Ana Sayfa Blog Sayfa 279

Çocukları feminizm ile tanıştıran kitap: Feminist Baby

Loryn Brantz’ın yeni kitabı çocukları feminizmle tanıştırıyor.

İllüstratör ve tasarımcı Loryn Brantz, olumlu etki yaratacak bir çocuk hikayesi yazmaya çalışıyordu. Bir gün bir arkadaşının doğum öncesi partisi için hediye edebileceği bebek kitabı bakarken feminist bir bebek karakter yaratmayı düşündü.

Feminist bebek ne giyeceğini kendisi seçer.

“Arkadaşlarımın bebeklerine ve gelecekte olması muhtemel bebeklerime verebileceğim bir kitap yazmak istiyordum.” diyor Brantz.

Brantz, bebekleri “feminizm” kelimesiyle tanıştıracak ve ebeveynlerin çocuklarıyla feminizm hakkında konuşmalarında dönüm noktası olabilecek bir kitap yarattı. (Bir sayfada “Feminist bebek pembeyi de maviyi de sever” yazıyor.)

Ve seçtiği kıyafeti beğenmemeniz umurunda değildir.

“Eğer bir çocuk Feminist Bebek kitabını severse bu, hayatlarının ileriki dönemlerinde onların feminizmle pozitif bağlantı kurmalarını sağlayacak diye düşünüyorum.” diyor.

Brantz, kitabın satışa sunulmasını beklerken bu karakteri çizmeyi özlemiş ve yine bu karakteri içeren yetişkinlere yönelik karikatürler çizmeye başlamış.

Bebeğin cinsiyetini öğrenme partisi | Hazır mısın? / 3.. 2.. 1 / Kendini nasıl tanımlarsa öyle! / Biz de öyle umuyorduk!

Feminist bebek, bu karikatürlerde patriyarkayı paramparça etmeye ve “bebeğin cinsiyeti öğrenme” gibi sıkıcı gelenekleri altüst etmeye kararlı bir kahraman olarak çiziliyor. Karikatürler politik yorumlarda bulunurken aynı zamanda da okuyucuyu güldürüyor. Hitap ettikleri kitleler farklı olsa da karikatürler ve kitap temelde aynı mesajı veriyor.

“Feminizm herkes içindir, bebekler de dahil!” diyor Brantz.

Daha fazla Feminist Bebek karikatürü için aşağı inebilir, kitabı ise buradan satın alabilirsiniz.

Tatlım, gidip bebek uyuyor mu diye bakabilir misin? / Cinsiyet toplumsal olarak inşa edilmiştir! / Hayır bebeğim, o hiç olmadığı kadar uyanık.
Tamam, neredeyse geldi, son bir itiş daha! / Ve yeni başkan Trump tekrar tweet attı… /  O… Geri mi kaçtı?? / Hayır.
Çok güzel / *Öhö öhö* / Aynı zamanda zeki ve yetenekliyim de!
Uyurken tam bir melek gibi görünüyor. Sence rüyasında ne görüyor olabilir? / (Feminist Bebek, Nazi gibi giyinmiş Steve Bannon’u* yumrukluyor.)
Memeleri özgür bırakın! / Hayır yani şimdi bırak diyorum çünkü acıktım.
P…P…Pa… / Aman Tanrım, ilk kelimelerini söylüyor / Pa…P…Pa… / Sanırım baba (papa) demek istiyor! / Patriyarka (ataerkillik), patriyarkayı paramparça edin! / Eh, neredeyse.
Noel’de ne istiyorsun? / Herkes için temel insan hakları! / Aslında, Noel Anne buralarda mı? Onunla da konuşmam gerekiyor.

*Steve Bannon, ABD’li bir seçim yöneticisi, iş adamı, emekli subay ve medya yöneticisidir. Donald Trump’ın baş stratejisti ve başdanışmanıydı.

Kaynak: Huffington Post

Çevre dostu alanlar ve bahçeler: Dünyadaki 9 sürdürülebilir girişim

Biliyoruz ki çevre dostu alanlar ve bahçeler şehirlerimizin geleceği. Sokaklarda daha çok araba oldukça, gökyüzüne doğru daha çok apartman yükseldikçe çevre kirliliği çok yüksek seviyelere çıkıyor ve dünyadaki her bir şehir, daha çok yeşil alan yaratabileceği her yolu araştırıyor.

Bazı şehirler hala araştırma yolundayken bazı şehirler ise şehirde oturanlar için çevre dostu alanlar ve bahçeler oluşturmayı başarabilmiş. Bu şehirler sadece tasarım açısından yaratıcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda diğer şehirler için yenilikçi bir örnek ve ilham kaynağı da oluyorlar.

İşte şehirleşme ve doğa arasındaki çizgiyi ortadan kaldıran 9 çevre dostu alan!

Farming Kindergarten – Dongnai, Vietnam

Mimar Vo Trong Nghai ve şirketi Tarım Anaokulu’nu çocuklar sürdürülebilir alışkanlıklar kazansın diye tasarlamışlar. Yapının tüm çatısı sebze bahçesinden oluşuyor ve böylece çocuklar kendi yiyeceklerini üretmeyi öğreniyorlar. Bu bahçe aynı zamanda binanın yalıtımını da sağlıyor. Su, güneş enerjisi ile ısıtılıyor. Çimler yakındaki bir fabrikadan atılan suyun arıtılmasıyla sulanıyor.

Nanjing Kuleleri – Çin

İtalyan mimar Stefano Boeri ve şirketi, Nanjing’de 2018 yılı itibarıyla tamamlanacak dikey orman çalışmalarını yürütüyor. İki gökdelen aslında dikey ormandan oluşuyor. Bu ormanlar her yıl 25 ton karbondioksit emecek ve her gün 60 kilo oksijen üretecek. Yani çevre dostu bu binalar, her gün yaklaşık 84 kişiye yetecek kadar oksijen üretecek. Burada ofis, restoran ve müze gibi mekanlar da olacak.

Urban Nature Park – Amerika, Texas

Michael Van Valkenburgh tarafından tasarlanan bu park, Trinity Nehri çevresinde yer alıyor ve New York’daki Central Park’tan yaklaşık 10 kat daha büyük olacak. Parkın esas yapılış amacı şehri büyük sel felaketlerinden korumak olsa da, ekolojik bir amacı da var; yerli halka çevre dostu bir alan sağlamak. Parkın belirli kısımları tamamlanmış olup diğer kısımların ise yapım süreci hala devam ediyor.

Enabling Village – Singapur

Enabling Kasabası, Singapurlu mimarlık şirketi olan WOHA tarafından onlarca yıldır dökülmekte olan eski bir binadan yapıldı. Geri dönüştürülmüş malzemeler kullanılarak yapılan bu bina, mimarinin ve doğanın karışımı olan çevre dostu bir alan sunuyor. Kasaba, engelli bireylerin tamamen ulaşabileceği şekilde tasarlanmış.

Dongdaemun Design Plaza & Park – Seoul, Güney Kore

Tasarımcı Zaha Hadid, standart bir alışveriş merkezi tasarlamak yerine fütüristik tasarımlar kullanarak çevre dostu bir alan oluşturmuş: Dongdaemun Design Plaza&Park. Lotus göletleri, bambu bahçeleri ve yokuşlu yeşil tepeler ile tamamlanan bu alan ofis binaları, bir tasarım müzesi ve kongre tesisleri ile birleştirilmiş.

Park Houses – Preston, İngiltere

Ushida Findlay Architects, bu çevre dostu alanı inşa edebilmek için sonunda izin alabilmiş. Sürdürülebilir, çok aile alan bu evlerde güneş enerjisi kullanılacak. Gün ışığı kullanımına yoğun şekilde odaklanılıyor. Yerel malzemelerle inşa edilecek ve beş ayrı dört katlı evi birbirine bağlayan dalga şeklinde yeşil bir çatıya sahip olacak. Evler rekreasyon alanlarını paylaşacak ve karbon ayak izi düşük olacak. Bu yenilikçi tasarım, çevre dostu alanların evlerle nasıl birleştiğine ilişkin bir örnek oluşturuyor.

The Great Trail – Kanada

25 yıllık bir çalışmanın ardından, Kanadalılar nihayet bu yıl Büyük Patika’da yürümenin keyfine varacak. The Trans Canada Trail Foundation, bu sonbaharda dünyanın en büyük patikalarından birini tamamlıyor. Kanadalıların yaklaşık yüzde 80’i bu patikanın bir yerinde en az yarım saat geçiriyor. Çevre dostu bu alan, 24,000 kilometre uzunluğunda. Kanadalıların ve turistlerin bir araya gelip doğada iç içe vakit geçirmelerine olanak sağlayacak.

The Rock Island Trail – Windsor, Missouri

Missouri çok yakında yürüyüş yapmak ve bisiklet kullanmak için yapılan, içerisinden hiç araba geçmeyen 400 millik bir yola ev sahipliği yapacak. Çevre dostu bu alan, arabaya gerek kalmadan Kansas’tan St. Louis’e yürüyerek veya bisikletle gitmeyi sağlayacak. The Rock Island, Windsor için büyük bir yenilik çünkü aynı zamanda şehre iş imkanı ve turizmi de getirecek. Yerli halkı ve turistleri bir araya getirip kamp yapmak, bisiklet sürmek, yürüyüş yapmak gibi faaliyetleri olanaklı kılacak.

Çevre Dostu Barınma Evi – Atlanta, Amerika

Aslında bu tasarımın diğerlerinden daha eşsiz bir yanı var çünkü hareketli bir şehirde çevre dostu bir çatı sunmanın yanı sıra evsizlere barınacak yer de sunuyor. Ekolojik bahçe, tamamıyla orada oturan sakinler tarafından yetiştirilip yürütülüyor. 2009 yılının başında bahçenin ilk toplanan hasadı üretimin yarısı oldu ve o zamandan bu yana sebze yetiştirme kasası sayısı 80’e çıktı. Bu bahçede bir arı kovanı da bulunuyor ve yağmur suyu toplanıyor. Yenilikçi ve ekolojik bu bahçe, hem çevre dostu hem de eğitici bir girişim olarak tanımlanıyor.

Kaynak: The Plaid Zebra

Basın özgürlüğüne ne oldu?

1
Üzerine toprak atılmaya çalışılan onlarca, yüzlerce meseleye dair Ne Oldu? sorusunu sormaya devam ediyoruz.

BirGün Medya tarafından hazırlanan Ne Oldu programının bu bölümünde ‘Basın Özgürlüğü’nü konu ediniyoruz.

Olduğu, olmasının yanı sıra da neredeyse dünyanın imrendiği bir basın özgürlüğünden bahsediliyordu. Ne Oldu ona?

Baskı altında bırakılan, mesleğinden ve özgürlüğünden mahrum bırakılan tüm gazetecilere selamla…

Alıntı: BirGün

Organik bahçecilik yapmak isteyenler için sera rehberi

Yeşil Devrim‘in başlaması biraz zaman aldı fakat günümüzde Amerika’da yüzde 60’tan daha fazla ev daha sürdürülebilir yeşil alana sahip. Bununla birlikte meyve, sebze, şifalı ot ve diğer faydalı bitkileri de evlerde yetiştirmeye olan ilgi arttı. Ancak, her iklim geçime yönelik ürünleri (subsistence crop) yetiştirmeye uygun değil. Neyse ki tüm bu elverişsiz şartları kapsayan bir çözüm mevcut: Seralar.

Seralar bahçeciliği kolaylaştırır. Çevreyi düzenleyerek bitkilere her mevsim büyük ve dayanıklı yetişebilecekleri ideal bir ortam sağlarlar. Daha da önemlisi, bahçecilik yapanların toprak, su, gübre ve hava üzerinde tam kontrol sahibi olabilmelerine olanak sağlarlar ve böylece meyvelerin, sebzelerin ve şifalı otların tamamen organik olduklarından emin olabilirler.

Sera bahçeciliği gözünüzü korkutabilir fakat bu kılavuz sayesinde her bahçıvan herhangi bir yerde tamamen organik ve tam randımanlı bir sera inşa edebilir.

Konum

Bir seranın en uygun şekilde etkili olabilmesi için bahçıvanlar serayı bahçelerinde nereye inşa edeceklerine dikkatli karar vermeliler. Kuzey-güney cephesi en fazla gün ışığını sağlar ve bu da bitkilerin büyük ve güçlü yetişmeleri için önemlidir. Ancak, şahsa ait bahçelerdeki ağaçlar ve diğer yapılar kuzey-güney cephelerde gölge oluşmasına sebep olabilirler. Gün içerisinde en az 6 saat gün ışığı alabilen yerler seralar için mükemmel alanlardır.

İnşa etmek mi, satın almak mı?

Bazı hünerli bahçıvanlar seralarını kendi tırnaklarıyla inşa etmeyi görev bilirler. Çoğu basit sera cam ve çelikten biraz daha fazlasını gerektirdiğinden bu çok önerilmiyor ancak yapmak mümkün. Modern seralar bir çatı olmaktan daha fazlasını sunar; gün ışığı, ısı kontrolü, hava ve toprak nem sistemleri ve daha fazlası. Bahçıvanlar dijital cihazlarla kontrol edilen akıllı seralardan bile alabilirler. Bu ileri teknoloji seçeneklerini profesyonel seracılardan satın aldığınızda seraları kurmak çok daha kolay.

Toprak incelemesi

Her iyi bahçıvan bilir ki her toprak toprak değildir. Seranın özenle hazırlanmış toprağa ihtiyacı vardır ki bitkilere ihtiyaçları olan besini sağlayabilsin. En uygun toprak genellikle “killi” topraktır. Kökün büyümesi için yeterli alan sağlayan, nemi iyi muhafaza eden kum ve kil karışımından oluşur. Buna ek olarak, bahçıvanlar toprağın pH değerinin 6 ila 7 arasında olmasına dikkat etmelidirler ki bu, bitkilere zarar vermeden zararlı bakterileri yok edecektir. Sağlıklı bir toprak havaya, suya ve organik maddelerin çözülmesi için solucana ihtiyaç duyar.

Sıcak mı değil mi?

Çoğu kişi seraların ılık, nemli ve oldukça tropikal olduklarını düşünür. Oysa ki çoğu organik sebze yetiştiricisi o kadar da ısı ve neme ihtiyaç duymayacaktır. Doğrusu sıcaklığı bir parça düşürmek çoğu zaman bitkiler için daha iyi.

Yine de alanı uygun ısıda tutabilmek için bahçıvanın ısı kontrol edici bir şeye ihtiyacı vardır. Profesyonel seraları tercih edenler ısıyı otomatik ayarlayan sensör ve sistemler edinebilirler. Bu arada, evde yapılan seralarda genellikle içinde cıva olmayan termometrelerle ve pencereleri açarak havalandırma yöntemiyle sıcak ve soğuk farkı dengelenir.

Su mucizesi

Çoğu bahçıvan için en zor iş sulamadır. Herkes bilir ki, az sulama bitkileri öldürürken aşırı sulama daha da hızlı öldürür. Önceden inşa edilmiş hazır seralar zamanlama işlevi olan sulama veya damla sulama sitemi ile birlikte geliyor. Böylece bahçıvanlar bitkilerinin düzgün sulandığından emin olabiliyor. Zamanlayıcı sulama sistemine sahip olmayan bahçıvanların toprak nemini kontrol etmeye özen göstermeleri gerekecektir. Hangi sistemi kullandıklarına bakmaksızın, bahçıvanlar su kaynaklarını korumaya yardım etmek adına bitkilerini sulamak için yağmur suyu toplama fıçılarını kullanmayı seçebilirler.

Gıda için besin

Belki de en organik bitki besini seçeneği gıda artıklarının çürümesiyle oluşturulan kompost biriktirmektir. İyi yapıldığında kompostun maliyeti neredeyse yok denecek kadar azdır ve değerli atıkların atık depolama sahasına gitmesini önler. Ayrıca kompost, bitkinin su ihtiyacını azaltır ki bu su tüketiminizi de azaltacaktır. Bir kez başladığınızda kompost biriktirmeye devam etmek masrafsız olacaktır. Bahçıvanlar seracılığa geçiş dönemlerinde kompost biriktirmeye de başlayabilirler.

Böcekler

Organik bahçecilik yapanlar zararlı böcek kontrolü konusunda fazlasıyla dikkatli olmalılar. Çünkü kimyasal böcek ilaçları bitkiler, doğal hayat ve insanlar için oldukça tehlikelidir. Böcekler ve kemirgenler organik mahsullerin kolayca çürümesine neden olur. Neyse ki sera duvarları zararlı haşerelerin büyük bir çoğunluğunu uzak tutar. Diğer böceklerden ise soğan, sarımsak, tütün veya böceklerin yanaşmadığı kadife çiçeği, petunya ve kasımpatı gibi bitkileri ekerek doğal yollarla korunulabilir.

Kaynak: The Plaid Zebra

Gazetecilerden Cumhuriyet davasına çağrı

Cumhuriyet Gazetesi’nin yayın politikasının suçlama konusu yapılarak 11 yazar, çizer, muhabir, avukat ve yöneticilerinin 9 aydır tutuklu bulunduğu dava öncesi “Cumhuriyet davası koordinasyonu” davaya katılım çağrısı yaptı. Grup adına açıklama yapan gazeteci Ertuğrul Mavioğlu, “Sanılmasın ki bu yalanlar, üretenlerin yanına kar kalacak. Emin olun ki hakikat kazanacak” dedi.

9 ay önce tutuklanan 11 yazar, çizer, muhabir, avukat ve yönetici 24 Temmuz’da ilk kez İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. Duruşma öncesi “Cumhuriyet Davası Koordinasyonu” 11’i tutuklu toplamda 17 Cumhuriyetçinin yargılandığı davanın ilk duruşmasında buluşma çağrısı yaptı. Bu kapsamda gazeteciler bugün gazetenin önünde biraraya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada ilk olarak 16 haftadır gazetenin tutuklu avukatları Akın Atalay, Bülent Utku ve Mustafa Kemal Güngör nezdinde haksız tutuklamalara tepki için İstanbul Adliyesi’nde “Adalet Nöbeti” tutan avukatlardan Kemal Aytaç konuştu. Aytaç, konuşmasında, gazetecilerin ve meslektaşlarının tutuklanmasının kesinlikle bir dava konusu olmadığını dile getirerek, bunun talimat üzerine gerçekleştirilen siyasi bir operasyon olduğunu kaydetti. Aytaç, duruşmanın 5 gün boyunca devam edeceğini anımsatarak, yargılanan gazeteci ve meslektaşlarının bir kez daha hakikati dile getireceğini söyledi. Aytaç, “Bu ülkede bu tür davalarda hiçbir hukuk normu gözetilmiyor. Bu dönem hiçbir zaman olmadığı kadar fütursuzca, ahlaksızca bir iş yürütülüyor. İnsanlar yargılanmadan doğrudan terörist ilan ediliyor. Bunu da bu ülkenin en yetkili ağızları yapıyor. Şimdi insanlarımızın, gazetecilerin, hukukçuların hukuka sahip çıkma günüdür. 24 Temmuz hukuka sahip çıkma günüdür” diye konuştu.

‘Deli saçması iddianame’

Dava kapsamında tutuksuz yargılanan Cumhuriyet yazarı Aydın Engin de 24 Temmuz’da bir dönemeç yaşayacaklarını belirterek, “deli saçması” bir iddianameyi çürütmenin çok zor olduğunu ifade etti. Aydın, “Bugüne kadar dik durduk, bundan sonrada dik duracağız” dedi.

‘Binlerce gazeteci işsiz’

Cumhuriyet Davası Koordinasyonu adına açıklamayı ise gazeteci Ertuğrul Mavioğlu okudu. Türkiye’de 150’nin üzerinde gazetecinin cezaevlerinde rehin tutulduğunu anımsatan Mavioğlu, “Onlarca muhalif gazete, televizyon, dergi, yayınevi ve haber ajansı halkın haber alma özgürlüğü hiçe sayılarak kapatıldı. Binlerce gazeteci işsiz kaldı. Gazeteciler hakkında sayısız dava, soruşturma ve hapis cezaları var. Muhalif gazeteler ve gazeteciler iktidarın uygulamalarını eleştiren her haber nedeniyle soruşturma ve davalara maruz kalıyor Bu soruşturmalardan, sadece gazete ve televizyonlar değil, sıradan sosyal medya paylaşımında bulunanlar da fazlasıyla etkileniyor” dedi.

‘Yüzlerce gazeteci ülkeyi terk etti’

Türkiye’nin en eski gazetelerinden biri olan Cumhuriyet gazetesinin kurmaca bir iddianame ile susturulmaya çalışıldığını ifade eden Mavioğlu, “Cumhuriyet’in 12 yazar ve çalışanı 106 ila 264 gündür tutuklu. Gazetecilerin tutuklanmasının gerekçeleri arasında ‘yayın politikasının değiştirilmesi’ dahi yer alabiliyor. Yazan, haber yapan, karikatür çizen ‘terörist’ diye yaftalanıyor. Sahada haber takibi yapan gazeteciler silahla tehdit edilmeye varan baskılarla engelleniyor. Yüzlerce internet sitesi Anayasa’ya aykırı erişim engeli kararlarıyla kapatılırken, sansür ve otosansür sıradanlaşıyor. Tehditler, davalar, baskılar ve işsizlik nedeniyle onlarca gazeteci ülkeyi terk etti” dedi.

‘Gazetecilerin yakınları bile hedefte’

Türkiye’de ve dışarıda kalabilenlerin her şeye rağmen halkın haber alma hakkı için, basın özgürlüğü için, demokrasi için hakikati dillendirmeye devam ettiğini vurgulayan Mavioğlu, “Hapishanelerdeki gazeteci arkadaşlarıyla dayanışan herkes bugün iktidarın ve iktidar medyasının hedefinde. Gün geçmiyor ki havuz medyasından yalan ve spekülatif nitelikte hedef gösterici ‘haber’ler yayınlanmasın. Hapishanelerdeki gazetecilerin akrabaları dahi bu çirkef yayınlardan nasibini alıyor” ifadelerini kullandı. “Sanılmasın ki bu yalanlar, üretenlerin yanına kar kalacak. Emin olun ki hakikat kazanacak” diyen Mavioğlu, şunları kaydetti: “Türkiye’yi bu karanlıktan aydınlığa çıkaracak olan hakikatin ışığıdır. Bu ışık da özgür gazetecilerin ve tüm baskılara rağmen adalet arayanların ellerindedir. Halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü önündeki engellere son verilsin. Sansürün kaldırılışının 109. yılında yüz karası bir dava görülecek. Gazetecilere özgürlük demek için, halkın haber alma hakkı için Cumhuriyet davasının ilk duruşmasının görüleceği 24 -28 Temmuz tarihleri arasında sabah 09.00’da Çağlayan Adliyesi önündeki büyük buluşmadaki yerimizi alalım. Bu Cumhuriyet davası, Cumhuriyet’e sahip çıkalım. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!”

“Hiçbir yalan yanınıza kalmayacak”

Mavioğlu, ayrıca AKP’ye yakın gazetelerde Cumhuriyet davasında yargılanan gazetecilerle dayanışan gazetecilerin hedef gösterilmesine de tepki gösterdi. Mavioğlu, “Cumhuriyet davasıyla dayanışan gazeteciler hedef gösteriliyor. Bizi terör üretmek ve kaos ortamı yaratmakla suçluyorlar. Hiçbir yalan yanınıza kalmayacak. Bu arkadaşlar Basın Kanunu’na değil Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na tabiler” diye konuştu.

Açıklamanın tam metni şöyle:

GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK

Bugün Türkiye’de 150’nin üzerinde gazeteci hapishanelerde rehin tutuluyor.

Onlarca muhalif gazete, televizyon, dergi, yayınevi ve haber ajansı halkın haber alma özgürlüğü hiçe sayılarak kapatıldı. Binlerce gazeteci işsiz kaldı.

Gazeteciler hakkında sayısız dava, soruşturma ve hapis cezaları var.

Muhalif gazeteler ve gazeteciler iktidarın uygulamalarını eleştiren her haber nedeniyle soruşturma ve davalara maruz kalıyor. Bu soruşturmalardan, sadece gazete ve televizyonlar değil, sıradan sosyal medya paylaşımında bulunanlar da fazlasıyla etkileniyor.

Türkiye’nin en eski gazetelerinden biri olan Cumhuriyet, kurmaca bir iddianame ile susturulmaya çalışılıyor. Cumhuriyet’in 12 yazar ve çalışanı 106 ila 264 gündür tutuklu.

Gazetecilerin tutuklanmasının gerekçeleri arasında “yayın politikasının değiştirilmesi” dahi yer alabiliyor. Yazan, haber yapan, karikatür çizen terörist diye yaftalanıyor.

Sahada haber takibi yapan gazeteciler silahla tehdit edilmeye varan baskılarla engelleniyor.

Yüzlerce internet sitesi Anayasa’ya aykırı erişim engeli kararlarıyla kapatılırken, sansür ve otosansür sıradanlaşıyor.

Tehditler, davalar, baskılar ve işsizlik nedeniyle onlarca gazeteci ülkeyi terk etti.

Türkiye’de ve dışarıda kalabilenler ise her şeye rağmen halkın haber alma hakkı için, basın özgürlüğü için, demokrasi için hakikati dillendirmeye devam ediyor.

Hapishanelerdeki gazeteci arkadaşlarıyla dayanışan herkes bugün iktidarın ve iktidar medyasının hedefinde. Gün geçmiyor ki havuz medyasından yalan ve spekülatif nitelikte hedef gösterici ‘haber’ler yayınlanmasın. Hapishanelerdeki gazetecilerin akrabaları dahi bu çirkef yayınlardan nasibini alıyor.

Sanılmasın ki bu yalanlar, üretenlerin yanına kar kalacak. Emin olun ki hakikat kazanacak.

Türkiye’yi bu karanlıktan aydınlığa çıkaracak olan hakikatin ışığıdır. Bu ışık da özgür gazetecilerin ve tüm baskılara rağmen adalet arayanların elllerindedir.

Halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü önündeki engellere son verilsin!

Sansürün kaldırılışının 109. yılında yüz karası bir dava görülecek.

Gazetecilere özgürlük demek için, halkın haber alma hakkı için, Cumhuriyet davasının ilk duruşmasının görüleceği 24 -28 Temmuz tarihleri arasında sabah 9.00’da Çağlayan Adliyesi önündeki büyük buluşmadaki yerimizi alalım!

Bu Cumhuriyet davası, Cumhuriyet’e sahip çıkalım.

Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!

CUMHURİYET DAVASI KOORDİNASYONU

“Bağa gel, bostana gel!”

Roma Bostanı İnsanları kazandı! Beyoğlu Semt Dernekleri tarafından açılan Gezi Parkı ve Roma Bostanı gibi önemli yeşil alanları da etkileyecek olan davada, Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı İmar Planları’nın iptaline karar verildi.

Mahkeme, Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı İmar Plan kararlarının uygulandığı takdirde çevreye vereceği zararları şöyle belirtiyor:

Beyoğlu gibi yoğun ve sık yapılaşmanın olduğu ve açık alan elde etmenin neredeyse imkânsız olduğu koruma alanlarında mevcut yeşil alanlar içerisinde yapılması öngörülen her türlü yapılaşmanın yeşil alanın niteliğini bozacak ve yeşil alan standartlarını olumsuz etkileyecek bir işlem olacağı, yapılaşma ile ağaçların mevcut durumunun kısmen korunabilse de betonlaşma sonucunda yeşil alan/ park niteliğinin ortadan kalkacağı, açık yeşil alanların bir afet durumunda acil toplanma noktaları olarak işlev gördüğü, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 21/13 maddesi de “imar planlarında afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulabilecek açık alan, yol ve diğer mekânsal ihtiyaçlar gözetilir” ifadesini içerdiği, yeşil alanların kısmi de olsa yapılaşma ile daraltılması ya da tamamen kaldırılmasının acil toplanma noktalarının daralacağı/ yok olacağı anlamına geldiği, mevcut yeşil alanlar üzerine öngörülen her türlü yapılaşma kararının şehircilik ilkeleri ve kamu yararı ile örtüşmediği.

Mevcut yeşil alanlarda oluşacak herhangi bir yapılaşmanın yeşil alanın niteliğini bozacağının ve yeşil alan standartlarını olumsuz etkileyeceğinin belirtildiği karar, yeşil alanların geleceğini etkileyecek nitelikteki diğer davalara da emsal oluşturma ihtimali açısından da önemli.

Cihangir’de zaten çok az kalmış olan yeşil alanlardan birinin, Roma Bostanı’nın, korunması için uzun bir süredir uğraş veren Roma Bostanı İnsanları, 23 Temmuz Pazar günü bu kararı kutlayacaklar ve sizleri de bu sevince ortak olmanız için davet ediyorlar:

“İstanbulluları, Cihangirlileri, bostan insanlarını, nefes alacağımız alanları kendimizin yaratması gerektiğinin bilincinde olan herkesi, 23 Temmuz Pazar günü saat 18.00’da Roma Bostanı’nda pikniğe bekliyoruz. Müziği, yiyecekleri, gün batımını ve sevincimizi paylaşıyor olacağız. Toprağa ve birbirimize değmeye devam edelim.

Başka bir hayatın mümkün olma ihtimalini seviyoruz.”

“Bu Pazar Bostan’dayız, herkesi bekliyoruz.”

Roma Bostanı İnsanları kimlerdir?

“Sen, ben, bizim oğlan, mahalle sakinleri, ‘bahçem terasım olaydı ne güzel olurdu’ diyenler, güle oynaya, toprakla çalışa çalışa Roma Parkı’na sahip çıkmak isteyenler.”

Kaynak : Roma Bostanı

Sonuçta değişen bir şey yok dedi ve gitti: Chester Bennington

1

Müzik dünyası dün yine genç bir ölümle sarsıldı. Linkin Park’ın solisti intihar ederek hayatına son verdi. Chester, Linkin Park’ın klasikleşmiş şarkılarından biri olan “In The End”de “ne kadar uğraşırsan uğraş, sonuçta değişen bir şey yok, her şey bittiğinde” diyordu.

2000’li yılların en önemli müzik akımlarından biri nu-metal. Bu akımın önde gelen iki grubu ise Limp Bizkit ve Linkin Park oldu. 2010’lu yılların özellikle ikinci yarısında bu gruplar artık iyice çaptan düşse de müzik dünyasına yine de kalıcı bir iz bırakmışlardı.

Dün ise bu dünya acı bir haberle sarsıldı. Dünyaca ünlü nu-metal grubu Linkin Park’ın solisti Chester Bennington intihar etme yolunu seçti. Chester Bennington’ın Los Angeles’ta intihar ettiği belirtiliyor ama henüz detayları netleşmiş de değil. Bennington, uzun yıllardır alkol ve uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle tedavi görüyordu. 41 yaşında hayata veda eden Bennington, 2009 yılında Rock’n Coke festivalinde grubuyla beraber Türkiye’de de müzikseverlerin karşısına çıkmıştı.

Gelin Chester’ı hayatını kısaca anlatarak ve ses verdiği şarkılarıyla uğurlayalım.

Tam ismiyle Chester Charles Bennington, 20 Mart 1976’de Phoenix’te doğdu. Çocukluğundan beri en ilgi duyduğu alan müzikti. 1980’li yılların sonunda annesi ve babası boşandılar ve Chester’in travmatik dönemleri başladı. Eroin bağımlılığıyla da yıllarca mücadele etti.

Röportajlarında gençken Depeche Mode’un beşinci üyesi olduğu hayalini kurduğunu söylerdi Chester. Ve bir gün bu hayali gerçekleşmese de, dünyaca ünlü bir başka grubun yüzü olarak sahnelerdeydi. Chester’ın ilk müzik grubu 1993’te kurduğu Grey Daze oldu. Bu grup, Phoenix’te lokal düzeyde popüler bir gruptu.

Chester’ın ikinci durağı ise Linkin Park oldu. Ve onu esas dünyaya tanıtan bu grup oldu. Birçok rock sever için nu-metal tarzları küçümsense de, “In The End”, “Somewhere I Belong”, Breaking the Habit” gibi büyük hitlere imza attılar. “What I’ve Done” gibi şarkılarda politik sözlere de giriş denemeleri yaptılar. Albümleriyle İki Grammy ödülü ve 90 milyona yaklaşan satış rakamları elde ettiler. Fakat grup, özellikle 2010 sonrasında çıkardığı albümlerde artık eski popülaritesinde, satış rakamlarında değildi. Belki de Chester’ı diğer birçok şarkıcı gibi intihar sürecine götüren etkenlerden biri de bu idi.

Salvador Dali’nin mezarı açıldı: Bıyığı hâlâ yerli yerinde

Dünyaca ünlü İspanyol ressam Salvador Dali’nin mezarı, DNA’sı alınarak babalık testi yapılmak üzere 28 yıl aradan sonra açıldı.

Dünyaca ünlü sürrealist İspanyol ressam Salvador Dali’nin mezarı, Maria Pilar Abel’in, Dali’nin kızı olduğu iddiasıyla başvurduğu mahkemede davayı kazanmasının ardından açıldı. 28 yıl sonra açılacak olan mezardan alınacak DNA örnekleri adli tıp uzmanlarınca incelenecek.

Abel’in avukatı Enrique Blanquez konuyla ilgili olarak “DNA testi yanılmaz. Yüzde doksan dokuz gerçek ortaya çıkacak” diye konuştu.

Test sonuçlarının en erken ağustos sonunda açıklanması bekleniyor.

Sevdiği gibi 10’u 10 geçe yönünü gösteriyor

Bu arada Dali’nin 1989’da gömülmesi sırasında görev yapan ve mezarın açılmasına da yardımcı olan mumyalama uzmanı Narcís Bardalet, ressamın bıyıklarının olduğu gibi korunduğunu söyledi. The Guardian gazetesine konuşan Bardalet, “Bıyığı hâlâ yerli yerinde, tam da sevdiği gibi saat 10’u 10 geçe yönünü gösteriyor. Bu bir mucize” dedi.

61 yaşındaki tarot falcısı Abel 2015 yılında, Dali’nin evlilik dışı doğan kızı olduğu iddiasıyla miras hakkı için mahkemeye başvurmuştu. Abel annesinin 1950’li yıllarda Dali’nin yaşadığı bir evde hizmetçi olarak çalıştığını ve Dali ile olan arkadaşlıklarının bir süre sonra gizli bir aşk ilişkisine dönüştüğünü öne sürmüştü.

Alıntı: Sputnik

Vietnam’da ayı çiftlikleri tamamen kapatılıyor

Tarihi bir adım atan Vietnam, ülkedeki ayı çiftliklerini tamamen kapatma kararı aldı…

Anlaşma 19 Temmuz günü imzalandı.

Animal Asia grubunun çabalarının sonucu olarak yapılan anlaşma uyarınca Vietnam Orman İdaresi ve Animal Asia 1,000 civarında olduğu tahmin edilen bütün ayı çiftliklerinin kapatılması için işbirliği yapacak.

Vietnam’daki ayı çiftliklerinde esir olarak tutulan ayıların safraları kullanılıyor. Ayı çiftlikleri 1992 yılından beri yasa dışı ilan edilmiş olsa da sömürü devam ediyordu. 2006 yılında çiftliklerdeki ayılara takılan çiplerle esir ayı sayısının takip edilmesi garanti edilmişti, ancak hayvan refahı konusundaki gevşeklik ve yasal boşluklar sebebiyle bu konuda sömürüyü bitirecek somut adımlar bir türlü hayata geçirilememişti.

Ayı çiftlikleri 1980’li yıllarda Çin’de ve Vietnam’da yaygınlaştı. Çiftliklerde ayıların safra suyu toplanıyor, hayvanın ölmesi engellenirken, safra suyu geleneksel çin tıbbında kullanılmak üzere satılıyor.

Şu anda Vietnam’ın yanı sıra Güney Kore, Myanmar, Çin ve Laos’la beraber toplam 12,000 ayının çiftliklerde esir edildiği düşünülüyor.

Alıntı: Hayvan Özgürlüğü Çevirileri

Fotoğraf, Çin’deki bir ayı çiftliğinden.

Türkiye’nin ilk sosyal sanat girişimlerinden Atelier Muse, Nantes Yaratıcı Nesiller Forumu’nda!

2013 yılından bu yana Fransa’nın Nantes kentinde düzenlenen Yaratıcı Nesiller Forumu’na, bu yıl Müge Olacak’ın liderliğinde genç bir kadroya sahip olan sosyal sanat girişimi Atelier Muse, “Kültür-Sanat Girişimciliğinin Sosyal Yansımalar Üzerindeki Rolü” (Role of Arts and Cultural Entrepreneurship on Social Reflections) projesiyle dâhil oluyor.

Good ideas need a voice” vizyonuyla düzenlenen Nantes Yaratıcı Nesiller Forumu, 2013 yılından bu yana 18-30 yaş arası genç yetişkinlerin yenilikçi ve sosyal projeleriyle Nantes ve Avrupa genelinde paylaşımına alan açan bir platform. Forumun 2017’den sosyal sanat girişimi Atelier Muse’un Türkiye’de bir ilk olan “Kültür-Sanat Girişimciliğinin Sosyal Yansımalar Üzerindeki Rolü, 150’den fazla proje arasından seçilmiş 20’si Nantes dışından 30 projenin sahipleri 25-28 Ekim tarihleri arasında Nantes’da bir araya gelerek 4 gün boyunca gerçekleşecek yaratıcılık üzerine tasarlanmış workshoplarda, kültürel organizasyonlar ve Nantes gezisiyle güçlü bağlar kurarak daha geniş bir sosyal çevrenin bir parçası olacaklar. Bu yıl, Kültür-Sanat Girişimciliğinin Sosyal Yansımalar Üzerindeki Rolü programı ile kabul edildiği, “Living Together / Birlikte Yaşamak” teması çerçevesinde hazırlanan proje sunumlarıyla gerçekleşecek olan forumda iç içe geçmiş bir kültürel atmosferde, yurttaşların birlikte yaşayabilme heveslerini güçlendirme düşüncesine vurgu yapılıyor.

“Kültür-Sanat Girişimciliğinin Sosyal Yansımalar Üzerindeki Rolü” programı, Impact Hub İstanbul ev sahipliğinde, kültür-sanat alanındaki çalışmaların sosyal girişimcilik çerçevesinde sosyal fayda yaratan örneklerini paylaşmak, bu alandaki çalışmaların görünürlüğünü ve iş birliklerini geliştirmelerini sağlamak ve Türkiye’de henüz olmayan bu alana dair farkındalık geliştirmeyi amaçlayan bir performatif etkinlikler serisi olarak yürütülmektedir. Program, Atelier Muse’un kültür-sanat alanındaki yerel ve küresel ağının yanı sıra Impact Hub’ın dünya üzerinde 80’den fazla şehirde bir araya getirdiği sosyal etki odaklı girişimci ağından da beslenmektedir. Program kapsamında Nisan ayından bu yana Music of Armenia kurucusu Hasmik Movsisian ve duduk sanatçısı Özcan Gül’ü ağırlayan Atelier Muse ekibi sonrasında MAVIBLAU dergisi ekibini ve katılımcılarını, Alman ve Türk kültürünün hibrit olduğu bir toplum üzerine konuşmak için bir araya getirdi.

25 Ekim’de kapılarını farklı kültürlerden ilham almış gençlere açacak olan Nantes Yaratıcı Nesiller Forumu’na katılmaya hak kazanan projelerden birine sahip olan Atelier Muse, 28 Ekime kadar 4 gün boyunca Fransa ve Avrupa genelinde Türkiye’de biricik olan “Kültür-Sanat Girişimciliğinin Sosyal Yansımalar Üzerindeki Rolü” adlı projeyi tüm Avrupa’yla tanıştıracak.

Atelier Muse

Yaratıcı ve yenilikçi yöntemler ile Türkiye’de sanat alanında faaliyet gösteren Atelier Muse, “Ancak beraber kazanabiliriz” / “It takes two to win” vizyonuyla özellikle çağdaş sanat, dans ve performans alanının genişlemesi, sosyal etki katmanının görünürlüğünün artması adına, performans sanatçısı, yazar ve sanat yöneticisi Müge Olacak tarafından kurulmuş olan sosyal sanat girişimidir. “Bilgiyi sanatla kamusallaştırmak” misyonunu üstlenerek yaratıcı ve çözüm odaklı bir bakış açısını benimser. Kurumlar, sivil toplum kuruluşları ve sanat dünyası arasında bir araştırma, buluşma ve birlikte üretme alanı olarak sanat ve performans programları, pazarlama, iletişim yönetim ve danışmanlığı vermektedir.

Atelier Muse, birlikte ürettiği iş ortakları ile, özgün projeleri Türkiye’de ve uluslararası olarak daha geniş kitlelere ulaştırmak üzere bir misyon üstlenerek kişi veya kurumun karakterine özgün, butik projeler üretmektedir. Bu doğrultuda üretilen projelerin, özellikle araştırmaya dayalı, sosyal etki ve etkileşimi ön plana alan, hayatta var olmanın sorumluluğunu aktif bir şekilde üstlenerek ve paylaşarak hayata geçirilmesini hedeflemektedir.

www.ateliermuse.org

www.nantescreativegenerations.eu

Impact Hub

Impact Hub, dünyada fark yaratan girişimcilerin bir araya geldiği, Amsterdam’dan San Francisco’ya, 80’den fazla merkezde faaliyet gösteren 13.000 üyeye sahip global bir ağdır. Dünyanın farklı şehirlerindeki Impact Hub’lar farklı alanlardan ortak tutku ve değerleri paylaşan insanları bir araya getirir.

Impact Hub Istanbul, sosyal etki odaklı liderleri bir araya getirmeyi ve güçlendirmeyi amaçlayan, üyelik tabanlı bir ortak çalışma, üretim ve etkinlik alanıdır. Topluluğumuz girişimciler, serbest çalışanlar, yazılımcılar, danışmanlar, yatırımcılar, kreatifler, sanatçılar ve fazlasından oluşuyor. Üyelerimize etkilerini artırmaları için ilham alacakları bir ortam, stratejik kaynaklar ve işbirliği fırsatlarının da içinde bulunduğu özgün bir ekosistem sunuyoruz.

www.impacthubist.net