Ana Sayfa Blog Sayfa 587

John Lennon’ın 75’inci doğum günü için binlerce insan dev bir barış işareti oluşturdu

0

John Lennon’un 75’inci doğum günü olan 9 Ekim’in anısına binlerce insan Yoko Ono liderliğinde dünyanın en büyük barış işaretini oluşturmak için Central Park East Meadow’da bir araya geldi.

Yoko Ono geçen ay Yoko Ono, “Bir kadın göster. 1960-1971” sergisi bittikten kısa bir süre sonra twitter aracılığıyla eylem çağrısında bulundu.

ABC News, eyleme yaklaşık 2 bin kişinin katıldığını bildirdi. 2009’da yapılan Ithaca Festivali’ne katılan 5 bin 814 kişinin rekorunu kırmayı hedefleyendiyse de rekor kırılamadı.

John Lennon 2

Ono, müzik ve video projeleri yapmak isteyen öğrencilere, yaş sınırlaması ve ücret olmadan John Lennon Eğitim Turu Otobüsü ile mobil bir kayıt stüdyosu oluşturma etkinliğine ev sahipliği yaptı. Sabah toplanan çok sayıda insan, Instagram ve Twitter hesaplarından birçok fotoğraf ve video paylaştı.

Ve toplanan insanlar, yüksekten bakıldığında kolayca gözükebilecek şekilde, büyük bir barış işareti oluşturdular.

Yoko Ono Twitter’dan paylaştığı çağrıda şunları söyledi:

“Çok şey yapmak zorunda değilsiniz. Güç gizemli yollarla çalışır. Egemenliğin etkisini göstermek ve sadece barışı düşünmeye başlamak.”

 

Screen Shot 2015-10-08 at 15.24.09
Kaynak:
PBS

Büyük buluş: Bir spreyle güneş paneli elde edebilmek

0

Güneş paneli deyince akla gelen silikon tabanlı klasik yapıların yerini bambaşka bir anlayışın almasına az kaldı. İngiltere’de Sheffield Üniversitesi’nden bilim insanları düşük maliyetli, boya gibi yüzeylere püskürtülebilen sprey haline getirilmiş güneş hücreleri ürettiler. İlk anda oldukça şaşırtsa da Sheffield Üniversitesi’nin bu buluşu sayesinde düşük maliyetle, güneş hücrelerini sprey şeklinde elde etmek mümkün olacak.

Fizik, astronomi, kimya ve biyoloji mühendislikleri bölümlerinden oluşan bir ekip, perovskit malzemesini kullanarak yeni bir teknoloji geliştirdi. Son yılların en büyük buluşlarından kabul edilen perovskit güneş hücreleri, sprey hâlinde üretilebiliyor. Boyanın püskürtülmesine benzer şekilde yüzeylere uygulanan sprey hâlindeki güneş hücreleri, çok az atık üreten perovskit’ten yapılmış. Perovskit yeni bir malzeme türü: Organik bileşik ile metal arası belirli bir mineral kristal yapısına karşılık geliyor. Ucuz ve üretilmesi (güneş hücrelerinin üretilmesinde kullanılan) silikon teknolojisine göre daha kolay.

sprey güneş paneli 4

Araştırmacılardan Profesör David Lidzey, “perovskit tabanlı fotovoltaik hücrelerin kullanılmasının birçok açıdan heyecan verici olduğunu” dile getiriyor. Bu malzeme gelişmiş güneş hücreleri teknolojisinin yüksek performansı ile organik fotovoltaik üretmenin düşük maliyetini birleştiriyor. Bu sprey boyama tekniği, çok az atık ürettiğiden bilim insanları perovskit güneş hücrelerinin verimliliğini arttıracağını umuyorlar.

Tipik malzemeye göre oldukça ucuz

Ucuz olmalarının yanı sıra bu güneş hücreleri çevre için mevcut silikon tabanlı alternatiflerinden çok daha iyi. En iyi perovskit hücreleri yüzde 20 verime sahip ve organik güneş hücrelerinin iki katı verimli, ancak geleneksel silikon hücrelerden yüzde 5 daha düşük verime sahip. Mevcut geleneksel fotovoltaik hücrelerin yaklaşık yüzde 85’i kristal silisyumdan yapılmakta ve verim oranı da ortalama yüzde 25. Ancak bu tipik malzemenin üretilmesi pahalı. Sprey güneş hücrelerinde kullanılan perovskit ise daha düşük fiyatlı.

Prof. Lidzey “perovskit soğurucu kullanmanın organik soğuruculara oranla bariz bir verim farkı yarattığını” ifade ediyor. Öte yandan, teoride sprey herhangi bir yüzeye uygulanabilir görünse de verimlilik, esnek yüzeyler ya da kumaş yüzeylerde farklılık gösteriyor.

sprey güneş paneli 3

Hâlihazırda yeni teknoloji, mevcut ticari silikon güneş hücrelerinin verimini elde edememiş olsa da bu aranın hızla kapanacağı iddia ediliyor. Bu da güneş hücrelerinin hemen hemen her şeye uygulanabileceği mânâsına geliyor. Elektrikli bir arabanın perovskit güneş boyası sayesinde kendi elektriğini üretmesi yakın. Bu teknolojinin üretimi düşük maliyetli ve kolayca seri üretime geçilebilecek bir ürün. Dolayısıyla yeni ürün tüketiciye oldukça uygun fiyatlarla sunulabilecek. Bu sayede hem üzerine güneş paneline elde etmek pratikleşecek, hem çevreye daha az zarar verecek, hem de bu teknolojideki yüksek fiyatlar epeyce aşağı çekilebilecek.

sprey güneş paneli 1

Sprey perovskit güneş hücreleri, klasik güneş panellerinin üretim süreçlerini bilenler, doğayı düşünenler, ucuz maliyetli güneş enerjisi arayanlar, mucit arkadaşlar için gülümseten bir haber. Güneş enerjisi alanında fiyatları düşüren, çevreye daha az zararlı olan ve de temiz enerjinin uygulama olasılığını arttıran bu çalışma, seri üretime geçmesiyle dikkatleri fazlasıyla çekecek. Her yeni buluşla güneş enerjisi fosil yakıtlara daha iyi bir alternatif olmaya devam ediyor.

Kaynak: Mail Online, Independent, Business Green, Clean Technica, Sheffield

Kimsesiz çocuklar sahip oldukları azıcık yemeği köpek dostları ile paylaşıyor

Sam Edmonds, Ocak 2013’te Bangladeş’ta Chobi Mela Fotoğraf Festivali‘ne katıldığı zaman Güneybatı Dhaka’daki Robindra Shorbod Parkı‘nda burada yaşayan yaklaşık 10 çocuk ile karşılaştı. Bu kimsesiz sokak çocukları, para için yalvarıyordu; geri dönüşüme satmak için plastik kapları topluyorlardı ve en önemlisi de kazandıkları yemekleri onlarla yaşayan 10 köpek ile paylaşıyorlardı. 

Sam Edmonds, parkta geçirdiği zamanı şöyle anlattı:

“Festival boyunca, çocuklar ve köpeklerle bir hafta geçirdim; günlük rutinlerini ve hayatta kalma yöntemlerini öğrendim. Haftayı portreler serisi yaparak tamamladım. Bu portreler; gücü, direnci ve hepsinden önemlisi, bu kimsesiz çocuklar ve sahiplendikleri köpekler arasındaki dostluğu gösteriyor.”

Çocuklara poz verilmesi söylenmedi, çerçeveye favori dostları ile girdiler ve deklanşöre basıldı. Edmonds’a göre bu portrelerin söylediği şey “Bu çocukların portreleri -sosyoekonomik olarak yoksun- bu iki tür arasındaki dostluğa örnek oluyor.”  

Al Amin with Michael
Al Amin ve Michael
Ladin with Michael
Ladin ve Michael
Noyon with Bullet
Noyon ve Bullet
Osman with Tiger
Osman ve Tiger
Rabi with Kalu
Rabi ve Kalu
Rubel with Romeo
Rubel ve Romeo
Shakil with Jax
Shakil ve Jax
kimsesiz çocuklar yemeğini köpeklerle paylaşıyor
Sumaia ve Tiger

Kaynak: Bored Panda

Ortadoğu’nun en büyük hayvan hakları protestosuna 15 bin kişi katıldı

Konuşma özgürlüğünün sınırlı olduğu, protestoların ise tutuklanma ve kaosla sonuçlandığı bilinen bir coğrafi bölge Ortadoğu. İsrail’de, birkaç istisna bölge dışında, insanlar protesto özgürlüğüne sahipler. Geçtiğimiz hafta sonu Tel Aviv’de 15 bin kişiden fazla hayvan özgürlükçüsü, bugüne kadarki en geniş katılımla hayvanların haklarını savundu.

İsrail’de gerçekleştirilen bu protesto şimdiye kadarki en yüksek katılımlı protesto oldu. Ortadoğu’daki insanlar, Let the Animal Live Israil ve Ban Live gibi birçok grubun katıldığı bu etkinlik ile hayvan hayatının insanlarınki kadar önemli olduğunu ve onlar için bir adım atmak istediklerini dünyaya gösterdiler. Hazırlanan dev afişler, pankartlar ve herkesin aynı üniformayı giymesi de insanların ne kadar birleştiğinin bir göstergesi oldu.

Ortadoğu'da en çok katılımlı hayvan haklaro protestosu 15 bin kişi ile yapıldı 4
Amerika, Kanada, İngiltere ve Avrupa’da insanlar, gösteri yapabilme özgürlüğüne sahipken neredeyse hiçbiri kitlelere ulaşabilmek adına bu özgürlüğünü kullanmıyor. Ne yazık ki, toplanabilenlerin sayısı bir düzineyi geçmiyor.

Hükûmetleri ve firmaları titretmek istiyorsak hayvanlar için daha fazla mücadele etmeliyiz. Hayvanların avlanmasını market hâline getiren; Batı ülkeleri, komşuları ve koşulları. Kenya gibi gelişmekte olan ülkeler, binlerce kişinin toplanmasına ev sahipliği yapıp ihracatın durması için protestolar düzenliyorsa biz de kendimize düşen oyunu oynamalı ve binlerce kişi toplanarak ithalatı protesto etmeliyiz.

Ortadoğu'da en çok katılımlı hayvan haklaro protestosu 15 bin kişi ile yapıldı 3
İsrailli eleştirmen Danielaszt ise konuyla ilgili şu yorumu yaptı:

“Hayvanlar konusunda bir süre önce uyandık. İsrail’in yüzde 7’lik bir kesimi şu an vegan ve bu oran giderek yükseliyor. Dünyanın herhangi bir yerinden daha fazla vegan ve vejetaryen restoranlarımız var ve vejetaryen yemek bulundurmayan restoranlarımız neredeyse hiç yok. Bizim ulusal yemeğimiz bile vegan Falafel, vegan Humus ya da vejetaryen Sabiç. Biz, en geniş hayvan özgürlüğü savaşçıları olarak Amerika’ya ihraç edilen ve ilaç deneylerinde kullanılan maymunların yetiştirildiği Mazor çiftliklerini kaldırıp oradaki maymunları sığınaklara göndermeyi başardık.”

Ortadoğu'da en çok katılımlı hayvan haklaro protestosu 15 bin kişi ile yapıldı 2 Ortadoğu'da en çok katılımlı hayvan haklaro protestosu 15 bin kişi ile yapıldı 1

Kaynak: Cecils Pride

Kolay, lezzetli ve besleyici: Tatlı patatesli mantar

Vegan tariflerin bir özelliği de besleyici, genellikle kolay bulunabilen ve ekonomik malzemelerden oluşuyor olması. Farklı tatları bir araya getirirken, sömürüden uzak oluşuyla gönül rahatlığıyla yiyeceğiniz, mis gibi tatlı patatesli mantar tarifini seveceğinize eminim. Bu tarifte biraz bolca olan miktarları isteğinize göre değiştirebilirsiniz.

Malzemeler:

  • 12 adet mantar
  • 1 büyük boy tatlı patates
  • Yarım bardak pişmiş nohut
  • 1 yemek kaşığı buffalo sos ya da acı sos (istediğiniz ölçüde)
  • 1 çay kaşığı zeytinyağı
  • Tuz ve pul biber
  • Yaprak soğanı (isteğe göre)

Hazırlanışı:

Mantarları saplarından ayırın ve iyice temizleyin. 1,5 bardak su eklediğiniz kaba mantarları koyduktan sonra üzerini kaplayarak yumuşamaları ve pişmeleri için 1 dakika boyunca mikrodalgada çevirin. Aynı sonucu almak için mantarları buharlı pişiriciye de atabilirsiniz. Tatlı patatesi 6-8 dakika mikrodalgada çevirerek yumuşatın daha sonra oda sıcaklığında soğumaya bırakın. Patatesi, sosu, nohutları, zeytinyağını ve kullanacağınız baharatları mutfak robotunda karıştırın. Karışım, kremsi ve homojen bir kıvama geldikten sonra mantarları doldurun. Karabiber ve taze otlarla süsleyebilirsiniz. Afiyetler!

  • Tek mantar için kalori: 48
  • Karbonhidrat: 6 g
  • Yağ: 1 g
  • Protein: 2 g
  • Sodyum: 77 g
  • Şeker: 1 g

İnsanların alıp evlerine götürmesi için şehrin duvarlarına ahşap baskılar bırakıyor

Romanya’nın Cluj şehrinde yaşayan fotoğrafçı Ania Ciotlaus, sokak duvarlarına kendi yaptığı ahşap baskıları asıyor. Baskıları gören herhangi bir kişi bu eserleri duvardan alıp, evine götürebiliyor. Sanatını insanlarla paylaşmayı seven sanatçı durumu şöyle açıklıyor: 

”Sokak fotoğrafçılığı ve deneysel baskı ile daha çok ilgileniyorum. Ahşap baskıya bir süre önce girdim ve baskılanmış her fotoğrafın ahşap yüzeyinden ötürü eşsiz bir doku alması gerçeğini seviyorum. Bu eğlenceli ve karmaşık bir teknik ve sürecin büyük çoğunluğunda ellerinizi kullanmak zorundasınız ki ben çok keyif alıyorum. Yakın zamanda, onları şehrimin duvarlarına koymaya başladım çünkü onları yoldan geçenler ile rastgele paylaşmayı seviyorum.”

I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home1__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home2__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home3__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home4__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home5__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home6__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home7__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home8__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home9__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home10__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home11__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home12__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home15__880 I-hang-woodprints-around-the-city-for-people-to-find-and-take-home16__880

Kaynak: Bored Panda

İki ayı, birkaç insan, bazı katiller ve üslupsuz haberciler: Türkiye’de hayvan hakkı

Hayvan hakları Türkiye’de, sürekli insanların öldürüldüğü bu ülkede, hâlâ anlaşılamayan bir konu. Henüz insan haklarını anlayamamış kişiler olduğu sürece hayvan haklarının savunulamayacağını söyleyen bir insan kalabalığı var. Ancak doğru yol bu değil. Doğru yol, hakları kayıtsız, şartsız ve türlerden bağımsız savunmak!

Erzurum-Erzincan karayolu üzerindeki Aşkale ilçesinin Çayköyü mevkiisinde 300 metre arayla iki ölü ayı bulundu. Katiller bir ayıyı öldürüp üzerini toprakla örtmüş, diğer ayının ise dört pençesini de keserek yanlarında götürmüş. İnsanların ölüsüne saygı duymayıp, onu resmi arabaların arkasından sürükleyenler, pek tabii ayıları öldürüp pençelerini de keserler.

Ayıyı bulan yurttaşların garip davranışları ise ülkedeki hak anlayışını gözler önüne seriyor. Ayının ölüsüne gülen, bir ölüyle fotoğraf çektiren, öyle durup bakan insanlar… “Canlı değil de an azından ürküyor insan” diyen bir vatandaş selfie çekerek facebookta paylaşacağını söylüyor. 

Radikal‘de yer alan haber ise resmen hayal kırıklığı. Ayıların ölüsünden “leş” diye bahseden Radikal’in diğer haberleri tarandığı zaman görülüyor ki, hiçbir haberde insan ölüsünden “leş” şeklinde bahsedilmiyor. Tam da burada ortaya çıkıyor hak eşitsizliği ve bilgisizlik.

Bir hayvan veya insan öldürmek suçtur, cinayettir, acizliktir. Hayvanı öldüren de katildir, insanı öldüren de. Peki, neden hayvan ölüsüne leş derken insan ölüsüne leş demeyi hakaret kabul ediyoruz? “Leş” tanımına layık görülenler terörist veya devlete zararlı kişiler (!) iken normal bir vatandaş veya bir asker öldüğünde ondan leş diye bahsetmiyoruz. Buradaki türcülüğü anladığımız gün, hayatımızın pek çok alanında ilerleme kaydedeceğiz.

boz_ayi

11 Şubat 2015’te Özgecan Aslan’ı öldüren katillerin ifadeleri ile ortaya çıkan “olası bir DNA testine karşın” genç kadının ellerinin kesilmiş olması ile ayının pençelerinin kesilmesi arasında pek bir fark olmadığını düşünüyorum. Özgecan’ın ellerini kesenler bir insanı işkence ile öldürdükleri için şu an cezaevindeler. Ancak ayıların ölümüne sebep olan da pençelerini kesen de ortada yok ve muhtemelen de bulunamayacak. Bir örnek de geçtiğimiz günlerde yaşandı. Hacı Lokman Birlik isimli kişinin cansız bedeni küfürler eşliğinde dakikalarca bağlandığı aracın arkasından sürüklendi. Cenazesine dahi küfür edilen kişinin ölüsüyle polislerin fotoğraf çektirdiği belirtildi. Ben arada büyük bir farktan ziyade büyük bir zihniyet benzerliği görüyorum.

İki ayı, birkaç insan, bazı katiller ve üslupsuz haberciler: Türkiye'de hayvan hakkı

Doğan Haber Ajansı’nın hazırladığı haberde ölen ve pençeleri çalınan ayılar hakkında jandarmanın soruşturma başlattığı yazıyor. Ancak jandarmanın Gaia Dergi’ye verdiği bilgiye göre böyle bir şey yok. Jandarma, olayla ilgili soruşturmayı Orman ve Su İşleri Bakanlığı bünyesindeki Milli Parklar Şube Müdürlüğü’nün yürüttüğünü belirtti. Ayrıca Jandarma halkın bu konudaki garipliğini de onayladı; insanların hâlâ çok meraklı olduklarını birilerinin duvara asmak için ayının pençelerini kesmiş olabileceğini ancak bunun bir işkence ile yapılmadığını, öldüğü görülen ayının pençelerinin sonradan kesildiğini düşündüğünü de sözlerine ekledi. 

Milli Parklar Şube Müdürlüğü’nden bir yetkilinin sözleri ise büsbütün üzücü. Ayıların yaşam alanlarına HES’ler ve yol inşaatları yüzünden müdahale edildiğini bu yüzden de ayıların insanların yaşam alanına girmek zorunda kaldığını belirtti. Av turizminin haklı bir gerekçesi olduğunu savunan yetkili, ayıların insan alanlarına girecek kadar çoğalmaması için yaşı geçmiş ayıların alan dışına çıkarılması gerektiğini bunun da av ile sağlandığını söyledi. 

Ayı Pençesi
Haziran 2013’te Rus-Çin gümrük polisi tarafından yakalanan 213 kaçak ayı pençesi. Yüksek besin içerdiğine inanılan ayı pençeleri, Çin’de rağbet görüyor. (Haziran 2013)

Daha önceden de bölgede ayı ölümleriyle sık sık karşılaştıklarını açıklayan yetkili kişi, bu sefer durumun farklı olduğunu kaydetti. Araba çarpması sonucu hayatını kaybeden, insan tarafından öldürülen ayı veya ayının zarar verdiği insan vakalarının çok yaşandığı ancak pençeleri çalınan ayı vakasının ilk defa görüldüğünü belirten yetkili, bunun belki de basının ilgisini çekmek için yapılmış bir şey olduğunu vurguladı. Ayrıca yekili, ayıların vücudunda bulunan yüksek miktarda yağın faydalı olduğunu ve insanların da bunu “kocakarı ilacı” şeklinde tabir edilen yerlerde kullandığını, bazen böyle cinayetlerle karşılaşıldığını dile getirdi. Ancak söz konusu ayılar ile ilgili böyle bir durum yok. Artık ölen bir ayının haber değeri taşımadığını ve bu yolla belki ayı öldükten sonra, basın mensupları aranmadan önce pençelerin kesilmiş olabileceğini vurgulayan yetkili, incelemelerin devam ettiğini ve yakın zamanda olayın aydınlatılacağını da ekledi. 

Başlık Fotoğrafı: Turgay İpek/DHA

Sürüklenirken edebiyat: Edgar Allan Poe

19’uncu yüzyıl birçok bakımından dünyada değişim rüzgârlarının estiği bir yüzyıldır. Bu değişimlerin en çarpıcı örneklerinden birisi, edebiyat alanında, edebiyatın neliği ile ilgili yapılan sorgulamanın ardından, birçok farklı edebiyat türünün ve edebiyat yapış tarzının ortaya çıkmasıyla deneyimlediğimiz değişimdir. 19’uncu yüzyılda yaşanan bu radikal değişimin, hiç şüphesiz baş kahramanlarından ve sembollerinden birisi, karanlık edebiyatla bizi tanıştıran isim Edgar Allan Poe’dur.

18 Ocak 1809 tarihinde, Boston doğumlu olan Edgar Allan Poe’nun hayatı, her edgar-and-the-raven-paul-greenedebiyatçıda olduğundan biraz daha sıradışı izler barındırıyor. Henüz küçük yaşlarda babasının evi terk etmesi ve annesinin ölümü üzerine Poe, zorlu bir yaşama başlamış oldu. Virginia’da bir ailenin onu yanına almasıyla eğitimini sürdürebildi. Beş senelik bir İngiltere yolculuğunun ardından Virginia’ya yeniden döndü ve burada kısa süreli olarak Virginia Üniversitesi’nde eğitim gördü. Bu arada kumar borcu yüzünden bakımını üstlenen aileden aldığı destek kesilen Poe, kendisini hayatta kalma uğraşıyla baş başa buldu. Bu sıralarda kendisini güvence altına almak istercesine orduya katıldı ve bir süre burada yaşamını sürdürdü.

Yaşamın onu karamsarlığa itmesiyle Poe, bu karamsarlığı yansıtabileceği bir alan olan edebiyata iyiden iyiye yöneldi. Başarılı öykü ve şiir örnekleri ile Poe, gelecek yüzyıl edebiyatına derin izler bırakacağının sinyallerini verir gibiydi. Ama tabii bu sırada yaşamındaki olumsuzluklar artarak devam etmekteydi. Edebiyat eleştirmenliği ile hayatını kazanan Poe, 1936’da evlendiği eşini 1947’de kaybetti. Bu günden sonra onun için kendini kaybetmiş, yönsüz bir yaşam kaçınılmaz oldu. Kendisini iyiden iyiye içkiye veren Poe, içtiği bir meyhanede fenâlaştıktan sonra hastanede yaşamını yitirdi. Tarih 7 Ekim 1849’du ve Edgar Allan Poe henüz 40 yaşındaydı.

Poe’nun bu erken ölümü büyük bir üzüntüyle karşılanmadı. Çünkü henüz Poe’nun dünya edebiyatına etkilerinin farkında değildi kimse. Cenaze törenine yalnızca birkaç kişi katıldı. Yalnız, köhne ve sefil bir hayatın ardından, vedası da bu yaşama paralel olmuştu Poe’nun. Ama arkasında bıraktığı eserler ölümsüzdü. Özellikle “Kuzgun” isimli şiirinin başarısı yadsınamayacak derecedeydi.

Kalkıp haykırdım: “Getirsin ayrılışı bu sözlerin!
Rüzgârlara dön yeniden, ölüm kıyısına uzan!
Hatıra bırakma sakın, bir tüyün bile kalmasın!
Dağıtma yalnızlığımı! Bırak beni, git kapımdan!
Yüreğimden çek gaganı, çıkar artık, git kapımdan!”
Dedi Kuzgun: “Hiçbir zaman.”

Oda kapımın üstünde, Pallas’ın solgun büstünde
Oturmakta, oturmakta Kuzgun hiç kıpırdamadan;
Hayal kuran bir iblisin gözleriyle derin derin
Bakarken yansıyor koyu gölgesi o tahtalardan,
O gölgede yüzen ruhum kurtulup da tahtalardan
Kalkmayacak – hiçbir zaman!

(Kuzgun şiiri, çev. Ülkü Tamer)

edgar-allan-poe

Edgar Allan Poe’nun korku, gerilim, polisiye gibi edebi türlerin sembol isimlerinden birisi olduğu çok açıktır. Ve onu bekleyen kötü sonun, eserleri ile uyum göstermiş olması da, yazarın yaşamı ve edebi tutumu konusunda bize içtenlik gösterdiğini de söylemek oldukça mümkündür. Poe’nun yaşam öyküsü ve edebiyata kattıkları hafızamızda yer etmeye her zaman devam edecektir ki Edgar Allan Poe, yaşamında görmediği saygı ve ihtimamı, günümüzde fazlasıyla görmektedir.

Yersiz bir derinlik düşünceyi karıştırır, zayıflatır; bir noktaya toplanmış, devamlı, dümdüz bir dikkatle bakarsanız, Çoban Yıldızı bile gökyüzünden silinip yok olabilir. (Morgue Sokağı Cinayeti)

Bazı eserleri:

– Annabel Lee
– Morgue Sokağı Cinayeti
– Kuyu ve Sarkaç
– Kızıl Ölümün Maskesi
– Kara Kedi

Binlerce yıldır kendi kendine geçinen Omo Vadisi sakinleri

Hindistan’ın Varodara şehrinde doğup büyüyen Trupal Pandya, Brooklyn’de yaşayan bir fotoğrafçı. Amatör dönemlerinde Hindistan’ın iç bölgesinde yaşayan insanların günlük hayatını fotoğrafladıktan sonra şu anki tutkusu olan Güney Asya ve Afrika’da modernleşmenin eşiğindeki kabilelerle çalışarak, onları fotoğraflarla belgeledi.

2012’de başlayan yolculuğunda Trupal, Güney Etiyopya’da yer alan Omo Vadisi‘ni; Mursi, Hamer, Benna, Arbore gibi burada yaşayan ve kökleri çok eskiye dayanan kabilelerin hayatlarını görüntüleyip belgelendirmek için ziyaret etti.

Etiyopya’nın ıssız bölgelerinden geçtiği yolculukta Trupal, Etiyopya’nın bakir kalmış doğal alanlarından geçti. Binlerce yıldır kendi yöntemleriyle ve kendi kendilerini geçindirerek yaşayan bir kabile toplumuyla karşı karşıya geldi. Kabilelerle yaşama ve yaşamlarında ön planda olan aile bağlarına ve sosyal bağlara ilişkin gözlem yapma fırsatı buldu.

Omo Vadisi’nin Sakinleri 7

Trupal, Omo Vadisi’nin toprak yollarına girerken yolcuğunun olumlu bir deneyime dönüşmesini beklemiyordu. Doğa manzarası ve karşılaştığı insanlar kalbini fethetmekle kalmayıp, yeni bir yol bulması için ilham kaynağı oldu.

Fotoğraflarda beyaz fon kullanılarak kabile üyeleri tek odak noktası olarak ele alındı. Kabile üyeleri, doğal yaşam alanları ağaç, göl, ev ve ağıllardan yoksun biçimde, günlük araç gereçleriyle fotoğraflandı. Özneyle seyirciyi karşı karşıya getiren fotoğrafçının tasvirinden “gitgide daha klişe ve çağdışı olarak ‘Öteki’ ” fikri doğdu. Trupal, yıl içinde vadiyi ziyaret ederek oranın yerlileriyle bağlarını sürdürdü.
Omo Vadisi’nin Sakinleri 6 Omo Vadisi’nin Sakinleri 5 Omo Vadisi’nin Sakinleri 8

Omo Vadisi’nin Sakinleri 10Omo Vadisi’nin Sakinleri 9 Omo Vadisi’nin Sakinleri 14Omo Vadisi’nin Sakinleri 11 Omo Vadisi’nin Sakinleri 17Omo Vadisi’nin Sakinleri 13Omo Vadisi’nin Sakinleri 4Omo Vadisi’nin Sakinleri 12

Omo Vadisi’nin Sakinleri 15 Omo Vadisi’nin Sakinleri 1 Omo Vadisi’nin Sakinleri 2 Omo Vadisi’nin Sakinleri 3
Omo Vadisi’nin Sakinleri 16

Kaynak: Bored Panda

Engelli hologramları, park yerlerini işgal eden sürücülerle konuşuyor

Engelli bireylerin hologramları, park yerlerini işgal eden sürücülerle konuşuyor: More than a sign / Bir işaretten daha fazlası!

Engelli sürücüler günlük hayatta birçok zorlukla karşılaşıyor. Özellikle engelli bireyler için ayrılan park yerlerinin ele geçirilmesi çözüme kavuşması gereken ciddi bir sorun hâline geldi. Reklam ajansı Bird Strategy’e göre, Rusya’daki sürücülerin yüzde 30’undan fazlası engelli bireylere ayrılan park yerlerini kullanarak suç işliyor. Bu probleme dikkat çekmek amacıyla ajans, engelli bireylerin haklarını savunan kuruluş Dislife ile işbirliğine giderek akıllıca bir projeye imza attı.

Park yerlerine kurulan düzenek sayesinde bilinçsiz sürücülerin sorun üzerinde düşünmeleri sağlanıyor. Sistem şöyle çalışıyor: Su, kameralar ve projeksiyondan oluşan bir donanım yerleştiriliyor. Havaya neredeyse görünmeyecek şekilde su püskürtülüyor, bu da hologramın görünebilmesini sağlıyor. Donanımda yer alan özel kameralar, araba camındaki işareti algılayarak engelli sürücüleri tespit edebiliyor. İşaret algılanmadığı takdirde, yani engelli olmayan bir sürücü ayrılan park alanını işgal etmeye kalkarsa engelli bir bireyin hologramıyla karşılaşıyor.

morethanasign5

Hologram, sürücülerle konuşarak empati kurmalarını sağlıyor ve yeni bir park yeri aramaları gerektiğini hatırlatıyor:

morethanasign3

“Dur! Ne yapıyorsun? Ben yalnızca yerdeki bir simge değilim. Yokmuşum gibi davranamazsın. Neden bu kadar şaşırdın? Bu, engelliler için ayrılan bir park yeri. Evet, ben gerçeğim. Lütfen, park edebileceğin başka bir yer bul.”

morethanasign2

Kampanyanın reklam filminde ise sürücülerin şaşırdığı ve etkilendiği açıkça görülüyor. Şimdilik yalnızca büyük alışveriş merkezlerinin otoparkında hayata geçirilen bu projenin yayılması birçok birey için önemli bir adım olabilir.

More than a sign

Kaynak: My Modern Met