Ana Sayfa Blog Sayfa 549

Onur Yürüyüşü’ne onursuz müdahale yargıya taşınamadı

Geçtiğimiz Haziran’da gerçekleştirilen Onur Yürüyüşü’ne tazyikli su ve biber gazı ile müdahale eden polisler ile ilgili soruşturma açılmasına İstanbul Valiliği tarafından izin verilmedi.

28 Haziran’da Türkiyede 13’üncüsü gerçekleştiren Onur Yürüyüşü Valilik tarafından “Ramazan ayını ve bu süreçte insanların hassas olmasını” gerekçe gösterilerek yasaklanmıştı ve polis bu yasağı emir bilerek İstanbul’un orta yerinde on binlerce kişiye saldırmıştı.  Saldırının ardından Onur Haftası Komitesi Vali Hasip Şahin’i TC anayasasına uygun davranmaya, saldırıyı derhal sonlandırmaya ve kamuoyu önünde açıklama yapmaya davet etmişti. Ancak saldırılar devam etti, Vali’nin tavrında da herhangi bir değişiklik gözlemlenemedi.

Polis Onur Yürüyüşü

Saldırının ardından LGBTİ örgütleri  TOMAlı ve biber gazlı müdahaleyi yargıya taşıdı. Ancak İstanbul Valiliği saldırı esnasında görev alan polislerin yargılanmasına izin vermedi. Onur Yürüyüşü’nün yasaklı olması sebebiyle saldırıların yasal sınırlar içinde yapıldığını belirten Valilik, o gün yüzlerce insan ve pek çok basın mensubu tarafından çekilen yüzlerce fotoğraf ve videoyu hiçe sayarak “polislerin görevlerini kötüye kullandıklarına dair herhangi bir bilgi, belge ve görüntü kaydı” olmadığını iddia etti.

LGBTİ bireylere yönelik saldırılar toplumsal ve kurumsal bazda sürüyor. Trans birey cinayetlerini ve LGBTİ bireylere büyüklü küçüklü tüm saldırıları her fırsatta aklayan devlet yetkililerinden kendi saldırıları hakkında soruşturma başlatma ve sorumluları yargılama yüce gönüllülüğünü beklemek Türkiyeli halkların iyi niyetinden ileri gelmiş olsa gerek. Ancak LGBTİ bireyler buradalar, varlar, var olmaya devam edecekler. Devlet kurumlarının ve toplumun bazı kesimlerinin tavrı da bu doğrultuda değişmek zorunda. Gökkuşağına ket vuramazsınız, özgürlüklere engel olamazsınız!

Nefret dolu yorumlar ve farklı ırklardan oluşan çiftlerin güçlü portreleri

0

Konuk Yazar: Feyza Solmaz

Farklı ırklardan kişilerin evlenmeleri ve aşkları Birleşik Devletler’in yasaları önünde yaklaşık yarım asırdır kanunen geçerli. Ama Arkansaslı fotoğrafçı Donna Pinckley’nin portrelerine baktığımızda, Amerikan toplumunun farklı ırklardan oluşan çiftleri kabul etmesi ve onları hoş görmesinden öte, bu şekilde oluşan pek çok ailenin günlük hayatlarına sorun teşkil eden ırkçılık seviyesi anlayışının hâlâ eksik olduğunu söylemek pek de yanlış değil.

Sticks and Stones (Yaralamak) serisi için Pinckley, kendi eyaleti ve Missisippi, Tennessee, Louisiana gibi güney eyaletlerinden yaş aralığı olmaksızın pek çok çifti fotoğraflayıp, onlara yapılan nefret dolu yorumları fotoğrafların altına el yazısı ile yazıyor

O saçlar gürleşmedikçe onu bu eve getirme!

Sticks and Stones 1

Profesör ve fotoğrafçı Pinckley, kariyerinin çoğunu çocuk gruplarını izleyip, onların ergenliğe geçiş evresine tanık olarak, hikâyelerini dinleyerek geçirmiştir. Sticks and Stones serisinin de ana konusu bu gençlerin arasından bir çiftin öyküsü ile filizleniyor: Çifti fotoğrafladıktan sonra, sevgilisi Afro-Amerikalı olan genç bir kızın annesiyle sohbet ediyor ve kızın annesi, kızının arkadaş grubu tarafından nasıl ayrımcılığa uğradığını ve küçümsendiğini ona anlatıyor. Şaşırtıcı bir şekilde bu neslin de tıpkı diğerlerinde olduğu gibi önyargılı ve bilinçsiz olduğunu gören fotoğrafçı, benzer durumda olan diğer çiftlerin başa çıktıkları olayları aktarabilmeleri için onlara yardım etme yoluna koyuluyor.

İşe koyulduktan sonra Pickley’nin projesinin adını duyuruyor ve Pinckley bu projeye katılmak isteyen kişiler buluyor. Bu kişilerin pek çoğu katılım davetine olumsuz yanıt verse de, büyük bir çoğunluk fotoğrafçıyla rahat iletişim kuruyorlar ve ilişkilerinde yaşadıkları en büyük zorlukları ona anlatmakta bir sakınca görmüyorlar. Sticks and Stones serisi, görünenin aksine çiftlerin başkaları tarafından maruz kaldıkları “zor anları” anlatmıyor, bizlere her şeyden çok bu ilişkilerin başkahramanlarının kararlılığını ve gerçek aşkın cesaretini gösteriyor. Pinckley, her şeyden de öte aşkı ve bu çiftlerin ebedi bağlılıklarını fotoğraflayabilmiş olmayı umduğunu söylüyor ve bu portrelerin fotoğraflanan çiftlerin kurduğu ilişkileri, diğerleri ne kadar onları ayırmaya çalışsa da devam eden o güçlü bağları destekleyip takdir etmek için çektiğini belirtiyor.

Siyahi kadınlardan hoşlanmıyor musun yoksa?

Sticks and Stones 2

Dışarıda bir sürü siyahi kız var

Sticks and Stones 3

Sütlü çikolata seviyorsun demek

Sticks and Stones 5

Bu evde siyahi bir kadınla beyaz bir erkeğin yaşadığını söylemiştim!

Sticks and Stones 6

İğrenç görünüyorlar

Sticks and Stones 4

Neden onunlasın ki?

Sticks and Stones 7

Kendi ırkından biriyle çıksan daha iyi olmaz mıydı?

Sticks and Stones 8

Eminim aileleriniz sizinle gurur duyuyordur

Sticks and Stones 9

Senden tek istediği bir yeşil kart

Sticks and Stones 11

Bundan sonra sana hiçbir erkek dönüp bakmaz

Sticks and Stones 12

Güzelim siyahi erkeklerimizden birisini kapmış olan sana da bak

Sticks and Stones 13

Biz güneyliyiz, onu ailemizin yanına getirmeyi aklından bile geçirme

Sticks and Stones 14

Kaynak: Feature Shoot

Aktivistlere müjde! Sivil Düşün AB Programı yeniden açıldı

Ülkemizde sivil hareketler genelde birkaç kişinin omzunda ilerleyen, fon eksikliği nedeniyle zorlu uğraşlarla geliştirilen çalışmalardır. Aktivistler ve sivil toplum örgütleri çalışmalarını kendi çabaları, bağışlar veya kırk dereden su getirip sağladıkları devlet ya da kurum fonlarıyla yürütürler. İşin fon sağlama kısmı ise ayrı bir derttir. Bürokrasi, faturalandırma, evrak takibi özellikle büyük çaplı projelerde işleyişi yavaşlatır, gözleri korkutur. İşte Sivil Düşün AB bu sürecin ilacı niteliğinde.

Sivil Düşün AB Programı

Peki, nedir bu Sivil Düşün AB programı?

Kısaca söyleyecek olursak: İster aktivist olun ister sivil bir örgütün yöneticisi sizlere en az bürokrasi ve evrak akışı ile fon sağlayarak projelerinizi gerçekleştirmenize destek olan bir AB programıdır. Sivil hareketlerin bu evrak takibi ve bürokrasiden korkması sebebi ile projeler üretmeyişlerinden hareketle daha basit ve daha hızlı işleyen bir sistem tasarlamış AB. Amaç sizlere para sağlayıp evrak isteyenlerin aksine işlerinizi sizler için yapıp daha da hızlandırmak. Nasıl mı? Örneğin; kadın hakları üzerine bir toplantı düzenleyeceksiniz fakat bütçeniz yok. Programa başvuruyorsunuz. Afişinizi tasarlıyorsunuz, internet sayfanızın içeriğini hazırlıyorsunuz, toplantının yapılacağı yerle anlaşıyorsunuz ve bütün işlemleri –afiş basma, internet sayfası oluşturma, salonu tutma- sizin yerinize proje koordinatörleri yapıyorlar.

Geçen yıllarda yoğun rağbet gören program bu yıl 26 Kasım’da yeniden açıldı. Temelde hak ve özgürlükler üzerine olan çalışmaları destekleyen Sivil Düşün AB ayrıca aktivistlerin ve örgütlerin kendi bilgi ağında etkileşimini de sağlamış oluyor. Çevrimiçi olarak kayıt olup çevrimiçi olarak başvurunuzu yaptığınız sistem son derece hızlı çalışıyor. Bu sene 5 bin euro’ya kadar destek veriyorlar. O zaman haydi aktivistler projelerinizi hazırlamaya!

Uzay taksisi SpaceX, 2017 yılında astronotları taşıyacak

82

NASA tarafından ilk uzay taksisi siparişi alan Boeing şirketinin haberinden sonra, NASA şimdi de SpaceX’e astronot taşınması için sipariş verdi. Uzay taksisi olarak üretilen ve Uluslararası Uzay İstasyonu’na kargo taşıyan SpaceX, NASA tarafından insan taşınması için ikinci siparişi alan şirket oldu.

Uzay ajansının duyurusuna göre 2017 sonlarında insanlı uçuşlar başlayacak. NASA Ticari Mürettebat Programı yöneticisi Kathy Lueders, “SpaceX ve Boeing’i ilk mürettebat rotasyonu görevinde görmek heyecan verici” diyor. Öte yandan, “henüz hangi şirketin astronotları taşıyan ilk özel şirket olacağına karar verilmediği” de belirtiliyor.

ABD bağımsızlık kazanacak

NASA insanlı uçuşların başlamasıyla birlikte, “Ulaşım masraflarının azalacağına ve  uluslararası uzay istasyonundaki bilimsel çalışmaların hız kazanacağına” dikkat çekiyor. Bu uçuşların başlamasıyla hâlen astronot ulaşımı konusunda Rusya’ya bağımlı olan ABD, bağımsızlık kazanacak.

SpaceX insansız uçuşları Haziran ayından beri yapılıyor; ikmâl göreviyle uzay istasyonuna yollanan insansız bir aracın fırlatılmasından birkaç dakika sonra patlamasının ardından, NASA, “Bu felaketin gelecekteki yolcuların güvenliğine yardımcı olacak önlemlerin alınmasına yaradığını” belirtmişti. Hâlihazırda, şirket astronot hayatlarını riske atmamak için sorunları çözmeye çalışıyor. Astronotların taşınmasına başlanmadan önce hem SpaceX’in hem de Boeing’in ciddi testlerden ve sertifika işlemlerinden geçmeleri gerekiyor.

Kaynak: Quartz, Popular Science, Independent, Engadget

Kanada, Suriyeli eşcinsel mültecilere kapılarını açacağını açıkladı  

0

Kanada’da geçtiğimiz ay seçilen yeni hükûmet, önemli bir karara imza atarak Suriyeli eşcinsel bireylerin ülkeye kabul edileceğini açıkladı.

Liberal Parti’nin Kanada’da seçilmesinin ardından dünya yeni lider Justin Trudeau’yü konuşuyor. Pek çok konuda yenilik vaadiyle gelen Trudeau’nün hükûmeti, Suriye ile alakalı da önemli bir karara vardı. Dün, yaklaşık 25 bin Suriyeli mültecinin ülkeye alınacağını açıklayan hükûmet, mültecilerin çoğunluğunun kadın ve çocuklardan oluşacağını belirtti.

Kanada'nın yeni başbakanı Trudeau, Onur Yürüyüşü'nde
Kanada’nın yeni başbakanı Trudeau, Onur Yürüyüşü’nde

Kararın ardından belirtilen açıklamalara göre, yalnız olan erkek bireyler ülkeye dahil edilmeyecek, ancak gey bireyler için bir ayrıcalık tanınacak. Bu ayrıcalığın Suriye hükümeti ve IŞİD teröründen ciddi biçimde etkilenen LGBTİ bireyler ile alakalı olduğu düşünülüyor.

Ortadoğu’daki savaş bütün herkesi etkiliyor, ancak LGBTİ bireyler özel olarak yakalanıp yüksek yerlerden aşağı atılıyor ya da halk arasında kafası kesilerek katlediliyor.

(Görsel: Washington Post)
(Görsel: Washington Post)

Kanada’nın kararının ardından açıklamalarda bulunan İngiliz İşçi Partisi Milletvekili Mary Creagh, aynı uygulamanın İngiltere tarafından da uygulanması gerektiğini vurguladı. Creagh, cinsiyet eşitliğini savunan İngiltere’nin bu konu hakkında daha çok çalışma yapması gerektiğini belirtti.

Kaynak: Pink News 

Hazırlayan: Burak Avşar

Kadınların halk arasında çarşaf giyinmesi yasaklanıyor

0

İsviçre’nin Ticino Eyaleti’ndeki yeni yasaya göre kadınların halk içerisinde çarşaf giyinmesi yasaklanacak. 

Geçtiğimiz günlerde İsviçre‘nin Ticino Eyaleti’ndeki kanun yapıcılar, kadınların halk içerisinde çarşaf giymesini yasaklayacak yeni bir yasa tasarısının onaylandığını açıkladı. Yeni yasanın ne zaman yürürlüğe gireceği henüz bilinmiyor, ancak girdiği takdirde halk içerisinde çarşaf giyen kadınlar 10 bin dolarlık bir ceza ile karşı karşıya kalacak.

Peçe için hazırlanan yasa tasarısı onay görmedi

New York Times‘ın CNN‘den aktardığı habere göre, çarşafa ek olarak, ülkedeki Müslüman kadınların kullandığı ve yalnızca yüzü kapatan peçenin de yasaklanması için bir yasa tasarısı hazırlanmıştı, ancak bu yasa tasarısı onay görmedi. Ulusal Parlamento, kararların ardından yaptığı açıklamada yeni yasanın ülkedeki federal yasaya uyumsuzluk göstermediğini bildirdi.

Buna benzer bir uygulama Fransa’da 2011 yılında uygulamaya girmiş, karar daha sonradan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürülmüştü. Kararın AİHM tarafından onaylanmasının ardından konu hakkında küresel tartışmalar ortaya çıkmıştı.

Başlık Fotoğrafı: Nacho Doce/Reuters
Hazırlayan: Burak Avşar

Batman Ekoloji Meclisinden yeni kararlar

Batman Mezopotamya Ekoloji Hareketi Meclisi 2’nci Dönem Genişletilmiş Meclis Toplantısı sonuç bildirgesini açıkladı: “Doğayı katleden zihniyetlere “dur” demekte yetersiz kaldık.”

Ekoloji meclisi, sonuç bildirgesini SES Batman Şubesi’nde gerçekleştirdiği basın toplantısıyla duyurdu. Meclis Eşsözcüsü Ayten Eraslan meclis adına okuduğu bildirgede, doğa talanının, savaşların ve tüketim çılgınlığının ahlaki hiçbir boyutunun olmadığına dikkat çekti. Eraslan, doğayı katleden zihniyetlere “dur” demek ve çarpık kentleşmelerin önüne geçmek için sivil toplum örgütleriyle programlı çalışamadıklarının da altını çizdi.

Eraslan, Batman Ekoloji Meclisi 2’nci Genişletilmiş Meclis Toplantısı’nda tartışma başlıkları ve alınan kararları şöyle sıraladı:

  • Ekolojik tahribatları durdurmak ve daha sağlam zeminde çalışmaları yürütmek için komisyonların oluşturulması,
  • Ekoloji mücadelesinin sağlıklı yürütülebilmesi için tüm demokratik kurumların eş güdümlü çalışma yürütülmesi,
  • Toplumsal Ekolojinin inşasında kooperatif ve komünler oluşturulması,
  • Ekolojik farkındalık oluşturmak için çeşitli eğitim faaliyetlerin yürütülmesi,
  • Çarpık kentleşme ve tarım arazilerin imara açılmasını engellemek için kentleşme komisyonunun oluşturulması,
  • Tarım ve hayvancılığı kalkındırmak için Tarım-Hayvancılık Komisyonu oluşturuldu.
  • Ilısu Barajı’na karşı mücadelenin yükseltilmesi,
  • Çevre, enerji ve ekolojik teknoloji çalışmalarını yürütmek için komisyonlar oluşturuldu.

Kaynak: DİHA 

Gıda hakkındaki gerçekler: “Tabağındaki Yüz”

1

Tabaklardaki yüz ile hayvanların ölümü arasında asla bağ kurulmuyor. Artık inkârı bırakma zamanı gelmedi mi sizce de?

“Yiyecekler öylesine maskelenmiş bir hâlde sunulur ki etin üzerinde yüz hayal etmek, çoğunlukla bilinçli bir çaba gerektirir.” 

Alışveriş yaparken ürünün arkasındaki içindekiler kısmını kaçınız inceliyor? Yediğiniz şeyleri kaçınız sorguluyor?

Yediklerimiz sağlığımızı, ahlaki benliğimizi ve gezegenimizi etkiliyor. Hem de tahmin edemeyeceğimiz boyutta. Bugün et sektörü iklim değişikliğine trafikteki araçlarından çok daha fazla etki ediyor. Bugün et, süt, moda gibi sermaye alanları için binlerce hayvan sömürülüyor.

Aynı zamanda bir psikanalist olan Masson, inkârın bizi çatalımızın ucundaki hayvanı düşünmekten nasıl alıkoyduğunu gösterirken bir yandan da tabağımızdaki etin bir zamanlar duyguları olan bir canlı olduğunu ve tabağımıza gelmeden önce büyük eziyete maruz kaldığını hatırlatıyor ve beslenme şeklimizdeki ahlaki çelişkileri ortaya koyuyor.

Ne zaman ki inkâr perdesi düşer, o zaman kendi adımıza bulunmamız gereken tercihler açısından özgür oluruz.

tabagindakiyuz_kapaktekparca.indd

Tabağındaki Yüz; “Sahip olduğumuz tek dünya”, “Sürdürülen hayatlar”, “Şüphe uyandıran akuakültür ticareti”, “Bir veganın hayatında bir gün” başlıkları ile beş bölümden oluşuyor. 

Bazı noktalarda fazlaca rahat davranmış olmasına rağmen veganlık ile ilgili merakınız, kafanızda sorular varsa Tabağındaki Yüz başlangıç için iyi bir kitap seçimi olabilir. Gıda hakkındaki yanlış bilinen birçok bilginin gerçeğini yalın bir dil ile anlatmış. Okurken sıkmayan, düşündüren, araştırmalık birçok yeni kapı açan güzel bir çalışma. Gıda seçimi konusunda bilinçli olmak isteyen herkesin bu kitaptan öğreneceği şeyler var.

Aynı zamanda, kitap sonunda 18 sayfalık öneri listesi paylaşılmış. Detaylı araştırmalar için bu listeden faydalanabilirsiniz. Birçok kitap tavsiyesi yanında internet sitesi önerileri de bulunuyor. 

Yazar: Jeffrey Moussaieff Masson
Çevirmen: Zülal Kalkandelen
Sayfa sayısı: 288
Fiyat: 23 TL

“Suskunluğumuz kadınlığımızdandır”

0

Her an dövülen, küfredilen yetmediğinde tereddütsüz katledilen nihayetinde haykırışıyla karanlığa gömülen her bir insanın suskunluğu, kadınlığındandır.

Adını sistem içinde görünür kılmak çırpınışını sergilerken, diğer yandan her şeyin değersizleştikçe kadınlaştırıldığı dünyanın varlığını reddeden, erkek hegemonyasına karşı daima dik duran ve her birinin içine de bir tutam hayatta kalma mücadelesini serpiştiren insanların suskunluğu, kadınlığındandır.

Kadın eril aklın duvarlarla örüldüğü küçük dünyaya suskunlukla hapsedilmiştir. Dokuz yaşında kadın, on yaşında “gelin” ve anne olmakla üstüne örülen duvarlar, taciz ve tecavüzle “taçlanır” da namus kisvesi ile kadının üzerine yıkılır daima. Duvarların ardında kalan insanın suskunluğu, çaresizlikten değil de kadınlığındandır.

Yetmediğinde, yeryüzündeki acıların en büyüklerinin kaftanı kadınlar için biçilmiştir. Cumartesi Anneleri mesela ya da defnedemediği çocuğunun bedenine sarılıp uyumak zorunda bırakılmak gibi. Üstelik bu kaftan erkeklerin ilmek ilmek dokuduğu bir yüktür kadının sırtında. Acıların yükünün altında ezilen insanın suskunluğu da kadınlığındandır.

Suskunluğumuz kadınlığımızdandır 4

Siyaset sahnesinde kadın varlığını göstermek bir yana dursun parlamentoda hemcinsince kadınlığından utanması uyarısına maruz kalan, fallusmerkezci* bir algıyla erkeklik organının yüceltilmesine karşılık kadınlık organının ağza alınmasından utanç duyulmasını haykıran ve ne yapsa kurtulamadığı cinsellik objesi atfından dolayı fikirlerinin değil iç çamaşırının siyaset sahnesine yerleşmesinden usanan insanın suskunluğu, kadınlığındandır.

Dik durmak mümkün bedeli ise daima ağırdır. Candan değerli hiçbir şeyin olmadığı dünyada, kadınların canı katillerin keyfiyetine bırakılmıştır. “Öldürecek misin?” diye soramaz kadın. Bilir ki öldürülür. Ölüme karşı suskunluk düşmüştür kadının payına. Ölümün ötesi var mı? Elbette. Katillerin ne akla ne hukuka ne de insanlığa sığmayacak sebeplerle aldığı ceza indirimleri, tahrik sebepleri hatta iyi halleri var. İnsanlığın, hukukun ve adaletin öldüğü yerde insanın suskunluğu, kadınlığındandır.

"Berfo Ana" olarak aklımıza kazınan Berfo Kırbayır, 33 yıl boyunca gözaltında kaybedilen oğlunu aradı. 106 yaşında oğlundan bihaber hayata gözlerini yumdu. Tek isteği, oğlunun bir mezar taşı olmasıydı ancak bu Berfo Ana'ya çok görüldü. Yıllardır süren mücadelesi ile Cumartesi Anneleri'nin simgesi oldu.
“Berfo Ana” olarak aklımıza kazınan Berfo Kırbayır, 33 yıl boyunca gözaltında kaybedilen oğlunu aradı. 106 yaşında oğlundan bihaber hayata gözlerini yumdu. Tek isteği, oğlunun bir mezar taşı olmasıydı ancak bu Berfo Ana’ya çok görüldü. Yıllardır süren mücadelesi ile Cumartesi Anneleri’nin simgesi oldu.

Canı istediğinde tecavüz eden, taciz eden, döven, aşağılayan, hor gören ya da öldüren erkektir de bedeli ödeyen her zaman kadındır. Bu, eril dünyanın değişmeyen yasasıdır. Eril dünyada yaşayan insanın suskunluğu, kadınlığındandır.

Kadın çiçektir, narindir, şefkat timsalidir, anadır, şeytandır, cadıdır, dişidir, metadır, süstür, mahremdir, namustur, acizdir ve bayandır… Neliğinin başkalarınca binlerce kalıba sokulduğu yerde insanın suskunluğu, kadınlığındandır.

Suskunluğumuz kadınlığımızdandır 3

Kadın, tarihin eksik ya da çarpık yanıdır. Kadın hikâyelerinin dahi erkeklerce anlatıldığı, birincil ağza sözün düşmediği, bir babanın kızı veya bir erkeğin karısı olmakla daima bir erkeğin ardına yerleştirilen ve erkeğin varlığıyla varlığı anlamlanan her insanın suskunluğu, kadınlığındandır.

Ve suskunluğun kadınlaştığı yerde, erkek egemenliğine karşı sen ve ben eşitiz diyen kadınlar, insandır.

Suskunluğumuz kadınlığımızdandır 1

*Fallusmerkezci anlayış erkek cinsel organına sahip olmanın üstünlük olduğu varsayımına dayanarak, fallusa (erkek cinsel organı) sahip olmayanların ikinci plana itilmesidir. Bu anlayışa göre, kadınların toplumda geri plana itilmesinin, zapturapt altına alınmasının, dezavantajlı konuma itilmesinin ve aşağılanmasının sebebi fallusa sahip olamamasından kaynaklanmaktadır. 

Kolları olmadan doğan kızın yeğenine bakarak yaşadığı hayat

Vietnam Savaşı esnasında Amerikan Ordusu, Agent Orange‘ı* gerillaların pusuya yatmalarını ve operasyon yapmalarını engellemek amacıyla Vietnam’ın balta girmeyen ormanlarındaki bitkilerin kökünü kurutması için kullanmıştı. Ne yazık ki bunun sonuçları Vietnam’ı çok ciddi biçimde etkiledi. Yaklaşık 4,8 milyon kişi kullanılan kimyasal ilaçtan etkilendi, yüz binlerce kişi ve bu kişilerin soyundan gelenler kimyasal zehirlenme soncu hayatını kaybetti.

Nguyen Vu Phoc’a göre, çektiği fotoğraflar bu durumun herkese iletilmesinde en iyi mesaj ve onun günlüğü gibi. Birçok yer gezip etrafındaki insanların günlük yaşamından kesitler alan Phoc, fotoğrafını çektiği Vietnamlı insanların içinde, en fazla bu enerji dolu kızın hayatından etkilenmiş ve onun engelli bedeniyle yaşadığı hikâyeyi paylaşmak istemiş.

Günlük aktiviteleri ayakları ile yapıyor

Vietnam’ın kuzeyindeki fakir bir köyün küçük bir evinde yaşayan bu genç kızın adı Nguyet. O, savaş sonrası etkilerini yaşayan birçok insandan sadece biri. Kolları olmadan doğmuş. Bu sebeple günlük aktivitelerini hep ayakları ile yapmaya alışmış. Hayali ise köyde kendine ait bağımsız, huzurlu bir hayat sürdürebileceği küçük bir evinin olması.

Nguyet ailesi ile birlikte başkent Ha Noi’nin Vinh Phuc ilinde yaşıyor. Ev işleri yapıyor, aynı zamanda ailesine yardımcı olabilmek adına yeğenlerine bakıyor. Boş zamanlarında ise kitap okuyarak ve internete girerek bilgi dağarcığını geliştiriyor.

Bu güne kadar bu yazıya benzer yüzlerce örnek yazılmış, okunmuş hatta yorumlanmıştır. Aylan ve Sena bebek, hikâyesini okuduğunuz Nguyet adlı genç kız, dünyanın dört bir yanında savaş yüzünden yarım kalan daha nice hayatlar… Masum insanlar, çarkın dönmesi ve bazı insanların ceplerinin dolması için her gün katlediliyorlar.

Doğayı yok ediyor ve durmadan tüketiyoruz

İnsanların ise fark edemedikleri tek şey sistemsel oyunlara sürekli kurban gitmeleri. Bilinçli toplum olmamamız için sürekli uyuşturuluyor, gözlerimize at gözlüğü takılıyor ve cahilliğe sürükleniyoruz. Hiç düşünmeden bizlere dayatılan fikirlerin peşinde sürükleniyoruz. Bu fikirler için insan öldürüyor, doğayı yok ediyor ve durmadan tüketiyoruz. Ne için? Hiç bu soruyu kendinize sordunuz mu? İnsanlar ne için vatanım dediği toprağı, sevdiklerini, hayatlarını bir bota binerek, denizler aşarak, çocuklarının ölümünü izleyerek terk etmek zorunda? Ne için ölüyor bu insanlar?

nguyet 5Nguyet’in isteği ne kadar saf ve masum; küçük köyünde huzurlu bir yaşam. O, bu yaşamı hak etmedi de bizler mi hak ediyoruz? İçinizdeki bencillikten kurtulmak için kendinize bu basit soruyu sormanız yeterli olacaktır. Bu düşünceleri ütopik olarak gören insanlar da mutlaka olacaktır. Hayalperestlikle suçlayanlar da… Bu dünyanın doğal yasalarına karşı gelenler koca bir okyanus içinde bir damla olarak kalacak diyenler de. Ama hiç farkında olmadıkları şey okyanus dediğimiz şey zaten bir çok damlanın bir araya gelmesinden ibaret değil midir?

nguyet 4

nguyet 6nguyet 7nguyet 8nguyet 1nguyet 9nguyet 10Nguyet 2nguyet 3

*Agent Orange, ABD ordusu tarafından özellikle Vietnam Savaşı’nda kullanılmış bir herbisit ve yaprak dökücüdür. Kimyasal adı 2,4,5-trikloro fenoksi asetik asittir. Amerikan Ordusu tarafından Vietnam Savaşı’nda ilk 7 Şubat 1967 gününde kullanıldı ve savaş dönemi boyunca 20 milyon galona yakın sprey edilmiştir. Madde ardında dioxin maddesini bırakmaktadır. Vietnam’da hâlâ insanlar üzerindeki kas ve kemik bozuklukları, doğumsal anomaliler gibi etkilerini göstermektedir. Bu gazın rengi sarı ya da turuncu değildir, Vietnam Savaşı sırasında gazların saklandıkları tankların üzeri turuncu çizgiyle işaretlendiği için agent orange ismini almıştır.

Kaynak: Bored Panda