Ana Sayfa Blog Sayfa 436

Çillerden korunmak ve kurtulmak mümkün

0

Çiller bizce çok sevimli olmakla birlikte kimileri onları sevmiyor olabilir. Çillerinizden memnun değilseniz üzülmeyin, onlara bir mecburiyet söz konusu değil. Çillerden korunmak ve hatta kurtulmak da mümkün!

Çiller güneşe bağlı olarak oluşan küçük lekelerdir. Çoğunlukla açık ten renkli kişilerde görülür. Güneş ışınlarına maruz kalan kişilerde melanin denen pigment artarak birikir. Melanin pigmenti deriyi güneşin zararlı etkilerine karşı korumak için özel hücreler tarafından koruma kapsamlı üretilir. Çilin oluşumunda melanin üreten hücrelerde artış gösterir bu bedenin kendi kendini koruma mekanizmasıdır. Bazı insanlarda da çil güneşe bağlı kalmaksızın genetiktir ve güneşle daha fazla artış gösterebilmektedir. 

Çiller genellikle yanaklarda, burunda, kollarda, omuzlarda ve güneş gören üst bölgede oluşmaktadır. Çiller bebeklerde de görülebilir. Sarımsı, kızılımsı, kahverengi veya siyah renklerde oluşabilmektedir. Kişide rengarenk çiller yerine tek renk çiller oluşurken farklı kişilerde farklı renklilikte çillere rastlanabilinir. Genellikle ilkbahar-yaz mevsimlerinde artış gösteren çiller kış aylarında azlamaya başlar.

Çillerin 2 çeşidi vardır:

  • Basit çiller; basit çiller genellikle yuvarlak ve toplu iğne başı büyüklüğündedir.
  • Güneş yanığı çilleri; koyu renkli pürüzlü kenarlı ve düzensizdir. Büyüklüğü 4 ile 10 milim arası olabilmektedir. Bu çiller omuz ve sırtta görünebilmektedir.

Çillerden korunabilmek için

  • Tabii ki hücreleri güneşten korumak gerekir ve bunun ilk yolu her zamanki gibi su içmekten geçer.
  • Çok fazla çilden muzdarip olanlar kışın karlı havalarda ve güneşin olduğu zamanlarda da dahil olmak üzere her mevsim doğal veya organik güneş kremi kullanmalılar. Güneş kremi faktörü 30 faktör olmalıdır. Bu ürünleri eczanelerden satın alabilir veya kendileri de yapabilirler
  • Güneşli havalarda dahi ben uzun ve ince kıyafetler giyilmesini öneriyorum. Kıyafet konusundaki yazın açık renk, kışın koyu renk muhabbetini de çok fazla doğru bulmuyorum. Yazın koyu renk kıyafet giymeli ki güneş ışığını geçirmesin. Bu nedenle yazın ince, koyu ve uzun kıyafetler tercih edilmeli.
  • Güneşli havalarda mutlaka şapka takılmalı. Bol bol C vitamini ve E vitamini açısından zengin gıdalar tüketilmeli.
  • Yüze akşamları badem sütü sürülüp sabaha kadar bekletilerek cildin dinlenmesini ve güçlenmesini sağlayabilirsiniz.
  • 2 kabuk tarçını 1 çay bardağı suya koyarak 2 gün bekletip jelleştikten sonra cildinize uygulayarak çilleşmeyi önleyebilirsiniz.
  • Aloe verayı da cildinize sürerek çillerin azalmasını sağlayıp aynı zamanda cildinizi de koruyabilirsiniz.

Başlık Görseli: Federico Erra

Yoga hakkında merak ettiklerimiz

Yoga deyince akla tütsüler içerisinde kafaları üzerinde duran insanlar ya da saatlerce gözleri kapalı oturan ermiş insan imgeleri geliyor olabilir. Yoganın ne olduğunu gerçekten biliyor muyuz? Yoga hakkında merak edilenleri, sıkça kafaya takılan ve cevapları bulunamayan soruları yazarımız ve yoga eğitmeni Burak Bilen dilinin döndüğünce cevaplamaya çalışıyor.

Yoga ne demektir?

Yoga kelime anlamı olarak birlik, bütünlük, bir olmak demektir. Bu derin anlamı farklı şekillerde yorumlamak mümkündür. Bedenin ve zihnin birliği; bireyin ve evrenin birliği, bireyin ve yaratıcının birliği; ruhun ve bedenin birliği ya da nefesin ve zihnin birliği şeklinde yorumlanabilir. İkiliklerin olmadığı ve her şeyin bir olduğu yer yogadır.

Yoga bir din midir? / Dini bir ritüel midir?

Yoga Hindistan’da doğan gerçek ve kalıcı mutluluğa ulaşmayı amaçlayan ve sağlıklı bir yaşam için pratikler barındıran bir sistemdir. Yoga bir din değildir çünkü bir inanışa yer yoktur. Yoganın doğduğu topraklardaki yaygın din Hinduizm’dir. Tüm dinler özünde iyi insan olmayı, çalmamayı, temizliği ve barışı öğütlemektedir. Yoga öğretisi ile Hinduizm aynı topraklarda doğduğu için bu inanç ve yoganın kesiştiği pek çok payda vardır elbette. Yoga öğretisinin temeli 5000 yıl önceye dayanmaktadır. Hinduizm’in geçmişi ise 3500 yıl öncedir. Yani Hinduzim yoga öğretisinin temellerinden oluşmuş bir din olabilir demek yanlış olmaz. Yoga sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sistemi önermektedir. Hiçbir şeye inanmanızı söylemez, aksine deneyimlemenizi önermektedir.

Müslümanlar ya da başka bir dine inananlar yoga yapabilirler mi?

Yoga herhangi bir dini öğreti olmadığı ve herhangi bir tanrıya inanmanızı söylemediği için Müslümanlık dahil herhangi bir dine mensup kişiler gönül rahatlığı ile yoga yapabilir. İslam bedenimize ve sağlığımıza dikkat etmemiz gerektiğini söylemektedir. Yoga da fiziksel ve ruhani bir sistemdir ve bize sağlıklı yaşamamız gerektiğini, başkalarına zarar vermememiz gerektiğini, temiz olmamız ve bedenimize iyi bakmamız gerektiğini öneren bir sistem olarak İslam öğretileriyle kesişmektedir.

Yoga bir spor mudur?

Yoga sporu da içinde barındıran kendini bütün olarak keşfetme yolculuğu ve bir yaşam biçimidir. Sporda genellikle belirli bir amaç vardır: Belli bir mesafe koşmak, topu kaleden geçirmek, vücudu belirli standart şekillere sokmak gibi. Yogada ise fiziksel duruşlar her bireyin bedeninin izin verdiği ölçüde değişikliklerle yapılmaktadır ve amaç o pozu yapmak değil hissetmektir. Bir yere varmak değil yolda olmaktır yoga. Ayrıca koşu, dans, futbol ve diğer tüm sporlarda sadece belirli kas grupları kullanılmaktadır. Son yıllarda sporcular bütünleyici olarak yoga yapmaya başlamışlardır.

Meditasyon nedir?

Meditasyon kelime anlamı olarak odaklanma, konsantrasyon demektir fakat herhangi bir odaklanmadan ziyade zihnin içindeki bilince odaklanma ve anda olma halidir. Meditasyonun amacı kendini tanıma ve kendini fark etme olarak söylenebilir. Yüzlerce çeşit meditasyon tekniği vardır ve her teknik her birey için uygun olmayabilir.

Yoga ve meditasyon aynı şeyler midir?

Yoga, meditasyonu da kapsayan bir yaşam felsefesidir. Yoga deyince zihnimizde canlanan fiziksel duruşlar ve fiziksel pratikler bedenimizi ve zihnimizi meditasyon haline hazırlamak için kullandığımız yoganın kollarından yalnızca bir tanesidir. Meditasyon bir yoga pratiğinde fiziksel duruşlar kadar mühim ve yer verilmesi gereken bir çalışmadır.

Processed with VSCO with c1 preset

Kimler yoga yapabilir?

Çocuklardan hamilelere, skolyoz hastalarından yetişkin sağlıklı bireylere kadar yediden yetmişe herkes için uygun bir yoga tarzı vardır. Sosyal medyada gördüğümüz yoga adı altındaki akrobatik hareketler insanlarda yoga yapmak için esnek ve zayıf olmak gerektiği gibi algılar yaratmaktadır. Aksine yoga yapmak için yaş, boy, kilo, esneklik, güçlülük gibi hiçbir ön koşul bulunmamaktadır. Yoga dersine girdiğiniz zaman size yaşınız, kilonuz sorulmaz; sadece güvenli bir çalışma ortamı için fiziksel bir rahatsızlığınız olup olmadığı sorulur. Bu konu ile alakalı dergimizde yayımlanan bu habere göz atabilirsiniz.

Yoga öğretisi ne söylemektedir?

Yoganın en eski metinlerinden Patanjali’nin Yoga Sutraları’nda sekiz kollu yoga sisteminden bahsedilmektedir. Bu sekiz kol şunlardır:

  1. Evrensel Etik Prensipler (Yama): Şiddetsizlik, çalmamak, doğruluk, boşa enerji akışını kontrol etmek ve açgözlülükten kaçınmak.
  2. Kişisel prensipler (Niyama): Temizlik, memnuniyet, sade yaşam, kutsal metinleri okuyup incelemek, bütünün farkında olmak.
  3. Bedensel Duruşlar (Asana)
  4. Nefes Kontrolü (Pranayama)
  5. Zihnin objeler ve algılardan sıyrılması (Pratyahara)
  6. Odaklanma (Dharana)
  7. Meditasyon (Dhyana)
  8. Bilinç Birliği (Samadhi)

Bir sonraki yazıda yoganın fiziksel etkilerinden, neden bu kadar çeşitli yoga tarzları olduğundan, OM sesinden, nerelerde ve nasıl güvenli yoga yapılabileceğinden bahsedilecektir. Yoga hakkında aklınıza takılan ve öğrenmek istediğiniz konular hakkında yazarımız ve yoga eğitmeni Burak Bilen’e sosyal medyadan ya da [email protected] e-posta adresi aracılığıyla ulaşabilir ve sonraki yazıların içeriğinin oluşturulmasına katkı sağlayabilirsiniz.

Gündeliğe sızıp yüzleşmeye mecbur eden tökezleme taşları

Tramvay durağından kaldığım eve hepi topu birkaç yüz metre tutar. Bu birkaç yüz metre üzerinde, tam yedi tökezleme taşı; başka deyişle soyu tüketilmek istenmiş yedi insanın hatırası var.

Almanya’nın herhangi bir kentinin sokaklarında üzerinde isim yazılı parlak taşlara takılıp tökezleyebilirsiniz. Niyetleri de tam olarak budur zaten; hatta isimleri de bunu anlatır, tökezleme taşları. (Stolperstein)

tokezleme taslari- yuzlesme
Bu büyükçe pirinç taş Frankfurt’tan… Bir zamanlar Nazilerin kitapları yığıp yaktığı yerde bulunuyor. Üzerinde, “Bu sadece fragmandı. Nerede kitaplar yakılırsa, orada sonunda insanlar da yakılır. / Burada 10 Mayıs 1933’te nasyonal sosyalist öğrenciler yazarların, bilim insanlarının, gazetecilerin ve filozofların kitaplarını yaktılar” yazıyor. Ayrıca kitapları yakılan yazarların isimleri…

Bu taşlar, Nazi iktidarı döneminde Almanya’da katledilmiş, sürgün edilmiş veya kaçmak zorunda bırakılmış insanların evleri önünde bulunuyor. Üzerlerinde, evde oturanın doğum tarihi, ne zaman/nereye sürüldüğü, nerede öldüğü bilgileri ve “BURADA OTURUYORDU” yazıyor.

Dünyanın belki de en vurucu yüzleşme pratiği olan bu taşlar, ilk olarak 1992 yılında, Köln kentinde, sanatçı Gunter Demnig tarafından izinsiz olarak yerleştirilmeye başlanmış. Taşlar kentte öyle çok konuşulmaya başlanmış ki, Antonier Kilisesi, 1994 yılında 250 taştan oluşan bir sergiye ev sahipliği yapmayı kabul etmiş.

Tökezleme taşlarının resmi olarak yerleştirilmesi ise ilk defa 1996 yılının 19 Haziran’ında Avusturya’nın Salzburg kentinde olmuş. Almanya’da ancak 2000 yılında, yine Köln kentinde belediyenin de desteğiyle resmi olarak yerleştirilmeye başlanan taşlar, bu tarihten sonra öyle çoğalmış ki kısa sürede büyük bir fenomene dönüşmüş.

Bugün Avrupa’nın Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, Hırvatistan, Norveç, Polonya, Çek Cumhuriyeti başta olmak üzere 20 ülkesinde, 50 bin civarında tökezleme taşı bulunuyor. Taşlarda başta Yahudiler olmak üzere Nazi döneminin mağduru olan komünistlerin, eşcinsellerin, Romanların, Sintilerin, Yehova Şahitleri’nin ve “öjenizm” politikası nedeniyle ötenaziye tabi tutulanların adları yazılı.

Sanatçı Gunter Demnig, projeyi, “İnsan, adı unutulursa unutulur” (Ein Mensch ist vergessen, wenn sein Name vergessen ist) cümlesiyle gerekçelendiriyor. Taşların kaldırıma koyulmasından dolayı “İsimler ayak altında eziliyor” itirazında bulunanlara ise “Taşların üzerindeki yazıyı okumak için eğilenler, kurbanlar önünde eğiliyor” diyor.

Bu, birçok yönüyle oldukça çarpıcı bir yüzleşme pratiği… Her şeyden önce, devletlerin “günah çıkarma” seremonisiyle değil, sivil inisiyatifle ortaya çıkmış bir çalışma. Üstelik insanları, törensel (ama çoğunlukla turistik!) bir “duyarlılığa” davet eden anıtlar, heykeller, müzeler gibi değil; orada, “olay mahalinde”, hayatın gündelik akışının sürüp gittiği yerde ve o gündeliğin her anında gerçekle yüz yüze kılan, tarihin kolektif acımasızlığıyla birlikte yaşamaya mecbur eden bir iş bu. İşe, eğlenmeye, komşuya, bakkala giderken ayağı Nazi mağdurlarının hatırasına takılan kişi, geçmişi mitleşmiş bir anlatı halinde değil, kendi yaşamı kadar gerçek bir tarihsel kesit olarak algılamaya daha elverişli hale gelir.

tokez taslariBizim oralar

Bizim memleketin dört bir yanı da, katledilmiş veya sürgüne yollanmış Ermenilerin, Rumların, Êzîdîlerin, Süryanilerin ve başka gayrimüslim halkların hatıralarıyla dolu. Şu günlerde birçok kentin övünerek “turistik mekâna” dönüştürdüğü, “Antep Evi” gibi tarihi görmezden gelen isimlerle broşürlere taşıdığı mekânlar, bu halkların artlarında bıraktığı mirastan başkası değil. Fakat hemen hemen hiçbirinde, eskiden kime ait olduklarını belirten bir tabela dahi asılı değil. O evler, hep Türklerindi; bu yurdun her bir çakıl taşı, ezelden ebediyete dek Türklüğe hizmete söz verdi!

Oysa mutfağından zanaatlarına, taş oymacılığından kent planlamasına kadar birçok şehrin kültürü, başka halkların etkisi bugüne uzanan katkılarıyla dolu. “Köyümüzün eski adı” diye andığımız, Kürtçe veya Türkçe sandığımız isimlerin çoğunun Ermenice veya Rumca olduğunu da uzun süredir öğrenmiş bulunuyoruz. İnsan, komşularıyla birlikte bir kültür inşa etmekten, renklilikten, dayanışmadan utanır mı? Tarihindeki “birlikte yaşam” pratiklerini dahi gizleyip saklamaya çalışır mı? Evvelde birlikte yaşadığı halkların adını küfre dönüştürür mü? Eğer “günahla yüzleşme” konusunda tek bir adım atılmamış ve günahlar işlendiği tazeliğiyle bugüne ulaştırılmışsa, evet… Ne de olsa, siyasi hasımlarına “Ermeni”, “Alevi”, “Zerdüşt” gibi siyasal bir odağı değil doğrudan bir halkı işaret eden ithamlarla “küfrettiğine” inanan bir reisin cumhuruyuz!

Tam da Ermeni Soykırımı’nın tartışıldığı bugünlerde, Almanya’dan başlayan bu sivil yüzleşme projesi, belki örnek olabilir. Hatta belki yürekli sanatçılar, projeyi bir gece ansızın yüz yıldır gasp edilmiş konakların önüne bile taşıyabilir!

Vaktiyle şimdi yaşadığım sokaklarda yaşamış
Josef ve Adelheid Drehlich; Isaak ve Gitella Cahn;
Lion, Charlotte ve Selma Schott’un anısına…

“Co.In Psychedelic Art Festival” tüm hızıyla yaklaşıyor

27- 31 Temmuz 2016 tarihleri arasında İzmir / Efes‘de gerçekleştirileceği duyrulanColors of Infinity Psychedelic Art Festival“i etkinlik listelerine yeni isimler eklendi ve bilet satış noktalarını açıklandı.

Psychedelic Art Gallary ekibi, Psychedelic sanat ile ilgilenen kitleyi bir araya getirmek; sanat ve barış ortamı içinde insan ve doğa ilişkilerine aracı olmak arzusu ile yola çıktılar.

Efes’in mistik aurasının etkileri üzerinde olan bu festival’de Andorid Jones, Chris Dyer, Lumiokaya, Hakan Hısım gibi dünyaca ünlü psychedelic sanatçıların eserlerine yer verilecek. Sanat galerisi, atölyeler, müzik sahneleri, sanat dükkânları, dijital sanat alanları gibi etkinliklerle festivalseverlere spritüel bir coşku yaratılacak. 

“Co.In”in, Colors of Infinity’nin kısaltması olmasının yanında kolektif bir yapının içerisine davet anlamı taşıdığını belirten Creative / Art Direktör Batuhan Güven, aynı zamanda “Join”e çağrışım yaptığını ve “jeton” gibi küçük bir esprisi olduğunu da ekliyor.

Eğer sizde bu festivalde sanatınızla yer almak istiyorsanız [email protected] başvuru adresine mail atabilirsiniz.

Ayrıca 30 Haziran 2016 tarihine kadar 60 euroluk indirimli biletler tükenmeden satın almayı unutmayın. Kapıda satış fiyatı 80 euro olacak.

Facebook: www.facebook.com/profile.php?id=618878298276700&fref=ts
Organization Manager: Onur Kalafat

Art Director: Hakan Hısım

BİLET SATIŞ NOKTALARI:
İSTANBUL – KOSMOSIZE / KADİKÖY
https://www.facebook.com/kozmosize
(0216) 541 9679

İZMİR – ZERDÜŞT BAR / ALSANCAK
https://www.facebook.com/zerdustbar/
1435. SOK NO : 3/c
ALSANCAK / İZMİR
(0232) 999 1508

2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir
2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir

Gaia Dergi‘nin de medya ortakları arasında olduğu festivalin line up‘ını tekrar hatırlatmakta fayda var.

♪ BUBBLE (Bubble Music / Mushy Records ) – ISR
https://soundcloud.com/bubble-muic
♪ CEZZERS ( Solar-Tech Records) – ISR
https://soundcloud.com/ceezer-cezzers
♪ PETTRA (UP Records) – ISR
https://soundcloud.com/petraofficialmusic
♪ KAMINANDA (merkaba music) – CA
http://soundcloud.com/kaminanda
♪ KAYA PROJECT (Interchill) – UK
https://soundcloud.com/seb-taylor-kaya-project
♪ HINKSTEP (Ovnimoon Records) – SWE
https://soundcloud.com/hinkstep
♪ SYMBOLICO (Phantasm rec.) – ISR
http://www.soundcloud.com/symbolico
♪ HIBERNATION (Interchill) – UK
https://myspace.com/sebastiantaylor
♪ GAGARIN PROJECT (psybient.org) – FR
www.gagarinproject.org
♪ WUDEC – PL
https://wudec.bandcamp.com/
♪ DIGITALIS (Interchill) – UK
https://soundcloud.com/seb-taylor-kaya-project

2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir
2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir

♪ SEB TAYLOR (Interchill) – UK
https://soundcloud.com/seb-taylor-kaya-project
♪ MAYAXPERİENCE (Soundlab Pirates Rec.) – AUS
http://www.soundlabpirates.com/
♪ FISHIMSELF (SUN Festival/The Place) – GR
http://www.mixcloud.com/freezemgzn/
♪ ATIL AYKAYA – TR
http://soundcloud.com/aykaya
♪ MZ AND ALEXXDRUM (Space Baby rec) – UA
http://www.spiritmedicine.com.ua/
♪ SPIRIT MEDICINE (Space Baby rec) – UA
http://www.spiritmedicine.com.ua/
♪ GLOBULAR (Independent) – UK
https://globular.bandcamp.com/
♪ MADCOW (Pixie underground) – TR
https://soundcloud.com/madcowradio
♪ DATHURA (Ovnimoon Records) – SWE
https://soundcloud.com/hinkstep
♪ M.U.T.E (Habehabe Tribe) – TR
www.goamute.com
♪ TARA PUTRA (Spiritual Beings/Gliese 581c) – GR
http://www.taraputra.com/

2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir
2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir

♪ ELECTIC (MMP-TREE OF LIFE) – TR
http://www.soundcloud.com/electicofficial
♪ GYPSYDELIC (Quantum Digits Rec) – TR
https://soundcloud.com/gypsydelico
♪ ITOUCH (Psychdelic Art Gallery / MMP ) – TR
https://soundcloud.com/itouchthedj
♪ ALPHADUB – (Pixie Underground) – TR
https://soundcloud.com/alphadubzz
♪ ARDACADABRA (Kohlea Project) – TR
https://soundcloud.com/ardacadabra
♪ KALEVRA – LEB
https://soundcloud.com/coredeceptic-kalevra
♪ RAMIZES (24/7 Records/Crystal Kids) -TR
https://soundcloud.com/ramizes
♪ PACK – TR
https://m.soundcloud.com/onur-pekin-z
♪ FRACTALWAVE (Ayata Festival) – TR
http://soundcloud.com/tu-eterzio-lu
♪ WHACKYWHACK (LittleBIGsensations / Ayata Festival)
https://soundcloud.com/whackywhack
♪ HÜSEYİN KAĞAN ÜNER – TR
https://soundcloud.com/kaanuner
♪ PSYCHOTHERAPY (Goachestra records) – TR
https://soundcloud.com/psychotherapyy
♪ WARG (Indie) – TR
https://www.mixcloud.com/warg/

2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir
2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir

♪ EQUINOX – (Psychedelic Art Gallery) – TR
https://soundcloud.com/ekinoks
♪ NUSSKAMUIKKUNEN – POL
♪ SAKI (Naboo Rec) – TR
https://soundcloud.com/yazsaki
♪ ANARCHIA (Anuuna Rec) – TR
https://www.facebook.com/Anuunarecords
♪ DRIFTER – TR
https://soundcloud.com/mahir
♪ BARTER SYSTEM (Anuuna Rec) – DUBAI
https://www.facebook.com/Anuunarecords
♪ MORS – TR
https://soundcloud.com/karahan-kadrman
♪ GRIZZLY (Anuuna Rec) – DUBAI
https://www.facebook.com/Anuunarecords
♪ SIMURG AHIR ZAMAN ORKESTRASI – TR
https://soundcloud.com/simurg-music
♪ SHNSHO (mike shnsho_uv lab) – LBE
https://soundcloud.com/mike-shnsho-474784679
♪ RAVE LANGUAGE – TR
https://soundcloud.com/rave-language
♪ AXMUNDI ( Psychdelic Art Gallery) – TR
https://soundcloud.com/axmundi
♪ DVOICE (StudioFiL Rec) – TR
https://soundcloud.com/deep-voice-1/
♪ TONGUÇ GÖKALP PROJECT – TR
http://www.tongucgokalp.wix.com/tonguc-gokalp
♪ TOLGOA SUPERSHAMAN – TR
https://soundcloud.com/sounderground25
♪ PACK (Crystal Kids) – TR
https://soundcloud.com/onur-pekin-z/fractal-reflection
♪ MYTH (Silent Motion Records & Pixie Underground) – TR
https://soundcloud.com/officialmyth
♪ BERSERKER (Psychedelic Art Gallery )- TR
https://soundcloud.com/berserker-301998948
♪ MIDI JUNKIES (Tengri Audio Labs )- TR
https://soundcloud.com/berserker-301998948
♪ Nivanoise (Nivacords) – TR
https://soundcloud.com/nivanoise

2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir
2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir

☆ —- ART GALLERY —- ☆
☆ ANDROID JONES – USA
https://www.facebook.com/AndroidJonesart
☆ HAKAN HISIM – TR
https://www.facebook.com/hakanhisim
☆ LUMINOKAYA – RUS
https://luminokaya.com/
☆ JEFF D. ZING – FR
https://www.facebook.com/jeff.dzign/?fref=ts
☆ LUIS TAMANI – PE
http://luis-tamani.com/
☆ CHRIS DYER – CA
http://positivecreations.ca/
☆ ESAT CAVIT BASAK – TR
https://www.facebook.com/kozmikovanova/?fref=ts
http://kozmikova.tumblr.com/

2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir
2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir

☆ OKAN CALISKAN – TR
https://www.facebook.com/OkanCaliskanCom
☆ JONAS TEGENFELDTH – SWE
https://www.facebook.com/jonas.tegenfeldt
☆ OUTPSYD – IR
http://www.outpsyd.com/
☆ SAMIRAN MANE ALIENVISION – PUMPUI
https://about.me/alienvision
☆ BASAK ERGUL – TR
https://www.behance.net/basakergul
☆ CENK KNEC – TR
https://www.facebook.com/cenkknec341?fref=ts
☆ KADIR M. ERSOY – TR
https://www.facebook.com/tribalaklingorunurlugu
☆ KRISTAL GUNGORUN -TR
https://www.facebook.com/crystaleffect
☆ BATUHAN GUVEN – TR
https://www.facebook.com/batuhangvn
☆ KAILAS ART GALLERY
☆ SELICO – TR
https://www.facebook.com/seli.co.7
☆ BESTE KOS – TR
https://www.facebook.com/beste.kos.5
☆ KUBILAY AKBIYIK – TR
https://www.facebook.com/kubilayakbiyik

2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir
2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir

☆ YIGIT TUNCA – TR
https://www.facebook.com/smoketernal
☆ HAN VISUAL TECHNOSHAMANS – TR
https://www.facebook.com/groups/178482207509
☆ MIKE SHNSHO (UV_LAB) – LBE
http://www.uvlab.xyz/
☆ NUR YURTOGLU – TR
https://www.facebook.com/nur.yurt.52
☆ HALUK KURKCUOGLU – TR
https://www.facebook.com/profile.php?id=548767681&fref=ts
☆ NERGIZ DUKAN – TR
https://www.facebook.com/dukan.nergiz
☆ BURAK SENTURK – TR
https://www.facebook.com/bsenturk
☆ ONUL KUNDAKCI – TR
https://www.facebook.com/profile.php?id=100003014223809&fref=ts
☆ SAFAK TAN TUNCA – TR
https://www.facebook.com/SafaKartisTunca
☆ SINEM SENTURK – TR
https://www.facebook.com/sudasandoz
☆ OZGE ALTUN – TR
https://www.facebook.com/ozge.teutul
☆ ESRA KOSE – TR
https://www.facebook.com/ezrakose
☆ SEVIL SEZER – TR
https://www.facebook.com/Donusumbileklikleri
☆ TONGUÇ GÖKALP – TR
http://www.tongucgokalp.wix.com/tonguc-gokalp
☆ SERHAT CANDAN – TR
https://www.facebook.com/serhat.candan.963?fref=ts
☆ RIM BROUND – LEB
https://m.facebook.com/rimbaroud/
☆ MERT TOYGARTEPE – TR
https://www.facebook.com/giyaman159?fref=ts
☆ SARASWATI DIDI – BLR

2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir
2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir

☆—- PERFORMANCE—- ☆

☆ PERFORM – ART BY SHAFAK – TR
https://www.facebook.com/Perform-Art-by-Shafak
☆ ATESBAZ – TR
http://atesbaz.net/
☆ SEZEN ZENGIN – TR
☆ BILUN MOON – TR
☆ DEVRIM EKIN SAHIN – TR
☆ BERKER AKMAN – TR
☆ AYLA YILDIRIM – TR
☆ FIRE PER. BY HANDE – TR
https://www.youtube.com/watch?v=-JlPnRxEnO4
☆ KARAHAN KADRMAN – ANT HOLE – TR
https://soundcloud.com/karahan-kadrman
☆ IREMITA TOMBAK – TR
☆ KNEC – LIVE GRAFFITI PER. – TR
☆ ÖZLEM ALTINBILEK – TR
https://www.facebook.com/ozlemaltinbilek

2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir
2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir

☆ —- HEALING AREA —- ☆
☆ SATI KOSHEL – BLR
☆ SEDA ILIK – TR
☆ HARUN KOHEN – TR
☆ ULKU BILGE – TR
https://www.instagram.com/gorgosalgorgo/

☆ —- DECO —- ☆
✫ PSYCHEDELIC ART GALLERY DECORATION CREW – TR
www.psyartgallery.com
✫ UVLAB – LEB
https://www.facebook.com/uvlab

☆ —- VISUAL&MAPPING —- ☆
✫ SAMIRAN MANE ALIENVISION – PUMPUI
https://about.me/alienvision
✫ AXIS MUNDI PROJECT CREW (Psychedelic Art Gallery) – TR
https://www.facebook.com/psyartgallery
✫ DECOL – NEW MEDIA LAB. – TR ( SPONSOR COLLECTIVE )
http://decol.tv/
✫ TECHNOSHAMANS – TR
https://www.facebook.com/groups/178482207509/?fref=ts

2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir
2016 Co.In Psychedelic Art Festival Alanı, Efes/İzmir

Medya Ortakları:
✫ Gaia Dergi
https://gaiadergi.com/
https://www.facebook.com/dergigaia
✫Psybient
http://www.psybient.org/
https://www.facebook.com/psybient.org
✫ Obudzić Sypialnię
https://www.facebook.com/ObudzicSypialnie
✫ StudioFil
http://www.studiofil.com/
✫ Cover Mag
http://covermagazine.co/
https://www.facebook.com/COVERme.Mag
✫ DECOL – New Media Lab.
http://decol.tv/

Gülüşü yarım kalan herkes için adalet

0
Ne hoş bir güzelliği vardır, hafif adımlarla, dünyadan gülümseyerek geçenlerin!
-Virginia Woolf 

Bittabi biliyorlar kalemin kılıçtan keskin olduğunu ve de güzel gülüşlü çocukların evreni gökkuşağına boyayacağını. O yüzden zehir ediyorlar hayatı kalemi güçlü dostlara, o yüzden vuruyorlar gülüşü güzel düş yolcularını. Keza kim unutur Suruç’ta, Ankara’da, tam da maviye yakın olduğumuz zamanlarda, günlerin kan kırmızıya boyandığını…

Umut yüklü yüzlerce arkadaş, Temmuz’da yıkmak için değil, inşa etmek için yola düştü. Oyuncaklarını, sözlerini, hayallerini alıp 20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç’a vardılar. Amaçları savaş nedeniyle yıkıntıya dönen Kobani’nin yaralarını sarmak, yeniden inşa çalışmalarına katılmak, destek vermekti. Hayallerle, doludizgin bir ruhla düştükleri bu yolda bir katliama maruz kaldılar. IŞİD’in 20 Temmuz’da düzenlediği bombalı intihar saldırısında Amara Kültür Merkezi‘nin bahçesinde 33 düş yolcusu yaşamını yitirirken yüzlercesi yaralandı. Bu katliamın ardından coğrafya sürekli ölümü soludu. Fakat hiçbir acıda adalet sağlanmadı, hesap sorulamadı.

Adalet arayışı için yükseltilen her ses susturuldu. Adaletin sağlanmadığı yaralar, açık kaldı. Bu nedenle Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu “Suruç İçin Adalet, Herkes İçin Adalet!” diyerek bir imza kampanyası başlattı. Hem arkadaşları için hem de tüm karanlıklar aydınlansın diye. Talepler ise şöyle:

  • Suruç Katliamı dosyasındaki gizlilik kararı kaldırılsın.
  • Katliamda sorumluluğu olan kamu görevlileri hakkındaki yargılanamaz kararı kaldırılsın. 20 Temmuz günü Suruç’ta görev yapan emniyet güçleri başta olmak üzere, il ve ilçe emniyet müdürlükleri ve valilik hakkında soruşturma başlatılsın.
  • Suruç Katliamına dair tüm bilgi ve belgeler kamuoyu ile paylaşılsın.
  • Suruç Katliamının, başta Ankara 10 Ekim katliamı olmak üzere bugüne kadar süren tüm katliamlarla arasındaki bağ araştırılsın. Katliamları gerçekleştiren kişiler arasındaki örgütsel bağlantı açıklansın.

Gerçeğin ortaya çıkması, karanlıkların aydınlatılıp adaletin yerini bulması için bu taleplerin dikkate alınması gerekiyor.

Siz de eğer adaletin sağlanmasından yanaysanız ve hesap sorulsun istiyorsanız change.org’da başlatılan imza kampanyasına bir imza vererek destek olabilirsiniz. Unutmamalıyız ki “Suruç İçin Adalet, Herkes İçin Adalet”tir.

İnsanlığa sığmayan bir görüntü: Çeşme’de bir yavru kedinin ölü bedeni

Çeşme’nin Dalyan Mahallesi’nde bulunan Marina Pansiyon & Cafe, yakın zamanda bir insanlık ayıbının sahnesi oldu. Pansiyon binasının dış tarafında bulunan merdivenlerde barınan bir anne kedi ve dört yavrusunun pansiyon merdivenlerinde barınmasına müşterilerin geleceğini öne sürerek izin verilmedi ve ardından pansiyon binası içinde yavru kedilerden birinin vücudunun yarısı bulundu.

Olayların gelişimine tanık olan ve Facebook’ta Hayvan Sahiplendirme Platformu sayfasına kendi ağzından yazan Aybüke Akyüz anne kedi ve yavrularının pansiyonun dış tarafındaki merdivenlerde barındığını, anne ve yavru kedilerle ilgilenip onlara baktığını belirtti. Ancak küçük canların müşterilerinin geleceğini öne süren Marina Pansiyon & Cafe sahibi Sezer Mansuroğlu ve arkadaşının, kedilerin barınmasına izin vermediğini ve kedileri pansiyondan dışarı attığını ekledi.

Annelerinden ayrılarak önce bir tarlaya bırakılan, geri gelmeleri üzerine tekrar aynı tarlaya bırakılmaya devam edilen kedilerin burada güneşin altında ve sokak köpeklerinin saldırılarına maruz kaldıklarını yazan olayın tanığı Akyüz, daha sonra kedilerin yaşamaya elverişsiz bir duvar dibinde barınmaya başladıklarını söyledi. Günler sonra yavrulardan sadece ikisinin kaldığını söyleyen Akyüz, kalan iki yavrunun pansiyon işletmecileri tarafından enselerinden tutularak fırlatıldıklarını anlattı. 6 Haziran 2016 günü yavru kedileri son kez canlı gören Aybüke Akyüz, pansiyon binasının koridorunda yavru kedilerden birinin ölü bedeninin yarısını buldu.

Yavru kedinin ölü bedenin yarısı bulunduğu halde, iç organlarının yerinde olmaması şüpheyi hayvanlara karşı acımasızca davranan pansiyon yetkililerine çekti. Olayın internet ortamında yayılması üzerine bunun bir karalama kampanyası olduğunu öne süren pansiyon sahibi Sezer Mansuroğlu ise olayın tanıklarına karşı ağır bir dille konuştu. Kedilerin başına gelene dair elinde kamera kayıtları olduğunu söyleyen ve suçlamaları kabul etmeyen Mansuroğlu, kedilere acımasızca davrandığı için sosyal medyada pek çok kişi tarafından kınandı.

Pansiyon sakinlerinin bazıları pansiyon hakkında hayvansever yakıştırması yapsa da, çoğu pansiyon sakini pansiyon sahibinden “Hitler’i örnek alan” ve kedilere saldırması için köpeklere ödül veren bir insan olarak bahsediyor.

Yavru kedilerin başlarına gelenler hakkında kesin bir bilgi yok. Aç kalan sokak köpekleri, sansar ve gelincik gibi vahşi hayvanlar böyle bir olaya sebep olmuş olabilir. Ancak anne ve yavru kedilerin barınma hakkında saygı duyulmaması, onlara karşı acımasızca davranılması insanlık suçudur.

Öncelikle bütün insanların hayvanlara kendisi gibi bir can olarak bakmasını temenni ediyor ve bu olayın yaşanmasında dolaylı veya dolaysız olarak payı olan herkesin adalet ile hesaplaşmasını istiyoruz.

Nefis terbiyesini beden kirlenmesine dönüştürmeden oruç tutmak

Ramazan ayında binlerce insan oruç tutuyor. Bunların içinde oldukça yaşlı, kronik hastalığı bulunan ve hatta hamile olan insanlar bulunmakta. Oruç, insanın kendi nefsi ile vermiş olduğu büyük bir mücadeledir. Çünkü yemek, su ve seksten uzak durmak, bunlarla birlikte malını infak etmek, mülk aşkından uzaklaşmak oldukça zordur insan için.

Fakat bu ruhsal detoks diyebileceğimiz olay, yaz ayında ve diyanetin saatine göre uygulandığı zaman insan için oldukça zararlı ve patolojiktir. Çünkü diyanet imsakiyesine göre hava sıcaklığının 40 santigrat dereceyi bulduğu şu günlerde 18 saat susuz kalmak oldukça tehlikelidir. 18 saatlik sürede hem konuşarak hem terleyerek oldukça su kaybedip toksik yani zehirli maddelerden temizlenemeyen bedenimize iftarla birlikte birden su ve yağlı yiyecekler, börekler, çörekler, tatlılar yükleyerek iki kat toksik madde girişi sağlanmış olunuyor ve beden 30 günlük bu süre içersinde dinlenemeyip aksine yoruluyor ve zorlanıyor.su icmek

Uzun oruç saati ve yanlış beslenme neticesinde orucun bir nefis terbiyesinden ziyade bedenin kirlenmesine döndüğünü açıkça görebiliyoruz. Bu yılki ramazan ayı orucun en uzun tutulduğu yıldır. Özellikle az su tüketimine bağlı bedenimiz koyu idrarla ne kadar zorlandığını gösteriyor. Susuzluğun en temel belirtileri ise sinirler üzerinde kendini gösterir. Kişi özellikle susuzluğa bağlı olarak bedeninin belli noktalarında ağrı yaşayıp migren krizlerine girerken etrafına karşı da oldukça sinirli ve öfkelidir. Özellikle İranlı Dr. Batmanghelidj susuzluğun etkilerine oldukça değinmiştir.

Eğer oruç tutmakta ısrarcıysanız; öncelikle çocuklarınıza oruç tutturmayınız çünkü çocukların suya ve zamanlı beslenmeye oldukça ihtiyaçları vardır. Onlar bizlerden daha hareketli, daha çok su ve enerji kaybederler. Kronik hastalar hiçbir şekilde oruç tutamazlar. Fizyolojik olarak orucu kaldırabilecek konumda değillerdir ve oruç tutarak geri dönüşü olmayan organ hasarı gelişebilir. Hamile kadınların da oruç tutması kendilerine  ve bebeklerine su kaybından kaynaklı zarar verirken Abortus imminens (Düşük tehdidi) oluşmaktadır.

Yaşlıların oruç tutması da oldukça tehlikelidir. Hücreler de bizlerle birlikte yaşlanır ve yaşlandıkça su kaybetmiş olurlar. Su kaybeden hücreler 18 saatlik susuzluk sonucu var olan suyun da atılımı ile inme vakalarına, tansiyon yüksekliğine, beyin ve mide kanmalarına neden olabilmektedir.

Evrendeki hiçbir ibadet yaşamı tehdit edecek boyutta yapılmamalıdır, yaratan veya inanç felsefesi de hiçbir zaman insana ve inanalarına zarar verecek boyutu istememektedir.

Sağlık örgütleri Gever (Yüksekova) raporunu açıkladı

1

Van DTK Sağlık Meclisi, TTB, SES ve Özgür Genç Sağlık Meclisi’nin de aralarında bulunduğu sağlık komisyonu, 79 gün boyunca sokağa çıkma yasağının yaşandığı Yüksekova’da (Gever) yaptığı incelemenin sonuçlarını hazırladıkları raporla duyurdu.

Van DTK Sağlık Meclisi, TTB, SES ve Özgür Genç Sağlık Meclisi’nin de aralarında bulunduğu sağlık komisyonu, 79 gün kuşatma altında kalan Gever’de yaptığı incelemenin sonuçlarını hazırladıkları raporla duyurdu. Barınma sorununa dikkat çekilen raporda, 3 Aile Sağlığı Merkezi’nin tamamen yakıldığı ve Devlet Hastanesi’nin hâlâ kuşatma altında olduğu belirtildi.

Van Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Sağlık Meclisi, Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve Özgür Genç Sağlık Meclisi’nin de bulunduğu sağlık komisyonu, 79 gün kuşatma altında kalan Hakkari’nin Gever ilçesine yönelik hazırladığı sağlık raporunu kamuoyuyla paylaştı. Yasağın kısmi olarak kaldırılmasının ardından ilçeye giderek yerinde incelemelerde bulunan komisyon tarafından hazırlanan raporda, ilçede yaşanan sürece dair birçok ayrıntıya yer verildi.

Raporda, kente giderken Hakkari-Gever yol ayrımı ile kentin girişindeki Yeni Köprü olmak üzere iki ayrı arama noktası olduğunu belirtilerek bu süre içinde kente gitmek isteyenlerin araçlarının aranarak, kente giriş yapanların kimlik bilgilerinin kayıtlara geçirildiği ifade edildi. Sokağa çıkma yasağına dün Ramazan dolayısıyla getirilen zaman ayarından önce kente girişlerin akşam saat 20.00’den sonra yasaklandığı, bu nedenle de kuyrukta bekleyen ailelerin ciddi anlamda mağduriyet yaşandığı ifade edilen raporda, konuya ilişkin çözüm önerilerinin Gever Belediye yetkilileriyle paylaşıldığını belirtildi.

İlçede bulunan Yeşildere, Dize, Eski Kışla, Mezarlık, Orman, Cumhuriyet ve Güngör mahallelerinde tahribatlar olduğu, yine söz konusu mahallelerde elektrik ve su olmadığı belirtilen komisyon raporunda, buradaki su depoları yıkılmış olduğundan belediye ekiplerinin taşıma yoluyla mahallelerin su ihtiyacını karşıladığını ancak bunun da geçici bir çözüm olduğu ifade edildi.

Raporda, yasağın kısmi olarak kaldırılmasının ardından kente geri dönen ailelerin birçoğunun evlerinin yakılıp yıkıldığı ancak geri dönen ailelerin koşullar her ne olursa olsun kenti bir daha terk etmek istemedikleri bilgisine yer verilerek, belediye tarafından ailelere yapılmak istenen çadır dağıtımının Yüksekova Kaymakamlığı tarafından engellendiği, bu nedenle de hemen hemen iki üç ailenin birlikte sağlam kalan akrabalarının evlerinde kaldığı vurgulandı.

yuksekova-gever-raporuİlçede halen patlamamış mühimmat ve saldırılardan kalan boş kovanların bulunduğu belirtilen raporda, ana yollar haricindeki yolların tamamının tahrip edildiği, yine fosseptik çukurların patlatıldığı belirtilerek, ağır saldırılar nedeniyle kentten kaçamayan hayvanların aşılanarak, çevrenin de ilaçlanması için çağrı yapıldı.

Kentte ciddi anlamda beslenme sorunu da yaşandığı belirtilen raporda, Gever Belediyesi tarafından 10 bin aileye ev ev yemek dağıtıldığı, yine yakın köylere de yemek ulaştırıldığı ifade edildi. Devlet güçleri tarafından yıkılan evlerini gören ailelerin psikolojik travma yaşadığı, halkın genelinde korku, susma, içe kapanma ve uyku problemlerinin gözlemlendiği belirtilen raporda, Gever halkı için psiko-sosyal destek çalışması yürütülmesi ihtiyacına vurgu yapıldı.

Kentte bulunan 6 Aile Sağlığı Merkezi’nden (ASM) 3’ünün tamamen yakılarak, kullanılamaz hale getirildiği, yine 3 eczanenin de yakıldığı belirtilen raporda, sağlık hizmetine ulaşılabilmesi için yakılan sağlık merkezlerinin zaman kaybedilmeden yeniden inşa edilmesi gerektiği vurgulandı. Kentteki sağlık görevlilerinin kuşatma süresinde izin kullanmadan çalıştırıldığını, yine Gever Devlet Hastanesi’nin bir kısmının devlet güçleri tarafından işgal edildiğini ve bu işgalin halen sürdüğü belirtildi.

gever-raporuRaporun sonuç bölümünde, kentte ortaya çıkan gıda, barınma, sağlığa erişim, sağlık, haberleşme gibi temel insani ihtiyaçların karşılanmamasına bağlı olarak fiziksel ve psikolojik sorunların oluştuğu bu nedenle bu eksikliklerin bir an önce tamamlanması gerektiği belirtilerek, şu talepler sıralandı:

* Barınma ihtiyacının hemen giderilmesi gerekmektedir. Bununla ilgili geçici olarak çadır kalıcı olarak ise evlerin tahsis edilmesi gerekmektedir.
* Su, başlı başına bir sıkıntıdır ve bu durumun düzeltilmesi için öneriler geliştirilmelidir.
* Kanalizasyon alt yapısı olmayan ilçede bununla ilgili düzenleme yapılmalı ve su ile birlikte başka kurumlardan yardım alınmalıdır.
* İlçeye girişlerdeki arama noktalarında halkı mülteci durumuna sokan uygulamalardan vazgeçilmelidir.
* Savaşın olduğu yerde sağlıktan bahsedilemez. Özgür olmayan bireyin sağlıklı olma hali söz konusu olamaz. Bizler sağlık emekçileri olarak yaşanılan savaşların vahşetini barışta ısrar sloganımızla dile getirmiştik. Tüm özgürlüklerin yok sayıldığı savaşlarda, Temel ihtiyaçlar olan barınma beslenme haberleşme sağlık eğitim durumları savaştan dolayı aksamaktadır. Bu durumlar uzun süreli psikolojik ve sosyolojik kalıcı travmalar yarattığından yapılan iyileştirmelerin sadece yama olduğu bilinilmelidir.
* Halk, kurum ve sağlık emekçileri ziyaretlerinde; bu ziyaretlerin dayanışma amaçlı da olsa önemli olduğu, kişilerle dayanışmanın orada bulunanlara iyi geldiği gözlemlenmiş ve tekrar edilmesi kararlaştırılmıştır. Başka heyetlerinde ziyaretler gerçekleştirmesi önemlidir.
* Sağlık personelinin bir kısmının ilçede bulunduğu diğerlerine ise yakın zamanda çağrılacağı ifade edilmiştir. Şuan ki durumda ilçede bulunan sağlık çalışanlarının sağlık hizmeti açısından yeterli olduğu sadece koordinasyon la ilgili bir kısım sıkıntının olduğu tespit edilmiştir.
* Sağlık komisyonu kurulmuş, komisyondan bir arkadaş kriz masasında yer alması sağlanmıştır. Gönüllü sağlıkçılar bu konuda oluşturulan sağlık komisyonuyla iletişime geçebilirler
* Halk ve yöneticiler tarafından çok fazla dillendirilen psiko-sosyal durum için Van’dan gerekli planlamalar yapılıp, beslenme ve barınma problemleri çözüldükten sonra psiko-sosyal destek verilmesi için planlama yapılacaktır.

Komisyon içinde yer alan meslek kuruluşları şöyle: Van DTK Sağlık Meclisi, Van-Hakkari TTB, Van SES Şubesi, Van Sosyal Hizmetler Derneği-Van Özgür Genç Sağlık Meclisi, İpekyolu Belediyesi Sağlık Müdürlüğü.

Çünkü çokça onur “muammalı” yürüyüş…

1

Teması “Muamma” olan 2. Mersin Onur Haftası’nın son etkinliği olan Mersin Onur Yürüyüşü yaklaşık 800 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. 

Mersin 7 Renk LGBT Derneği’nin düzenlediği hafta boyunca sergi, atölyeler, film gösterimleri gerçekleşti. Cinsiyet rollerinin ve yeterli kadınlığın ülke gündeminde yer ettiği bu günlerde “muamma” kavramının tema olarak belirlendiği hafta boyunca politika üretirken, evde, sokakta, caddede, örgütlerimizde, içimizde, dışımızda, hayatın her alanında kullanılan kavramların muammalık durumlarını konuşuldu.

“Muammalı Çok Hummalı” bir hafta…

Dramaqueer ve bağımsız sanatçıların eserlerinin olduğu “Muammalı Çok Hummalı Sergi” ile Hadra Hamamı’nda gerçekleştirilen açılış kokteyli sırasında üç yıllık örgütlü mücadelede Mersin’de dayanışma gösteren kişi ve kurumlara dayanışma ödülleri verildi. Ödül alan kişi ve kurumlar şöyle: Ayşe Devrim Başterzi, Akdeniz Belediyesi, Mersin Barosu, Gönül Tekniker.

Büyük ilgi gören bir başka etkinlik ise Ritim Atölyesi oldu. Yeliz Güzel Sarıer eşliğinde kurulan ritm ekibi aldığı 4 prova sonrası büyük gösterisini Forum AVM Havuzbaşı’nda gerçekleştirdi. Coşkulu bir ritim dinletisi yapıldı.

Güzellik Muamması atölyesinde Demhat Aksoy heteronormatif güzellik algısından, dayatmalarından bahsetti ve ardından Kostüm Dikme Atölyesi başladı. Yürüyüşte giyilecek rengarek kostümler hep birlikte üretildi.

Açık hava film gösterimleri sırasında perdeye Bu İkiliye Dikkat filmi ve #direnayol belgeseli yansıdı. Bu İkiliye Dikkat film gösteriminin ardından Volkan Eray ve Metin Akdemir Gullüm bir okuma ile filmi konuşturdular. #direnayol’dan sonra ise Şevval Kılıç’ın katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirildi.

Türkiye’nin her terinden LGBTİ’ler Mersin’de buluştu

Bu yıl ikincisi gerçekleşen Mersin Onur Haftası etkinliklerine şehir dışından çokça örgüt katıldı. Kaos GL, Pembe Hayat, Bursa Özgür Renkler, Antalya Pembe Caretta, Queer Adana, Hatay Kawus Kusah, Malatya Gökkuşağı LGBTİ temsilcilerinin katılım gösterdiği hafta boyunca LGBTİ ve İnsan Hakları Aktivistlerinin Güvenliği Atölyesi, Yerel LGBTİ Örgütler Buluşması Paneli, Sivil Toplum Formu gerçekleşti.

Sporun Erk’ekliğe bulanmışlığının eleştirisi olarak; homofobi ve transfobi Karşıtı bir futbol maçı yapıldı. Futbol maçı öncesinde sporda Erk’in üretildiği, beslendiği alan olan sahada, Çukurova Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü –Toplumsal Cinsiyet ve Spor Ders hocası İrem Kavasoğlu eşliğinde Toplumsal Cinsiyet ve Spor konuşuldu.

Ateş Alpar, Mersin 2. Onur Yürüyüşü
Fotoğraf: Mersin 2. Onur Yürüyüşü – Ateş Alpar, KaosGL

2. Mersin Onur Yürüyüşü’ne yüzlerce kişi renk kattı

5 Haziran Pazar günü saat 18.00’de Forum AVM Havuzbaşı’nda toplanan kitle, Onur Yürüyüşü’nün coşkusuyla sahilde transfobiye, cinsiyetçiliğe, milliyetçiliğe, tekçiliğe ve homofobiye karşı ses çıkardı. Yürüyüş ne polis ne de Mersin halkı tarafından olumsuz bir tepki aldı. Yaklaşık 750 kişi ile gerçekleşen yürüyüş kent için bir ateş yaktı, umut oldu. Yürüyüş eğlenceli bir şekilde sahilde son buldu.

Ankara’da ve İzmir’de gerçekleşmesi planlanan yürüyüşler valiliklerce yasaklanmış, İzmir’de yasak fiilen delinerek bir yürüyüş gerçekleştirilmişti.

KaosGL Foto Muhabiri Ateş Alpar’ın çektiği İkinci Onur Yürüyüşü’nden kareler: 

Zehirli yönüyle sanat: Dorian Gray’in Portresi’nden sanat yorumlamaları

Phamakon kelimesi, Antik Yunan’da hem zehir hem de ilaç anlamına gelen bir kelimedir. Kelime, bugün modern İngilizcede “pharmacy” haliyle eczane, ilaç satan yer anlamında kullanılsa da, orijinal hali yani “pharmakon” edebiyatta, içinde hem kirliliği yani sorunun nedenini hem de temizliği yani sorunun çözümü barındıran bir kavram olarak kullanılmaktadır. Pharmakon, edebi metinler arasında farklılık gösteren bir kavram olup, bazen duygular, doğa, hatta karakterler olarak karşımıza çıkabilir. Ancak Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi adlı eserinde, sanat karşımıza “pharmakon” olarak çıkmaktadır. İçinde hem zehir, hem de panzehir bulunduran sanat kavramı okurları önemli felsefi ve edebi sorgulamalara itecek cinsten.

dorian grayin portresi 1Eserin en başında, Oscar Wilde okuyuculara sanat ile ilgili bir takım açıklamalarda bulunuyor: “Bütün sanatlar aslında kullanışsızdır” ve “Bütün sanatlar aslında yüzeyseldir” diyen Oscar Wilde, aslında bize sanatı Platonik bir kavram içinde sunuyor. Ancak, bu eser içerisinde en önemli karakterlerden birinin bir ressam olduğunu varsayarsak, Platonik düalizmi, ressamın çizdiği resme yani Dorian Gray’in portresine bağlamak kaçınılmaz oluyor. Platonik düalizm çerçevesinde, Dorian ideal olan dünyanın bir yansıması yani bir kopyadır. Yani, metin içerisinde resmi çizilen kişi orijinal form değil, bir yansımadır ve bu bağlamda resim de kopyanın kopyası haline gelmektedir. Ancak, materyal dünyada yaşayan, yine Dorian gibi bir kopya olan ressamımız Basil da orijinal form olmadığına göre, yer alan olay yalnıza bir kopyanın, başka bir kopyanın kopyasını çizmesidir. Bu, bize Oscar Wilde’ın neden “Bütün sanatlar kullanışsızdır” ve “yüzeyseldir” dediğini açıklar. Çünkü sanatın bize bu bağlamda gösterdiği tek şey, yalnızca taklit ve yansımadır. Gerçek olamaz. Ancak bu yansıma, Dorian’dan Basil’e geçen bir etkileşimin de nedeni olmuştur: “Resmini çizerken yanıma oturdu, ondan bana bir takım anlaması zor etkinin geçtiğini hissettim” diyor Basil.

Bu an, aslında Basil’in Dorian’ın yüzünü kendi hayal gücüyle yeniden yarattığı bir andır, tıpkı Coleridge’in “ikincil düş gücü, biçimlendiricinin bir ekosudur” derken kastettiği gibi. Biçimlendiricinin, yani idealin ekosu olan Basil, sanatçıya özgü ikincil hayal gücüyle Dorian’ın yüzünü yeniden yaratmaktadır. Ancak, hâlâ ideal olana ulaşamadığı için, Oscar Wilde’ın “yüzeysel” diye tabir ettiği şeyin derinliğine inip onu dolduramamaktadır.

Tüm bu Platonik açıklamaların yanı sıra gözden kaçmayacak derecede önemli Markist bir tarafı da içinde taşıyor eser. Basil, metin içinde defalarca “Bu resmin içine kendimden o kadar parça koydum ki” (Wilde) diye tekrar ediyor. Tıpkı Karl Marx’ın “emeğin metalaştırılması” teorisinde işçinin yarattığı ürüne kendinden parça koymasını, ürünün bir anlamda işçinin parçası ve yansıması olduğunu, ancak kapitalin işçinin emeğini çalarak işçiyi emeğine yabancılaştırdığını savunduğu gibi. Öyleyse, Basil’in portresi, aslında onun bir yansıması, ikiz görünümüdür. Ancak, resmin Dorian’ın da kopyası olduğunu varsayarsak, karşımıza Hegel’in diyalektiği çıkıyor ve resmin bir tez, bir antitezden oluşan “sentez” olduğu farkına varıyoruz. Yani resim, içinde birbirinden farklı iki kopyadan, bir etkileyen bir etkilenen, bir tez bir antitezden oluşan bir karışım haline geliyor, yalnızca tek bir tarafa ait olamıyor. Tıpkı “pharmakon” kavramının hem zehir hem de panzehir olarak kullanıldığı, tek bir tarafa yönelik anlam içeremediği gibi.

İlerleyen bölümlerde, Dorian Gray, kendi portresini saklamaya çalışıyor. Bu eylem, bir kaçış ya da bir bastırma içgüdüsü olabileceği gibi aynı anda ikisini de taşıyabilir. Çünkü portre Dorian Gray’in olsa da, resme baktığında her gördüğü aslında Basil’in ona bakarken gördükleri ve onda neler hissettikleridir. Öyleyse, Dorian’ın resmi saklamak isterken belki de homoseksüel duygularını bastırmaya ya da saklamaya çalıştığını, onları görmezden geldiğini söylemek yanlış olmaz. Resmi saklamak istediği yerin bile, geçmişin sembolü olan “beş yıldır, efendisinin öldüğü günden beri açılmayan” (Wilde) kullanışsız, unutulmak istenen bir oda olduğu gerçeği bu odanın aslında Dorian’ın bilinçaltı olduğunu gösteriyor. Bir anlamda, Dorian, resmi günah keçisi olarak kullanıyor.

Portrait of Oscar WildeRene Girard, günah keçisi kavramını “tüm kirliliği çeken ve bir merasimle öldürülen bir sünger” olarak tanımlıyor. Basil’in sanatçı olarak Dorian’ın kirliliğini emen bir karakter olması gerektiği doğru olsa da, aynı anda kendisinin kirliliği de Dorian tarafından emilmeye çalışıyor. Dorian’ın bu eylemi, Marxist anlamda, kapital görevi görüp işçiyi sömürmektir. Ancak, “günah keçisi” kavramında, kirliliği çeken süngerden kurtulmak için, onu şehrin sınırları dışına atmak gerekir. Ancak, Dorian resmi, yani Basil’in yansımasını taşıyan emek ürününü bilinçaltına gömmeye çalıştıkça Freud’un “Bastırılmışın Geri Dönüşü” teorisinde belirttiği gibi, bu bastırılmış duygu ileriki zamanlarda karşısına çıkacak ve onu tekrar yakalayacaktır.

Eserin sonunda Dorian’ın kendini ve Basil’i öldürmesi, yine kapitalle hatta kapitalin çöküşüyle bağdalaştırılabilir. Çünkü Basil’i emeğini ürününe koyan işçi olarak düşündüğümüzde, Dorian Marx’ın “vampir” diye tabir ettiği kapitaliste dönüşmektedir.

Kapitalist, işçinin emeğini sömürdüğünü düşünürken aslında kendi kanını emmektedir çünkü hayatını işçinin emeği üzerine kurmuştur. “Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser” önergesinde olduğu gibi, Dorian’ın Basil’i öldürmesi, artık işine yaramayan iş gücünü ortadan kaldırmak istemesidir. Ancak, resme ateş açtığı an aslında kendini öldürmüş olması da, hayatını üzerine kurduğu işçiyi ve iş gücünü ortadan kaldırdığında, kapitalin kendini de yok etmesidir. Yani, bir anlamda kapital ve işçi, Dorian ve Basil da birbirinin yansıması, birbirinin ikiz görüntüsüdür.

Sonuç olarak, tüm bu olayların başlangıç noktası, aslında Basil’in Dorian’ın portresini çizmeye başlamasıdır. Bir sanat türüyle başlangıç alan tüm bu olaylar, pek de iç açıcı olmayan bir noktaya gelmiştir. Oscar Wilde’ın sanat kavramı, tüm bu açılardan ele alınınca pharmakon’un zehirli yönüyle örtüşmektedir ve yine belirttiği gibi “yüzeysel” olan bu eserin ve portrenin altında pek çok gizli anlam saklıdır.