8 Mart bu sene tek adamlık durumunun oylandığı bir referandum gündemiyle iç içe geçiyor. Biz kadınlar her sene 8 Marta doğru kadın özgürlüğünü, eşitliğini ve yaşam hakkını hedef alan erkek egemen sisteme karşı sokaklarda bir arada olarak dayanışmayı ve mücadeleyi örüyoruz. Dokumacı kadınlar 1857’de büyük bir grev gerçekleştirmişlerdi. Patronların saldırısı sonucunda hayatlarıyla bedel ödeyen emekçi kadınlar bize büyük bir direniş mirası bırakmışlardı. Günümüzde de 8 Mart erkek devletin, erkek yargının, erkeklerin saldırılarıyla karşılanıyor, bu mücadele mirası ise yol gösteriyor.

Önümüzde referandum var. Önce başkanlık diye kanıksattılar, sonra Türk tipi başkanlık dediler, şimdi cumhurbaşkanlığı sistemi diyorlar. Her yönüyle tekçi, genel olarak da tek adamcı yapıya karşı itirazlar geliştikçe yeni ve makul isimler, yeni kılıflar bularak hayır yerine “evet”in tercih etmesi kolay bir seçenek olması sağlanmaya çalışılıyor. Ha bir de referandum tarihi her ne kadar 16 Nisan olarak açıklansa da gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda herkes kuşkulu. Çünkü uzun süredir siyasi çözümsüzlükler ve istikrarsızlık hâkim ülkeye. Patlayan bombalar, demokratik siyaset alanlarının zorla baskıyla kapatılması ve muhalefet yapmanın terörist olmakla eşitlendiği günler.

Neyin oylanacağını toplum bilmiyor diye herkes birbirine fısıldasa da bu referandumun niçin gerçekleştirildiği, neden evet yahut neden hayır tercihinin kullanılacağı şimdiden herkes açısından bence oldukça net. Başlangıçta “milletim” başkanlık sistemine sıcak bakıyor diyenler bugün henüz önerilen sistemin “millet” tarafından anlaşılamadığı söylense de bu yaklaşımları anket sonuçlarına göre şekillendirdikleri kesin.

Hayır demenin bunca risk barındırdığı bir ortamda, görüş beyan etmek bile zor hale getiriliyor. Bu bakımdan kararsızların büyük çoğunluğunun oyunun renginin hayır olacağını düşünüyorum. Referandumda evet diyecek pek çok kesim ise maddeleri savunacak bir dayanak bulamadıkları için yol, köprü deyip duruyorlar.

Peki ya kadınlar? Kadınlar olarak bizler anayasa referandumunda nasıl tutum almalı ve ne demeliyiz?

Toplumun değişik kesimlerinin hayır demek için pek çok sebebi var. Doğru. Ama biz kadınlar için tek bir yazının konusu olamayacak kadar çok sebep var.

Kadınlar erkeklere hayır dedikleri için; başta yaşamlarını kaybediyorlar. Öldürülüyorlar. Boşanmak istediği için, hayatında artık olmasını istemediği erkeklere hayır dedikleri için. Hayır demeye devam edeceğiz. Yaşam hakkımızın elimizden alınmasına, kadın cinayetlerine hayır diyoruz.

kadınlar hayır diyor Tacizi, tecavüzü ve şiddeti olağanlaştıran, erkeklere hak gören erkek egemen zihniyetle bizim hesabımız kolay kapanmaz. Tahrik indirimleri yaparak, kravat kibarlığıyla “pişman oldum”culara karşı sözümüz: Tacize, tecavüze, şiddete hayır diyoruz. Öldüren sevgiye hayır diyoruz.

Kadınların varlığı ve fikirleri yok sayıldığı için tek adam yasasına hayır diyoruz. Getirilmek istenen anayasa teklifinde kadın yok. Kürtajı yasakladılar, sokakları doldurduk. Hayır diye haykırdık. Çocukları istismar eden tecavüz yasaları çıkarttılar, kenetlendik hayır dedik. Tecavüzü aklayan yasaları durdurduk. Hayır dedik, demeye devam edeceğiz.

Kadınların yaşamın dışına itilmesine hayır diyoruz. Kadınlara annelik rolü dayatılarak, 3-5 çocuk doğurun denilerek evlere hapsedilmek isteniyor. Bizler kuluçka makinesi değiliz dedik. Başta kutsanan annelik, dayatılan tüm toplumsal rollere hayır dedik. Hayır diyoruz.

Savaş politikalarıyla ülkeyi yönetenler kadınlara evet dedirtemezler. Bizler savaşa her dilde, her renkte karşıyız. Savaşa, ırkçılığa ve militarizme karşı, diktatörlüğe karşı hayır diyoruz.

Bir kadın olarak susmamızı istedikleri için kahkahalarımızdan rahatsız oluyorlar. Ağız dolusu kahkahalarla hayır diyoruz. Yaşamın her alanında erkeklerin çıkarlarına göre kurulan ve korunan bu düzende her şeye itaat etmemiz isteniyor. İtaate zorlandığımız için hayır diyoruz.

Şort giydiğimiz için saldırıya uğradık. Ayşegül terzi şort giydiği için tekmelendi. Erkek şiddetine karşı mücadele ettik ve ediyoruz. Şiddeti gerekçe haline getiren muhafazakâr anlayışınıza ve politikalarınıza hayır diyoruz.

Kadın bedeninin ve emeğinin sömürülmesine hayır diyoruz. Babaanneye, anneanneye torun bakmayı görev görerek toplumsal cinsiyet rollerini pekiştiren uygulamalar aslında devletin kreş ve istihdam yaratma yükümlülüklerini ortadan kaldırmak içindir. Evlere hapsolmayacağız. Hayır diyeceğiz.

Kadınlar birlikte güçlü biliyoruz. Mücadele ettiği için, itaat etmediği için güçlü. Kadınlar birlikte güçlü ve hep birlikte haykırıyor: HAYIR!

Evde, sokakta, iş yerinde erkek egemenliğine, otoriterleşmeye ve sömürüye hayır diyoruz. İsyanımızla, kararlılığımızla ve haklılığımızla karşılarında olacağız, 8 Martta ve her zaman birbirimizden güç alarak isyanımızı büyüteceğiz.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir:

Baş kaldırmanın, tavır almanın, mücadelenin günü: 8 Mart
Tarihin arka sayfalarından bugüne değen bir yangın: Triangle Yangını
Kadınlar hak ve özgürlüklerin yitirilmesine HAYIR diyor!