Ana Sayfa Blog Sayfa 500

“Kendinin tanrıça olduğunu düşünen kadınlara dikkat edin, saçmalık”

Amerikalı sanatçı Jen Ray, işlerinde, kadınları tüm ihtişamıyla tasvir ediyor. Girift, apokaliptik resimleri, vahşi, çekici savaşçı komutanlar, motorsiklet kasklı askerler ve kuş tüyü atkılarıyla kaya tırmanışçısı maceraperestlerin portrelerinden oluşuyor. Aynı derecede dramatik, fantastik ve masalsı eserlerinde, kadınları, güçlü kumandanlardan itaatkâr askerlere, şefkatli hemşirelerden Makyavelist suikastçı görünüşlere büründürüyor.

Ray fikirlerini sadece resmetmekle kalmıyor, bunları performans olarak da sergiliyor. Yakın zamanda Albertz Benda, New York’ta gösterilen Deep Cuts adlı eserinde sanatçı, altın ağızlıklarla askeri bir kadın grubuyla gerçekleştirdiği koreografisinde, resimlerinde de ifade ettiği günümüz Amerika’sının yozlaşmasına refere ediyor.

Ray, yakın zamanda Almanya’dan Amerika’ya taşındı. Bu, onun hem içeriden hem de dışarıdan bir göz olmasını sağlıyor. Sanatçı, ArtSlant için Josie Thaddeus-Johns ile gerçekleştirdiği röportajında Amerika’nın tam anlamıyla kaçık bir yer olmakla beraber aynı zamanda kendisine çok da tanıdık olduğunu söylüyor. Röportajda yer alan işlerindeki faminizm ve farklı araçlarla dönüştürdüğü karakterlerine dair görüşlerini derledik.

Performans, Berlin’de geçen 10 yılın ardından, Amerika’ya yerleşmesinin getirdiği bazı düşüncelerin yansıması. Sanatçı, sergi açılışında gerekleşen performansına, hissettiği çelişkileri de açığa çıkarıyor. Resimlerin anlattığı hikâyeler ise güç, tüketim ve israf ile ilgili. Aynı zamanda, Amerika ile ilgili en sevdiği şeylerden biri ise buranın çok büyük düşünebilen bir yer olması. “Mantıklı insanlar değiliz” diyor Ray.

Ray’in performansçıları, resimlerinden fırlayan karakterler. Belki de daha ayrı. Resimler yalnızlığın ürünleriyken performanslar daha kolaboratif ortaya çıkan ürünler. Yine de resimlerini yaparken performans fikirleri oluşmaya başlıyor.

jen-ray-deep-cuts1

Ray, farklı feminist akımlarının hepsi için çok heyecanlı olmasa da açık olmaya gayret gösteriyor. Kendisi ise 90’ların Riot Grrrl feminizminden geliyor. Güncel akımla beraber bu konunun yeniden gündemde olmasından dolayı mutlu.

Kadının gözlerin üstüne dikilerek gündeme getirildiği veya kurban edildiği zor zamanlar yaşamış olan Ray, feminizmin öfkeli ve yüzleşmeci duruşunu destekliyor. Ataerkillik hakkındaki bitmeyen tartışmalar ise onun için sinir bozucu bir konu. Aşılması zor siperleri olan ‘ataerkillik’ mutlak bir dengesizliği barındıran ve uzun zamanlardır süregelen bir problem. Buna rağmen, tek çözüm, özgün yollarla şartları geliştirerek ilerlemek. Bu da erkeklere karşı değil, erkeklerle beraber yapılabilecek bir şey. Bir sürü erkek de herkes kadar ataerkillik treninde acı çekmiş ve buradan atlamak için can atıyor.

jen-ray-deep-cuts-stage

Günümüz entelektüel ortamında feminizm içinde de ihtilaflar olduğu görülüyor. Ray’in
karakterlerinin kadınların hepsinin beraber ortak bir amaç uğruna savaşması idealizmini çok da savundukları söylenemez. Onlar, yaralanabilir de, bombalar da yapabilir. Çünkü Ray, kadınların idealize edilmesinden veya aşırı erdemli, ahlaklı gösterilmelerinden hoşlanmıyor. Kadınlar da en az erkekler kadar umarsız ve yıkıcı olabilir ve bunlar Ray’in resimlerinde yerlerini buluyor. Karakterlerinin yaptığı hatalar çok keyifli. “Kendinin tanrıça olduğunu düşünen kadınlara dikkat edin. Saçmalık!”

Jen Ray henüz kendi performanslarında yer almadı ancak buna çok yakın hissediyor kendini. Kim bilir belki sıradaki sergide onu izleriz.

Kaynak: Artslant

Farklı tatlar; Nick Cave ve Dr. Seuss

0

Nick Cave ve Dr. Seuss. İki güzel, farklı bir tat ve bu iki güzel tadın karışımı ortaya ne çıkarır dersiniz?

Nick Cave’in 1994 yılında çıkardıkları Let Love albümündeki Red Right Hand şarkısı tüm zamanların i-tunes’da en çok dinlenilen parçası olmakla beraber, konserlerin de olmazsa olmaz parçalarından da biridir.

Peaky Blinders dizisinin açılış ve kapanış müziği ve Çığlık (Scream) film serisinin tüm soundtracklarinde duyabilir ayrıca izleyenler varsa The X-Files gibi dizilerde de bu şarkı kulaklarımıza çalınmıştır. Nick Cave, Red Right Hand şarkısıyla sair John Milton’ın Kayıp Cennet adlı şiirine atıfta bulunmuştur. (Nick Cave çoğu şarkısında John Milton’a atıfta bulunmuştur.)

Bunu fark edenlerden biri olan Deviant Art kullanıcısı DrFaustsau, Nick Cave’in Red Right Hand şarkısının sözlerine uygun olarak Seuss tarzında yaptığı illüstrasyonlarla ne kadar büyüleyici bir işe imza attığını görebiliriz.

Kasabaya doğru kısa bir yürüyüşe çık. Rayın öteki tarafına geç…

Nick Cave ve Dr. Seuss 1 Yerinden oynamış ve çatlamış viyadüğün kör talih kuşuna benzediği yere…

Nick Cave ve Dr. Seuss 2 Elektrik tellerinin vınladığı, gizli kalmış yalanların ateşin kıyısında olduğu yere. Dostum buradan geri dönemeyeceğini biliyorsun…

Nick Cave ve Dr. Seuss 3

Meydanı geç. Köprüyü geç. Değirmeni geç. Samanlığı geç…

Nick Cave ve Dr Üzerine doğru yaklaşan fırtınayla beraber siyah, tozlu bir ceket giymiş, uzun boylu, yakışıklı ve sağ eli kırmızı olan bir adam gelir…

Nick Cave ve Dr. Seuss 4 Seni kollarını alacak ve iyi bir çocuk olduğunu söyleyecek…

Nick Cave ve Dr5 Ömür boyu unutamayacağın rüyalarını canlandıracak…

Nick Cave ve Dr. Seuss 6

Göğsünün derinliklerine ulaşacak, çekingen ruhunu düzeltecek fakat sen hiçbir şey yapamayacaksın…

Nick Cave ve Dr7 O bir Tanrı. O bir insan. O bir hayalet. O bir bilge…

Nick Cave ve Dr8 Yok olan ülke boyunca onun adını fısıldayacaklar. Fakat kırmızı sağ eli ceketinde saklanmış…

Nick Cave ve Dr. Seuss 9

Aşağıda, Nick Cave “Red Right Hand” şarkısının klibini izleyebilirsiniz.

Kaynak: Dangerous Minds

Leonardo DiCaprio gezegenimizi ve canlıları korumada cömert davranıyor

Leonardo DiCaprio, son yıllarda ününün getirdiği gücü gezegenimizin yararı adına birçok çevre sorununa ses çıkarmak için kullanıyor. DiCaprio, bu hafta İsviçre’nin Davos kentinde yapılan Dünya Ekonomi Forumu’nda Kristal Ödül’ü alan dört ünlüden biriydi. Bu ödül, gezegenimizin ve üzerinde yaşayan her canlının korunmasına yardımda bulunmayı kendine vazife edinen sanatçı ve yıldızların önemine dikkat çekiyor. DiCaprio günümüzdeki iklim değişikliği kriziyle baş etmedeki umut vadeden önderliği sayesinde ödülü kazandı.

Dünya liderlerinin ve iş insanlarının karşısında ödülü almak için kürsüye çıkan DiCaprio, şu sözleri sarf etti: “Kömür, petrol ve gaz endüstrisinin kurumsal aç gözlülüğünün insanlığın geleceğini belirlemesine müsaade etmeyi göze alamayız. Kâr gözeten ve bu yıkıcı sistemi muhafaza etmekte olan kurumlar değişen iklim koşullarını inkâr ediyor ve hatta bunun kanıtlarını ört bas ediyorlar.”

Leonardo DiCaprio 1

DiCaprio daha önceleri de gezegenimizin geleceği adına umudu yükseltmek için herkesin sorumluluk alması gerektiğine dikkat çekmişti. Aktör, konuşmasına şu sözleri de ekleyerek devam etti: “Bu kadarı yeter. Siz her şeyin farkındasınız. Herkes farkında. Tarih bu yıkım için doğrudan farkında olanları suçlayacaktır.”

Umut vaat edici ve harika giden konuşma bu sözlerin ardından daha da güzelleşiyor. DiCaprio, vakfının çevrenin korunmasına yardımda bulunmak amacıyla 15 milyon dolar bağışladığını duyuruyor. Bu miktarla, palmiye yağı endüstrisi tarafından tahrip edilen Sumatra yağmur ormanlarının yaklaşık 162 kilometrelik kısmının muhafazasını garantileyen bu projeye finansman tahsis edilecek.

Leonardo DiCaprio 2

Leonardo DiCaprio gibi bir yıldızın gücünü gezegenimizin kapısına dayanmış sorunlara dikkat çekmek için kullanması takdire şayan ve diğer yıldızlara örnek teşkil ediyor. Eğer DiCaprio, sizlerde de bir farkındalığa sebep olabildiyse ve ona katılıyorsanız, One Green Planet’s #EatForThePlanet hareketine biz göz atabilirsiniz. Aynı zamanda DiCaprio’nun vakfıyla ilgili araştırma yapmak isterseniz sadece bir tık uzağınızda. Sadece filmlerini, yakışıklılığını ya da Oscar ödülünü alıp alamayacağını düşündüğümüz DiCaprio’nun 1998 yılında kurduğu vakıf onun tamamen farklı bir yönüyle tanıştırıyor bizi.

Kaynak: One Green Planet 

Heteroseksist ablukaya direnen bir Müslüman kadın: Fatima Taleb

“Bir arada yaşamı savunalım” şiarıyla hep birlikte yıllardır mücadele eden ve kendilerine mutaassıp toplumlarca reva görüleni reddeden LGBTİ hareketinin bir savunucusu da Fatima kadın.

Fatima Talep, İspanya’nın Badalona bölgesinde meclis üyesi ve son zamanlarda adını “Müslümanların yüz karası” olarak duyduğumuz bir kadın. Bu şekilde yaftalanmasının sebebi ise eşcinsel bir çiftin nikâhını kıyması. Bu yaftalanmayla da kalmayıp sosyal medya üzerinden ve bazı gazetelerden birçok hakaret dolu mesaj alan Fatima ise şöyle bir mektupla muhataplara cevabını iletmiş:

Bizlerin temiz bir havaya, mutlu yaşayacak bir ortama ihtiyacımız var. Bunu sağlayacak tek şey ise dünyamızı ırkçılıktan ve fobilerden kurtarmaktır, bütün azınlıkları toplumun geneline kabul edip, onları yargılamadan kabul etmektir. Kendinizi komşularınızdan soyutlarsanız, onlar ile iletişime geçmezseniz, onların kültürlerini anlamaya çalışmazsanız, onların da sizin gibi olduklarını göremez, onlara karşı korku ve nefret beslemeye başlarsınız. Ama onları kabul edip, değiştirmeye çalışmadan sadece güler yüzle karşılarsanız, o zaman dünya çok daha yaşanası bir hâl alacaktır. İşte o zaman stereotiplerden kurtulup, kulaktan dolma önyargılardan sıyrılıp, kendi yaşamımızla ilgili kararları kendimiz alabiliriz.”

Kendisine yöneltilen saldırılara kulak asmadığını dile getiren ve cesur bir şekilde davranışlarının, fikirlerinin arkasında duran güzelimiz kadınımız Fatima’yı yürekten kucaklıyoruz. Heteroseksist ablukaya boyun eğmeyen davranışının da tüm insanlığa örnek olmasını ve bu tutuculuğa karşı direnişin, olgunlaşıp toplumsallaşarak içselleştirilmesini diliyoruz. Teşekkürler Fatima.

Hollanda’nın Rotterdam kentinde yüzen orman kuruluyor

2016 yılının mart ayında 20 adet yüzen ağaç Hollanda’nın Rotterdam kentinden denize bırakılacak. Sanatçı Jorge Bakker’ın “In search of habitats” (yaşam alanı arayışında) isimli bir sanat eserinden ilham alınan projenin ilk denemesi 2014 yılında başarılıyla gerçekleştirilmişti.

yuzen-orman-2

Yüzen orman için kullanılacak malzemeler, çoğunlukla önceden kullanılmış malzemeler. Özellikle şehir yenilenirken sökülmesi gereken ve belediyelerin depolarında bekletilen ağaçlar gün ışığına çıkarılacak. Yine ağaçların suda gezinmeleri için gerekli olan dubalar da eski ve Rijkswaterstaa adlı bir şirket tarafından temin edilecek.

yuzen-orman 1yuzen-orman-3 yuzen-orman-4yuzen-orman-5

Kaynak: Bored Panda

İklim değişikliğinin karanlık yüzü: İklim mültecileri

0

Bu hikâye, yurtlarından bir daha geri dönmemek üzere ayrılmak zorunda kalarak sahip oldukları her şeyi kaybeden insanları anlatıyor. Bu insanlar mülteci, ancak bu kez savaştan ya da baskıcı devletlerden kaçmıyorlar. Sığınak arama sebepleri iklim değişikliği. iklim mültecileri terimi, iklim değişikliğinin meydana getirdiği sel, kuraklık ya da denizlerin yükselmesi gibi felaketler yüzünden evlerinden olan bireyleri tanımlar.

Alaska yerlileri ve Okyanusya’nın deniz seviyesinin altındaki yerleşim bölgelerinde yaşayan uluslar da dâhil olmak üzere “iklim değişikliğinin ilk kurbanları” diye nitelendirebileceğimiz insan toplulukları hızla artmaktadır. Bu insanlar uzun zamandır iklim değişikliğinin etkilerini yaşıyorlar. Ancak tek yurtları ve şehre göre daha geleneksel olan yaşam tarzları onları ısınan dünyamızın sonuçlarına karşı giderek daha güçsüz ve savunmasız kılıyor.

Bangladesh, Satkhira district. A woman carrying her son in the flooded village of Debnagar; in the background her flooded house.
“Bangladeş, Satkhira bölgesi. Bir kadın, su altında kalan Debnagar Köyü’nde oğlunu taşıyor. Arkadaki ise evleri.”

Sert rüzgârlar ve gelgit kabarmalarıyla tamamen tahrip olmuş köyler, nesillerdir aileleri orada yaşamış insanların eski yaşamlarına veda etmek zorunda kalması… Bu bir Polinezya ülkesi olan Tuvalu ve halkı için felaket demek. Dokuz adada toplam 11 bin kişilik nüfusuyla Tuvalu’nun beşte biri, evlerini daha büyük adalarda sığınak aramak için çoktan terk etmek zorunda kaldı ve Tuvalu maalesef yalnız değil. Kiribati’nin Güney Pasifik adaları, Vanuatu ve Maldivler de hızla yaklaşan deniz seviyesi tehlikesiyle yüzleşmek zorunda kalan yerler arasında.

Maldivler’in, deniz seviyesinin en büyük tehditlerinden biri ile karşı karşıya olduğu ortada. 2,4 metreye yükselen deniz seviyesi ekonomi ve yerleşim açısından meydana getirdiği değişimlerle hem ekonomi hem de yerleşim açısından büyük sorunlar doğuracak. Kutuplardaki buz erimeleri Maldivler’de deniz tuzunun azalmasına ve su seviyesinin yükselmesine yol açarak denizdeki canlılığı ve ekosistemi tehdit ediyor. Deniz habitatı artık eskisi kadar çok sayıda balık türünü canlı tutamıyor.

Tüm bunların Maldivler’in ekonomisinin yüzde 25’inden fazlasına destek sağlayan turizme etki ederek halkın yeni iş arayışı nedeniyle göç vermesine sebep olabilir. Tüm bunlara sebep olan doğal etkenler temel olarak volkanik hareketler ve güneş radyasyonu. Dünyanın enerji dengesi göz önünde bulundurulduğunda bu faktörler gelen enerji miktarını etkiliyor. Volkanik püskürmeler süreksiz ve aralıklı olmakla birlikte iklime etkisi daha kısa vadelidir. Güneş ışınımlarındaki değişimler ise geçen yüzyıldan beri iklim değişikliğine katkı sağlıyor, ancak Sanayi Devrimi’nden bu yana sera gazlarının da etkisiyle atmosfere verilen zarar Güneş’in yaptıklarını elliye katladı.

Ormancılık ve tarım için yapılan kalıcı değişiklikler veya fosil yakıt kullanımı gibi insan faaliyetleri de iklim değişikliğine sebep olur. Bu beşeri etki Sanayi Devrimi’nin başlangıcından bu yana çok ciddi miktarda artış göstermiştir. Çevresel sonuçları bir yana, bu faaliyetler yeryüzünün yapısını değiştirdi ve atmosfere birçok madde salımına sebep oldu.

iklim multecileri 3
31 milyondan fazla insan, iklim ile alakalı 2012’deki felaketler yüzünden göç etmek zorunda kaldı.

Tüm bu iç karartıcı ve hem sebepleri hem de sonuçları dehşet verici olan iklim değişikliği gerçeklerinden sonra nihayet etkileri biraz olsun yavaşlatmanın yolları olduğunu söyleyebiliriz. Ulaşımı mümkün olduğunca sera gazı salımını engelleyerek (yaya veya bisikletle ulaşım sağlayarak) ya da araçsız gidemiyorsak en yakıt verimli aracı kullanarak, ampulleri LED ışıklarla değiştirerek ve tabii ki gereksiz olanı söndürerek ve üzerinde Energy Star® etiketi bulunan elektronik ürünleri satın alarak enerji tasarrufu yapabilir, karbon salımını azaltabilirsiniz.

Vegan ve yerel beslenmek, yenilenebilir enerjiyi tercih etmek, atık ve çöpleri geri dönüştürmek ile en önemlisi gelecek nesilleri bu konuda bilinçlendirmek iklim değişikliğini yavaşlatabilir. Yeşil dostu bir yaşam seçerek iklim değişimini engellemek mümkün.

Kaynak: Eco Watch, National Geographic

Bu okuldaki çocuklar öğle yemeği için kendi sebzelerini kendileri yetiştiriyor

Muse Okulu’nun yeni öğretim programı, öğrenciler kendi sebzelerini ve meyvelerini okul bahçesinde ekip biçerken sağlıklı yemenin faydaları hakkında onların heycanlanmalarını sağlıyor. Kaliforniya’daki Muse Okulu geçen yıl tamamen vegan olarak devam etmeye karar verdiğinde bazı ebeveynler için bu doğrultuda hareket etmek zor oldu.

Muse Okulunun müdürü Jeff King, “Beyin gelişimi ve hayvansal protein hakkında çok fazla efsane var. Et ve süt ürünleri hakkında çok fazla yanlış bilgi var” dedi. 2015 yılında okul başlamadan önce okul personeli, ebeveynleri eğitmek için seminerler ve dersler düzenledi. En sonunda okul yüzde 100 bitkisel ağırlıklı beslenmenin (süt ürünleri ve peynir de dahil bütün hayvansal yiyecekleri listeden çıkararak) doğru seçim olduğuna karar verdi.

vegan okul
Çocuklara sağlıklı yiyecekler yedirebilmenin hilesi tabii ki onları sürecin içinde tutmakta saklı.

Şimdiye kadar bu kararın dahil olan herkese, özellikle de öğrencilere faydalı olduğu görünüyor.

CBS News, bu yeşil öğretim programı ve zulüm içermeyen diyetin, öğrenciler okulun bahçesinde sebze ve meyveleri ekip biçerken, sağlıklı yemenin faydaları hakkında heyecanlanmalarını sağladığını söylüyor.

5’inci sınıftan Emma LeysonBunlar benim ektiğim çilekler. Yetiştirdiğimiz her şeyi çoğunlukla öğle yemeklerinde yiyoruz” diyor CBS2’den Stephanie Simmons’a. James Cameron’un karısı ve onun kız kardeşi tarafından kurulan Muse Okulu, tamamen vegan bir menü uyarlayan ülkedeki ilk okul. Çocukların kuşkusuz çok fazla yemek seçtiğini söyleyen ve sağlıklı yiyeceklerden uzak duracağına inanan kişiler, bu hedefin başarılı olacağına şüpheyle yaklaştılar ama açık bir şekilde yöneticiler, okul personeli ve şef bir şeyleri doğru yaptı.

MuseSchool2
Muse Okulu, tamamen vegan bir menü uyarlayan ülkedeki ilk okul.

Muse’da programı yürüten Paul Hudak, çocukların mutlu bir şekilde tüketecekleri vegan yiyeceklerin seçimini yaparken okuldaki şef aşçıyla birlikte çalışıyor. Hudak, “Lahana yiyen anasınıfı öğrencilerimiz var! 19 yaşına kadar lahananın ne olduğunu bile bilmiyordum. Bu onların paletlerini gerçekten genişletiyor çünkü kısmen ona sahipler. Onlar bu tohumu ekip büyüttüklerinde olayın tamamen içinde oluyorlar” dedi. Çocuklara sağlıklı yiyecekler yedirebilmenin hilesi tabii ki onları sürecin içinde tutmakta saklı.

Leyson, yetiştirdiği sebzenin yedikleri yemeğin içinde olduğunu Simmons’a söylerken daha heyecanlı olamazdı. Geçen gün domates çorbası yaptık ve ben biberiye yetiştirdim ve o çorbanın içindeydi ve çok heyecanlandım” dedi.

Bütün okullarda bahçecilik dersi olduğunu düşünün. Çocuklar sadece yediklerinin nerden geldiğini öğrenmekle kalmayacak aynı zamanda büyük olasılıkla sağlıklı yemekler yemek isteyecekler çünkü besleyici bitkilerin yetiştirilmesi aşamalarında kendileri de bulunacak.

Kaynak: True Activist

Çocuklar için hem eğlenceli hem de öğretici mobil oyunu

Kâr amacı gütmeyen Cool the Earth şirketi 2015 yılında Dünya Günü (22 Nisan) için çocuklara doğayı korumayı özendiren bir uygulama piyasaya sürdü.

Gitgide küçülen bir buzulun üzerinde yaşamını sürdürmeye çalışan sevimli kutup ayısını oynattığımız bu oyun, çocuklara üzücü bir deneyim yaşatmanın peşinde değil. Aksine, çocuklarımıza onlara kızarak ya da üzülmelerine sebep olarak öğretmeye çalıştığımız değerlerin, çok daha akıllıca hem de eğlenebilecekleri şekilde öğretilmesi yolunda atılmış güzel bir adım niteliğinde.

koda quest 3
Koda’nın bakımını yapabilmek ve yeni seviyelere geçebilmek için, çocuklar karbon bulutlarını dağıtarak veya denizdeki çöpleri çıkararak para kazanıyorlar.

Oyunun baş kahramanı ekolojist Koda, çocukların besleyebileceği, yıkayabileceği ve hatta çeşitli aksesuarlarla süsleyebileceği sevimli pofidik bir ayı. Özellikle, günümüzde çocukların ellerinden düşürmedikleri tablet, telefon ve benzeri teknolojik aletleri düşündüğümüzde, söz konusu aletler aracılığıyla onlardan kopmak değil de onlara ulaşmaya çalışmak daha doğru bir harekettir. Kısaca, ancak bu yolla onların dikkatini çekebiliyoruz.

Peki, bunların iklim değişikliğiyle bağlantısı ne? Koda’nın bakımını yapabilmek ve yeni seviyelere geçebilmek için, çocuklar karbon bulutlarını dağıtarak veya denizdeki çöpleri çıkararak para kazanıyorlar. Aynı zamanda dişlerini fırçaladıktan sonra çeşmeyi kapatmak ya da odadan çıkarken ışığı söndürmek gibi günlük yaşamda yapılması gereken ufak görevleri tamamlamaları gerekiyor. 10’uncu seviyenin ardından ebeveynler, oyuna çocuklarının farklı görevleri tamamladığını doğrulayarak dahil oluyorlar. Sonunda ebeveynlerin ve çocukların üzerinde anlaştığı ve karşılıklı dahil olduğu bir oyun!

koda quest 2
Dişlerini fırçaladıktan sonra çeşmeyi kapatmak ya da odadan çıkarken ışığı söndürmek gibi günlük yaşamda yapılması gereken ufak görevleri tamamlamaları gerekiyor.

Geçtiğimiz sekiz yılda, Cool the Earth çoğunlukla ilkokul öğrenimi gören çocuklara mesajını ulaştırdı. İklim değişikliği konulu gösteriler için gereken talimatları ve hatta kutup ayısı kostümlerini bile içeren bedava paketler okullara gönderiliyor. Şirket, oyunda karbonun etkilerini azaltarak başarılı olan 200 bin’den fazla çocuğun olduğunu düşünüyor.

Uygulama hem iOS hem de Android işletim sistemlerinde bulunuyor.

Kaynak: Sierra Club 

Eklem hastalıklarına karşı yoganın iyileştirici gücü ile tanışın

Yoga sadece fiziksel olarak iyi olmanızı değil, aynı zamanda zihinsel olarak da daha iyi hissetmenizi sağlıyor. Evet, bunu zaten biliyorduk, diyebilirsiniz. Peki ya artrit ve osteoartrit gibi eklem hastalıklarınız varsa?

Artrit, her türlü eklem iltihabı hastalıklarına verilen genel isim. En çok görüleni ise osteoartrit. Halk arasında kireçlenme olarak bilinen osteoartrit, eklemlerdeki kemik yüzeylerini koruyan kıkırdağın zedelenmesinden veya bu eklemleri kayganlaştıran sinoviyal sıvının azalmasından kaynaklanıyor. Bir ilacı ya da tedavisi yok. Şikâyetlerin azalması için egzersiz yapılması önerilse de; eklemlerde oluşan ağrı ve tutukluk hastaların hareketlerini kısıtlıyor. Hareketsiz kalmalarına ve nihayetinde hayat kalitelerinin düşmesine neden oluyor.

Tıp alanında yaptığı çalışmalarıyla ünlü Johns Hopkins Üniversitesi, yoga yapmanın artrit hastaları üzerindeki etkilerini inceledi.

Artrit veya osteoartrit şikayetleri olan 75 hasta, rastgele olarak iki gruba ayrıldı. Bir grup normal günlük rutinine devam ederken; diğer grup haftada iki gün, birer saatlik yoga dersine katılıp bir gün de evde egzersiz yaptı. Sekiz hafta sonunda, kontrol grupları karşılaştırıldığında; yoga yapan grubun şikayetlerinde yüzde 20 iyileşme gözlemlendi. Bu iyileşme ağrı şiddetinin yanında, hastanın enerji ve motivasyonunu, ruh hali ve günlük işlerini gerçekleştirmedeki fiziksel kondisyonunu da kapsıyor. Üstelik, yoga yapan gruptaki iyileşmeler, deneyden dokuz ay sonra bile hâlâ gözlemlenebiliyordu.

Yoga yapan grubun şikayetlerinde yüzde 20 iyileşme gözlemlendi.

 

Sonuçlar olumlu, ancak tabii ki yogaya başlamadan önce doktorunuzla konuşmalısınız. Size uygun olan hareketleri programlayabilecek doğru bir eğitmenle çalışmalısınız. Artrit rahatsızlıkları, hareketsiz kalmanıza neden olmasın!

Kaynak: Tree Hugger, Johns HopkinsThe Baltimore Sun 

Yavru köpeği evlat edinen maymun, dünyayı bir an için mükemmel kılıyor

Türler arasında görülen tüm farklılıklar, kurulan sevgi ve şefkat bağlarının gücüyle önemini yitiriyor. Kalbini bir köpek yavrusuna açan bu maymun, farklılıkların sevginin yanında küçük bir ayrıntı halini alarak silikleştiğinin canlı bir kanıtı.

Bir rhesus maymunu, Hindistan’ın Erode kentinde kendinden oldukça bahsettirdi. Her şey onun yanında yavru bir köpekle şehir merkezinde görülmesiyle başladı. Evcil olmayan primatın, yavru köpeği nasıl kendi yavrusu gibi benimsediği tamamıyla açık değil. Ancak onu koruması altına almış durumda.

monkey-adopts-puppy-erode-india-13

Maymunun yavru köpeğe gösterdiği belirgin şefkatten etkilenen şehir sakinleri, bu küçük ve eşsiz aileyi besliyor. Maymun kendisine verilen yiyecekleri köpek yavrusuyla paylaşırken önce onun yediğinden emin oluyor, ardından kendisi yemeğini yiyor.

monkey-adopts-puppy-erode-india-10

Ne yazık ki bu sıcak ilişkinin detayları yabancı basında ayrıntılı olarak mevcut değil. Ama Hint haber kaynağı Zee News‘e göre sevgi dolu çift, yerlilerin ilgisini çekmiş durumda. Bunun nedenini söylemekse çok kolay: “Onların güçlü, sevgiyle yüklü iletişimlerini görenler; aralarındaki bağı dünyadaki en şefkatli bağ olarak tanımlıyor: Tehlikedeki bir yavru köpeğin bakımını üstlenmek ve onu ebeveyniymiş gibi korumak. Onların ölümsüz şefkatleri bize ilişkilerle ilgili değerli bir ders veriyor.”

Yavru köpeği evlat edinen maymun 3

Yerli haber kaynaklarına göre bu ilişkinin ömrü kısa sürebilir. Orman bölümü yetkililerinin yavru köpeği gözetim altına alması bekleniyor.

monkey-adopts-puppy-erode-india-1 monkey-adopts-puppy-erode-india-5 monkey-adopts-puppy-erode-india-3 monkey-adopts-puppy-erode-india-4

Kaynak: The Dodo