Ana Sayfa Blog Sayfa 567

Bir kadın oyuncu olarak Almodóvar ile çalışmak

“Pedro Almodóvar, kadın oyuncularında aradığı nitelikleri açıklıyor: mizah anlayışına ve sıradışı bir fiziksel görünüme sahip, hiçbir ahlaki, estetik veya profesyonel önyargısı olmayan atipik kadınları tercih ediyor.”

Pedro Almodóvar, birlikte çalıştığı kadın oyuncuları anlatıyor: 

İlk filmlerimden bu yana ülkenin en iyi kadın oyuncularından birkaçıyla çalışma fırsatım oldu: Carmen Maura, Julieta Serrano, Victoria Abril, Cecilia Roth, Verónica Forqué, Mary Carrillo, Emma Suarez… Hepsi muhteşem olmalarının yanı sıra inanılmaz bir mizah anlayışıyla donatılmışlar; ahlaki, estetik veya profesyonel önyargıları yok ve her biri komedi ve dramı görünür bir çaba sarf etmeden, doğal bir biçimde birleştirme yeteneğine sahip; bunun için de bir okul yok, sahip olduğun veya olmadığın bir şeydir bu. Her biri yazdığım tutkulu, oldukça özgür, mücadeleci ve ahlaki açıdan bağımsız kadın karakterleri göstermem için yeri geldiğinde en uygun vasıtalardı.

FOTO 2. AlmodovarBir kadın oyuncuda aradığım ilk özellikler bunlardır; ancak dahası da var. Sıradışı fiziksel görünümlere ve biraz akademik seslere karşı zaaf hissederim. Tuhaflık her zaman etkilidir ve hoş karşıladığım bir şeydir.

Okulları kapıcı daireleri, kuaförler, bekleme odaları, bar tezgâhları, diskotekler, süpermarketler, sokaklar, avlular, mahalleler, kısacası hayat olmuş olan oyuncuların kısa sayılabilecek rollerde görünmeleri de hoşuma gider. Oyuncularla kameranın ürkütmediği ve filmleri pek de umursamayan gerçek kişileri her zaman bir araya getirdim. Annem bu tip işbirliğine iyi bir örnektir. “Bunu Hak Edecek Ne Yaptım?” filmi için çekim yaptığımız bir yerde rastlantı eseri karşımıza çıkar; Kika’daki “katilin annesi” ofisimizin olduğu yerde kapı görevlisidir; “Kötü Eğitim” filminde Fele ve Petra Martínez’le beraber görünen ve onlardan rol de çalan kişi Galiçyalı bir büyükanne ve çekim yaptığımız evin sahibidir… Sıradan insanların sinemama gerekli ufak müdahalelerde bulunmalarının listesi hayli uzundur.

FOTO 6. Carmen Maura, Mujeres al borde de un ataque de nervios
Carmen Maura

Rossy de Palma‘yla bir kumarhanede rastlantı eseri tanıştım; garsonluk yapıyordu ve bana bir filmde görünmek istediğini söyledi. Neden olmasın, diye yanıtladım onu. Sonraki gün “Tutku Kanunu” filminde televizyon sunucusu rolünde Eusebio Poncela’nın önündeydi. Profilden çekilmiş ilk fotoğrafları tüm dünyanın ilgisini topladı. Mary Santpere, Tota Alba ve ikonik Diana Vreeland’ın bir karışımıdır Rossy. Eşsiz, oldukça kişisel ve alışılmışın dışında yüz hatlarına sahip kadınlardan hoşlandığımı söylediğimde Rossy örneği simgeseldir. Kamera eşsiz özellikleri sever ve onlara güç katar. Rossy burnu olmadan kendisi olmazdı; ameliyat olmamak gençken yapmış olduğu en iyi yatırımdı sanırım. Yüz hatlarındaki asimetri, sıradışı fotojenikliğinin anahtarı ve uluslararası bir pin-up modeline dönüşmesinin de sebebi. Bunun için özgüven de gerekli elbette. O olmadan olmaz.

FOTO 3. Kika - Jean Marie Leroy
Ortadaki Rossy de Palma, sağdaki Jean Marie Leroy

Bir başka zaafım: Metinlerini hiç de akademik olmayan, başka oyuncularda olsa kulağa gıcırtılı gelen bir sesle okuyan, ama onların ağzından duyulduğunda doğal ve inanılır olan kimi atipik oyuncular. Chus Lampreave gibi kadınlardan söz ediyorum; Ángela Molina da çok güzel olmasının yanı sıra atipiktir; Eva Siva, Petra Martínez, vesaire… Neredeyse hiç davranı yapmaz onlar; Totó, Buster Keaton veya Pepe Isbert gibi yüzlerindeki tek bir kası oynatmasa bile her zaman etkileyici olabilen aktörleri anımsatırlar bana.

Tüm bu gruplara dâhil olan başkaları da var (Loles León, María Barranco, Antonia San Juan, Carmen Machi gibi) ve bunlar altmışlı yılların rollerini paylaşan büyük aktrislerin (María Luisa Ponte, Laly Soldevila, Rafaela Aparicio, Caba Alba’lar ve Gutierrez Caba’lar gibi) mirasçısı konumundalar.

Başlı başına bir isim olan Bibiana Fernández‘den de bahsetmeliyim. Onunla bir dost, güzel, zarif ve sıradışı biri olduğu için çalıştım.

FOTO 4. Volver, Penelope Cruz
Penélope Cruz

Güzel-güzeller: Penélope Cruz, Elena Anaya, Paz Vega, Adriana Ugarte; son sınıflandırmama dâhil olan isimler bunlar (roller için önceye göre daha fazla güzel bulabiliyorum artık). Hepsi büyük aktrisler, öyle olmasalardı güzellikleri pek bir işe yaramazdı. Penélope de atipikler sınıfına giriyor.

Bu özelliklerin yanı sıra kesinlikle unuttuğum şu var: Bir Almodóvar kızı olmak için cömert olmalı (hepsi öyleydi), benden korkmamalı veya bana saygı duymamalı, repliklerini çekimden beş dakika önce öğrenmeye hazır olmalı (çünkü bazen konuşmaları son dakikada uyarlayıp değiştiriyorum veya yeni işler icat ediyorum) ve her şeyi son anda prova edebilmeli (doğaçlamaları da prova etmek gerekir). Bir de bana eşsiz bir aynaymışım gibi güvenmeli.
Buna karşılık olarak ne sunduğumu soracaklardır. Cevap, her şeydir. Tüm hayatım. Abartmıyorum.

İsmi geçen ve geçmeyen herkese binlerce teşekkür.

Kaynak: El Pais

New York mutlu sona yakın: Milyon ağaç projesi sona eriyor

Şehir, Güney Bronx’ta yer alan Joyce Kilmer Parkı’na bir milyonuncu ağacını dikecek. 8 yaşında, 25 fit (yaklaşık 7,5 metre) uzunluğunda ve 6 bin 500 pound (3 ton) ağırlığındaki bu karaağaç New York için öyle önemli ki şehrin Belediye Başkanı Bill de Basio ve Eski Başkan Michael R. Bloomberg de ağaç dikiminde olacak.

Bu dikim aslında 2007’de kurulan Million Trees NYC adına bir girişimin parçası. New York Restorasyon Projesi ve şehrin yaptığı bir antlaşmayla şehirde 2017 yılına kadar şehre bir milyon ağaç dikilmesi planlanmıştı. Görünüşe göre programın iki yıl önündeler. Bu kampanya sayesinde şehirdeki ağaç nüfusu yüzde 20 artmış.

Milyon Ağaç New York 2

Belediye Başkanı de Blasio bir açıklamada “Bu ağaçların her biri şehri daha iyiye ve güzele götürme çabalarımızı sembolize ediyor. Bir milyonuncu ağaç da New York için birlikte çalıştığımızda neler yapabileceğimizi gösteriyor” dedi.

Proje kapsamındaki ağaçların çoğu bitki örtüsü zayıf olan ve kendi bütçeleriyle ağaçlandırma yapamayacak mahallelere dikilmiş.

Denise Hoffman Brandt, New York Şehir Üniversitesi Mimari ve Peyzaj Bölümü Program Direktörü, New York Times’a “Ağaçlar çok şey yapar. Ağaçlar gölge yaratır. Böylece güneş asfaltı aşırı ısıtamaz. Ayrıca büyük ağaçlar karbon emilimde önemli rol oynar” diyerek projenin önemini vurguladı.

Milyon Ağaç New York 3

Bu projeden önce Birleşik Devletler Orman Müdürlüğü New York’ta ağaç gölgesinin yüzde 24 olduğunu belirtmiş. Bilim insanları kentsel alanlarda bu oranın en az yüzde 30 olması gerektiğini söylüyor. New York bu proje sayesinde ulaşması gereken seviyeyi aştı bile!

Kampanyayı başarılı bulan kongre üyesi Mark D. Levin’in New York Times’a yaptığı açıklama şöyle: “Artık bir de ‘Bir Ağaç Sev’ gibi bir kampanya başlatmalıyız, böylece şehir sakinleri dikilen bu ağaçları korumalı.”

Ağaç dikimi 21 Ekim’de yapılacaktı, ancak Millon Trees NYC töreni ileri bir tarihe ertelendi.

Kaynak: Ecorazzi 

Lösemi ile mücadele eden 3 yaşındaki Landon ve kenevir mucizesi

1

Üç yaşındaki Landon Riddle’a lösemi tanısı konmuştu. Doktorlar yaşama ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söylüyorlardı.

Tüm göğsü nefes almasını engelleyen lösemi kaynaklı kitlelerle dolmuştu. Kemoterapiye başlanmıştı, ancak Landon’ın bununla iyileşmesi beklenen bir durum değildi.

Kemoterapiden iki ay sonra Landon’ın durumu oldukça kötüleşmiş, yemek yiyemez hale gelmişti. Annesinin belirttiğine göre günde 50 defadan fazla kusuyordu. Doktorlar sonunda umutlarını kaybetmişlerdi. Kemoterapiyi devam ettirmekten başka yapabilecekleri bir şey kalmamıştı.

Bir gün Landon’ın babaannesi kenevir yağı tedavisini denemelerini tavsiye etti.

cannabis-oil-legalized-in-texas Landon’ın annesi “Utah’ta medikal takımıyla tüm endişelerimizi tartışıyor, Landon’ın acı çekmesini ve her gün aldığı bir sürü ilaçla sararıp solmasını izliyorduk. Ardından annem kenevir yağıyla devreye girdi” diye anlatıyor.

Bunun üzerine aile Utah’tan, kenevir yağı tedavisinin yasal olduğu Colorado’ya gitti.

Marijuana_Cures_Cancer

Kısa sürede kusma sıklığı azalan Landon, nihayetinde yemek yiyebilmeye başlamıştı.

Landon’ın annesi Sierra blog’unda yaşadıklarını ve fazlasını böyle ifade etti:

“Kenevirin Landon’a gülümsemesini yeniden kazandırmasıyla kalplerimiz neşeyle dolmuştu. Landon’ın durumu gittikçe düzeliyordu. Bu bir mucizenin gerçekleşmesi gibiydi. Landon tekrar gülümsüyor ve yemek yiyebiliyordu.

Dünyadaki herhangi birinin kenevir yerine diğer ilaçları kullanmaya zorlanması korkunç bir durum. Kalbim kenevir yasağından etkilenen sayısız aileyle birlikte Adam Koessler ve Rumor Rose için atıyor. Hayatınızın dövüşü için hazır olun. Hasta bir çocuğa sahip olmak kendi içinde bir savaş, ama bu seçimi yapmak yeni kocaman bir dünya. Kalın bir deriye, güçlü önseziye ve sağlam bir takıma ihtiyacınız olacak. İyiden çok kötü etkilere sahip ilaçlarla vaktinizi harcamayın. Eğer midenizde yanlış hissettiriyorsa, muhtemelen yanlıştır.”

Şu anda Landon’ın hastalık belirtileri sönmeye yüz tutmuş durumda.

Kenevir Yağ Tedavisiyle ilgili daha çok bilgi için www.cureyourowncancer.org adresini ziyaret edebilirsiniz.



Kaynak:
True Activist

Doğanın içinde kendi kendine yetebilen minik kabin: “Yuva”

0

Bill Yudchitz ve oğlu Daniel; “Yuva” adını verdikleri, düşük maliyetli, minik bir kabin inşa ettiler. Yeşillikler içindeki bu kabin, yağmur suyu toplayıcı ve solar lambalar gibi sürdürülebilir teknolojileri içeriyor.

Eğer “Yuva”, baba-oğul projesinden daha profesyonelce görünüyorsa bunun sebebi Yudchitzelerin lisanslı mimarlar olmalarından dolayıdır. 278 dönüm arsada içinde kendi evlerine eşit uzaklıkta inşa ettikleri “Yuva”, haftasonu kaçamaklarını yaptıkları yeni yerleri artık.

Doğanın içinde kendi kendine yetebilen minik kabin: "Yuva"

Geri dönüşümlü, sürdürülebilir ve detaylı

Sadece haftasonları bu proje üzerinde çalışarak bir sene içinde minik evin inşasını tamamladılar. Harcamalarını en aza indirmek için daha önceki projelerinden kalan materyalleri tekrar kullandılar. Ve çevre çiti kurumu kullanmak yerine evi 7 beton paye üzerine yükselttiler.

Siyah metalle kaplanmış, tahta iskeletli evin 12 cm yüksekliğindeki kapısı açıldığında tahtadan bir yürüme yolu ortaya çıkıyor ve yolun sonu gölün güney kesiminin manzarasına uzanıyor. 

Doğanın içinde kendi kendine yetebilen minik kabin: "Yuva"

Toz ağacı kontrplağıyla çizgili olan akmeşe yağmur perdesi, yağmur suyu toplama sistemini destekliyor ve bu sistem kum filtreli bir su deposunu ve duşu besliyor.

Doğanın içinde kendi kendine yetebilen minik kabin: "Yuva"

Üç dikey bölgeye ayrılan içerisi dönüşebilen mobilyayla dekor edilerek işlevli hale getirilmiş. Merdiven, çatı katında yer alan 9,5 m’lik uyuma alanına yönlendiriyor. Merdivenle ulaşılabilen evin en üstü, çatı gözlem alanı. Mimarlar ayrıca susuz tuvalet eklemişler ve yanına da su tesisatı için su sürahisi koymayı unutmamışlar.

Doğanın içinde kendi kendine yetebilen minik kabin: "Yuva"

Kaynak: Inhabitat

Kuzey ışıklarının altında kurtlara sarılın: Polar Park Norveç

Kurtlar, asil oluşları ve özgür ruhlarıyla daima büyülemiştir bizi. Onlarla yan yana koşmayı ya da bir göl kıyısında dinlenmeyi hayal etmişizdir. Clarissa P. Estes’in de dediği gibi: “Hepimiz vahşiye özlemle doluyuz.” Şimdilerde Norveç’teki Polar Park, kuzey ışıklarının büyüsünü kurtlarla paylaşmamıza izin veriyor. Sizin güveninizi kazanmaya çalışırlarken kurtlara sarılıp uyuyabilirsiniz!

polarpark2 Parktaki kurtlar, doğdukları andan itibaren insanlarla iletişim içinde. Onlarla tanışmak ve izin verdikleri ölçüde dostluk kurmak vahşi yaşamın korunmasıyla ilgili önemli mesajlar da veriyor. İnsan, avcılık yaparak ya da yaşam alanlarını gasp ederek bu canlıların özgür doğasını yok ediyor, bu gerçek fark edilmeli.

Polar Park, vahşi hayvanları hapsetmek yerine onların insanlarla iç içe olmasını sağlıyor. 571 kilometrekarelik park alanında gezinirken vahşi doğaya duyduğunuz tutku ve saygı artacak…

polarpark5polarpark4polarpark1

Kaynak: The Plaid Zebra 

Ana akım medyanın köleleştirdiği yaşamlardan yalnızca biri: Şempanze Çarli

Şempanze Çarli‘yi hepimiz hatırlarız. Yıllarca Türkiye televizyonlarında boy göstermiş, birçok TV kanalında, reklamlarda, dizilerde rol almış ve bir anda ortadan kaybolmuştu. Kaçımız şu an onun durumundan haberdar? Muhtemelen onun hakkında hiçbir fikrimiz yok çoğumuzun da umurunda bile değil. Bizi eğlendiren bir yıldızdı ve sönüp gitti.

Maymundan insana, insandan maymuna; Şempanze Çarli 1Çarli, 1993 yılında Amerika’da dünyaya geldikten sonra televizyon programlarında kullanılmak üzere Türkiye’ye getirildi. İnsani tavırlar sergilemesi için uzun bir eğitim sürecinden geçirilen Çarli, verilen komutları yerine getirebilmek adına psikolojik baskılar sonucu insan tarafından kuklalaştırılarak, kamera karşısına çıkartıldı. Birçok televizyon dizisinde ve reklamında rol aldı. Tiyatrolarda oynatıldı ve televizyon programlarına konuk oldu.

Medya kuruluşlarınca insanlara nazaran daha faydalı bir yıldızdı, çünkü karnının doyması dışında herhangi bir ücret talebi olmayacaktı. Uzun yıllar kamera karşısında onu izleyen insanların daha keyifli vakit geçirebilmesi adına çocukluk evresini esaret altında geçirdi. İnsanlar tarafından içkiye, sigaraya alıştırıldı.

İnsanlarla çok uzun süreler geçirmesinden kaynaklı olarak da kendi doğal davranışlarının büyük bir çoğunluğunu sergilememeye başladı. Kısacası kendi yaşam alanında hayatta kalabilmek için fazla insanlaştırıldı.

Artık evi ormanlar değil; plazalar, stüdyolar olmuştu. İnsanların yarattığı betondan hapishanelere sıkıştırılan sayısız vahşi canlıdan birisiydi.

Maymundan insana, insandan maymuna; Şempanze Çarli 2

İnsanın ikiyüzlülüğü

Çocukluk evresini geçirdikten sonra yetişkinliğe geçtiği dönemlerde bir anda ortadan kayboldu. 2002 yılında İngiltere’de bulunan Monkey World – Ape Rescue Center yetkilileri tarafından, Türkiye’deki üzerinden nemalanan kişilerin elinden alındı ve rehabilitasyon merkezine götürüldü.

Dönemin Çarli dizisinin yapımcısı, Maymun Çarli’nin akıbeti sorulduğunda ise; onun rehabilitasyon merkezine verildiğini dile getirdi ve “Yedi yaşından sonra erkek bir şempanzeyi herhangi bir programda oynatmak kolay değil. Çünkü yetişkin aşamasına geçiyorlar. Baba olup kendi ailelerini kurmak istiyorlar. Biz Çarli sayesinde para kazandık. Ve karşılığında ona bir hediye vermek istedik” diye ekledi. Kendilerince iyi bir şey yaptıklarını beyan etmelerine rağmen, kullanılan ifadelerin barındırdığı çelişkiyi görmek hiç de zor değil.

Doğal yaşamından kopardıkları bir canlıyı tekrar doğal yaşamına adapte olabilmesi için rehabilitasyon merkezine yollamış olmayı, maymuna bir hediye olarak nitelendirmek insani ikiyüzlülüğün yansıması olarak karşımızda duruyor. Çarli’nin yetişkinlik evresinde de hâlâ insan faydası için kullanılabileceği bir durum söz konusu olsaydı belki de hâlâ televizyonlarda Çarli’nin esaretine gülen bir toplum olarak yaşamaya devam edecektik.

Maymundan insana, insandan maymuna; Şempanze Çarli 3

Önce insanlaştır, sonra maymunlaştır

Maymun Çarli şu an İngiltere’de bulunduğu merkezde tekrar maymun olabilmenin eğitimini alıyor. Önce zorla insanlaştırıldı ve sonrasında yine insanlar tarafından maymunlaştırılmaya çalışılıyor.

İnsani tavırlar sergileyen maymunlar kendi türleri arasında iletişim problemleri yaşıyor ve gruplardan dışlanılmaya kadar giden sorunlarla karşı karşıya kalıyorlar. Kendilerine has iletişim teknikleri olan varlıklar bilmedikleri bir dilde konuşmayı tercih etmiyorlar. Aynı akıbeti yaşayan, aynı sorunlarla uğraşan sayısız maymun, dünya genelinde sömürülmeye devam ediyor.

Yalnızca son on yılda 22 bini aşkın maymun doğal yaşamlarından koparılarak televizyon, sirk, hayvanat bahçesi, evcil hayvan ve daha sayısı artırılabilecek alanda sömürülmek üzere kaçırıldı. Talep devam ettiği sürece bebek şempanzelere televizyonlarda rastlamaya devam edeceğimiz aşikâr.

Maymundan insana, insandan maymuna; Şempanze Çarli 4 Benzer problemleri yaşayan bir başka maymun Choppers da, Çarli gibi yıllarca İngiltere televizyonlarında bir çay markasının reklamlarında oynamış, insan kıyafetleri giydirilip, ev işleri yapması öğretilmiştir. Choppers fazla insanlaşmış ve kullanılamayacak kadar yaşlandığında tıpkı Çarli gibi tekrar maymun olabilmek için eğitime tabi tutulmuştur.

Gittiği merkezde üç yıl gibi bir süre eğitimden geçirilen Choppers insani tavırlarından gerçek manasıyla kurtulamadı. Aynı kafesi paylaştığı kendi gibi eski televizyonlar tarafından sömürülen Louis’in ölümü sonrası Choppers merkezdeki diğer maymunlarla iletişim konusunda büyük problemler yaşamaya başladı. Choppers’ın gösterdiği insani tavırlar diğer şempanzeler tarafından yanlış algılanıp öfkelenmelerine neden olabiliyor. Bu durum da Choppers’ın yalnızlaşmasına ve bu durumun üstesinden gelememesine neden oluyor.

Maymundan insana, insandan maymuna; Şempanze Çarli 5

Beni buradan çıkarın

Bizler kullandığımız hayvanların sempatik tavırlarını, bizlerle yaşıyor olmalarından memnuniyet duyuyorlar olarak yorumlasak da işin özü tam tersini bizlere sunuyor.

1980’li yıllarda işaret dili öğretilen Washoe isimli şempanzenin, konuşmayı öğrendikten sonra “Beni buradan çıkarın” demesi ise sömürdüğümüz hayvanların ortak tepkisi olarak suratımıza tokat gibi çarpıyor. Esaret altındaki canlıların, insanlar tarafından eğitime tabi tutulan canlıların, kendi yaşam alanlarından zorla alınan canlıların mutsuz yaşamlarını, sözcüklerle dile getirememelerinden dolayı göz ardı etmemiz körelmiş vicdanlarımızın yansımasıdır aslında. Bunun yanı sıra insani davranışlar sergileyen canlılara karşı olan önyargılı tutumumuz ise insanlığa ait hegemonyanın yıkılacağı korkusundan olsa gerek. Aynı zamanda Bizlerin de bir maymun türü olduğu veya bir hayvan türü olduğu gerçeğine sırt çeviriyor oluşumuzun kanıtı niteliğinde. DNA dizilimimizin gösterdiği yüzde 98’lik benzerlik bile ikna olmamız için yeterli kanıtı sunmuyormuş gibi bir tavrımız var. Fakat hepimiz hayvanız bu gerçekten kaçış yok.

Maymundan insana, insandan maymuna; Şempanze Çarli 6

Hayvan özgürleşmeden insan özgürleşemez

İnsanların kendilerine dayattıkları katı eğitim mantığını tüm dünyaya reva görebileceği kesin. Bundan şüphe duymuyoruz. Zaten kurduğumuz insan odaklı uygarlık bize bunu anlamamız için yeterli veriyi sunuyor. Bu yüzdendir ki bir köpeği, yunusu veya maymunu kendine ait yaşamını gözetmeksizin o salya akıtıcı ekranlar karşısına zorla çıkartabiliyoruz. Bu yüzdendir ki varoşlardan alıp star yaptığımız bir çocuğu, tekrardan sokaklarda ölümlere terk edebiliyoruz.

Toplumların kan emicileri çok uzakta değil, belki de yanı başımızda oturuyor. Çok şık kıyafetleri ve parıltılı yaşamlarıyla masum rolü bürünmüş bizleri selamlıyorlar. Evlerine gidip çocuklarını severken, bir yavru şempanzenin annesinin kucağından zorla alınmasının emrini verebiliyorlar. Çevresinde onları seven, onların iyi olduğuna inanan yığınlar var ve bu onlar için fazlasıyla yeterli. İnsan uygarlığı samimiyetsizliklerin, ikiyüzlülüklerin dünyasıdır. Çelişkilerin merkez noktasıdır. İnsan kelimeleri icat etmiş olabilir fakat söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmayan tutarsız bir varlıktan öteye gidememiştir. Hayvan sömürüsünün bulaştığı televizyon kırılmaya, sahne yakılmaya, plaza yıkılmaya mahkûmdur. Hayvan özgürse insan da özgürdür.

Sabah 9 akşam 5 tuzağından bir minibüs ve köpek dostları ile kaçarak özgürleştiler

0

Bryan ve Jen, sabah 9 akşam 5 tuzağından ve gündelik yüklerinden kurtulmaya karar verdiklerinde macera dolu yolculukları da başlamış oldu. VW minibüs ve plansız seyahatlerle başlayan yeni hikâyeleri özgürlüğün tadını aldıkça, evlerini ve köpek dostları Karma’yı da beraberlerinde taşıdılar.

Meksika ve Orta Amerika arasında geçen bir yıllık keşfin ardından çift, 67 model VW ile kendilerini yollara adamadan önce dinlenmek ve rota çizmek için bir süreliğine yerleşmeye karar verdi. İhtiyaçları olansa pratik, küçük ve en önemlisi masrafsız bir evdi. Oregon’daki evlerinin garajını yeniden düzenleyerek yaşam alanına dönüştürdüler, evi ise belli süreliğine kiraya verdiler.

3 yılın ardından yeterli birikim ve cesaretle işlerini bırakarak bu defa dönmemek üzere yollara düştüler. Satın aldıklarında paslanmış ve kullanışsız olan yaşlı minibüsü ise dört tekerlekli bir eve dönüştürdüler: Güneş panelleri, küçük bir ocak, buzdolabı ve katlanabilir bir yatak…

bryanvejen3

Dolap kapakları ve buzdolabının dış tasarımı, geri dönüşümden elde edilen doğa dostu Kirei ile yapıldı. Çatıda ise 135W gücündeki taşınabilir güneş paneli yer alıyor, bu panel aynı zamanda koltukların altında yer alan iki adet bataryayı şarj etme görevini üstleniyor.

bryanvejen1“Tamamen göçebe bir yaşam sürüyoruz. Neredeyse hiçbir şeye sahip olmadan dolu dolu bir hayat yaşamanın mümkün olup olmadığını deneyimleyeceğiz.”

Bryan ve Jen’in deneyimlerini ve yolculuklara dair fotoğrafları paylaştıkları bir blogları da mevcut.

bryanvejen2bryanvejen6bryanvejen4bryanvejen5bryanvejen8bryanvejen7bryanvejen9bryanvejen11bryanvejen10bryanvejen13bryanvejen12bryanvejen14

Kaynak: The Plaid Zebra 

DTCF Kadın Kolektifi üyelerinden “Karın Ağrısı” sergisi

Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi öğrencisi Kadın Kolektifi üyesi kadınlar Sıhhiye’de yer alan kampüste bir sergi düzenledi. 

Karınlarını ağrıtan kadın düşmanları sergisini açan kadınlar erkeklere cevap niteliğindeki direnişçi kadınları da unutmadılar.

Sergiden kareler:

DTCF Kadın kolektifi12196045_1642700052669571_7182989187729769211_n12208384_1642699982669578_2584083558761810935_n12208866_1642699892669587_5129996934506938040_n12189871_1642699909336252_3998418421685806424_n12191449_1642699952669581_2983459293572743394_n12190056_1642700026002907_4882289126877992610_n11219388_1642699859336257_8314426856963988224_n

Kurumuş ağaç parçalarından muhteşem hayvan heykellerine

Heykeltıraş James Doran Webb‘in Filipinler sahillerine vuran ağaç parçalarından yaptığı hayvan heykelleri koleksiyonu görenleri kendisine hayran bırakıyor.

Sanatçının hammadde tercihi ise Filipinler’de sahile vuran çeşitli ağaç parçaları ve nehir yataklarına sürüklenmiş dallar. Kökeni binlerce yıl öncesine dayanan ağaç heykeller türünün bu örneğinde malzemenin adeta bir ip gibi dokunduğunu görüyoruz. Tüylerden büyük uzuvlara kadar her ayrıntı özenl hazırlanmış. Ayrıca figürlerin oluşturulmasında hareket temel bir öge gibi kullanılması da görenleri kendisine hayran bıraktıran en önemli etkenlerden.

jamesdoranwebb2

Ejderhadan ata, tavşandan geyiğe değişik hayvanları bir araya getiren koleksiyon oldukça titiz bir çalışmanın ürünü. Webb gözlerimizi alamadığımız çalışmasına yaklaşık 10 yıl önce başlamış ve bu süreçte portfolyosunu oldukça zenginleştirmiş. Şu günlerde sergisi için kollarını sıvayan sanatçının eserleri aralık ayında Contemporary Fine Arts Gallery Eten‘da görücüye çıkacak.

jamesdoranwebb3jamesdoranwebb4jamesdoranwebb7jamesdoranwebb5jamesdoranwebb6jamesdoranwebb10jamesdoranwebb8jamesdoranwebb9Kaynak: My Modern Met 

Fas’tan güneş enerjisi alanında büyük atılım

0

Güneşi ve sıcaklığıyla hafızalara kazınan, buna rağmen enerjisinin yüzde 94’ünü fosil yakıt ithal ederek sağlayan Fas, güneş enerjisi alanında büyük bir atılıma hazırlanıyor: The Guardian gazetesinin raporuna göre, “Fas hidroelektrik ve rüzgârın yanı sıra dört bağlantılı dev güneş tesisi ile 2020 yılında Fas’ın ihtiyacı olan enerjinin yarısının karşılanmasına hazırlanıyor.” Tüm proje tamamlandığında; dünyanın en büyük yoğunlaştırılmış termâl güneş enerjisi (CSP) santrali olacak. 

Önümüzdeki ay devreye girmesi beklenen projenin ilk aşaması olan üç saat enerji depolama kapasitesiyle Noor1, güneşi takip eden 800 sıra halindeki 500 bin aynadan oluşuyor ve 160 MW elektrik üretebiliyor. Projede güneş ışığını daha küçük bir alana yoğunlaştıran aynalar kullanılıyor, bu sayede güneş batımından saaatler sonra bile enerji üreten türbinlere buhar sağlanabiliniyor. Projenin tamamının 9 milyar dolara mâl olması ve 580 MW elektrik üretmesi bekleniyor.

Fastan güneş enerjisi alanında büyük atılım (2)

Projenin ikinci ve üçüncü aşaması olan, sekiz saat enerji depolama kapasitesiyle Noor 2 ve Noor 3’ün, 2017 yılında devreye girmesi planlanıyor. Tesis tamamlandığında, dünyanın en büyük yoğunlaştırılmış termâl güneş enerjisi santrali olacak.

Güneş endüstrisinin iyice yaygınlaştığı Almanya’da, yılda bin 800 saat güneş ışını düşerken, Fas’ta bu değer yılda 3 bin saat. Buna rağmen ülke enerji ihtiyacını yurtdışından temin ediyor. Bu tesis sayesinde Fas birkaç ilke birden imza atmış olacak; dünyanın en büyük yoğunlaştırılmış termâl güneş santralini kuracak ve ihtiyaç duyduğu enerjinin yarısını kendi başına yenilenebilir kaynaklardan üretebilecek. Darısı tüm güneş enerjisi potansiyeli olup bunu kullanmayan ülkelere…

Kaynak: Ecowatch, Inhabitat