Ana Sayfa Blog Sayfa 462

Savaş yıkımdır, barış umuttur: Barış için herkes forumda buluşuyor

Barış için herkes 17 Nisan Pazar günü saat 15.00-20.00 arasında ODTÜ Vişnelik Tesisleri’nde barışa ses olmak için buluşacak.

“Bizler; Barış İçin Akademisyenler, Ekolojistler, Müzisyenler, Sokak Fotoğrafçıları, Edebiyatçılar, Sinemacılar, Halklar, Kadınlar, Çevirmenler, Sağlıkçılar, Gazeteciler, Tiyatrocular, Öğrenciler, Yayıncılar, İnsan Hakları Savunucuları, Çocuk Hakları Savunucuları, Hayvan Hakları Savunucuları, Taraftarlar, LGBTİ Hareketi, Mimarlar, Plancılar, Video Aktivistleri, İşçiler, İşsizler…

Kısaca Barış İçin Herkes olarak bir araya geliyoruz. Barış için ses veriyoruz. Sesimiz birlikte daha güçlü çıksın diye, savaşın karşısında barıştan yana olan herkesi forumuza, barışa ses olmaya çağırıyoruz.”

Barış İçin Herkes, 13 Şubat 2016’da Ankara Sakarya Caddesi’nde bir araya gelmişti. Pek çok meslek grubundan barış isteyen kişinin umutlarını paylaştığı sokak forumunun ardından geçen yaklaşık 2 ayda değişen bir şey olmadı savaş tüm çirkinliğiyle sürdü, yaklaşık bir yılda 600’den fazla sivil kanlı saldırılarda hayatını kaybetti. 

Sarayların savaşına karşı hakların barış isteği ise bitmedi, artarak devam etti. Şimdi barışa ses vermenin, savaşta yitirdiklerimizin anısını gözeterek mücadele etmenin zamanı. Bahar barışla, umutla, bizimle gelecek! 

Etkinliğin Facebook sayfası için lütfen tıklayın.

barış için herkes

WABI-SABI: Maddeye değil maneviyata değer veren güzellik

Gerçekleştirdiği sergilerle adından söz ettiren ve dikkatleri üzerine çeken genç sanatçı Erin İlkcan Aslan, 8 Nisan – 14 Nisan tarihleri arasında WABI-SABI isimli yeni sergisi ile Galeri Tilki‘de yer alacak.

Kabullenmemek, üretmek, sorgulamak ve yenilmekten doğan bir mekân mottosu ile Ankara Kennedy Caddesi üzerinde çeşitli sergileri misafir eden yeni galeri Tilki, çeşitli sanatçıları sanatseverlerle buluşturuyor.

Japonca sade, maddeye değil maneviyata değer veren, alçakgönüllü ve doğayla uyumlu anlamına gelen “wabi” ile eskimiş, solmuş, zamanın izlerini taşıyan anlamına gelen “sabi” kelimelerinin birlikteliğiyle yeni bir anlama kavuşan wabi-sabi en kısa şekilde “kusurlu güzellik” olarak tanımlanıyor. Wabi sabi’ye göre hiçbir şey tamamlanmış değildir, her şey hareket halindedir. Bu hareketliliğin tanığı olabilmenin yolu da sadeleşmektir.

Ankara’da yaşayan Erin, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim bölümü eğitimine devam ediyor. Dört beş senedir hem bireysel hem de grup sergilerinde yer alıyor. Yaptığı tasarımlarla çeşitli ödüller de kazanan Erin’in ismini yakın gelecekte çok daha fazla duyacağız gibi. Çalışmaları ile çok daha başarılı işler gerçekleştireceğine inanıyorum.

Sergiyi ajandanıza eklemek için Facebook etkinlik sayfasını kaydetmeyi unutmayın.

Adres: John F. Kennedy Cad. 31/B Çankaya / Ankara
Telefon: 0535 848 4554

Evsiz bireylerin hiçbiri üşümesin diye uyku tulumu tasarladı

İrlandalı bir genç evsiz bireylerin hiçbiri üşümesin diye oldukça hafif uyku tulumları tasarladı. Dublin’deki “sefalet çeken” gününde, sokaktaki evsizler için para toplanıyor. Emily Duffy adlı öğrenci de buna istinaden daha köklü bir çözüm sunarak sokakta yaşayan insanlar için onları koruyacak bir uyku tulumu tasarladı.

Irish Timesda belirtilene göre, Emily geliştirdiği bu uyku tulumlarını tek tek deneyerek eledi ve ona göre tekrar geliştirdi; tüm elemeleri sonucunda ortam koşullarına ve çevreye uygun olarak hazırladığı uyku tulumlarında karar verdi. Sonrasında da Dublin’de yapılan BT Genç bilim insanları ve teknoloji adlı ülkenin en akıllı çocuklarının tasarladıklarının sergilendiği yarışmada bunları göz önüne serdi.

15 yaşındaki bu öğrenci yanmaz, su geçirmez, hafif baloncuklu malzemeden yaptığı uyku tulumlarını kıyafetlerin yerine kullanılacak şekilde tasarladı. Baloncukların oluşunu tulumun içindeki sıcak havayı korumak olarak açıklayan Emily hem yanmaz malzeme kullandı hem de su geçirmez bantlarla uyku tulumunun kenarlarından kapatılmasını sağlayacak bir şekilde tasarımını daha da geliştirdi.

Çünkü sokaklarda uyumak tehlikeli olabileceğinden dolayı Emily, uyku tulumun içinde yatan insanın rahatça kaçabilmesi için cırt cırtlı olan bu bantları ekledi. Ayrıca bu uyku tulumlarında uyuyan kişinin görüş mesafesini kapatmaması da ayrı bir artısı oldu. Ayrıca yatanın kıyafetlerini ve ayakkabılarını koyabileceği bir ceb de ekledi. Böylece o cebi yatanlar yastık şeklinde de kullanabilecek haline getirebilecekti.

dublin, evsizler 3

Emily’e göre uyku tulumlarına bu cepleri eklemek uyuyanın kıyafet saklama derdinin olmayacağını bu nedenle de böyle bir şey geliştirtirmiş olmak önemliydi.

Üçüncü sınıf öğrencileri bu uyku tulumlarını, kendileri de deneyerek talepleri karşılayıp karşılamadıklarını test ettiler. Test sonucunda uyku tulumları, tam da Emily’nin umut ettiği gibi sokakta yaşamak zorunda olanlar için yeterli sıcaklığı sağlayabildiği ve su geçirmez olduğu anlaşıldı.

dublin, evsizler 1
Emily Duffy

İlk örneğin denenmesinden sonra “Oldukça hafif ve bu yüzden tasarlanmaya devam edilecek. Bilinen uyku tulumlarından daha uzun yıllar boyunca dayanabilecek şekilde tasarlandı” diye konuştu Emily.

Emily uyku tulumlarına ek olarak evsizlerin hayatlarını yeniden kurması için yardım da ediyor. Dublin’deki evsizlere, servis hizmeti adlı yerde bu uyku tulumları 10 dolara satılıyor.

Belki bir gün ülkemizde de böyle yarışmalar neticesinde sokakta yaşayan insanlar için koruyucu bir şeyler tasarlanabilir. Haberi hazırlarken bir “belki” sorusu geçmiyor değil insanın aklından ya da ne bileyim bu tür yarışmalara gerek kalmadan bizler de bir şeyler yapabiliriz…

Kaynak: True Activist

Kamboçya’nın süper aşçısı: Aynebilim Aşevi

“Kimse süper kahraman olduğumu anlamasın diye yemek yapıyorum…” İşte size bomba gibi tanımlama. Kendisini böyle tanıtmış Aynebiliyim Aşevi’nin mimarı. Bana sorarsanız az bile söylemiş. E kolay mı Büyükada’dan Kamboçya’ya taşınıp insanlara el uzatmak? Yaşamını 300 kişiyi doyurmak için seferber etmek?

Öncelikle bilmeniz gereken konu bu süper kahraman ismi de dahil olmak üzere hiçbir özel bilgisini paylaşmıyor o nedenle kendisine Aynebilim diyeceğim yazı boyunca. Bu kararına saygı ve hayranlık duyarak anlatmaya geçiyorum.

Hikâyesi okuduğu bir yazı ile başlıyor, hayatı değişiyor ve değiştiriyor hayatları bu koca yürekli aşçımız. Aslında aşçı değil grafiker kendisi ama o konuya sonra geleceğim. Çoğumuzun malumu dünya bir masaldır isimli sitenin sahibinin bir haberi bu bahsi geçen yazı. Kamboçya’nın başkentinin dibinde çöpten karnını doyuran bir köyden bahsediliyor bu haberde. İnsanların aylık gelirinin 5 dolar olduğu bir köy… Sadece pirinç alıp onu yiyerek yaşamaya çalışan köylüler…

Bir alışveriş sonrası evine döndüğünde işte bu haberi okuyor Aynebilim ve “300 insanın 1 aylık yemek parasını az önce sadece kendim için harcadım” diye düşünüyor. Ben ne yapıyorum, diyor kendi kendine. Zaten hali hazırda freelancer çalışan Aynebilim kararını o an veriyor işte. Bu insanlar için bir şey yapmalıyım, zaten internet üzerinden iş yapıyorum ha bura ha ora deyip Kamboçya’nın yolunu tutuyor.

aynebilim1 Zaten normal bir hayatla da işi olmamış Aynebilimin. Bu sebeple ne ev ne araba ne de klasik evlilik çocuk düşleri falan da kurmamış hiç. Girdiği düzenli işlerden sıkılmış hep. “Büyükada’da yeşillikler içinde bir evde, nefis bir balkonda, dünyanın en güzel kedisiyle (bana göre), denize iki dakika mesafede, yediğim önümde, yemediğim ardımda, bol sohbetli, muhabbetli, gezmeli, tozmalı bir hayatım vardı“ diye anlatıyor Kamboçya öncesini. Ama o mutluluğun bu kadar bencilce olamayacağını anlamış. Mutlu etmek istemiş, el uzatmak istemiş ve grafikerlikten aşçılığa terfi etmek için düşmüş yollara.

aynebilim3aynebilim2

aynebilim7Gidip eldeki parasıyla kurmuş aşevini Kamboçya’daki o fakir köye. Kazandığı parayla da malzemeler alıp köydeki bir iki kadının da yardımıyla başlamış yemekleri yapmaya. Köyün üçte birini oluşturan çocukların mutluluğuyla mutlu olmuş Aynebilim. Mutluluk insanları mutlu etmektir diyor. Karınların doyan çocukların gözlerinde ki o mutluluk… Ya da dondurma ısmarladığınız bir çocuğun mutluluğu…

aynebilim6

Bir arkadaşı “Ben yemek ısmarlayacağım sen de bana teşekkür edeceksin, bunu kendim için değil başkalarının da görüp yardım etmesi için istiyorum” demiş Aynebilime. Utanmış bunu yaparken ama bir kıvılcım ateşlenmiş. Ve gelen onlarca bağış sayesinde aşevi rahatlıkla insanların karnını doyurmaya hatta para birikmeye başlamış. Yaşam Tarlaları Projesi çıkmış böylece ortaya. Projede iki sınıftan oluşan bir okul, sağlık kabini, aşevi, kadınlar için atölye, bu atölyede yapılanların satılacağı bir showroom, restaurant ve kelebek parkı varmış. Yüzde 80’i de tamamlanmış. Aynebilimin dediğine göre yaşam tarlalarından elde edilecek paralarla yeni aşevleri açılabilecek.

Bu süper aşçıya ne kadar imrensek az sanırım… İyi ki varsın, iyi ki umutsun…

aynebilim4

aynebilim10

aynebilim5

aynebilim8

Dilediğiniz kadar onları destekleyebilirsiniz!

Kaynak: Aynebilim, Facebook

Haydi Alaçatı’ya Ot Festivali’ne gidelim!

Dünyada bir turizm markası haline gelen Alaçatı, rüzgarın dansına katılan otların esintisiyle bu yıl da doğanın kıymetini bilip, keyfini çıkartıyor. 7-10 Nisan arasında gerçekleşecek Alaçatı Ot Festivali, 7. senesinde de dopdolu bir programla katılımcılara keyifli anlar yaşatmayı hedefliyor. Geleneksel hale gelen festivalin amacı, bölgenin doğasını, kültürünü ve geleneklerini Alaçatı sokaklarının her köşesine dökerek, yerel ve yabancı turistlere bölgeyi tanıtmak.

Alacati Ot Festivali6Festivalin bu yılki teması “Hindiba” olarak da bilinen “Radika” olacak. Festivalin dört gününü dolduran doğa yürüyüşü, zeytinyağlı sabun yapımı atölyesi, bitki çayı yapma ve tatma atölyesi gibi daha bir sürü aktivite var. Festivalde farklı söyleşiler de gerçekleşecek. Biyolojik çeşitliliğin korunması, Çeşme’nin tıbbi ve aromatik bitkileriyle sağlıklı yaşam söyleşi konularının sadece birkaçı. Festivalin en heyecanlı günü 10 Nisan olacak çünkü o gün en fazla ot çeşidini toplayana ve en güzel ot yemeğini yapana ödül verilecek. Festival boyunca aralarında Bennu Gerede’nin fotoğraf sergisinin de bulunduğu üç sergi gezilebilecek.

Ot Festivali ile Alaçatı’nın korunmuş doğası ve eşsiz tarihi dokusunu, gelenek ve göreneklerimizdeki sıcaklık ve samimiyetle harmanlayarak yerli ve yabancı konuklarla tanıştırmak istediklerini belirten Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, “Alaçatı’nın dar sokaklarında dolaşırken, güler yüzlü, güzel insanlarla bu güzellikleri paylaşmak, tanımadığınız insanlarla sohbet edip, ağız dolusu kahkahalar atmak ‘O an Alaçatı’daydım’ diyebilmek için herkesi bu festivali paylaşmaya çağırıyorum” diye konuştu.

Alaçatı’nın tarihi dokusu içinde sıcak Ege insanlarıyla, otlarının lezzetlerini tatmak isteyenler için güzel bir fırsat olabilir.

Alacati Ot Festivali Program
Festival Programını inceleyerek etkinlik rotanızı oluşturabilirsiniz.

“Psychedelic Reflection” partisi ile psychedelic ritme devam

Geçtiğimiz 13 Şubat’ta Ankara’da “Parvati in Valentines psy partisini düzenleyen Psyfactor ekibi hızını alamayıp, 16 Nisan’da bu sefer “Psychedelic Reflection” etkinliğini düzenliyor.

Psyfactor Vol II – Psyhedelic Reflection partisi ile Türkiye’nin kendi alanında en iyi psychedelic trance DJ’lerini freak’lerle buluşturmayı planlıyor. Hepimiz onu M.U.T.E olarak biliyoruz. Electric Universe, Infected Mushroom, Star Sound Ochestra, Juno Reactor, Cosmosis, Goalien ve Yahel gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşan Tolga Yetişmen, yeni projesi Goamute ile partide bizlerle birlikte olacak. Önceki partide de coşturan Gypsydelic’s tekrardan dansın ritimini bizlere hissettirecek ve İran’dan Ankara’ya ilk defa gelecek Erf & Magic Dark ikilisi de 2016 seti ile geceye renk katacak. Ayrıca Hypnotic, forrest ve dark türleri ile geceyi kapatacak.

Rahatça dans etmek ve unutulmaz bir gece geçirmek için belirli bir takım kuralların huzuru muhafaza etmek adına geçerli olacağını hatırlatmakta fayda var. Her türlü kesici, delici aletin ve silahın böyle bir eğlenceye yakışmadığını dile getirmeye gerek yok. Buna ek olarak, mekân içinde rahatsızlık veren kişiler etkinlikten uzaklaştırılacak.

Bir önceki parti, psychedelic müzik ile arkadaşlarımızla tepinmeyi özleyen biz Ankaralılar için dolu dolu geçmişti. Kapı 21.00’da açılacak ve biletlerin sınırlı sayıda olduğunun da altını çizelim. Ön satış biletleri tükenmeden yerinizi sabitleyin, keza çok az kaldı.

Biletino (17 TL) üzerinden satın alabileceğiniz gibi kapıda (+ 1 bira, 25 TL) da biletleri satın alabilirsiniz.

●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●
░░▓▓██ LINE UP ██▓▓▒▒
●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●

❂ERF & MAGIC DARK ✂ (IRAN/TR) (LIVE+Djset)
(Teranoise Records – Psyfactor)
https://soundcloud.com/magic-dark
https://soundcloud.com/erfan-nikseresht
▄ █ ▄ █ ▄ ▄ █ ▄ █ ▄ █ ▄

❂ GOAMUTE a.k.a. M.U.T.E ✂ (GOA/TR)
(Habahabe Tribe – Shanti Tribe)
https://soundcloud.com/goamute
https://www.facebook.com/goamute/
▄ █ ▄ █ ▄ ▄ █ ▄ █ ▄ █ ▄ █ ▄ █ ▄ ▄ █ ▄ █ ▄

❂ GYPSYDELIC’S ✂ (GOA/TR)
(Quatum Digits Records)
https://soundcloud.com/gypsydelico
https://www.facebook.com/Gypsydelics/
▄ █ ▄ █ ▄ ▄ █ ▄ █ ▄ █ ▄ █ ▄ █ ▄ ▄ █ ▄ █ ▄

❂ DJKECH ✂ (TR/U.K)
(Alien Beat Records)
https://soundcloud.com/djkechuk
https://www.facebook.com/djkech-104642136242250/
▄ █ ▄ █ ▄ ▄ █ ▄ █ ▄ █ ▄ █ ▄ █ ▄ ▄ █ ▄ █ ▄

٠•●▒▓DECORATION▓▒●•٠··

✫★✫ Art Director ✫★✫
✫★By Cenk Tınmazsoy (Ganjhandi Pro)
www.facebook.com/ganjhandi.pro
✫ İzgicem Arif Al
✫ Sınan Ebrar
✫ Adil Mert Deniz
✫ Freedoom Dom

٠•●▒▓ Mapping ▓▒●•٠·
✫ Atılım CosmoNut

٠•●▒▓ Afiş & Flyer Tasarım ▓▒●•٠·
★✫ Hakan Hısım ✫★
www.hakanhisim.net
www.facebook.com/hakanhisim

٠•●▒▓PHOTOGRAPHY & AFTER MOVİE▓▒●•٠·
✫ Psyfactor Media Crew
✫ Nazım Tozan

Para geçmeyen sanat mezatı: Değiş Tokuş Sergi

Bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan Değiş Tokuş Sergi 15-17 Nisan’da Adasanat’ta sanatseverlerle buluşuyor.

Paranın geçmediği sanat mezatı” olarak adlandırılan ve bu yıl üçüncüsü düzenlenen sergide 40’ı aşkın sanatçının eseri yer alacak. Katılımcıların takas yöntemiyle eserlere teklif verdiği karma bir çağdaş sanat sergisi olan Değiş Tokuş Sergi’de resimden heykele, özgün baskıdan seramiğe, fotoğraftan illüstrasyona kadar farklı kategorilerde eserler sergileniyor. Alıcılar sergi süresince beğendikleri eserlerin yanlarına yapıştırdıkları küçük post-it kâğıtların üzerine tekliflerini yazıyor. Bu teklifler para hariç her şeyi içerebiliyor. Geçtiğimiz yıllarda aralarında Memet Güreli, Buket Güreli, Cemil Cahit Yavuz, Faruk Geyran, Ekin Urcan gibi çok sayıda sanatçının desteğiyle düzenlenen sergiye bu yıl da sürpriz isimler katılacak.

Değiş Tokuş Sergi sanata daha uzak duran kitleyi ısındırmayı hedeflerken, tecrübeli ve genç sanatçıları aynı sergide buluşturuyor. İlk kez 2011 yılında hayata geçen sergiye gösterilen ilgiden çok memnun olduklarını belirten serginin organizatörleri Güray Oskay, Céline Feyzioğlu ve Sibel Özdoğan, “Değiş Tokuş Sergi gibi sergiler piyasa ilişkilerine karşı bir alternatif sunuyor, yapıtla doğrudan ilişki kurmayı sağlıyor” diyorlar. Daha önceki sergilerde binden fazla teklif aldıklarını kaydeden ekip şöyle devam ediyor: “İnsanların verecekleri şeylerin sınırı yok… Bonibon kapağı koleksiyonunu vermek isteyen de, yıllık tıbbi konsültasyon öneren doktorlar da oluyor. Sergiye katılanların istedikleri bir sanat eseri için para dışında bir şey düşünüp, hayal güçlerini harekete geçirmeleri gerekiyor.”

Değiş Tokuş Sergi’yle ilgili ayrıntılı bilgiyi www.degistokussergi.org adresinden edinebilirsiniz.

Adres: İstiklal Caddesi Aznavur Pasajı No:108 Kat:9 34440 Galatasaray İstanbul Türkiye
Telefon: 0212 245 56 23 – 0212 245 35 0

Sınırsız, bayraksız, baskısız bir dünya için: Bombalara Karşı Sofralar

Bombalara Karşı Sofralar, her Çarşamba, otoriteler tarafından körüklenen yoksulluğa, savaşa, israfa, doğa talanına ve hayvan sömürüsüne karşı, yenebilir gıda artıklarını değerlendirerek sofra kuruyor. İsraftan kurtarılmış vegan yemeği paylaşırken sınırsız, bayraksız, başkansız, baskısız dünya için umudu büyütelim diyen organizasyondan bizlere çağrı var!

Yemekler saat 16.00’da İnfial’de pişirilecek. Turan Caddesi 36/A Tarlabaşı adresinde pişen yemekler saat 19.00’da İstiklal Caddesinde Galatasaray Lisesi önünde olacak. Eylem ve sofra bir arada!

Bazı ihtiyaçlar var, giderken bir bakıp mümkün olanları yanınızda götürmeniz ise şahane olur!

  • Bütün yiyecekleri para kullanmadan, marketteki-manavdaki israfa müdahale ederek topluyoruz. Hep birlikte ücretsiz yiyoruz ve de sofraya hayvan sömürüsünü dahil etmiyoruz. Friganlık oley!
  • Evinizde bulunan ve kullanmadığınız malzemeleri (bakliyat, baharat vs.) de bekleriz. Sıvı yağ, sarımsak, salça, un her zaman makbule geçer.
  • Evde fazla varsa hafif-melamin tabak ve boş yoğurt kabı vs lazım.
  • Ayrıca diğer günlerde siz de kendi yiyeceğinizi köşe başındaki marketin-manavın atmak üzere ayırdıklarından ve yakınlardaki restoran/otellerin mutfaklarında veya masalarında atılmayı bekleyenlerden kotarsanıza? Her gün her öğün sisteme arka kapıdan dalmaca!

İletişim için: 0533 362 7062

*Taksim’de iki yıldan fazladır her Çarşamba market ve manavların çöpe ayırdığı yenebilir sebzeleri değerlendirerek herkesle paylaşan Bombalara Karşı Sofralar grubu, Mart ve Nisan boyunca sofraların yanı sıra üretim-tamir veya deneyim paylaşımına dayalı çeşitli etkinliklerin yapılacağını duyurmuştu.

Diyanetin toplantısında öze dönüş; kadına aşağılama ve cinsiyet ayrımcılığı

Diyanetin toplantısında kadın eğitimcinin sahne alması AKP’li Belediye Başkan Vekili’nin dindar ve kindar yüzünü ortaya çıkardı. Cinsiyet ayrımcılığında çıtayı biraz daha yükselten Başkan Vekili toplantıyı olaylı şekilde terk etti.

Diyanet ve AFAD tarafından ortaklaşa düzenlenen “Olağanüstü Hallerde Din Görevlilerinin Manevi Destek Becerilerinin Arttırılması” isimli projenin Trabzon’un Of İlçesindeki toplantısına AKP’li Of Belediye Başkanı Vekili Halil Alireisoğlu’nun hakaret ve tavırları damga vurdu. Of Belediyesi Toplantı Salonunda normal seyrinde ilerleyen toplantı da AFAD temsilcilerinin ardından Diyanet adına müftülük görevlisi Ayşe Yılmaz kürsüye geldi.

Ayşe Yılmaz konuşmasını sürdürürken protokolde yer alan Halil Alireisoğlu, “Sen kimsin bize vaaz veriyorsun. Bu kadın nereden çıktı. Bu ne iş? Erkekler kadınlardan vaaz mı alırmış? Bizim kadınlardan alacağımız eğitime ihtiyacımız yok!” diye bağırarak Ayşe Yılmaz’ın konuşmasına tepki gösterdi. Bununla da yetinmeyen Alireisoğlu fiziki olarakta müdahale edip konuşmacının mikrofonunu kapattı. Alireisoğlu salonu terk ederken belediye yetkilileri de gelip ışıkları söndürdü ve toplantının devam etmesine izin vermediler.

halil-alireisoğlu-1

İktidar partisinin birçok defa cinsiyetçi ve faşizan saldırılarına karşın bu sefer bir din görevlisine böylesi tepki verilmesi işin boyutunun nerelerde olduğunu göstermektedir. Her ne kadar parti içi ve dışından tepkiler alsa da Alireisoğlu İslamın kadına olan köle/cariye bakışını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Tepkisinin sebebi sorulan başkan vekili, konuşmacıyı kadın olduğu için konuşturmadığını da yanlış anlaşılmalara sebep vermemek için üstüne basa basa söylemektedir. Daha önceleri “Kadının en iyi mesleği anneliktir, kadın evinin süsüdür, kadın mıdır kız mıdır bilmem, kadın kahkaha atmayacak…” gibi birçok ifadeyle ayrımcılığı ve aşağılamayı normalleştiren AKP bu sefer çıtayı gerçekten bir boy daha yükseltti.

Erkek din görevlilerine kadının vaaz veremeyeceğine anlatmaya çalışan Başkan Vekili Alireisoğlu “Tepki göstermemin sebebi ortadadır. Başbakana olayı taşıyacağım. Bayanın konuşmasından rahatsız oldum. Temelde bayan olduğu için tepki gösterdim. Bayanların konuşacağı yer vardır, erkeklerin konuşacağı yer vardır. Bu telefonla konuşulacak iş değil. Aklınla o konuyu tartabilirsin” demek suretiyle kadına ve topluma bakışını da net olarak ortaya koymaktadır.

KaynakCumhuriyet

Karanlık işler katılımcılara tamamen farklı bir deneyim sunuyor

Gündemdeki olaylar nedeniyle XJAZZ Festivali Aralık ayına ertelenen konserlerinin duyurusunu yapmıştı. İptali olmayan konserler arasında Korhan Erel & Çağrı Erdem XJAZZ Festival kapsamında Karanlık İşler‘de sahne alıyor.

Berlin’de yaşayan, bilgisayar müzisyeni, doğaçlama ve ses tasarımcısı Korhan Erel ile gitarist, bilgisayar müzisteni ve kendin-yap sevdalısı Çağrı Erdem ile Karanlık İşler ve müzik hakkında konuştuk.

Berlin’de yaşayan biri olarak XJAZZ Berlin Festivali’ni muhtemelen daha önce duymuşsunuzdur. Festivalin Berlin versiyonunu nasıl görüyorsunuz? Bu sene İstanbul ve Ankara’da gerçekleşecek olan XJAZZ’lardan nasıl bir beklentiniz var?

Korhan Erel: Evet duymuştum tabi, ancak herhangi bir konserine gitmemiştim. İlk zamanlar daha çok kendi ana türüm olan özgür doğaçlama mekanlarına ve konserlerine gidiyordum Berlin’de. Zaten benim cazcılarla çalışmam aslen 2015 sonlarında başladı. Gerek Laia Genc ile olan projelerim gerekse ECM sanatçısı Cyminology ile çalışmaya başlamam, bu döneme rastlar. Dolayısıyla XJAZZ benim için artık sadece seyirci olarak değil bir müzisyen olarak da önemli.

XJAZZ’den beklediğim tüm müzisyenler, organizatörler ve izleyiciler için keyifli geçmesi. Ankaralılar da İstanbullular da son gelişmelerden dolayı inanılmaz gergin ve mutsuzlar. Belki biz konserimizle onların gönüllerine biraz su serpebiliriz.

Türkiye bir süredir zor ve belirsiz zamanlar geçiriyor. XJAZZ gibi bir festival böyle bir zaman içerisinde sizce nasıl bir yerde duruyor? Genel olarak kültür-sanat etkinliklerinin böyle günlerde nasıl bir önemi olduğunu düşünüyorsunuz? 

Korhan: Türkiye’de müzik genel olarak bir “eğlence” olarak görüldüğünden, ülkede kötü bir olay meydana geldiğinde, ilk iş konserlerin iptali oluyor. Halbuki müzik sadece bir eğlence değildir. Hatta Türkiye’de yapılan müziğe baktığınızda çoğunlukla hüzünden, acıdan bahsedildiğini görürsünüz. Dolayısıyla müzik acının dindirilmesinde, ifade edilmesinde de önemli bir yere sahiptir. Ayrıca endişeli, korkmuş insanları bir nebze rahatlatmazsanız, kilitlenirler ve hareket edemez, iş göremez hale gelirler. Diğer yandan, konserler iptal edilirken film gösterimleri, tiyatrolar ve benzeri herhangi bir iptal baskısına uğramıyorlar.

karanlik isler 1

Bir başka konu da müzik etkinliklerinin aslında bir “iş” olması. Bizim işimiz bu. Para kazandığımız etkinlikler bunlar. Bir sigorta şirketi, bir lojistik firması veya başka bir iş yeri ve hatta bir tiyatro, bir sinema nasıl bir saldırı sonrasında şirketini, işini kapatmıyorsa bu etkinliklerin de iptal edilmemesi gerekir.

Bu bağlamda XJAZZ festivalinin iki şehrin insanlarını bir nebze rahatlatacağını düşünüyorum. Umarım o sıralarda ters bir şey olmaz ve konserler iptal edilmez.

Türkiye ve Almanya’nın – ve özellikle İstanbul ve Berlin’in – uzun zamandır farklı şekillerde ve seviyelerde bir bağlantısı süregelmekte, sizce müziğin bu bağlantıdaki yeri ve görevi nedir? Ve bu bağlamda XJAZZ’ı ve kendinizi nasıl bir yerde görüyorsunuz?

Korhan: Müzik ve genel olarak sahne sanatları, kültürlerarası işbirliklerinin en kolay ve somut olarak vücut bulabildiği etkinliklerdir. İki şehir arasındaki bağlantılara baktığınızda müziğin en büyük yoğunluğa sahip olduğunu görürsünüz. Bu tabii ki müziğin diğer sanat dallarına göre daha önemli olduğunu göstermiyor, ancak müzik ve dans, insanların bir araya gelmesinin en kolay olduğu disiplinler sanırım. XJAZZ bu sene Almanya, İstanbul ve Ankara’yı bir araya getirerek çok güzel bir iş yapıyor. Umarım bu iki ülke müzisyenleri arasında yeni işbirliklerine de yol açar. Bu noktayı da çok önemli buluyorum ben. Sanatçı olarak sadece kendi ülkenizde, şehrinizde faaliyet göstererek ilerlemeniz çok zor. Ben de 2015 Eylül ayında Köln şehrinde Türkiyeli ve Almanyalı sanatçıları bir araya getiren UnStumm adlı etkinliği düzenledim. Türkiye’den daha fazla müzisyen, dansçı ve performans sanatçısını buralara getirmek ve onların buradaki meslektaşları ile tanışmasını, iş üretmesini sağlayacak başka fikirler de var kafamda. Almanya’da fon bulabilirsem, gerçekleştireceğim.

karanlik isler 2

XJAZZ festivali farklı genre’lardan insanları bir araya getirdiği ilginç kombinasyonlarıyla öne çıkıyor. Sizin Çağrı Erdem ile beraber vereceğiniz konserde seyircileri neler bekliyor?

Korhan: Karanlık bekliyor… Zifiri karanlık… ama korkutucu değil. Tekinsiz de değil. Müzik ile beraber kucaklayıcı, eşitleyici bir karanlık.

Sizin festival içinde Karanlık İşler isimli mekanda gerçekleşecek çok özel bir konseriniz olacak. Bütün konser tamamen karanlık bir ortamda gerçekleşecek. Daha önce hiç böyle bir ortamda konser vermiş miydiniz? Sizce bu hem sizin hem de seyirciler için nasıl bir deneyim olacak? 

Korhan: Ben Aralık 2013’te Karanlık İşler’in Galata’daki eski mekanında çalmıştım zaten. Hatta orada şu anda evli olduğum şahane kadın Tuğçe ile ilk yakınlaşmamı yaşamıştım. Benim için kişisel olarak çok özel ve romantik bir anıdır. Konser deneyimine dair en net hatırladığım ise koku alma duyumun bir anda inanılmaz keskinleşmesiydi. Seyircilerin etrafında yürürken, daha doğrusu yürümeye çalışırken, koku yardımıyla bulmuştum yönümü. İnanılmazdı.

Seyircilerin deneyimi de çok kişisel oluyor. Ama ortak olan, görme dışındaki duyuların keskinleşmesi, mekanın algılanmasında sesin rolünün ön plana çıkması ve normalde duymanın yanı sıra görerek de deneyimlenen müzik performansının, sadece kulak yoluyla deneyimlenecek olması.

karanlik isler 3Çağrı sensörler yoluyla üreteceği sesleri çalacak. Ben de elektronik cihazlar kullanacağım. Beraber doğaçlayacağız. Tabi elektroniğin en büyük zorlayıcılığı, hemen bütün cihazların ışık saçıyor olması. Konserden önce tüm cihazları ışık sızdırmaz hale getireceğiz. Bu da enstrümanımızla ilişkimizi tekrar sorgulamamıza yol açacak. Heyecanla bekliyoruz 15 Nisan’ı!

XJAZZ Berlin Festivali’ni daha önce duymuş muydunuz? Bu senenin Ankara ve İstanbul XJAZZ’ları hakkında ne düşünüyorsunuz? Festivallerin programını nasıl buldunuz?

Çağrı Erdem: Bir önceki XJAZZ’dan haberdardım. Bu sene, böylesine kapsamlı ve görünen o ki büyük fedakarlıklarla düzenlenen, dahası stilistik skalası çok geniş olan bir festival olacak.

Türkiye bir süredir zor ve belirsiz zamanlar geçiriyor. XJAZZ gibi bir festival böyle bir zaman içerisinde sizce nasıl bir yerde duruyor? Genel olarak kültür-sanat etkinliklerinin böyle günlerde nasıl bir önemi olduğunu düşünüyorsunuz?

Çağrı: En azından, cevaben kısa bir makale gerektiren sorular bunlar. Bu makalenin alt başlıkları arasında, eğlencenin neredeyse zaruri ihtiyaçlar arasında olmasının yanında, müziğin her zaman eğlendirici bir işlevinin olmaması ve sistem güdümlü algının bu konuda aslında ne kadar ikiyüzlü davranıyor olması da var. Öyle ki, eğlenme ve/veya ifade (dışavurum) ihtiyacı taşıyan karaktere yabancılaşıyor çoğu icracı ve dinleyici. Oysa ki XJAZZ gibi oluşum & organizasyonlar bu tablonun aksine inanır vaziyette. Kültür-sanat, ekonomi-politik, ahlak vesaire ne dersen de, böyle günlerde, etkinliklerin (eylemlerin) çok büyük önemi olduğunu düşünüyorum. Fırıncı, müzisyen veya eczacının, ne emekleri, ne sınıfları, ne de sınıfların öncelikli ihtiyaçları üzerinden, hiyerarşik bir yapıya tabi tutulamayacağına inanıyorum. Emeğin her türlüsünün önemine inanıyorum. Elini taşın altına koymanın güzel olduğuna inanıyorum çünkü en azından emeğin ezilebilirliği ve dolayısıyla mücadele edilebilirliği bir varlık göstergesidir ve bu etkileşime yol açacaktır. Baskı, yaratıcılığı tetikler; yıkım, yaratıcı bir etkinlik oluverir. XJAZZ’da da, —kişiden kişiye de değişerek— yaratının da, yıkımın da estetiği, içtenliği mevcut gibi hissediyorum.

cagri erdem 3

Türkiye ve Almanya’nın – ve özellikle İstanbul ve Berlin’in – uzun zamandır farklı şekillerde ve seviyelerde bir bağlantısı süregelmekte, sizce müziğin bu bağlantıdaki yeri ve görevi nedir? Ve bu bağlamda XJAZZ’ı ve kendinizi nasıl bir yerde görüyorsunuz?

Çağrı: Müzik hep “evrensel bir dil” olarak kabul edilegelmiş. Bu bir bakıma doğru. Evet, notasyon mesela, belli bir sistematiği, tarihi olan ve gelişmekte olan bir dil. Ama müzik bir dil değil; diller ötesi, sistemler hatta tahayyül ötesi bir medya aslında. Bu bağlamda müziğin coğrafyalar ve kültürler ötesi bir kuvveti var. Özellikle XJAZZ gibi kapsayıcı – kucaklayıcı anlayışa sahip organizasyonların hayata geçmesi, çeşitlenmesi, artması – sıklaşması çok umut verici. Belki de insanlık olarak tek umudumuz kültür artık ve farklı kültürlerin dolaşımı, karşılaşması ve bir anlamda fraktallar misali dönüşerek çoğalması son derece önemli.

XJAZZ festivali farklı genre’lardan insanları bir araya getirdiği ilginç kombinasyonlarıyla öne çıkıyor. Sizin Korhan Erel ile beraber vereceğiniz konserde seyircileri neler bekliyor?

cagri erdem 2

Çağrı: Öncelikle, Sevgili Korhan’ın bu ülkede, belki sadece birkaç başka isimin desteği ile, yani aslında oldukça yalnız bir şekilde, özgür doğaçlama, deneysel müzik ve bilgisayar müzisyenliği adına vermiş olduğu çok ciddi bir emek var. Bu, ben dahil birçok kişiyi motive ederek aslında bir sahnenin oluşmasında öncülük etmiş olduğu anlamına geliyor. Müziğe bu anlamda emek vermiş, böylesine tutkulu insanlarla beraber hareket etmek, projeler üretmek ve müzik yapmak her zaman heyecan verici benim için. Ha, bu çalacağımız duo konserde neler olabileceğine dair verilecek belli bir cevabın aslında olmaması da doğaçlama müziğin en keyifli taraflarından biri. Hep beraber göreceğiz.

Sizin festival içinde Karanlık İşler isimli mekanda gerçekleşecek çok özel bir konseriniz olacak. Bütün konser tamamen karanlık bir ortamda gerçekleşecek. Daha önce hiç böyle bir ortamda konser vermiş miydiniz? Sizce bu hem sizin hem de seyirciler için nasıl bir deneyim olacak? 

Çağrı: Kişisel çalışma ortamlarımızda, stüdyolarda ve benzeri tamamen karartılmış ortamlarda birçok çalma deneyimim olsa da bu biraz farklı. Öncelikle, burada karanlık sadece ışıkları kapatmaktan ibaret değil, ekipmanlarımızın ledleri bile kapalı olacak. Yani karanlık hali sadece estetik ve anlık bir tercih değil, gecenin mutlak konsepti. Dolayısıyla ben de heyecanla bekliyorum. Sonuçta, deneyimin, deneyselliğin her türlüsü heyecan verici.

Hazırlayanlar: Dilara Çatak ve Peter Meister