Dünyayı sarsan Ekim Devrimi 100. yılında, Anadolu’da ve dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. İlk sosyalist devrim olarak tarihte yerini alan, Bolşevikler önderliğinde 1917’de gerçekleştirilen devrim hala kapitalist egemenliğin en büyük korkusu olmaya devam ederken büyük bir dezenformasyona maruz kalıyor. Bu bilgi kirliliği içinde, Ekim Devrimini ve onun bugün için ne anlam ifade ettiğini anlamak üzerine, Ankara’da Ekim Devrimi sempozyumu düzenleniyor.
“100. yılında Ekim Devrimi’nin Yolunda Kapitalizm Çürümüştür, Devrim İnsanlığın Dirilişidir” başlığıyla düzenlenen sempozyum, ODTÜ Mezunları Derneği Vişnelik Tesislerinde gerçekleştirilecek. Kaldıraç tarafından hazırlanan sempozyum, 19 Kasım Pazar günü saat 12.30’da başlayacak. Sempozyumda; devrimde ideolojik mücadelenin önemi, kitlelerin öz örgütlenmeleri, devrimci partinin rolü gibi konuların yanı sıra kapitalizmin güncel durumu, Sovyetler sonrası sol ve sosyalizmin güncelliği başlıklarına yer verilecek.
Sempozyumun “Ekim Bir Meşaledir” başlıklı 1. oturumunda Temel Demirer, “Ekim Devrimi: Dünyayı Değiştirmek”; Özgür Narin, “Kitlelerin Öz Örgütlenmesi: Sovyetler”; Hakan Dilmeç, “Devrimci Bilincin ve Eylemin Adı: Parti” başlıklarında sunum yapacak. “SSCB’nin Çözülüşü Sonrası Dünya” başlıklı 2. oturumda Fikret Başkaya, “Neden Kapitalizmin Bir Geleceği Yok”; Sibel Özbudun, “SSCB Sonrası Yeni Sol’a Eleştirel Bir Bakış”, Ekin Erdem Evliya, “Sosyalizm Güncel Bir İhtiyaçtır” başlıklı sunum yapacak. Oturumların ardından soru-cevap bölümleri yapılacak.
Geçen yıl da Ekim Devriminin 99. yılı dolayısıyla, “Başka Bir Dünya Mümkün Örgütleyecek Güç Sensin” başlıklı sempozyum, yine ODTÜ Mezunları Derneği Vişnelik Tesislerinde düzenlenmişti. Sempozyumda; Alaeddin Şenel, Özgür Narin, Fikret Başkaya, Temel Demirer, Özgür Müftüoğlu, Metin Yeğin, Sibel Özbudun, Tevfik Taş, Fevzi Özlüer, Onur Hamzaoğlu, Abdullah Aysu ve Işıl Ünal sunum yapmıştı.

Filmin ilk sahnelerinden birinde, öğretmenler birbirlerine kendilerini tanıtırken, emekli olmaya hazırlanan matematik öğretmeni, yenilere cesaretli olmalarını diler; çünkü “sorunlu” çocuklarla uğraşmak yorucudur. Evet, cesaretli olmalılardır belki; ama sadece bu çocuklardan öğrenecekleri şeylere hazırlıklı olmak için, bütün duvarların yıkılması için cesaretli olmalılardır. Sistemin gözetmeni rolündeki öğretmenler için bu durum bir nevi kırılma noktası olarak düşünülebilir.

































