Ana Sayfa Blog Sayfa 208

Aloe vera ve kullanım alanları

Geleneksel Hint tıbbında kabızlık, cilt hastalıkları, bağırsak kurdu, enfeksiyonlarda ve kolik için doğal bir çare olarak kullanılır. Çin tıbbında genellikle mantar hastalıklarının tedavisinde önerilir ve Batı dünyasında kozmetik, ilaç ve gıda endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Aslında, aloe vera özlerinin imalatı dünyadaki en büyük botanik endüstrilerinden biridir.

Aloe vera jeli, yaprağın merkezinde bulunan hücrelerden elde edilir. Çoğu kişi, ısı yanıkları, güneş yanığı, sindirim sistemi, sedef hastalığı ve soğuk yanıkları da dahil olmak üzere deri koşullarında bir çare olarak aloe vera jeli kullanır, ancak bir dizi farklı aloe vera faydası da vardır. Aloe vera jel, osteoartrit, bağırsak hastalıkları, ateş, kaşıntı ve iltihap tedavisinde kullanılır.

Aynı zamanda astım, mide ülseri, diyabet ve radyasyon tedavisinin yan etkileri için sakinleştirici doğal bir çare olarak kullanılır. Depresyon, kabızlık, astım ve şeker hastalığını doğal olarak tedavi etmek için de aloe veradan faydalanılır.

Aloe vera, Aloe cinsi yaklaşık 420 türden biridir; aloe vera’nın botanik adı Aloe barbadensis milleridir ve Liliaceae ailesine aittir. Yeşilli ve tırtıklı kenarları olan üçlü, etli yaprakları olan çok yıllık, kserofitik, sulu bir bitki. Aloe veranın coğrafik kökeninin Sudan olduğu düşünülmekte ve Afrika bölgesi, Asya, Hindistan, Avrupa ve Amerika da dahil olmak üzere Akdeniz bölgesi ve dünyanın en sıcak bölgelerinde tanıtıldı.

Aloe veranın jeli, aloe bitki yaprağının iç kısmında bulunan açık, jöle benzeri bir maddedir. Aloe lateksi ile karıştırılmamalıdır, aloe lateksi bitki derisinin hemen altından gelir ve sarı renktedir. Bazı aloe ürünleri bütün öğütülmüş yapraktan yapılır, bu nedenle hem jöle hem de lateks içerirler.

Aloe vera jelinin, biyolojik olarak çok aktif olduğu düşünülmektedir; şaşırtıcı bir şekilde, vitaminler, mineraller, sakkaritler, amino asitler, antrakinonlar, enzimler, lignin, saponinler ve salisilik asitler de dahil olmak üzere 75’den fazla potansiyel olarak aktif bileşen içerir. İnsanlar için gerekli olan 22 amino asidin 20’sini, 8 asal amino asidin sekizini de sağlar.

Aloe vera jeli, tüm vücut sistemlerinin düzgün büyümesi ve işlevi için hayati önem taşıyan pek çok vitamin ve mineral içerir. İşte aloe vera’nın aktif bileşenleri hakkında kolay bir açıklama:

  • Aloe vera, A, C ve E antioksidan vitaminleri, ayrıca vitamin B12, folik asit ve kolin içerir.
  • Alkalin fosfataz, amilaz, bradikinaz, karboksipeptidaz, katalaz, selülaz, lipaz ve peroksidaz gibi sekiz enzim içerir.
  • Aloe verada kalsiyum, bakır, selenyum, krom, manganez, magnezyum, potasyum, sodyum ve çinko gibi mineraller bulunur.
  • 12 antrakinon veya laksatif olarak bilinen bileşikler sağlar. Bunların arasında analjezik, antibakteriyel ve antiviraller gibi davranan aloin ve emodin vardır.
  • Kolesterol, kampesterol, beta-sisosterol ve lupeol de dahil olmak üzere dört yağ asidi mevcuttur; hepsi de antienflamatuvar sonuçlar vermektedir.
  • Auksinler ve gibberellinler denilen hormonlar bulunur. Bu içerikler, yaraları iyileştirmeye yardımcı olur ve antienflamatuvar özelliklere sahiptirler.
  • Aloe vera, monosakaritler (glikoz ve fruktoz) ve polisakkaritler gibi şekerler sağlar.

Topikal aloe vera uygulamasının, sedef hastalığı, dermatit, oral mukozit, cerrahi yaralar ve yanık yaralanmaları için bir evde çare olarak deri koşullarında ve yara iyileştirme yönetimindeki rolünü araştıran çok sayıda araştırma vardır.

Araştırmalar aynı zamanda aloe veranın; genital herpes, psoriyaz, dermatit, yanıklar ve iltihapları etkin bir şekilde tedavi ettiğini gösterdi. Antifungal ve antimikrobiyal bir ajan olarak güvenli bir şekilde kullanılabilir.

Aloe vera jel, ciltte radyasyon hasarına karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. ABD hükümeti, termal ve radyasyon yanıklarını tedavi etmek için aloe vera verilmesi konusunda çeşitli araştırmalar yaptı.

1959 yılına gelindiğinde, ABD Gıda ve İlaç İdaresi, aloe vera merhemini derideki yanıkların tedavisinde reçetesiz ilaç olarak kullanmayı onayladı. Aloe vera jel yanıklarda kullanıldığında, UV tarafından indüklenen tetiklemeyi önlediği için alan daha hızlı bir şekilde iyileşebilir.

Aloe vera kuru saçlar veya kaşıntılı kafa derisi için mükemmel bir doğal tedavidir. Besleyici özellikleri vardır ve mevcut bulunan tonlarca vitamin ve mineraller saçlarınızı güçlü ve sağlıklı tutar. Aloe vera jel; antibakteriyel ve antifungal özellikleri nedeniyle kepeklenmeyi bitirmeye de yardımcı olur ve jelin enzimleri ölü hücreleri kafa derisinden atabilir ve saç folikülleri çevresindeki cilt dokusunun yenilenmesini teşvik edebilir.

Antienflamatuvar ve müshil bileşenleri nedeniyle, başka bir aloe vera faydası da, sindirime yardımcı olma kabiliyetidir. Aloe vera suyu sindirime yardımcı olur, asit / alkalin ve pH dengesini normalleştirir, maya oluşumunu azaltır, sindirim bakterilerini teşvik eder ve bağırsak işlevini düzenler.

Aloe verada bulunan enzimler, yediğimiz proteinleri amino asitlere bölerek, enzimleri vücuttaki her hücrenin yakıtı haline getirerek, hücrelerin düzgün çalışmasını sağlar. Aloe veradaki bradikenaz, bağışıklık sistemini uyarır ve enfeksiyonları öldürür. Çinko, çinko eksikliği ile mücadele için aloe veranın önemli bir bileşenidir. Çünkü bağışıklık fonksiyonunu korumak esastır.

Hastalıkları önlememize, bakterileri öldürmemize ve hücre zarlarının işlevini korumamıza yardımcı oluyor. Çinko aynı zamanda sağlıklı, dengeli bir ruh ve bağışıklık işlevine katkıda bulunan bir dizi hormon reseptörü ve proteininin önemli bir yapısal bileşenidir.

Aloe vera, iltihaplanmayı azaltmak ve radikal hasarla mücadele etmek için inanılmaz sayıda vitamin ve mineral sağlar. Örneğin A vitamini, sağlıklı görüş, nörolojik fonksiyon ve sağlıklı cildin korunmasında kritik bir rol oynar, çünkü iltihaplanmayı azaltan bir antioksidandır. C vitamini, aloe verada bulunan önemli bir bileşendir; vücudu kardiyovasküler hastalık, doğum öncesi sağlık sorunları, göz hastalıkları ve hatta cilt kırışıklıklarına karşı korur.

İnsanlarda ve hayvanlarda yapılan bazı kanıtlar, aloe veranın, diyabetli kişiler arasında sık görülen ve kardiyovasküler komplikasyonlar için temel risk faktörleri olan kronik hiperglisemi ve periferik lipit profilini hafiflettiğini ortaya koymaktadır. Bu doğal aloe vera faydaları listesine doğal diyabet tedavisi sayılması dolayısıyla girmesini sağlar. Aloe veranın daha fazla nelere yararlı olabileceğini ve nerelerde kullanılabileceğini öğrenmek için yazımızı okuyabilirsiniz.

Kaynaklar

http://www.aysetolgaiyiyasam.com/aloe-vera-kullanim-alanlari

https://draxe.com/aloe-vera-benefits/

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça 324. günde açlık grevini sonlandırdı: “Yaşayarak direnmeyi seçiyoruz!”

0

OHAL KHK’si ile işten atılmalarının ardından Yüksel Caddesi’nde başlattıkları direniş 444, açlık grevi direnişleri ise 324. gününde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, yaptıkları açıklama ile açlık grevini sonlandırdı. Gülmen, “Direnişimiz OHAL karanlığını yardı, KHK meşruiyetini yerle yeksan etti, sokağa çıkmanın fitilini ateşledi, direnmenin her şartta mümkün olduğunu gösterdi” derken, Özakça da “Psikolojisi bozulan, yaşamdan vazgeçen, intihar eden insanlar olmamızı istediler. Ama hayır, reddediyoruz ve direnişi sürdürmeyi seçiyoruz. Biz kazanacağız!” dedi

Nuriye ve Semih, avukatları ve doktorlarıyla birlikte OHAL Komisyonu'nun taleplerini reddetmesine ilişkin basın açıklaması yapıyor

SENDİKA – www.sendika.org paylaştı: 26 Ocak 2018 Cuma

OHAL KHK’si ile işten atılmalarının ardından Yüksel Caddesi’nde başlattıkları direniş 444, açlık grevi direnişleri ise 324. gününde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, OHAL Komisyonu’nun işe iade taleplerini reddetmelerinin ardından evlerinde bir açıklama yaptı.

Nuriye Gülmen: “Direnişimiz OHAL karanlığını yırttı, direnmenin mümkünlüğünü gösterdi”

İlk günden bu yana yanlarında olan tüm direnişçilere, avukatlara, sağlık emekçilerine, basın emekçilerine, yazarlara, sanatçılara, aydınlara, milletvekillerine ve sevenlerine teşekkür eden Nuriye Gülmen, “Biz korkularımızın üstüne gittik ve bu özgürleşmeyi yaşadık. Onurumuzu dayanışmayla diri tuttuk. Direnişimiz OHAL karanlığını yardı, KHK meşruiyetini yerle yeksan etti, sokağa çıkmanın fitilini ateşledi, direnmenin her şartta mümkün olduğunu gösterdi” dedi.

Gülmen, bugün itibariyle açlık grevini sonlandırdıklarını açıkladı ve arkasından şöyle dedi: “Bu mücadele biz bitti demeden bitmeyecek. OHAL Komisyonu kararını yargıya taşıyacağız. Sokaklarda olacağız.”

Özakça: “Yaşayarak direnmeyi seçiyoruz”

Semih Özakça da sözlerine direnişe başladıktan sonra direnmeyi seçmeyen, başına geleceklerden korkarak geri duran kurumları eleştirerek başladı. “Halkın kaçacağı, saklanacağı hiçbir yer yok, olamaz”diyen Özakça, daha sonra direnişle birlikte sevgilerini büyüttüklerini söylediği eşi Esra ve annesi Sultan Özakça’ya da teşekkür etti.

Özakça, konuşmasının sonunda ise “Psikolojisi bozulan, yaşamdan vazgeçen, intihar eden insanlar olmamızı istediler. Ama hayır, reddediyoruz ve direnişi sürdürmeyi seçiyoruz. Biz kazanacağız!” dedi.

“Direniş daima!”

Yüksel direnişçileri adına Acun Karadağ, Gülmen ve Özakça’nın aldıkları kararla direnişe süreklilik kattıklarını belirtti, işe iade mücadelesinin bayrağı olan direniş için “Daima!” dedi.

Ankara Tabip Odası’ndan hekimler, bundan sonra benzeri bir eyleme girişebilecek direnişçileri ve karar haklarını göz önünde bulundurarak karara ilişkin bir yorum yapmayacaklarını dillendirdi ve bundan sonraki tıbbi sürece ilişkin bilgi verdi.

Alıntı: Sendika.org

Tatavla Dayanışma Pazarı’ndan öğrenciler için kitap mezatı

Şişli’de bulunan Tatavla Dayanışma Pazarı, lise ve üniversite öğrencilerinin eğitimine destek olmak için 28 Ocak Pazar günü saat 14.00’da Dayanışma/Kitap Mezatı düzenleyecek. Mezatta satılacak kitapların geliri öğrenciler için oluşturulan burs fonuna aktarılacak.

Tatavla Dayanışma Pazarı’nın etkinliğin duyurusu için Twitter hesabından yapılan paylaşımda “Herkes ‘okuyabilsin’ diye… 28 Ocak Pazar günü saat 14.00’da Tatavla Dayanışma Pazarı’nda yapacağımız Dayanışma/Kitap Mezatı’na bekliyoruz. İki yıldır sizin bağışladığınız eşyaların satışından elde ettiğimiz gelirle lise ve üniversite öğrencilerine burs sağlamaya çalışıyoruz. İkinci yılımızı doldururken yeni etkinlik ve kampanyalarla burs fonumuzu büyütmek, burs verdiğimiz öğrenci sayısını arttırmak istiyoruz. Bunun için başlatacağımız kitap mezatlarının ilkini pazar günü gerçekleştireceğiz. Birbirinden güzel ve değerli kitaplar yeni okuyucularıyla buluşurken öğrenciler için de burs olacak. Kısacası herkes okuyacak. Haydi dayanışmaya…” denildi.

Kale yapraklı mercimek çorbası

Son zamanların en popüler olan bitkisi kale yaprağı genellikle fırınlanarak cips olarak tüketilmekte, ancak pek çok yemeğin içine girerek lezzet katma özelliğine sahip. Gelin beraber çorbasını yapıp bu lahana türevi leziz bitkiyi sağlıklı öğünlerimize dahil edelim.

İşte malzemeler:
  • 250 gram kırmızı mercimek,
  • 50 gram bulgur,
  • 1 orta boy pırasa,
  • 150 gram kale yaprağı,
  • 1 çay kaşığı sarımsak tozu,
  • 1 çay kaşığı beyaz pul biber tozu,
  • 1 çay kaşığı deniz tuzu,
  • 1 adet sebze bulyon,
  • Yarım demet doğranmış dereotu.

Yapılışı:

  1. Derin bir kaba kırmızı mercimekleri ve bulguru koyun, iyice yıkayıp süzdükten sonra üzerini suyla kaplayarak orta ateşte kaynamaya bırakın. İyice kaynadıktan sonra altını kapatın ve blendara aktarın. Pürüzsüz bir kıvam elde edinceye kadar karıştırın ve karışımı tencereye aktarın.
  2. Diğer tüm malzemeleri blendera yerleştirerek yüksek hızda 2-3 dakika çalıştırın ve tencereye mercimek ve bulgur karışımı üzerine dökün.
  3. 5-6 dakika orta ateşte kaynamaya bırakın.
  4. Kale yaprakları ve dereotu ile süsleyerek servis edebilirsiniz. Arzu ederseniz limon da kullanabilirsiniz. Afiyet olsun!

Veganlık vejetaryenlik arasındaki farklar

Yıllar önce vejetaryen olmanın dışında veganlık diye bir kavramın daha olduğunu duyduğumda çok şaşırmıştım. Dürüst olacağım, bu bana aşırı gelmişti. Kendimi hayvansever olarak tanımlarken bir yandan hayvansal ürünleri kullanmaya devam ederek hayvan sömürüsüne katkıda bulunuyordum ve bunun farkına vardığımda kendimi affetmem pek de kolay olmadı! Vejetaryenlik ve veganlık arasındaki fark sadece süt ürünleri kullanmamak gibi görünse de durum çok daha farklı. Çoğunlukla beslenme şekli olarak algılanan  veganlık aslında hayvan özgürlüğünü ve adaletin benimsendiği bir yaşam şekli. Peki vejetaryenlik ve veganlık arasındaki farklar nelerdir?

1- Süt ve süt ürünleri kullanmazlar

İnek sütü doğal ve harika bir içecektir, tabii sadece ineğin kendi yavrusu için! Reklamlarda gördüğümüz neşeli, gülen inekler süt sektörünün bize söylediği yalanlardan sadece biri!

İnsanlar süt ve süt ürünleri için hayvanların öldürülmediğini düşünseler de durum bunun tam tersidir.

Bir süt ineği yavrusunu 9 ay boyunca karnında taşır, tıpkı insanlar gibi ve sadece yavrusu için süt üretir.İneğin süt vermesi için hamile olması gerekir ve inek yapay döllenme ile hamile bırakılır. Yapay döllenme öyle sandığımız gibi masum bir işlem değildir. Yapay döllenme ineğin rektumuna kol (bunu uretusu uygun pozisyona getirmek için yapıyorlar) ve vajinasına rape rack adı verilen demir çubuk sokularak hamile bırakılmaya çalışılması şeklinde olur. Bu bir insana yapılsaydı bunun adı tecavüz olurdu fakat bir ineğe uygulandığı için adı yapay döllenme oluyor ve bu durum normalleştiriliyor!

Süt ineğinin yaşadığı işkence bununla da bitmiyor, doğum yaptıktan sonra yavrusu annesinden alınıyor, anne sütünü içmesine izin verilmiyor. Çünkü o süt insanlara satılacak.Yavru erkek ise direk mezbahaya yollanıyor çünkü süt sektöründe parasal bir değerleri olmuyor. Yavru dişi ise annesi gibi süt kölesi olarak kullanılmak üzere esaret dolu bir hayata başlıyor. Ta ki süt sektörü için işe yaramaz hale gelene kadar. Süt ineğinin köleliği artık işe yaramadığı için mezbahaya gönderilmesi ile son buluyor.

Haberlerde bir kadının ya da adamın yeni doğum yapmış bir köpeğin sütünü içtiğini duysaydınız tepkiniz ne olurdu? Bunu normal karşılamazdınız. İnek sütü içmek kedi ya da köpek sütü içmek kadar gereksizdir. İnek sütü sanıldığı gibi sağlıklı ya da insan yapısı ve sindirimi için uygun bir içecek değildir.

2- Bal yemezler

Kulağa şaşırtıcı gelse de bal vegan değildir. Arılar balı soğuk ve zor hava şartlarında kullanmak üzere kendileri için üretir. Arı yetiştiriciliği sırasında bir çok arı çiftçiyi sokmaya çalıştığı için ölür. Bal arılarının hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları tek besin kaynağı baldır, insanlar ise bal olmadan da yaşayabilirler.

3- Kürk, deri, yün, angora ve ipek kullanmazlar.

Şüphesiz hayvan kürkü giymenin cinayetten ibaret olduğunu hepimiz biliyoruz. Aslında deri kullanımının kürkten hiçbir farkı yoktur. Ama üzerinde kürk bulunmayan hayvan derisi giymek insanlara normal gelir.

Yün üretiminin koyunlara zarar vermeden yapıldığını ve saç kesimi gibi bir işlem olduğunu düşünsek de yün üretimi ardındaki gerçekler son derece rahatsız edicidir. Yün üretmek için bir kişinin bir kerede birçok koyunun tüylerini kırpması gerekmektedir ve bu  işlem sırasında çoğu zaman koyunların derileri ve kuyrukları birlikte kesilir, vücutlarında derin kesikler oluşur. Derinizin bir parçasının vücudunuzdan ayrıldığını hayal edebiliyor musunuz?

Angora üretmek için yetiştirilen angora tavşanları hayatlarını küçücük kafesler içinde hiç özgürce koşmadan, sosyalleşmeden geçirirler. Erkek angora tavşanlarının kürkü dişilere oranla %80 daha az verimli olduğu için sektör için bir değerleri yoktur ve doğar doğmaz öldürülürler. Daha uzun tüyler parasal yönden daha değerlidir bu yüzden kırpma yerine tüyler yolunur!

Peki ya ipek? İpek üretimi sırasında yetiştirilen ipek böcekleri sömürüldüğü ve öldüğü için veganlar ipek kullanmazlar. Aslında bir çok alternatifi varken ipek kullanmadan yaşamak çok da zor olmasa gerek!

4) Hayvanların eğlence amacı ile hayvanat bahçeleri, sirkler, yunus ve balina parkları, gösterilerine gitmezler. Çünkü bütün hayvanlar özgür olmalıdır. Hiçbir hayvan hayatını doğal ortamından uzakta hapsedilmiş olarak geçirmemelidir. Hayvanların kullanıldığı ve köleleştirildiği at yarışları, boğa güreşleri, köpek dövüşleri gibi etkinliklere katılmaz ve faytona binmezler.

5) Petshoplardan ya da benzeri yerlerden hayvan satın almazlar. Çünkü hayvanlar satın alınacak birer eşya değillerdir. Petshoplarda vitrinlerde gördüğümüz sevimli kedi ya da köpeklerin hayatlarıda onlar kadar sevimli midir? Küçücük kafeslerde hareket özgürlüğü kısıtlanarak hayatını sürdürmeye çalışan hayvanlar aynı yerde tuvaletlerini yapar ve aynı yerde yemek yerler. Bu olay bir çok hastalığı da beraberinde getirir.Kafesinde fazla çiş ve kaka yapmaması için hayvanlara günde bir kere yemek ve az su verilir. Bütün gün canlı ve hareketli kalmaları için  iğne yapılır. Neşe içinde kuyruğunu sallayan bir köpek ya da miyavlayan bir kedi aslında yardım etmeniz için size yalvarmaktadır ama yardım etmek onları satın almak değil hayvanların para ile satılmasını ve mal ya da eşya  olarak görülmelerini reddetmektir. Petshoplardan satın almak yerine barınaklardan hayvan sahiplenmeyi tercih ederek bir hayvanın hayatını sonsuza kadar güzelleştirebilirsiniz.

6) Hayvanlar üzerinde test edilen kozmetik, makyaj malzemesi ve diğer ürünleri kullanmazlar. Bir çok başarılı ve güvenilir kozmetik markası hayvanlar üzerinde test yapmazken bir kısmı hayvanlar üzerinde test yapmaya devam etmektedir. Hayvan testi laboratuvarları hayvanlar için ölüm kamplarıdır. Doğada özgürce dolaşması gereken hayvanlar küçücük kafeslerde tutulup test adı altında akıl almaz işkencelere maruz bırakılırlar. Çoğu test ürünün göz ve cildi tahriş edip etmeyeceğini anlamak için yapılır. Bu testlerden en acımasız olanı ürünlerin hamile kadın ve bebekler üzerindeki etkisini görebilmek adına hamile tavşanların karnından bebekleri çıkartılarak madde üzerinde denenir ve ürünün insan fetusuna olan etkisinin görülmeye çalışılmasıdır. Üzerinde test yapılan çoğu hayvan test esnasında ölür, ölmeyenler bir sonraki testte tekrar kullanılmak üzere kafesine geri koyulur. Bu yüzden veganlar hayvanlar üzerinde test yapmayan ürünleri kullanırlar.Bundan sonra alacağınız ürünlerin hayvanlar üzerinde test yapmadığını belirten logosu olmasına dikkat ederek bu sömürüye karşı olan duruşunuzu gösterebilirsiniz.

7) Sigara içmezler. Evet kulağa biraz garip gelse de sigara üretimi esnasında yine hayvanlar kullanılır, özellikle de beagle cinsi köpekler üzerinde duman testleri yapılır. Bu testler sırasında köpeklere maskeler takılarak zorla sigara dumanı solumaları sağlanarak sigaranın ciğerlere verdiği zarar ölçülmeye çalışılır. Diğer hayvan testlerinde olduğu gibi çoğu hayvan ölür, ölmeyenlerin küçük kafeslerine hapsedilerek bir sonraki ölümcül testi beklerler. Hayvanlar üzerinde test yapmayan markalarda bulunmaktadır ama en sağlıklısı sigara içmemektir.

Evet, ne yaparsak yapalım doğaya ve hayvanlara bir şekilde zarar veriyoruz fakat neden bu zararı en aza indirmeyelim? Hayvanların bize ve bizim sesimize ihtiyaçları var. Ve senin sesin olmadan onların bir yanı hep yarım kalacak…

Film incelemesi: Eating You Alive

Uzun metrajlı Eating You Alive adlı bu belgesel neden Amerikalıların bu kadar hasta olduğunu ve bizim bu konu ile ilgili neler yapabileceğimizi ortaya koyuyor. 

Hollywood Yönetmeni James Cameron filmde yer alıyor.

Amerikan tıp sistemi, hastalık ve rahatsızlıkların semptomlarını tedavi etmede mükemmel. Doktorlar, sağlıksız “sonuçlar”la baş etme konusunda son derece eğitimli. Peki ya “nedenler”?

Birçok doktor tıp okullarındaki kişisel deneyimlerini bu film sayesinde paylaşıyorlar. Okudukları tıp fakültelerinde besin dersleri almamışlardı. Daha basit bir ifadeyle, birçok Amerikalı doktor diyet üzerine çok az bilgiye sahipler, diyetin sağlık üzerindeki sonuçları hakkında çok az şey biliyorlar. Burada konuşanlardan bazıları; tıbba, diyeti de göz önünde tutarak, son dönem yaklaşımlarda bir değişiklik ve daha iyi bir eğitim için çağrıda bulunuyorlar. Eğer hasta, hastalığına neden olan davranışları yapmaya devam ederse hastalığın tedavisi ne olur? Tabii ki bu bir döngü yaratır: erken ölümle sonuçlanan, kötü sağlığın hiç bitmeyen bir döngüsü.

Sevdiklerini kanser ya da kalp hastalığından kaybeden birçok insan bu belgesel aracılığıyla kişisel hikâyelerini paylaşıyorlar. Duygular yüzeyde; yaralar açık ve hisler yoğun. Kar için, yalan ve yanlış bilgilerle yakınlarını yemeleri için zorlayan endüstriye sesleniyorlar ve bu da duygularını daha da iyi anlamamızı sağlıyor. Yakınları sağlıksızdı. Hayvan ürünlerinin tüketimini normal bir şey gibi düşünüyorlardı ve aldıkları tıbbi tedavi standart bir prosedürdü. Insanların sürekli hayvan temelli diyetlerin, sözde faydalı olan reklamlarla ve yanlış bilgilerle bombardımana uğradığı kültürde, insanların kafası karışıyor ne neyin sağlıklı olduğunu tam olarak bilemiyorlar. Endüstriden kaçamıyorlar ve bunların ulaşım kolaylığına da bağımlı oluyorlar. Birçok insan hastalıklarının basit bir şekilde kalıtımsal olduğunu ve bu yüzden kaçışın olmadığını düşünüyor. Zehirli diyetlerine devam ediyorlar ve genç yaşta ölüyorlar.

The China Study’nin yazarı Dr. T. Colin Campbell,  hayvansal proteinlerin kansere neden olan etkileri üzerinde duruyor, ve bu tartışmaya daha fazla ağırlık veren diğer pratisyenler de onunla aynı fikirdeler. Ancak bu konuda en çok ismi duyulan kişi o değil. Aktör Samuel L. Jackson da sağlıklı yemekle ilgili kendi deneyimini anlatıyor. Kalçasında bir ağrı ve genel bir yorgunluk hissediyordu; sağlıklı ve bitki esaslı diyeti benimseyerek bu etkileri tersine çevirmeye başladı ve bu belgeselin en büyük savunucularından biri oldu. Dikkat çekmeye çalıştığı bu farkındalık, protein mitlerini yıkıp bitki esaslı beslenme şekillerini benimseyen atletler tarafından da desteklendi.

Veganlar: Bu filmi sosyal medya sayfalarınızda paylaşın ve arkadaşlarınıza söyleyin, bu etkili ve bilgilendirici sinemanın bir parçası. Gerçekler ortaya çıkmaya başlayınca, mantığı görmemezlikten gelmek imkansızdır. Yönetmen Paul David Kennamer Jr., bunları biraraya getirerek iyi bir iş çıkardı. Bireysel vaka çalışmalarının hepsi, bunun önemini herkesin gündelik hayatına getirmeye gerçekten yardımcı oluyor. Bunu izlemenizi tavsiye ederim.

Kaynak: Plant Based Newse

Terry Crews cinsel tacize uğradığını ve neden sessiz kaldığını açıklıyor

Geçen aylarda Hollywood, film prodüktörü Harvey Weinstein hakkındaki rahatsız edici cinsel taciz suçlamalarıyla sarsılıyordu. Bu, tecavüzü öven kültürel sistem ve onu protesto etmeleri için ünlülerin sorumlulukları hakkında bir tartışmayı ateşledi. Aktör ve eski futbol oyuncusu Terry Crews, tartışmaya katılmak için cesurca öne çıktı. Twitter’dan bir Hollywood yöneticisiyle olan kendi beklenmedik ve rahatsız edici deneyimini paylaştı.

Crew’in itirafı The New York Times’ın 5 Ekim’de yayınlanan gizliliği açığa vuran makalesine yanıt olarak geldi. İhbar, Miramax kurucu ortağı Harvey Weinstein’in yaygın cinsel taciz ve istismarını açığa vurdu. Weinstein tarafından birçok kadın istismara maruz bırakıldı. Bu kadınların içerisinde aktris Ashley Judd, Gwyneth Paltrow ve Angelina Jolie de yer alıyor.

“Umarım hikayemle ileri çıkmam bir istismarcıyı caydıracaktır ve umutsuz birini cesaretlendirecektir,” Crews duygusal cümlelerini sonlandırdı.

Hollywood büyük seks skandalının ortasında aktör Terry Crews cesurca kendi istismar hikayesini paylaştı.

10 Ekimde Twitter’dan yayınladı ve viral oldu;

“Harvey Weinstein ile ilgili olan bu şey bende travma sonrası stres bozukluğu yaratıyor. Çünkü buna benzer bir şey BANA oldu.”
“Eşim ve ben geçen yıl Hollywood özel törenindeydik, yüksek seviyeli bir Hollywood yöneticisi yanıma geldi ve beni elle taciz etti.”
“Geri zıpladım ve ne yapıyorsun dedim. Eşim her şeyi gördü ve ona manyakmış gibi baktı. O ise sadece bir pislik gibi gülümsedi.”
“Kendisini fena benzetecektim- ama tüm bunların nasıl görünebileceğini iki kez düşündüm.”
109 kilo. Siyahi adam Hollywood şefini ezdi, ertesi günün manşeti olabilirdi.”
“Muhtemelen okuyamayabilirdim çünkü HAPİSTE OLURDUM. Bu yüzden ayrıldık.”
“O gece ve ertesi gün onunla çalışan tanıdığım herkesi arayıp ne olduğunu anlattım.”
“Ertesi gün özür dilemek için beni aradı, ama neden yaptığını tam olarak asla açıklamadı.”
“Daha fazla uzatmamaya karar verdim çünkü toplum dışı bırakılmak istemedim – çünkü istismarcı güç ve nüfuz sahibi.”
“Vazgeçtim. Ve neden başına böyle bir şey gelen birçok kadının vazgeçtiğini anladım.”
“Sana kim inanacak? (birkaç kişi) Tepkiler neler? (birçok) Tekrar çalışmak istiyor musun? (evet) Toplum dışı edilmeye hazır mısın? (hayır).”
“Yaptığım işi seviyorum. Ama birisi bundan yararlanmaya kalkınca bu utanç verici ve hayal kırıklığına uğratıcı.”
“O kim olduğunu biliyor. Ancak bazen beklemek ve güç pozisyonu kazanmak için mağdur edilenlerle görüş alışverişinde bulunmak zorundasınız.”
“Sessiz kalanları anlıyorum ve kendilerinin duygularını paylaşıyorum. Ama Harvey Weinstein tek istismarcı değil.”
“Hollywood bunun yaşandığı tek iş değil ve bu davranışın mağdurları- yalnız değilsiniz.”
“Umarım hikayemle ileri çıkmam bir istismarcıyı caydıracaktır ve umutsuz birini cesaretlendirecektir.”

The ‘Old Spice Guy’ her yerdeki istismar kurbanlarına destek olduğu için alkışlanıyor.

“Bu hikaye bunun size de (güçlü ve karizmatik bir adam) olabileceğini, olduğunda da sessiz kalmaya ihtiyaç duyabileceğinizi kanıtlıyor. Çok fazla kadın var…”
“Cinsel istismar mağduru olmak ile bağlı olan çok fazla utanç var; bu yüzden birçok kişi sessizce acı çekiyor.”

Bu, tecavüzü öven kültürel sistem ve sistematik taciz üzerine uzun ve ateşli bir tartışmanın en sonuncu bölümü sadece.

“Terry Crews farkında olmayabilir bile, ama cinsel istismara uğradığını paylaşması önemli bir mesele.”
“Terry Crews milli bir servet! Umarım hikayesini paylaşmasının birçok kişi için ne ifade ettiğinin farkındadır.”
“Neden ona bunun yapıldığının açıklaması, bence, GÜÇ iddia etmek. Basit ve gerçek. Mesaj- ‘Büyük, güçlü, güzel siyahi bir adam olabilirsin ama ben seni elimin küçük bir hareketiyle daha küçük ve güçsüz hissettirebilirim. Sana sahibim. Kendi başına bana zarar veremezsin, ama ben seni kargaşaya sürükleyebilirim. Kendini güçsüz, yalnız hissettirebilirim. Güpegündüz. Eşinin önünde! Tüm saygınlığını, kazancını ve hayat boyu verdiğin emeği yenilginin önünde sallandırabilirim. Ve sen, küçük çocuk, şimdi bu yükü kendin taşıyacaksın çünkü ben sahte bir bahane sunacağım. Ama etkisi sürecek ve benim görevim tamamlandı.’ Terry Crews, dürüstlüğün için teşekkür ederim. Sana ve senin gibi mağdur edilmiş olan herkese tam anlamıyla iyileşme diliyorum.”
“Ayrıca misilleme yapsaydı nasıl görülebileceğinin farkında olmasını sevdim. Toplumumuzdaki yanlış şeylerin katmanlarının farkına varmak.”
“Bu ona olduğu için üzgünüm ve hikayesini paylaşmak çok fazla cesaret gerektiriyor. Medyadaki bir şeyi okuduktan sonra travma sonrası stres artışı zor ve sizi bir süreliğine yıkabiliyor. Umarım herkes, Bay Crews de dahil, kendilerine dikkat eder.”
“Teşekkür ederim Bay Crews. Erkek cinsel istismar ve tacizi gerçek ve bunları yaşayan çocuklara ve erkeklere zarar veriyor. Oğlumu öğretmenleri, aile üyeleri, koçları, arkadaşları profesörleri, işverenleri, doktorları… konusunda uyardım. Bu mağdurlar için bir azgın fantazi değil…”

Kaynak: Bored Panda

Afrin savaşına karşı halkların ortak mücadelesi kazanacak!

0

Aralarında AKA-DER, PSAKD ve DAD’ında bulunduğu kitle örgütleri TSK’nin Efrin’e yönelik saldırısını bir açıklama yayımlayarak protesto etti.

AKA-DER, PSAKD, DAD, Karadeniz Gençliği, Ezidi Kültür Vakfı, Sabro Gazetesi ve Demokratik Çerkes Kongresi girişimi tarafından ortak yapılan açıklamada, ”Biz halklar, kendi kimliklerimizle özgürce, barış içinde, bir arada yaşamak istiyoruz. İnsanca, onurumuzla, kardeşçe ve barış içinde yaşamak için savaş çığırtkanlığınıza karşı çıkıyoruz!” denildi.

Açıklamanın tam metni şöyle:

AFRİN SAVAŞINA KARŞI HALKLARIN ORTAK MÜCADELESİ KAZANACAK !

Kürt halkını aşağılayarak, efendileri ABD’ye sözde efelenerek ilan ettikleri Afrin’i işgal girişimi, Rusya’nın hava sahasını açması ile başlamış oldu.

Saray Rejimi “Türkiye’nin bekası için risk alınacak” diyerek Suriye’nin Afrin şehrini işgal edeceğini ilan etti.

Ardından da Suriye’de 6 yıllık savaşın yıkımına uğramamış birkaç şehirden biri olan, savaşın mağdur ettiği halka ev sahipliği yapan, halkların ortak bir yaşam inşa ettiği bir şehrin yıkımına giriştiler.

Suriye’de silinen IŞİD’den devşirdikleri çeteleri ÖSO adı altında Afrin sınırına getirerek Afrin’i işgal etmeye giriştiler. Şam’da namaz kılma hayalleri ile ABD emperyalizminin tetikçiliğine soyunanlar içeride bu cihatçı çeteleri Maraş Terolar’da kurdukları kamplarda beslediler ve şimdi devreye sokmaktadırlar.

Biz Halklar biliyoruz ki; ABD emperyalizminin ve onun tetikçilerinin bu saldırısı Kürt halkının örgütlenmesine  yönelik olsa da, yüzlerce yıllık işgalci yağmacı sömürgeci bu devleti tanıyoruz.

Bu savaş, kâhyalık yaptıkları emperyalist efendileri adına ve yağma, talan, sömürü ve zulüm üzerine kurulu düzenlerinin bekası için yapılmaktadır. Kanla, katliamla tüm insanlığı sokağa çıkamaz hale getirmek, evlerine, hatta ve hatta kendi içlerine, kendi vücutlarına hapsetmek istiyorlar. Baskı, katliam ve haksız hukuksuz, gözaltı, tutuklama ve yargılamalarla, KHK ve OHAL uygulamaları ile  halkları esir alma operasyonu gerçekleştirmektedirler.

Savaş çığırtkanlığı yaparak milliyetçiliği, ırkçılığı kabartsalar da biz halklar bu savaşın bizim savaşımız olmadığını, bu savaşta ölenlerin, savaşın yıkımını yaşayanların, faturasını ödeyenlerin emekçi halklar olduğunu biliyoruz. Biz barıştan ve halkların kardeşliğinden vazgeçmiyoruz.

Umudu, barışı, kardeşliği yok edemeyeceksiniz!

Tıpkı, Sur’da, Cizre’de kurulan ablukayı Cerrattepe’de yıktığımız gibi…

Tıpkı, Maraş’ta, Malatya’da cihatçılara geçit vermediğimiz gibi…

Biz halklar, kendi kimliklerimizle özgürce, barış içinde, bir arada yaşamak istiyoruz. İnsanca, onurumuzla, kardeşçe ve barış içinde yaşamak için savaş çığırtkanlığınıza karşı çıkıyoruz!

Afrin’de savaşa ve işgale derhal son verilsin.Devlet eliyle IŞİD-ÖSO gibi çetelerin beslenmesi durdurulsun.Emperyalistler ve işbirlikçileri bölgemizden defolsun!

Bölgemizde halklar arası düşmanlığa geçit vermeyeceğiz!

Yaşasın Hakların Kardeşliği!

Halkların Ortak Mücadelesi Kazanacak

PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ

ANADOLU KÜLTÜR VE ARAŞTIRMA DERNEĞİ

DEMOKRATİK ALEVİ DERNEĞİ

DEMOKRATİK ÇERKES KONGRESİ-GİRİŞİMİ

EZİDİ KÜLTÜR VAKFI

KARADENİZ GENÇLİĞİ

SABRO GAZETESİ

Hayvanları öldürmeden şükretmek mümkün

Bir süre önce Pegasus Havayolları’nın uçağının indikten sonra pistten çıktığı haberini okumuştuk. Bir uçağın pistten çıkma olayı aslında dışarıdan göründüğü gibi değildir. Bu üzücü olay kabin ekibinin yolcuları başarı ile tahliye etmeleri sonucunda hiçbir yaralanma ya da can kaybı yaşanmadan atlatıldı. Arkadaşlarını uçak kazasında kaybetmiş biri olarak (Isparta kazası) uçakta yaşanabilecek çok küçük olayların bile sonrasında kazalara dönüşebileceğini ve yaşayanlar için hayatları boyunca hafızalarından silinmeyecek bir tecrübe olduğunu biliyorum ve buradan bir kez daha kabin ekibi arkadaşlarıma ve yolculara geçmiş olsun demek istiyorum.

Geride bıraktığımız bu kaza ile birlikte Pegasus Havayolları 162’si yolcu 168 kişi için 168 adet kurban keseceği haberleri gazetelerde çıkmaya başladı. Sonrasında Pegasus Havayolları bu haberi doğrulamasa da bununla ilgili kesin bir basın açıklaması olmaması akıllarda soru işaretlerinin oluşmasına sebep oldu! Sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde insanların çeşitli olayları kutlamaları adı altında hayvanlar öldürülüyor. Ve bizlerle eşit yaşam hakkına sahip olan masum bir hayvanı öldürmenin iyilikle bir alakası olduğunu söylemek çok zor.

Satın almak istediğiniz takdirde bir adet koyunun 950-1300 TL civarı olduğunu düşünürsek en düşük fiyattan  hesapladığımızda 168 adet koyun 159.600 TL yapıyor. Sizce ülkemizde ihtiyacı olan sayısız kurum ve yardım derneği varken böyle bir rakamı öldürülmek için satın alınacak hayvanlara harcamak gerçekten iyi bir fikir mi? İnsanları kilo kilo hayvan etine mi yoksa hayatlarını devam ettirmek için gerçekten yardıma mı ihtiyaçları var? Gelin aslında nerelere bağış yapılabilir birlikte inceleyelim.

1) LÖSEV

Sayısız minik yürek bağışlarınızı bekliyor. Başkası nasıl olsa yardım eder demeyin, O başkası sizsiniz!

2) UMUT ÇOCUKLARI DERNEĞİ

Yaşadığı olumsuz koşullar ve maddi olanaksızlık yüzünden diğer arkadaşları gibi okuluna gidip, oyun oynamak yerine sokaklarda çalışan, çalıştırılan çocuklara yardım edebilirsiniz.Çocukların yeri sokaklar değil okulları olmalıdır.

3) UMDER Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği

Adını sıklıkla duymadığınız derneklerden biri. Yine bağışlarınız ile mücadeleye devam ediyorlar.

4) MOR ÇATI Kadın Sığınağı Vakfı

Kadına Yönelik her türlü şiddeti önlemek amaçlı hizmet veren Mor Çatı daha fazla kadına yardımcı olabilmek için bağışlarınızı bekliyor.

5) ALZHEIMER VAKFI

Unutulmayan tek bir gerçek varsa bu da koşulsuz sevgidir.Destek bekleyen alzheimer hastalarını unutmadık!

6) LAMBDAİSTANBUL

Homofobi ve transfobi öldürür! Yaşamak, kaliteli yaşamak herkesin hakkıdır.Ne yalnız ne de yanlışınız sloganı ile biteylere destek veren kuruluşu bağışlar ayakta tutuyor.

7) HAYVAN BARINAKLARI

Türkiye’de sokak hayvanları için hizmet veren barınakların yardımlarımız olmadan ayakta kalmaları ve daha çok hayvana yardımcı olmaları imkansız… Hayvanları kurban etmek yerine yaşatmayı seçmeliyiz.

8) AKUT

Doğa afetlerinde ve doğal kazalarda yardıma ihtiyacı olan herkesin yardımına koşan ve bu konularda halkın bilgilenmesini sağlayan Akut unutmamamız gereken en önemli yardım kuruluşlarından biri.

Lütfen sizler de aklınıza gelen yardım kuruluşlarının isimlerini bizlerle paylaşın. Sözü geçen 168 hayvanın öldürülmesinin yanlış olduğunu düşünüyorsanız lütfen bir imza da siz verin. Gelin yaşamı yaşatarak kutlayalım…

Konuyla ilgili başlatılan imza kampanyasını imzalamak için lütfen tıklayın.

Türkiye, Uğur Mumcu’yu 25. Yıldönümünde andı: “Uğurlar Olsun”

0

Yıl 1993… Gün 24 Ocak… Ankara’daki evinin önündeki otomobiline binip, gazeteye yeni haberlerine gidecekti. Ama olmadı. Gazeteci ve Yazar Uğur Mumcu, otomobiline yerleştirilen bombanın infilak etmesi sonucu hayatını kaybetmesinin üzerinden tam 25 yıl geçti.

Mumcu için, her yıl olduğu gibi 25. ölüm yıldönümünde, Mumcu’nun adının verildiği sokaktaki evinin önünde bulunan anıt parkta anma töreni düzenlendi. Törene CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’li bazı milletvekilleri, sanatçı Selda Bağcan ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Törende; anmaya katılan sanatçı Selda Bağcan, Mumcu için ‘Uğurlar Olsun’ ve ‘Yiğidim Aslanım” türkülerini söyledi. Ardından oyuncu Şebnem Gürsoy’un sunum yaptığı törene katılanlar, Uğur Mumcu’nun hayatını kaybettiği yerde saygı duruşunda bulundu; Uğur Mumcu anıtına karanfiller bırakarak mum yaktı ve türküler söyledi.

Tam 25 yıl önce, basın susturulmaya çalışıldı ve bir gazeteci katledildi. Bu dizelerinde bu sözleri sarf eden Mumcu, başına gelecekleri bilir gibi…

“Bir gün mezarlarımızda güller açacak, ey halkım unutma bizi… Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak, ey halkım unutma bizi…”

Şu dizelerde ise; kendini ve kendi gibi mertleri yok edebileceğini sananlara böyle seslenmişti.

“Ben Atatürkçüyüm… Ben, cumhuriyetçiyim… Ben lâikim… Ben antiemperyalistim… Ben tam bağımsız Türkiye’den yanayım… Ben insan hakları savunucusuyum… Ben, terörün karşısındayım… Ben, yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Dün sabaha değin, araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız. Öyleyse vurun, parçalayın, her parçamdan benim gibiler beni aşacaklar doğacaktır.”