı sağlar. Ayrıca üst lavaboların birçok farklı şekil ve boyutu vardır.

Derin Lavabolar

Derin lavabolar, dar banyolarda kullanılabilecek farklı bir seçenektir. Bu lavabolar, normal lavaboların iki katı kadar derindir ve daha fazla su tutabilir. Derin lavaboların altında ek depolama alanı bulunabilir. Bu alanlar sizlere avantaj sağlar.

Teraslı Lavabolar

Teraslı lavabolar, dar banyolarda yerden tasarruf etmenize yardımcı olabilir. Bu lavabolar, altta daha küçük bir lavabo ile üstte biraz daha büyük bir lavaboya sahiptir. Bu tasarım, iki kişinin aynı anda lavaboyu kullanabilmesine olanak tanır ve banyonuzdaki alanı daha verimli kullanmanızı sağlar.

Yarım Pedestal Lavabolar

Yarım pedestal lavabolar, dar banyolar için kullanışlı bir seçenektir. Bu lavabolar, geleneksel pedestal lavaboların yarısından daha az yer kaplar. Yarım pedestal lavaboların altında depolama alanları yer alır.

Lavabo Üstü Dolaplar

Lavabo üstü dolaplar, dar banyolar için ek depolama alanı sağlamak için tasarlanmıştır. Bu dolaplar, lavabonun üzerine monte edilir ve banyodaki depolama alanını artırır. Ayrıca birçok farklı boyutta ve şekilde mevcuttur.

Yarım Lavabolar

Yarım lavabolar ile mekanlarınızın olduğundan daha ferah gözükmesini sağlayabilirsiniz. Bu lavabolar, geleneksel lavaboların yarısından daha küçüktür ve yerden tasarruf etmenizi sağlar. Ek depolama alanları arayanlar için vazgeçilmez seçeneklerdendir.

Küre Lavabolar

Dar banyolar için lavabo arıyorsanız küre şeklinde lavaboları tercih edebilirsiniz. Tezgah üstünde iki lavabonun yer almasını sağlayan lavabolar alandan tasarruf sağlar.

Konsol Lavabolar

Konsol lavabolar, dar banyolar için şık bir seçenektir. Bu lavabolar, tezgahın üzerinde bir lavaboya sahipken altında metal bir çerçeve bulunur. Ayrıca konsol lavabolar pratik kullanım imkanı sunmasıyla öne çıkar.

Lavaboların rengi, malzemesi ve şekli de banyonuzun genel tasarımına uygun olmalıdır. Bu nedenle, her banyo için en uygun lavabo seçeneği farklı olabilir. Bir diğer önemli faktör de banyonuzun kullanım amacıdır. Misafir banyoları, çocuk banyoları ve ana banyoların ihtiyaçları farklı olabilir. Örneğin, çocuk banyoları için daha düşük bir lavabo tercih edebilirsiniz. Ayrıca yaşlı veya engelli kişiler için daha yüksek bir lavabo daha uygun olabilir.

Dar banyolar için lavabo seçerken ayrıca fiyatlar da önemlidir. Banyo lavabo fiyatları marka ve modele göre değişkenlik gösterebilir. Özellikle küçük banyolarda depolama alanı sınırlı olduğundan, lavabonun altındaki alanın kullanılması önemlidir. Bu nedenle, lavabonun altında dolaplar veya raflar bulunan seçenekler tercih edilebilir.

Dar yapıya sahip banyolar için kullanışlı lavabo alternatifleri, banyonuzun işlevselliğini artırmanıza ve daha fazla depolama alanı sağlamanıza yardımcı olabilir. Köşe lavaboları, oval lavabolar, küçük lavabolar, duvar monteli lavabolar, üst lavabolar, derin lavabolar, teraslı lavabolar, yarım pedestal lavabolar, lavabo üstü dolaplar, yarım lavabolar, küre lavabolar ve konsol lavaboları dar banyolar için düşünebileceğiniz seçenekler arasındadır.

Hangi lavabo tipinin banyonuz için en uygun olduğunu belirlemek adına banyonuzun boyutuna, stilinize ve depolama ihtiyaçlarınıza dikkat etmelisiniz. VitrA Online adresinde yer alan ürünlere göz atarak siz de kendiniz ve banyonuz için en uygun ürünleri bulabilirsiniz!

Bu yazı da ilginizi çekebilir: Musluk çeşitleri

17 Ağustos 1999’dan 6 Şubat 2023’e: Devlet yok, tedbir yok, vicdan yok

“6 Şubat 2023, 04.17. Maraş merkezli deprem 10 ili etkiledi. Bu yazı 8 Şubat 18.00’da yazılıyor. Hala gidilmemiş yerler var. Çünkü bu zaman aralığında hiçbir tedbir alınmadı. Yolsuz müteahhitlere yol verildi. Yolsuzlar kıymete bindi, halk gittikçe değersizleşti. Uzmanlar hep uyardı, dillerinde tüyler bitti, ama değişen bir şey olmadı. Çağ değişti, teknoloji gelişti, olanaklar arttı ama DEVLET HALA YOK. Nerde bu devlet?”

17 Ağustos 1999. Henüz 10 yaşındayım. Çocukluğumu renklendiren Gölcük; annem, anneannem, dedeciğim, pek çok akrabamız, yaz ayları boyunca hiç ayrılmadan oynadığım arkadaşlarım, o ulu ceviz ağaçları… Sabah uyandım, o zaman TRT’nin halk oyunları ekibindeyim, kahvaltı yapıp gideceğim. Annem ‘Bugün gitme yavrum, Gölcük’te deprem olmuş, anneannenlere ulaşamıyoruz’ dedi. Anneannem 4,5 saat göçük altında kalmış çıkarıldığında üzerinde bir ince gecelik, ayağına verilen bir asker botu… Annem, dayım ve eniştem imkansız o şartlar yer yer yürüyerek Gölcük’e ulaştılar. Dedemin ölmüş bedenini dayım ve annem enkazdan çıkarıyorlar. Sonrası cehennem. Zaten biliyorsunuz devamını…

6 Şubat 2023. 33 yaşındayım. Sabah annem aradı: “Gamzegül çok kötü deprem olmuş” Twitter’a girdim, önce Volkan Demirel’i gördüm. Sonrası malum… Biliyorsunuz…

Bu yazı aslında biraz şahsi bir iç döküş. 99′ depreminde çocuktum, dedemi çok severdim ölmesine çok üzüldüm ama çocuktum, ölmek ne demek, ölen ne oluyor, neden öldü, nasıl öldü? gibi sorgulamalar henüz yok… Yıllar geçtikçe, ben büyüdükçe, acı büyümeye başladı. Liseye geldiğimde olayın allahtan gelmediğini, toplumsal akışta bir sorun olduğunu, bu sorunun başını yetkililerin çektiğini fark ettim. Bu arada bu fark ediş biraz uzun sürdü ve oldukça sancılıydı. Ankara’nın Ayrancı’sında doğdum, büyüdüm, hala burda yaşıyorum. Şehrimiz ne kadar griliği ve sıkıcı bürokrasisi ile yerilse de semtimiz özellikle ben çocukken çok nezih ve olaysız bir yerdi. Siyaset, evimize çok yakın meclis lojmanlarından; din, biri öldüğünde camiiden kalkan cenaze ve namazından ibaretti. Düşman hizbullahtı, zaten o da bize uzaktı. Gazetecilere suikastler yapılıyordu ama unutuluyordu vs, bunları da biliyorsunuz… Dünyadan habersizdim yani, büyüdükçe, semtten başka bir yerlerde bulundukça parıltılı dünyam başıma yıkıldı. Meğer olaylar bambaşkaymış… Üniversiteye geçtiğimde artık insanların seçmedikleri etnik kökenleri, seçtikleri dini tercihleri, memleketleri meğer olayların çıkış sebeplerindenmiş? Meğer benim bilmediğim mezhepler varmış, bazı mezhepler baskın olan tarafından asimile edilmiş, yakılmış, kuşatılmış durumdaymış…

Sonra depremin bir yıldönümünde canım dedemi alan o enkaz üzerime yıkıldı. Meğer anneannemin evinin de bulunduğu o siteyi, bataklığın üzerine yapmışlar. İskambil kağıdı gibi yan yan, üst üste devrilen o binaları yapan müteahhite ne oldu bilin bakalım? Biliyorsunuz zaten..

Yıllar geçti. Bu kez Soma’da yaşadık faciayı. Madenciler göçük altında kaldı, üzerine beton döktüler. Sonra çeşitli sıfatlarla nitelemek istediğim ama salon kadını çizgimin müsade etmediği için yapmadığım -ki siz biliyorsunuz- Yusuf Yerkel denen yozlaşmış canavar, madenci yakınını yerlerde tekmeledi. Biliyorsunuz… Sonucu da biliyorsunuz, hiçbir şey olmadı… Yusuf ticaret ateşesi oldu. Müteahhitler de zengin oldu.

125 milyar dolar nerede? Bir ara hepimiz çok kızdık, nerde bizim paramız? Sonra alıştık tabii. Bizim nelerimiz gitti, laf paraya gelene kadar… Meğer cumhurbaşkanı ve şürekası, bizim paraları beşli çeteye (Cengiz Holding, Limak, Kalyon, Kolin, Makyol) peşkeş çekmiş! Hepsi zaten zengindi, iyice zengin oldular. Okey. Her yolu denedik. Yediğiniz yetmedi mi? 7 sülalenizi yaşatacak kadar çaldınız, bırakın yaşayacak bir hayatımız kaldı bari onu yaşayalım. Hayır bırakmadılar. Bırakmıyorlar. Bu hırs bizi deli etti, sinir hastası etti, gerçekten sağlığımızı yitirdik. Ama inanın ve artık bağırın. GİDECEKLER. BU SONDU!

Böyle dedik. Yine olmadı. Daha Soma’nın yaralarını saramadan bombalar patlamaya başladı. Biz 2015’te kaç bombada parçalandık… Ve öldük biliyorsunuz.

Bitmedi. Daha kötü ne olabilir ki artık dediğimizin peşine hep daha kötüsü oldu. Yeterince bağıramadık. Yaşamaya çalışıyorduk, bir şekilde tutunmalıydık, evet pıstık. İçimize sinmedi ama kapana kısıldık. Bizi sıkıştırmayı iyiden iyiye başaran ve bu başarısını da mütemadiyen tutuklamalar, cinayetler, khk’ler, savaşlarla kutsadı.

Öyle veya böyle hepsini unuttuk. Her şeye alıştık. Sineye çektik. Unutmadık, alışmadık, sineye de çekmedik. Ama öyleymiş gibi yaptık işte dedim ya yaşamaya çalışıyorduk hepimizin ayrı bahaneleri ve sebepleri vardı. Dostlarımızı umutlarımıza kefenledik, defnettik. Acıyla dolduk. Ciddi söylüyorum gün yüzü görmedik.

Unutamıyorum. Her gün daha canlı bir hafızaya dönüşüyor tüm acılarım.Şehirlerin ortasında neler yaşadık. Delireceğim. Nasıl alıştık, nasıl dayandık gerçekten bilmiyorum. Annemin burnundan gitmeyen ölü kokusu, yıkıntının içinden sarkan ölü eller, sokaklara yayılmış cesetler, yağmacılar ve depremzedelere yardım eden askeriye. Dedemin enkazdan çıkışı ve defnedilene kadar yaşadıklarımız… Denizin içine çektiği çocukluğumun Değirmenderesi, canım dedem, canım arkadaşlarım, canım çocukluğum… Bu yok oluşun 2 sebebi vardı: 1-Deprem ülkesi olup tedbirsiz yaşamak 2-yolsuz yönetimler ve müteahhitler…

Normal seyir şöyle olmalıydı: Biz bir deprem ülkesiyiz, 17 Ağustos’ta felaketi yaşadık. Biliyoruz ki yeniden olacak, ülkemizden geçen kırılmayı bekleyen birçok fay hattı var. Tedbir alacağız, bir daha deprem olduğunda bunu yaşamayacağız. Vatandaş devlet nerede diye haykırmayacak, kimse sefil olmayacak. Nitekim adım atıldı. Deprem bütçesizliği yeniden yaşanmasın diye bir takım vergiler getirildi:

“Bunlar, Ek Gelir Vergisi, Ek Kurumlar Vergisi, Ek Emlak Vergisi, Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi, Özel İşlem Vergisi ve Özel İletişim Vergisi’nden oluşuyordu. Cep ve sabit telefon, dijital ve kablolu tv yayınları ile internet hizmetlerinden alınan Özel İletişim Vergisi, daha sonra kalıcı hale geldi. 24 yıldır alınmaya devam edilen Özel İletişim Vergisi’nden toplam 88 milyar lira gelir elde edildi. En fazla gelir ise geçen yıl sağlandı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre geçen yıl bu vergiden 9.3 milyar lira gelir sağlandı. 2021 yılında ise Özel İletişim Vergisi’nden 6.6 milyar lira gelir sağlanmıştı. Şimdiye kadar toplanan milyarlarca liralık bu verginin ne kadarının yapıların güçlendirilmesi için kullanıldığı ya da depreme hazırlık için kullanılıp kullanılmadığı soruları ise hükümet tarafından yanıtsız bırakıldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerinde bu vergi, genel bütçe gelirleri içerisinde yer alan vergi gelirlerinin arasında sıralanıyor. ” (Cumhuriyet Gazetesi-Mustafa Çakır-7 Şubat 2023)

Anneannemin yıkılan evi, ölen kocası, orada bıraktığı hayatı sonunda devlet depremzedelere ev verdi. İşte bugün sadece buna gülünür. Devlet ev filan vermedi. Devlet zaten ev kendi evi olan insanlara verdik dedikleri evi sattılar. insanlar 2 kere para verdiler 1 evleri var yanlarına kar kalan kendi canları, o da hala kaldıysa…

Deprem için toplanan vergiler nereye gitti diye soruyoruz ama cevabı biliyoruz. Bizim can sağlığımızı inşaatlara peşkeş çektiniz. Hepiniz gerçek anlamda şerefsizsiniz. Çünkü bu durum bize en açık şekilde gösterdi: Siz para için şerefini bile satan haysiyetsizlersiniz.

6 Şubat 2023, 04.17. Maraş merkezli deprem 10 ili etkiledi. Bu yazı 8 Şubat 18.00’da yazılıyor. Hala gidilmemiş yerler var. Çünkü bu zaman aralığında hiçbir tedbir alınmadı. Yolsuz müteahhitlere yol verildi. Yolsuzlar kıymete bindi, halk gittikçe değersizleşti. Uzmanlar hep uyardı, dillerinde tüyler bitti, ama değişen bir şey olmadı. Çağ değişti, teknoloji gelişti, olanaklar arttı ama DEVLET HALA YOK. Nerde bu devlet?

99′ depreminde sosyal medya yoktu. Bu kadar kalabalık değildik, ağlarımız zayıftı, belki daha inançlıydık, belki biraz daha kadere bağlıyorduk. Ama bugün 2023! Sosyal medya var. Ağlarımız geniş. Dostlarımız her yerde. Ne oldu? Her yerdeki dostlarımızdan ölüm haberleri alıyoruz.

Bugün depremin 3. günü. Aylardan Şubat. Türkiye’ye bir türlü gelmeyen kar geldi ve gitmiyor. İnsanlar enkaz altından konum paylaşıyor ve haykırıyor. Kurtarın bizi lütfen. Açız. Üşüyoruz. Devlet neden gelmiyor?

Bir arkadaşım “3 gündür göçükte olan insan bunu kıyamet sanıyor belki de” dedi. Haklı. Şu an, tam olarak bu gündemde, bir eylem yapsak başımıza yığılacak, bizi güzelce sopalayacak ve gözaltına alacak binlerce polis, jandarma, asker nasılsa Hatay’a ulaşamadı. Afad tüm kibriyle hiçbir organizasyona izin vermiyor. Kendi de yetersiz kalıyor. Sonuçta halkımız ölüyor. Ve be olacak biliyor musunuz? Ben biliyorum. Yıkılan evlerin yerine yine aynı kalitesizlikte evleri yine aynı yolsuz inşaatçılar mı yapacak? Normal akışta bu beklenirdi ama inanın, izin vermeyeceğiz.

Nakdi yardım için güvendiğimiz yer AHBAB. Koşturan Haluk Levent, Oğuzhan Uğur vs. Vs önemsizleştirmek için değil. Sen hem gel bana milliyetçilik tasla, vatan haini de; sonra gitme, Hatay’a ulaşama. Depremin yıkımını 1 gün sonra idrak et. Şeytan bakışlarınla çık televizyondan kimin defterini düreceğini böğür sonra da ben milliyetçi vatanseverim de! Senin şarkıcın oyuncun canlara yardıma koşarken sen bön bön oturuyorsan sen bitmişsin demektir. Biten biziz sanıyorlar ya yanılıyorlar. Onlar bittiler, birkaç tur dönüyorlar, az kaldı dostlarım.

Ben bu oyundan ya delirerek çıkacağım ya da çıkamayacağım. Ben sürekli bize böğüren, canımıza kast eden, özgürlüğümüzü kemiren bu zihniyetle yaşamak istemiyorum. Ama biliyor musunuz, hayat doluyum. Belki tanıdığınız en hayat ve umut dolu mutluluk ve neşe saçan insanım. Yaşamak istiyorum. Bu 1 tane hayatımı hayal edip sonra onun için çalışarak yaşamak istiyorum. Güzel anılar ve dostlar biriktirip ailemle mutlu olmak istiyorum. Pollyanna diyorlar, dalga geçiyorlar. Geçsinler. Umudumu kaybetmeyeceğim. Diyorum. Ama zorlanıyorum. Ağzımın tadı kaçtı. 99 depremini yaşadıktan sonra sahip olduğum anksiyete peşine eklenen bombalar, arkadaşlarımızın öldürülmeleri, peşi sıra yaşadığımız pandemiden sonra yeni yeni toparlanmıştım. Yeniden doğuyorduk, umutluydum ve artık çevreme de umut verebiliyordum, her şey çok güzel olacaktı.

Pazartesi sabah dünya yeniden başıma yıkıldı. 10 yıldan çok süren kasvet yeniden geldi. Bu kez bu kasvetle yaşamayacağım. En azından kendi başıma yaşamayacağım. İsteyen cimere yazsın, isteyen gelsin tutuklasın. Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum.

İNSANLAR YALVARARAK ÖLDÜLER.

İNSANLAR YAPAYALNIZ VE TERK EDİLMİŞLER.

Yok canımızdan yardım yolluyoruz. Çünkü yok canımızla ödediğimiz vergileri her fırsatta kafamızı uçurmaya çalışan devletimizin hükümeti tarafından inşaatçılara peşkeş çekildi. İnşaatçılar daha da zengin olsun diye koca bir halk can hıraş çalışıyoruz. Şimdi o onursuz inşaatçılar o leş inşaatlarını yapmak için kullandıkları iş makinalarını, bizden çaldıkları paraları da vermiyorlar.

Biz bu depremde bir daha öldük, ölüyoruz, enkazdan bağırıyoruz. Ama bu kez onlar da bitti dostlarım. Bu deprem onların da sonu olacak. Biz yeniden başlayacağız. İlmek ilmek öreceğiz dayanışma ağlarını. Çok üzgünüm, bazı yerler artık yok, insanlarımız öldü, döndüremeyeceğimiz şeyler elbet çoğunlukta. Ama yeniden yapacağız. Çok işimiz var. Ve biz yeniden başladığımızda o haysiyetsizler tarih sayfalarında da hatıralarımızda da birer pislik olarak hatırlanacaklar. Asla unutulmayacaklar. VE ELBET YARGILANACAKLAR…

Halkevleri 91 yaşında: “Umutsuzluk Yok, Halkevleri Var!”

Halkevleri 91. yılını büyük bir konserle kutluyor. “Umutsuzluk Yok, Halkevleri Var!” diyerek yola çıktığımız 91. yılda eşitlik, özgürlük, barış ve laiklik için hep bir ağızdan şarkılar söylenecek. 

19 Şubat 2023 Pazar günü 15.00’da, Ankara’da son zamanlarda konser ve etkinlikler için sıkça tercih edilen Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde (Yenimahalle) buluşuyoruz. 

Konserin sunuculuğunu tv dizilerinin sevilen oyuncularında, toplumsal meselelere duyarlılığıyla da bilinen Halkevi dostu sanatçımız Taner Rumeli gerçekleştirecek.

Konser programı yoksul mahallelerden kadınların beraber sosyalleşip beraber özgürleştiği Halkevleri Kadın Korosunun söyleyeceği şarkılarla başlayacak. 

Bir süredir Mamak’ta devam eden mülteci çocuklarla yapılan çeşitli çalışmaların sonucunda ortaya çıkan Sınır Tanımayan Çocuk Korosu, bize çizilen sınırların anlamsızlığını hatırlatırken, kardeşlik, barış ve eşitlik için şarkılarını söyleyecek. 

Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın her çeşit ezgisini, dupduru sesiyle bizlere ulaştıran, toplumsal bütün meselelerde ezilenlerden yana taraf olan, yıllardır severek dinlediğimiz Feryal Öney de şarkılarıyla bizlere eşlik edecek. 

Yıllardır Halkevleri etkinliklerinde her fırsatta yanımızda olan, özellikle Ankara halkının büyük ilgi ve sevgiyle dinlediği, Halkevleri konserlerinin klasik ismi Mustafa Özarslan ve Grup Çığ yine türküleriyle bize eşlik edecek. 

Son dönemlerde İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkan tavrı ile gündeme gelen, “Anadolu Pop”u Türkiye’ye kazandıran, Türk Rock müziğinin efsanelerinden Moğollar dillerden dillere, nesillerden nesillere aktarılan şarkılarıyla bizlerle olacak.

Halkevleri 91. yaşını Ankaralılar ile birlikte kutluyor. 19 Şubat’ta eşitlik, özgürlük, barış ve laiklik için “Umutsuzluk Yok, Halkevleri Var!”diyoruz. Hep birlikte hürlüğün havasını tutturmak için buluşalım.

HALKEVLERİ 91. YIL KONSER PROGRAMI 

19 Şubat Pazar 15.00

Nazım Hikmet Kültür Merkezi

Yenimahalle/Ankara 

0 312 419 27 17

0 312 419 27 17

[email protected]

Halkevleri Genel Merkezi

Konur Sokak No:8/9 Kızılay, Ankara